Namazın kazası olmaz
Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.
KAZA NAMAZI
Kazanın tarifi :
“Herhangi bir mazeret dolayısıyla asıl vaktinde yapılamayan ibadetin, vakit çıktıktan sonra başka bir vakitte yapılmasıdır.”
İşte ibadetin kazasının tanımı bu. Peki vaktinde kılınmayan namazın kazası olur mu? Diğer bir anlatımla; geçmiş namazlar kaza edilir mi? İşte bu konu Müslümanlar arasında, İslam`ın tasvip etmediği tarzda yanlış inanç ve amellerin oluştuğu bir konudur. Din adına toplumdaki bu yanlışın dinimizdeki esas şeklini açıklamak istiyoruz. O nedenle dinimizin ana kaynağı Kur’ân ve onu en iyi anlayan ve uygulayan Peygamber efendimizi dikkate alacağız.
Kur’an’ı kerimde vaktinde kılınmamış namazların kazasına dair açık bir âyet olmadığı gibi buna işaret edecek hiçbir işaret de söz konusu değildir.
Ancak Nisa suresi, âyet 43 :
“Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız dışında- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız ve yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv’dür, Gafür’dür.”
Allah-ü Teâla, görüldüğü gibi ‘Sarhoş iken ayılıncaya kadar namaza yaklaşmayın’ buyurur. Âyette geçen ’Sükâra’ sözcüğü sadece sarhoşluk anlamına olmayan, ‘bilincin, aklın bulanıklığı, uyuşukluğu’ anlamlarını da ihtiva eder. ’Bilinçli olmak’ ibadetin ana unsuru olduğundan, bilinçsiz iken namaza yaklaşmayın buyrulmaktadır. Bu nedenle namazı vaktinde kılmaya tek engel, bilinçsizliktir. Yani, uyku, unutmak, sarhoşluk, baygınlık, bunaklık ve deliliktir. Bunların dışında hiç bir koşulda namaz terk edilmez. Bu hallerden kurtulunduğu zaman kılınamamış namaz hemen kılınır. Aşağıda sünnet örneğine iyi dikkat edilmelidir.
Sünnet’te ise uykuda veya unutarak vaktinde kılınmamış namazın, uyanınca ve ya hatırlanınca, vaktin dışında hemen kaza edildiğini görüyoruz. Örnekler :
“Enes RA. anlatıyor: Rasulüllah As. buyurdular ki: Kim bir namazı unutacak olursa hatırlayınca onu hemen kılsın. Ona bundan başka keffaret yoktur.”
“Sizden biriniz namaz kılacak vakitte yatmış idiyse veya namaza karşı gaflet etmişse yani unutmuşsa, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Çünkü Allah, ‘Beni anmak için namaz kıl.’ (Ta ha Suresi âyet 14.) buyurmuştur.”
“Ebu Katade RA. anlatıyor: ‘Rasulüllah ile birlikte bir gece boyu yürüdük. Cemaattan bazıları:
“Ey Allah’ın Rasülü! Bize mola verseniz” diye istekte bulundu. Efendimiz:
“Namaz vaktine uyuyakalmanızdan korkuyorum” buyurdu. Bunun üzerine Bilal: ”Ben sizi uyandırırım” dedi. Böylece mola verildi ve herkes yattı. Nöbette kalan Bilal de sırtını devesine dayamıştı ki gözleri kapanıverdi, o da uyuyakaldı.
Güneşin doğmasıyla Rasulüllah uyandı ve :
“Ey Bilal! Sözün ne oldu? diye seslendi ve Bilal: “Üzerime böyle bir uyku hiç çökmedi” diyerek cevap verdi. Peygamber Efendimiz:
“Allah Teala Hazretleri, ruhlarınızı dilediği zaman kabzeder, dilediği zaman geri gönderir. Ey Bilal! Halka namaz için ezan oku” buyurdu. Sonra abdest aldı ve güneş yükselip beyazlaşınca kalktı, kafileye cemaatle namaz kıldırdı.”
Olay şudur:
Hayber’in fethinden Medine’ye dönen Müslüman kafilesi, yorgun ve uykusuzdur. Dinlenip biraz uyumak isterler. Uyanık durup da kafileyi uyandıracak nöbetçi de uyumuş olduğundan uyanıp sabah namazını vaktiyle kılamazlar. Sabah namazını kuşluk vakti kaza ederler.
Bu olay tüm sahih ve muteber hadis kitaplarında değişik rivâyet yoları ve ufak tefek farklılıklarla yer alır.
Bir başka örnek:“Cabir RA. anlatıyor: ‘Ömer, Hendek savaşında bir keresinde güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kafirlerine sövmeye başladı ve bu meyanda: “Ey Allah’ın Rasulü dedi, güneş batmak üzereyken ikindi namazını kılabildim.” Rasulüllah:
“Vallahi ikindiyi ben de kılamadım.” dedi. Beraberce kalkıp Butha’ya gittik. Orada efendimiz abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, sonra da akşamı kıldı.”
Bu hadis de Kütübü Sitte dediğimiz sağlam ve muteber hadis kitaplarında değişik kişilerin rivâyetleriyle ve bazı ekleme ve çıkarmalarla yer alır. Ama işin özü bu.
“Nafi anlatıyor. Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bayılmış ve aklı gitmişti. Baygın iken kılamadığı namazı kaza etmedi.”
İmam Malik der ki: “Doğruyu Allah bilir ya, bana göre bu şundan ileri gelir: vakit çıkmıştır. Ama vakit içinde ayılan, o vaktin namazını kılar.”
