Avlar Peşinde

0
YouTube Preview Image

Türkistanım güzel yurdum,
Bağrında ben kamplar kurdum.

Dağlarında dağlarında
Lale sümbül bağlarında

Türklük soylarında,
Mertlik huylarında
Yiğitler cephede,
Orhun boylarında…

Yirmi yaşındayız,
Turan düşündeyiz.
Çin’e baskın ettik,
Avlar peşindeyiz… (daha fazla…)

GİDERİM

3

GİDERİM

Bir kaç güne kalmaz giderim buradan,
Umursamadan gideceğim yeri,
Gözüm arkada kalmadan,
Ne gülerek, ne ağlayarak,
Usul usul giderim.

Bazen bir adım yoldur,
Bazen bir nefes sürer,
Bir kaç güne kalmaz giderim…

Bütün dünyayı miras bırakarak,
Hayallerimi alır giderim.
Dokunulamaz, sorgulanamaz,
Benden olan düşlerimle…

24.09.2011

Özgürlük – Ali Aksoy

3

ÖZGÜRLÜK

Her özgürlük tutsaklıktır,
Aşkın değilsen dağlardan ovalardan,
Aydan, güneşten,
Yıldızlardan uzak değilse bakışların,
Her özgürlük,
Kendine tutsaklıktır,
Bedenine, ruhuna, hayata tutsaklık…

Daralıp bunalma boşuna…
Düşüp aşka türküler deme, (daha fazla…)

Yeniden Merhaba

0

Değerli ziyaretçilerim, sunucu değişikliği nedeni ile aliaksoy.net sitesi bir süre kapalı kaldı. Artık kaldığımız yerden devam edebiliriz. İlginiz için teşekkür ederim.

Ali Aksoy

Tanrı Dağda Hac – Grup Orhun

1

Tanrı Dağda Hac – Grup Orhun (daha fazla…)

BÜYÜK KAVGA

13

Bu yazıda ileri gelenlerle resuller arasında daimi olan, günümüzde de izlerini istikrar içerisinde sürdüren büyük bir kavgaya değineceğiz.

Kuran’a göre, resullere ve onların getirdiği dine / yol ve yönteme ilk itiraz edenler, en azılı düşmanlar daima o bölgenin “servetle şımarmış” ileri gelenleridir. İlle bir mazeret ileri sürerek resullere muhalif olmuşlardır.

Peki bu kavganın sebebi nedir ? Neyi bölüşemediler, neden uzlaşamadılar ?

Aslında bu kavganın kökleri insanın ilk çağlarına, ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır.

Kuran’a göre, “insanın üzerinden anılmaya değer bir şey olmadığı çok uzun devirler” geçmiştir. İnsan, insanlık bu döneminde insandır ama “adem” değildir. Anılmaya, kendisine vahyedilmeye değer bir varlık olamamış, tekamülünü tamamlamamıştır. İnsan “Adem” olduğunda Yaratıcı alemlerdeki bütün meleklere / kuvvetlere şöyle seslenir:

“… yer yüzünde bir halife / ardıl tayin edeceğim.”

Gelenekselleşmiş dini inanış bu ayette insanı “Allah’a halife” olarak görmüşse de, sonu gelmeyen bir varlığın (Yani Allah’ın) halifesi / ardılı olamayacağı için biz bu görüşü kabul edemiyoruz. İnsan yani adem, kendisinden önceki “anılmaya değer olmayan varlığın” halifesidir. (daha fazla…)

AYET OKUMAK

3

Anadoluda ona Kuran okumak, sure okumak derler. Bizim Kuran’ı yani “okunan”ı okumayı unutuşumuz çok eskilere dayanır.

Kuran’ın ayet dizininin “oku” diyerek başladığına inanırız da, onu okumayız. Okuduğumuz şey; arap harflerinin bir araya gelmesinden ibaret bir söz yığınıdır. Anlamını bilmeden söyleriz, anlamını bilmeden dinleriz. Büyülü, tılsımlı, sihirli sözcüklerdir. Kayıp eşyaların bulunmasında, hastalıkların şifasında, kapanan kısmetin açılmasında, bozulan ekonominin –biz yapar olduklarımızı değiştirmediğimiz halde – düzelmesinde ve bilhassa ölmüşlerimizin ruhlarının ferahlamasında pek istifade ederiz ondan. İçimizde anlamını bilmeden okumaya ve anlamını bilmeden dinlemeye “ziyafet” diyenlerimiz de vardır.

Alemlerin Rabbinin muhataplarının öğüt alması için indirdiği ayetleri “namaz”da üstelik yine anlamını bilmeden O’na geri okumamızdan da herhangi bir kuşku duymayız. (daha fazla…)

BOZKURTLARIN DİRİLİŞİ (3)

5

Gelenekleşmiş inanış biçimimize göre, Kuran ve/veya vahiy, hayata ve olaylara bakış açımızı düzenleyecek temel bilgi kaynağıdır. Böyle olunca, güncel yaşamımızda karşımıza çıkan, etrafımızda olup biten her şeyi vahiyle veya “din sahasının” eski bilgi kaynaklarıyla anlama ve anlamlandırma hatasına düşeriz.

Hatta her şeyi, her durumu ve konuyu Kuran’la anlama çabası bazen öyle bir hal alır ki, Kuran’da bilimsel icatları bile ararız. Üç aşağı beş yukarı, kıyısından bucağından bir icatla benzerlik arz eden her söz, her ayet hakkında “Şu buluş zaten Kuran’da var” deriz. İnsanlığın tüm buluş ve icatlarını Kuran’da bulamayacağımızı bile bile yaparız bunu.

Bu tutum gelenek dininin bağlılarını öyle bir kalıba sokar ki, Allah Kuran’ı hafızalardan ve sinelerden söküp alsa insan “hiçbir şeysiz” kalacaktır. Halbuki bizzat Kuran’ın kendisi bunu inkar ediyor. (daha fazla…)

BOZKURTLARIN DİRİLİŞİ (2)

0

Bir önceki yazıda Kuran’ın “ölü” olarak nitelediği birey ve toplumların mecazen dirilişlerinde vahiyle dirilişten bahsetmiştik. Vahiyle veya vahiysiz dirilişi Ülkücü Hareket için nasıl anlamamız gerektiğine değinmeden önce “vahiysiz diriliş”ten bahsetmeliyiz.

Kuran’da vahiy olmaksızın dirilişin, doğru yolu bularak gerçeğe tabi olmanın misali Hz. İbrahim’dir.

Hz. Peygamber’e “İbrahim milletine” tabi olmak emredilmiştir.

“Daha sonra sana şunu vahyettik: Bir hanîf olarak İbrahim’in milletine uy! O, müşriklerden değildi.” (Nahl,123)

O da, bu emre itaat etmiştir:

“De ki: “Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir. Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanîf olan İbrahim’in milletine. Müşriklerden değildi o.” (Enam, 161)

Sonra Hz. Peygamber de, bütün toplumunu İbrahim milletine uymaya davet etmiştir: (daha fazla…)

Başa Dön