“Yine Nafi anlatıyor :
“İbn-ü Ömer RA. dedi ki: ”Kim bir namazı unutur ve bunu imamın arkasında namaz kılarken hatırlarsa, imam selamı verince unutmuş olduğu namazı hemen kısın sonra da imamla kıldığı namazı yeniden kılsın.”
Son iki hadisi şerif, Kütübü Sitte’den Muvatta’da yer alır. İmam Şafii hariç tüm mezhep imamları da bu görüşü benimserler.
Sağlam kaynaklarda yer alan peygamberimize ait sözler ve uygulamalar bunlar. Efendimiz ve onun seçkin arkadaşlarının, keyfi olarak namaz kılmadıkları ve onları aylar, yıllar sonra kaza ederek ödedikleri vaki değildir. Bizlere düşen de onlara harfiyen uymaktır.
Bu konu, tüm din bilginlerince epey tartışılmış bir konudur. Bizim sunduğumuz görüş bu tartışmaların neticesi olmakla birlikte en sağlamının da olduğuna kâniyiz.
Konunun teknik açıklamalarına geçmeden, evvela biz kaza namazını kılacak Müslümanın da bir portresini çizelim:
“Anadan doğma Müslüman, çoğu hacı - hoca çocuğu, sağlıklı, genç, dinamik, aklı başında, vakti bol, ama kırkına kadar namaz kılmamış, belki bayramdan bayrama veya cumadan cumaya kılmış. Şimdi geçmişteki kılmadıklarını kılmak istiyor veya kılıyor.”
Yukarıda kazanın tarifini verdiğimiz de ‘Bir mazeret nedeniyle’ ifadesine yer vermiştik. Kur’ân’ı kerime ve peygamberin sünnetine dikkat edilirse, akılsızlığın dışında namaz kılmamaya herhangi bir mazeret veya verilmiş bir ruhsat olmadığını görürüz. Halbuki oruç için ruhsat vardı. Mesela :
Bakara suresi, âyet 183-185 :
“Ey iman sahipleri! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.
Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olursa ve ya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak, bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.
Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayırımıyla hidâyetten kanıtlar getiren Kur’an onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; o sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiği için Allah`ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulur.”
Dikkat edilirse orucun kazaya bırakılması ancak, hastalık ve yolculuk mazeretleri nedeniyle olabiliyor. Keyfi olarak vaktinde tutulmayanları da kaza etme ruhsatı verilmiyor. Mazeretsiz keyfi olarak bırakılan ibadetin kazası olmaz cezası olur. Bu suç da Allah ile kulu arasında olduğundan kulun Tevbe etmesi gerekir. Allah dilerse kabul eder dilerse red eder.
Kaza namazının olabileceğine inananlar bunu orucun kazasına GIYAS etmek suretiyle yapmaktadırlar. Halbuki oruç ve namaz birbirine gıyas edilemez. Mahiyetleri ve amaçları farklı farklı olması nedeniyle gıyasdaki ana neden, ortak illet burada söz konusu olamaz. Ayrıca ‘Gıyas’ kesinlik ifade etmez, Zanni bir delildir. Zannın ise dinde herhangi bir değeri yoktur. Zann üzerine İnanç ve amel kurulmaz. İşte Allah’ın beyanı :
Yunus suresi, âyet 36 :
“Onların çoğu zanndan başka bir şeyin ardından gitmiyor. Doğrusu da şu ki zann, hakktan hiç bir şey ifade etmez. Allah onların yaptıklarını iyice bilmektedir.”
Yine Yunus suresi, âyet 32 :
“İşte bu Allah’tır sizin Hak Rabbiniz. Hakk’tan sonra sapıklıktan başka ne vardır ki ? Peki nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz ?”
Maide suresi, âyet 77 :
“De ki: “Ey ehli kitap! Dininizde azgınlık edip Hakk dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, bir çoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın.”
Halbuki yukarıda da görüldüğü vechile oruç, hastalık ve yolculuk mazeretleriyle kazaya bırakılıyordu. Keyfiliğe hiç değinilmiyordu. Halbuki namaz öyle değil. Namaz hiçbir mazeret nedeniyle kazaya bırakılamaz. (Sadece ‘Uyku, Unutmak, bayılmak, sarhoşluk, bunamak, delirmek gibi yükümlülüğü düşüren mazeretler hariç.`) Bu mazeretler nedeniyle vaktinde kılınmayan namaz ise bu bilinçsizlik durumu geçer geçmez, yani ne yaptığını ve ne dediğini bilebilir duruma gelindiğinde hemen kılınır. Bu zihinsel özür kerahet vakti dediğimiz vakitlerde bile geçerse, kılamamış olduğu namazı hemen kılar.
Namazın önemini konu alan âyetlere dikkat edelim:
Bakara; 238, 239 :
“Namazları ve vusta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin.
Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde (kılın). Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı anın. “
Birinci âyette geçen “Vusta Namaz” ifadesi Müslümanlar arasında tartışılan bir ifadedir. Fıkıh ve tefsir (!) kitaplarına bakıldığında iyice anlaşılamamış bir mesele olduğunu görülür. Kimine göre sabah namazıdır, kimine göre ikindi namazıdır, kimine göre de öğle namazıdır. Bu konuya ait sitemizde özel bir makale bulunmaktadır. Lütfen onu okuyunuz.
Al-i İmran suresi, âyet 191:
“Aklı ve gönlü işletenler o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler. Ey rabbimiz! Sen bunu boşu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi.”
Nisa suresi, âyet 101-103 :
“Gaza niyetiyle yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermelerinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, küfür içinde olanlar sizin için açık bir düşmandır.
Sen içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir gurup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, diğerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamış olan diğer gurup gelip seninle birlikte kılsınlar. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler isterler ki, silahlarınızdan ve teçhizatınızdan habersiz olasınız da üstünüze çullanıversinler. Eğer yağmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmakta bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kafirler için rezil edici bir azap hazırlamıştır.
Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah’ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükunet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.”
Meryem suresi, âyet 59 :
“Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlerine uydular. Bunlar azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.”
Ta ha suresi, âyet 132 :
“ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç Takva’nındır.”
Nur suresi, âyet 37 :
“Öyle erkekler vardır ki, ne bir ticaret ne bir alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği günden korkarlar.“
Yukarıda sunduğumuz âyetlerde görüyoruz ki, Müslüman her türlü koşullar içinde namazı vaktinde kılacak. Herhangi bir nedenle başka zamana bırakılmasına asla ve asla ruhsat yok. Yani namazı kılmaya hiçbir şey engel değil, namaz kılmamaya hiçbir şey mazeret değil:
Ne iş-güç, ne alış-veriş, ne işçilik-patronluk, ne yolculuk (yolcu kısaltabilir ama terk ya da te’hir edemez.) ne esirlik ne askerlik, ne savaş (cephede düşmanla yüz yüze iken bile), ne hastalık, ne hayız, ne nifas (kadınların kanamalı dönemleri), ne dermansızlık, ne ihtiyarlık, ne mal-mülk, ne çoluk-çocuk, ne abdest almak için suyun yokluğu (teyemmüm çare oluyor.) Kısaca hiçbir şey…
Sonuç şu dur ki, Mükellefiyeti düşüren sebepler (uyku, unutmak, bayılmak, bunamak, delirmek gibi zihinsel gerekçeler) olmadan, aklı başında olan hiçbir insan namazını kazaya bırakamaz. Bırakırsa keyfi olarak bırakılan namazın kazası olmaz cezası olur.
Namaz niçin bu kadar önemlidir ?
Bu sorunun cevabını verebilmemiz için önce insanı tanımamız lazım. Kendi gözlemlerimizin ötesinde, Allah’ın açıklamalarına yani Kur’ân’a başvuralım.
Nisa suresi, âyet 26-28 :
“Allah size açıklamalar sunmak istiyor. Sizi, sizden evvelkilerin yol ve yasalarından haberdar ediyor. Size tevbe nasip ediyor. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlarsa sizin büyük bir sapışla sapmanızı isterler.
Allah size hafiflik getirmek istiyor. Çünkü insan çok zayıf yaratılmıştır.”
İbrahim suresi, âyet 34:
“Kendisinden istediğiniz her şeyden size bir parça verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalksanız, sayıp bitiremezsiniz. Doğrusu şu ki insan gerçekten çok zalim, çok nankördür.”
Hud suresi, âyet 9,10 :
“İnsana bizden bir rahmet tattırıp sonra onu ondan çekip alsak, insan elbette çok ümitsiz, çok nankör bir hale düşer.
Ve eğer ona,kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırsak, hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: “Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır.” Bu durumda o, bir sevinç delisi, bir kendini beğenmiş olur.”
İsra suresi, âyet 67 :
“Denizde size bir zorluk dokunduğunda, O’nun dışındaki tüm yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Fakat o, sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. insan çok nankördür.”
Yine İsra suresi, âyet 100:
“De ki: ”Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da harcanır, biter korkusuyla cimri davranırdınız.”İnsan, çok cimridir.””
Nahl suresi, âyet 4 :
“İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir.”
Rum suresi, âyet 54 :
“Allah O’dur ki, sizi bir güçsüzlükten yarattı. Sonra bu güçsüzlüğün arkasından bir kuvvet oluşturdu. Sonra o kuvvetin arkasından bir güçsüzlük ve ihtiyarlığa vücut verdi. Dilediğini yaratır. Alim’dir O, Kadir’di.”
Fussılet suresi, âyet 49 :
“İnsan, hayır istemekten bıkıp usanmaz. Kendine bir şer dokunmaya görsün; hemen ümidini keser, yıkılır.”
Meariç suresi, âyet 19 :
“İşin gerçeği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.”
Adiyat suresi, âyet 6 :
“İnsan rabbine karşı gerçekten çok nankördür.”
Al-i İmran suresi âyet 14 :
“Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunluk sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir. Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir. Allah’a gelince, varılacak yerin en güzeli onun yanındadır.“
Gördüğümüz gibi, insan zalim, nankör, cimri, zayıf, aciz, hırslı, huysuz ve şehvet perest olarak yaratılmış. Allah`ın razı olmayacağı bu çirkinliklerden insanın arınması lazım geliyor. Onun için insan eğitilecek. İnsan bu mikroplardan temizlenecek. Ve erdemli birisi olarak yaşamını sürdürecek.
İnsanı mikroplardan arındıracak ilaç, manevi gelişmesini, sağlıklı beslenmesini sağlayacak gıda, iyi bir insan olmasını sağlayacak eğitim aracı namazdır.
Bunu da yine Kur’ân’dan inceleyelim.
Nur suresi, âyet 21 :
“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona iğrençlikleri ve kötülüğü emreder. Allah’ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içinizden tek kişi bile sonsuza dek temize çıkamazdı. Ama Allah dilediğini arıtıp temizliyor. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyor.”
Hud suresi, âyet 114 :
“Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl. Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu Allah’ı ananlara bir öğüttür.“
Ankebut suresi, âyet 45 :
“Kitap’tan sana vahyedileni oku. Namazı da kıl. Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah’ın anılması daha büyüktür. Allah neler yaptığınızı biliyor.”
Ahzap suresi, âyet 33 :
“Evlerinizde oturun. İlk cahiliye yürüyüşü gibi kendinizi teşhir ederek yürümeyin. Namazı kılın, zekatı verin, Allah`a ve Rasülüne itaaat edin. Allah sizden kiri-lekeyi gidermek istiyor ey ehli beyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor.”
Görüldüğü gibi namazın niçin farz edildiği, niçin namaz kılmamız lazım geldiği ve namazın ne işe yaradığı bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor. Yani bizim eksiklerimizi tamamlayacak olan namazmış, bizim manevi dertlerimizin ilacı namazmış, manevi temizliğimizin sabunu, deterjanı, namazmış. Ve de manevi gelişmemizi sağlayan gıda da namazmış.
Namazın kazası niçin olmaz ?
Âyeti celilerden anlıyoruz ki, insanın bu ilaç ve gıdaya Müslümanlığa adım attığından itibaren gereksinimi vardır. Nasıl ki, maddi hayatlarında büyüme ve gelişme çağlarında yeterli, dengeli beslenmeyi yapamayanlar hastalıklı, cılız, güçsüz olurlar, manevi gıda ve ilaçlarını düzenli almayanlar da manevi açıdan sağlıksız olurlar. Yani, cahil, zalim, cimri, şehvet perest, nankör, aciz, hırslı, huysuz zayıf, egoist, tembel, vahşi, sadist ve diğer tüm kötü huyların sahibi olurlar.
Öyleyse maddi bedenin gelişmesi için günde üç öğün yemek yeniyorsa, manevi varlığın da gelişmesi için üç vakit namaz kılınması gerekiyor. Bu manevi gıda (Namaz) öğün/vakitlerinde alınmazsa/kılınmazsa insan sağlıksız olur.
İşte gıdasını zamanında düzenli almamış, hastalıklara karmış bir insana, yıllar sonra, vaktinde yemediği güçlü besinleri toptan yedirmek, üç öğün yerine mesela otuz üç öğün yemek yedirmek o insanı güçlü ve sağlıklı bir insan yapmıyorsa ve vaktinde almadığı ilaçlar yıllar sonra topluca kullanıldığında tedavi etmiyorsa, vaktinde mazeretsiz, keyfi olarak kılınmamış namazlar da daha sonra toptan kılınmasıyla insanın geçmişini temizlemez sağlıklı bir duruma getirmez.
Keyfi olarak vakitlerinde kılınmamış namazların kazası olmaz, cezası olur. Onun için tevbe edilmesi gerekir. Allah’tan afv ve mağfiret dilenmesi icap eder.
Kılınmamış namazları Allah’a ödenmemiş bir borç kabul edip sonra da topluca kılıverip, ‘ben namazlarımı kaza ettim, namaz borcum yok’ gibi ödeşme mantığı, namazın farz oluş gayesine terstir, namaz esprisine aykırıdır.
Namaz vaktinde kılınırsa hedefini bulur, gayesine ulaşır. İnsanı temizler, geliştirir, olgunlaştırır .
Bu açıklamalarımız yanlış anlaşılmamalı ve çarpıtılmamalıdır. İnsan çetele tutmadan, boş olduğu zamanlarda Allah’ın rızasını kazanmak ve onu memnun kılmak için (Borç alış verişi, ödeşme olmadan.) bol bol nafile namaz kılmalıdır. Vaktinde kılmadığı namazlar için ise Allah’a çok çok tevbe etmelidir.
Bakara suresi, âyet 275 :
“O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, ”alış-veriş de riba gibidir” demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’a kalmıştır. Kim ki yeniden dönerse, işte o dönenler ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.”
Hakkı Yılmaz
hakkiyilmaz@istekuran.com
MDeveli:
Namazın kazası niçin olmaz ?
2 Nisan 2007, 6:30 ambaşlığı altındaki aşağıdaki paragrafta niçin namazan üç vakit olduğunnu yazıyorsunu? Beş vakit değilmi yoksa beş yazacağınıza üç vakit i sehven mi yazdınız? açıklamalarınızı bekliyorum. teşekkürler.
Öyleyse maddi bedenin gelişmesi için günde üç öğün yemek yeniyorsa, manevi varlığın da gelişmesi için üç vakit namaz kılınması gerekiyor.
Ali Aksoy:
Selam M. Develi;
Yazının yazarı sayın Hakkı Yılmaz’ın bu konudaki görüşleri aşağıdaki linkte yazılıdır.
xxxxxxxxx
Namaz kaç vakittir ?
http://www.istekuran.com/index.....&id=39
xxxxxxxxxx
Selam ve dua ile…
2 Nisan 2007, 8:13 amhakan:
herşey çok güzel anlatılmış anlayana teşekkür ederim gerçekten yazınız çok güzel
12 Nisan 2007, 9:33 amMurat:
Ya saatlerdir internette şu soruya cevap arıyorum, “Çalıştığım işyeri yüzünden öğle ve ikindi namazlarını kılamıyorum. Bunların kazası nasıl yapılır? Ne zman yapılır?” Bir sayfa dolusu ilgili ilgisiz şeyler yazılmış. Hiç biryerde herkesi anlayacağı dilden bir şey yazmıyor!!!
18 Eylül 2007, 6:26 amYunus Emre Gündoğdu:
Selam Murat, önce namazların kaç vakit olduğuna Kur’an’dan cevap ara istersen, sonra namazın gerçekte nasıl kılınacağını, hangi vakitlerde kılınabileceğini biraz araştırman gerekli…
Burada zaten cevap verilmiş, vaktinde kılınmayan namazın kazası olmaz!!
20 Eylül 2007, 8:48 amönder özveren:
selam.bugün camilerin boş olmasının insanların namaz kılmamasının sebeplerinden birisi de namazın kazası var zihniyetidir. halbuki kuranı okuyan insan apaçık görecektir ki namaz korku sefer savaş halinde dahi terkedilemez.cehenneme girenlerin birinci sözü biz namaz kılanlardan değildik sözüdür. EY MÜSLÜMAN OLDUĞUNU BEYAN EDEN KARDEŞİM BAK DİNLE ALLAHTAN DAHA DOĞRU SÖZLÜ KİMSE YOKTUR.O HALDE NE DURUYORSUN ONA KOŞ SADECE ONUN SÖZÜNE İTİBAR ET .SECDE ET VE YAKLAŞ.
22 Eylül 2007, 6:01 ammurat:
Selamun Aleyküm Kardeşim
Herkes kafasına göre işine gelgiği gibi yapıyor işyerinde öğle ve ikindi namazını kılamıyorum ne yapayım oh ne ala ya daha iyi bir yer bulmaya çalış yada namazını muhakkak kıl 5 vakit olarak 3 vakit işlerine gelmeyenlerin kolaylaştırdığı namazdan kaçtığı pısırıkların işidir yarın allah (c.c.) önünde nasıl hesap verir kul lütfen dikkat devekuşu olmayalım başımızı kumdan çıkaralık müslüman uyanık olmalı islam basitleştirilmeye ve hayatımızdan çıkarılmaya çalışılıyor biz insanlar bubnun aleti olmayalım beyinlerimizin yıkanmasına izin vermeyelim……..
Madem hedef Kuran ve Allah (c.c.) ın ipine yapışmak o zaman kuran bize Peygambere uymamızı emrediyor O nasılsa onun gibi olmayı emrediyor O bize bir önderdir O olmadan İslamın nasıl hayatımıza geçeceğini nasıl anlarız Kuran’ kerimle biz bunu anlayamayız idrak edemeyiz açılımını yapamayız eğer ki Peygamber efendimiz olmasa, bu diğer nebi lerlede mümküm değil Hz. Muhammed (sav) bu çağın tüm insanlarına inmiştir bizlerde Ona ümmet olma yolundayız Elhamdulillah..diğer dört kitapta tabiki haktır ve Onunla bereber adları geçen peygamberlerde ama Kuran dan sonra onların kitap adına hükümleri kalkmıştır Nebi olarak ise yine yolları kuran’a çıkar, bır çoğunun ismi zikredilir çünkü Onlarda Allah ın olmasını istediği kullardandır ve görevleri vardır taki Kuran-ı Kerim ve Hz Muhammed gelene dek; ve artık hakiki kul olma yarışı başlamıştır Kuran’a yapışma Hz. Muhammed e (sav.) uyma yarışı başlamıştır Sahabilerin yolundan gitme yarışı başlamıştır Siz bu yarışın neresindesiniz bu yarıştaki izlenecek yolunun neresindesiniz …….vesselam
Sizin bu tariflediğiniz Müslümanlık sadeleştirilmiş, ayrıntıları atılmış olmazsa olmazları olmayan sanki daha çok (zengin sınıfına hitap ediyor tabiri caizse) ve işini bırakıp ta namaza vakit bulamayan bulmak istemeyen, erteleyen, son vakite bırakan ,İslamın verdiği mesajı sadece yüzeysel olarak alan ufak deteyların bile insanda Ahlak değerlerinin arttırdığı anlayışını ve bu değerlerle kulun Allah la olan bağlılığı her türlü anında bile aklında allah olması, kalbin Allah ı zikretmesi dünyayı terketmesi , Allah’a olan yönelmeyle yapılan işin bir ibadet oluşu(çalışmakta bir ibadet diyoruz ya) vb. bu hakikatleri anlamak istemeyen nitelikte. selamun aleyküm
23 Eylül 2007, 1:32 amönder özveren:
Bakara 239. Eğer bir korku halinde iseniz, yaya veya binek üstünde giderken kılın. Güvenlik ortamını bulduğunuz vakit de böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi hemen Allah’ı zikredin. Selam kardeşim.yukarıdaki ayetten yola çıkarak senin sorununa çare bulunulabilir.namaz 3 vakittir diyenleri boşver .şimdi senin öğle ve ikindi namazlarına beraber çare bulalım.ben kendimden örnek vereyim.öğretmenim yıllardım sabahçı olduğumdan sorun yaşamıyordum.bu sene mecburen öğlenci olum.vakit namazlarında yine sorun yaşamıyorum.fakat cuma namazı vaktinde okulda olmak zorundayım.saatler geri alınıncaya kadar bu böyle olacak.2 ay var. martın sonudada ileri alınacak 3 ay orda var yani yılda 5 ay cuma namazı kılamayacağım.oda eder yılda 52 cumanın 20 si güme gitti.3 yol var 1.köye tayin istemek 2. normal öğretim yapan okula tayin istemek ilk ikisi şu anda gerçekleşmediğine göre bak bu hafta ne yaptım güzelce abdest aldım dersime girdim okula 100 m uzaktaki camiye dönerek içimden onlara yöneldim. cuma müslümanların birliğini temsil ettiğine ve farz olduğuna ve asla terkedilemeyeceğine göre herşeyi bilen herşeyden haberdar olan Allaha yönelip ona sığınıp yardım diledim af diledim. ve zil çalar çalmaz okulun gözlerden uzak bir köşesine çekilip namazı kıldım.bedenim camide değildi ama ruhumla okulda kıldığım namazla cumaya iştirak ettim.Allah affetsin kabul etsin .işte yukarıdaki ayetten yola çıktığımızda bir sürü yol bulunabilir.Allahın yaya olarak namaz kılınabileceğinden bahsetmesi bu kolaylıklara bir işarettir. sende iş yerinde rahatlıkla bunu yapabilirsin. abdestini alır çalışırken namazını bir şekilde kılar secdeyi kalbinle yapar işten çıkıp eve gittiğinde Güvenlik ortamını bulduğunuz vakit de böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi hemen Allah’ı zikredin. ayetinin gereğini yerine getirirsin. diğer konuya gelince inan bende senin gibi düşünüyordum. taki 3 sene önce kuranla tanışıncaya kadar.neticede Kuran Allah tarafından peygamberimize 23 yılda olaylara binayen parça parça indirilmiş bir kitaptır.Kuranı incelediğinde sende göreceksin ki biz yalnız ondan sorumluyuz ve Peygamberimizde ancak ona tabi olmuş yalnız onu uygulamıştır ve uygulama örnekleride Kuranda açık bir şekilde vardır.deki diye başlayan ayetlerle Allah Peygamberimize kavmine söyleyeceği sözleri bile ayetler şeklinde vahyetmiştir.Ona atfedilen hadislere gelince çoğunun uydurma olduğunu herkes kabul ediyor. emin ol Kurana aykırı olmayanları duyduğumda yinede es geçmiyorum.fakat onun Resule ait olduğunu bilmiyorumki. Kuranı koruma altına alan Allahın hadisleri koruma altına almamasının hiKmetini düşünmek lazım. kendi sağlığında Kurana karışmasın diye onu yazdırmamış 50-60 yıl sonra yazıya geçilmiş eklemeler yapılmış uydurmalar yapılmış vesaire…… NETİCEDE KARDEŞİM SEN BÜTÜN SÖYLENENLERDEN SIYRIL OKU EMRİ HİKMETİNCE KURANA YÖNEL ONU OKU VE KARARINI ONA GÖRE VER HERŞEY KURAN GERİSİ YALAN SELAMLAR………
23 Eylül 2007, 2:55 pmhamdi uçar:
şunu söyleyebilirim ki. bayraktar bayraklı hocadan da dinledim geçen televizyonda bu konuyu ama çevremde kime sorduysam kesinlikle namazın kazasının olamayacağının yanlış olduğunu sölüyorlar. sizin yazınıda da ben okuyunca dedim ki evet namazaın kazası yoktrur. namaz zamanında olmalıymış. bu yazılamlara kesin inanabiliriz değilmi?
27 Eylül 2007, 10:11 amadmin:
Selam;
Kesin inanılabilecek şey Kuran-ı Kerim’dir. Yukarıdaki yazıyı okudunuz. Kuran’da açıkça “Namazın kazası olmaz” diye bir şey yazmaz. Bu sonuç, Kuran’ın diğer ayetlerinden ve özellikle, Allah’ın oruç ibadetinin kazasından bahsetmesine rağmen namazın nasıl kaza edileceğinden bahsetmemiş olmasından, her hal ve şartta (Savaşta, korku halinde, yolculukta, su bulunamadığında ki abdest namazın bir şartıdır ) namazın nasıl eda edileceğini bildirmiş olmasından çıkarılmaktadır.
Muhakkak ki hiç bir hüküm kişinin Rabbini namazla yahut başka bir suretle anmasına mani değildir.
Kişisel görüşüm, kişinin kaçırdığı bir namaz sebebi ile üzüntüsünün ve pişmanlığının bir ifadesi / göstergesi olarak kaza niyetiyle namaz kılmasında bir SAKINCA olmasa gerektir. Fark şudur; kişi ben filan namazımı “kaza ettim” yüküm düştü şeklinde düşünmemeli, vaktinde kılamadığı namaz için yazarın da pek yerinde bir isabetle belirttiği gibi tevbe etmelidir.
Nihayetinde dua ve ibadetleri kabul işi Allah’a aittir. Allah, hiç bir emeği zayi etmez.
27 Eylül 2007, 10:54 amYunus Emre Gündoğdu:
Selam..
Bence kaza niyetiyle değil de “tevbe” ve “bağışlanma” niyetiyle nafile olarak namaz/lar kılınması daha doğru olur gibi geliyor bana…
27 Eylül 2007, 5:13 pmtoprakerdem:
selamlar..
şu namaz var diyenlere bazı sorularım olcak;
1-NİÇİN KURANDA SALATI İKAME EDİN DİYORDA SALAVATI İKAME EDİN HİÇ GEÇMİYOR?????
2-DEVAMLI ZEKATI İTA EDİNİZ DİYORDA NİÇİN ZEKATLARI İTA EDİNİZ DEMİYOR?????HALBUKİ MADDİ VERGİ OLAN SADAKA KELİMESİNİN ÇOĞULU OLAN SADAKAT KELİMESİ KULLANILIYOR???EĞER ZEKAT ARINMADIR DİYORSANIZ ONUN NİÇİN ÇOĞULU KULLANILMIYOR DİYORSANIZ NİİÇİN İKAME SALATTAN SONRA YER ALIYOR???????NEDEN BERABER KULLANILIYOR?????NİÇİN SALATTAN SONRA ORUÇ TUTUN DEMİYOR?????ORUÇ BEDENİ BİR İBADET OLARAK NAMAZDA ÖYLE OLDUĞUNA GÖRE NAMAZDAN SONRA ORUÇ TUTUNUZ EMRİ YER ALMIYOR????
3-ŞUAYBIN NAMAZI PUTLARA İLAHLARA TAPMAYI VE MALLARINI NASIL HARCAYACAKLARINI EMREDEBİLİRMİ???EMRETMEK BUYURMAKSA?????
4-EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????
5-HAC KAVRAMINI NEDEN İSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????
6-(29:45)….SANA VAHYEDİLENİ OKU VE SALATI İCRA ET.CÜMLE PEYGAMBERİMİZDEN ONA İNDİRİLENİ OKUMASINI VE SALAT YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.SALATINDA İNDİRİLENLERİ OKUMASINI İSTEMEMEKTEDİR.AKSİNİ İDDİA EDİYORSANIZ BUYRUNUZ?????
7-(3:96-97).AYETLERDE ….ORAYA GİREN EMNİYETTE OLUR.’DİYOR KENDİNE BİLE FAYDASI OLMAYAN(!)MEKKEDEKİ YAPININ İNSANLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER OLDUĞU DÜŞÜNÜLEMEZ.BU GÜVENCE ANCAK BEYT KELİMESİNİ MECAZİ OLARAK DÜŞÜNÜRSEK DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.ALLAHIN SİSTEMİNE GİRENLER GÜVENE KAVUŞACAKLARDIR.!!!YOKSA ORASI YAPI OLARKMI GÜVENLİ?????
8-İBRAHİMİN MAKAMI ‘ALLAHA ŞİRK KOŞMAMAK İBRAHİM VE BİZİM TEMİZ TUTMAMIZ GEREKEN SİSTEMMİDİR???YOKSA BAŞKA BİŞEYMİ???
9-(22:27).AYETTE ”Bİ”İLE KELİMESİ ATLANMIŞ MEALLERDE GENELDE.”BİL HACCİ”HAC İLE DEMEKTİR.AYET İBRAHİME HİTAP EDİYOR İBRAHİMDEN TARTIŞMA İLE BİR ŞEYİ İLAN ETMESİ İSTENİYOR,PEKİ BU ŞEY NEYDİ?BİR ÖNCEKİ AYET BU SORUYU YANITLIYOR.SİSTEMİ İNSANLIĞA BİLDİRECEKTİ.(22:27).AYETTE GİDİLECEK BİR BİNA YOK AYETTE SANA GELSİNLER DİYOR BU MÜMKÜNMÜ???MEKKEYE MÜSLÜMANLAR İBRAHİM İÇİNMİ GİTMEKTEDİR???BİZE GÖRE BURADA İBRAHİMİN İNANÇ SİSTEMİNDEN BAHSEDİLİYOR.BİR SONRAKİ AYET TARTIŞMANIN GAYESİNE AÇIKLIK GETİRİYOR.(22:28-29)TARTIŞMANIN AMACI ALLAHIN SİSTEMİNİN FARKINA VARMAK.YEDİKLERİMİZ İLE ALLAHI ANMAK BUNLARLA FAKİRİ DOYURMAK VE GÖREVLERİMİZİ YERİNE GETİRMEKTİR.BU AYET İBRAHİME HİTAP ETTİĞİNDEN BAHSEDİLEN ”ESKİ EVİN’3:96. AYETİNDE EV OLDUĞUNU ÇIKARABİLİRİZ.22:30-31- VE 32.AYETLER TARTIŞMANIN EN ÖNEMLİ KISMINA DİKKAT ÇEKİYOR,YASAKLARA İTAAT…! (22:34.)AYET İSE HER ÜMMET İÇİN BELİRLENEN İBADET BİÇİMİNİ ANLATIYOR.BUDA ESKİ SİSTEM KELİMESİNİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURUYOR…!!!
10-KURAN NEREDE ALLAHI ULULAMAK İÇİN FİZİKSEL BİR OBJE YAPMANIN DOĞRU OLDUĞUNU YAZAR????????
11-ALLAH KESİN OLARAK DİYORKİ…..!NAMAZ FAHŞA VE MÜNKERİ ENGELLER /YASAKLAR.NAMAZ KILANLARIN NAMAZI ONLARI BU FAHŞA VE MÜNKERDEN ALIKOYUYORMU???ALIKOYMADIĞINA GÖRE ALLAH YALANCI KONUMUNA DÜŞMÜYORMU???HALBUKİ SALAT/KURAN BİLİNCİ/İMAN/KURANLA BÜTÜNLEŞME/BİRLİKTELİK OLARAK ANLARSAK O ZAMAN FAHŞAYI VE MÜNKERİ ENGELLER.İMANIN GÜCÜ VARDIR AMA NAMAZIN GÜCÜ YOKTUR.İMAN HAREKETE DÖNÜŞÜR NAMAZ ZATEN HAREKETTİR BAŞKA BİR HAREKETE DÖNÜŞMEZ.!!!!!!YOKSA DÖNÜŞÜYORDA BİZMİ GÖREMİYORUZ??????
12-(4:142) BU AYETTE NAMAZA KALKTIKLARINDA TEMBEL TEMBEL/ÜŞENE ÜŞENE KALKARLAR,İNSANLARA İYAKAR DAVRANIRLAR DİYOR.(İZA KAMU İLESSALATİNİN)GERÇEK ANLAMI SALATA GİTTİKLERİ ZAMANDIR.KALKTIKLARI ZAMAN DEĞİLDİR.(İLE)İLE BİRLİKTE GİTMEYİ İFADE EDER.NAMAZA KENDİ BAŞINA OLAN BİR MÜNAFIK (DİYELİMKİ EVİNDE)NAMAZA ÜŞE ÜŞENE KALKARMI???MÜNAFIK İNANMAYAN OLDUĞUNA GÖRE!!!SİZ OLSANIZ MESELA SABAH NAMAZINA VEYA DİĞER NAMAZLARA KALKARMISINIZ?KALKARSANIZ İNSANLARA NASIL GÖSTERİŞ YAPARSINIZ?????AYRICA BU KONUYU KAVRAMAK İÇİN (9:54)BAKILABİLİR.
13-(19:59)SALATLA İRTİBATI KOPARDILAR DEMEKTİR.(SALAT KENDİSİNE UYULAN BİR SİSTEM DEĞİLSE)NİÇİN ONU BIRAKIP ŞEHVETLERE UYDULAR DİYOR????
14-(20:14)MUSA VAHYİ İLK ALDIĞINDA MUSAYA BANA KULLUK ET VE BENİ ANMAK İÇİN NAMAZ KIL DİYOR.ALLAHTAN İLK VAHYİ ALANIN GÖREVİ ONU HATIRLAMASI İÇİN NAMAZ KILMASIMIDIR????
15-(14:27)İBRAHİM ZÜRRİYETİNİ NAMAZ KILMAK İÇİN HİÇKİMSENİN BULUNMADIĞI VERİMSİZ BİR VADİYEMİ YERLEŞTİRMESİ GEREKİRDİ???BU AYETTE GEÇEN BEYTİ HARAMIN YANINDA İFADESİNİN ANLAMI NEDİR?????BU VERİMSİZ VADİDE KİMSESİZ YERDE TEK BAŞINA NEDEN BULUNUYOR?????KABE ONLARA NAMAZMI KILDIRACAK????ONUN İÇİNMİ KABENİN YANINA ONLARI YERLEŞTİRDİ?????
16-(2:143/150.)AYETLER ARASINDA GEÇEN KIBLELERDEN VE MESCİDİ HARAMDAN NE ANLIYORSUNUZ????ÜZERİNDE BULUNDUĞUN KIBLE DİYOR!!!AMA YÖNELDİĞİN KIBLE DEMİYOR????KIBLE ALLAHIN HİDAYET ETTİKLERİNDEN BAŞKASINA AĞIR GELİR DİYOR.BİR KIBLEDEN BAŞKA BİR KIBLEYE DÖNMEK NASIL AĞIR GELİR????MÜNAFIKLARI GERÇEK MÜMİNLERDEN AYIRMAK İÇİN KIBLE DEĞİŞİKLİĞİNEMİ İHTİYAÇ DUYDU ALLAH???EHLİ HİTABA HER TÜRLÜ KANITI VERSENDE ONLAR SENİN KIBLENE TABİ OLMAYACAKLAR DİYOR.DÖNMEZLER DEMESİ GEREKMEZMİYDİ???EĞER DEDİĞİNİZ GİBİYSE????SENDE ONLARIN KIBLESİNE UYMAYACAKSIN VE ONLARDA BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE UYMAZLAR DEDİĞİ ONLARIN KIBLESİ NEDİR?????????NASARA VE YAHUDANIN KIBLELERİ NERELERİDİR??????SEN ONLARIN KIBLESİNE UYMAZSIN DEDİĞİNE GÖRE YAHUDİLERİN KIBLESİ OLAN KUDÜSTEKİ BEYTİL MAKDİSE DOĞRU NAMAZ KILDIĞINI AYLARCA DOĞRU KABUL EDERSEK BU ÇELİŞKİ OLMAZMI?????MADEMKİ UYMAYACAKTI DAHA ÖNCE NEDEN MÜSAADE ETTİ????144.AYETTE KİTAP VERİLENLER ONUN KABENİN RABLERİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLİYORLAR DEDİĞİNE GÖRE BUNU EHLİ KİTABIN BU ŞEKİLDE BİLGİSİNİ KURANIN NERESİNDEN HANGİ AYETLERİ BUNA İŞARET EDİYOR????DEMEKKİ KIBLELERİ DAHA ÖNCE KABEYMİŞŞ!!!NİÇİN VE NE ZAMAN KUDÜSE DÖNDÜLER???NEREDEN ÇIKARSAN ÇIK…VE NEREDE OLURSANIZ OLUN YERYÜZÜNÜ MESCİDİ HARAMA DOĞRU ÇEVİRİN.BURDAN ANLADIĞIMIZA GÖRE VE NAMAZDADA ÇEVİRİN DEMEDİĞİNE GÖRE HER ZAMAN VE HERYERDE YÜZÜNÜZÜ MESCİDİ HARAMA ÇEVİRMENİZ GEREKİR.BU MÜMKÜNMÜDÜR???DEĞİLSE İZAHINI YAPARMISINIZ??????AYRICA MESCİDİ HARAM RABBİNDEN HAKKIN KENDİSİDİR DİYOR.MESCİDİ HARAMIN HAK OLMASI NE DEMEKTİR?????
29 Eylül 2007, 4:36 pmtoprakerdem:
SALATIN KURANDA GEÇTİĞİ TÜM AYETLERİ İNCELEDİĞİMİZDE BİR KAÇ AYET ÖNCESİNDE KİTAP VURGUSU HEMEN HEMEN HEPSİNDE MEVCUTTUR!
ANLAŞILAN O Kİ SALAT ALLAHIN KİTABINA BAĞLILIK; ONU İKAME ETMEKSE ORDAKİ HÜKÜMLERİ ALLAHTAN İNDİRİLDİĞİ GİBİ HAYATA GEÇİRMEK,YERİNE GETİRMEK VE TAHRİFLERDEN KORUMAKTIR…(!!!)
NE MUTLU ALLAHIN KİTABINI YALNIZ BİRİCİK TEK KAYNAK OLARAK GÖRÜP HAYATININ HER ALANINA TAŞIYANLARA…
KURANIN GENELİNDE GEÇEN AYETLERDE ALLAHA İMAN AHİRETE İMAN VE SALİH AMEL İŞLEMEK=SALATI İKAME ETMEK TİR.!
29 Eylül 2007, 4:41 pmSALİH AMELLERDE DÜZELTİCİLİK VARDIR HEMEN 11:87 DEKİ ŞUAYBIN SALATININ EMRETMESİ Nİ HATIRLAYIN ORDA ENGELLENEN ŞEYLER BELLİDİR YANİ DÜZELTİCİLİK GİRİYOR MALLARININ NASIL TASARRUF EDİLECEĞİNE BİLE KARIŞIYOR(!)İŞTE 29:45 TEKİ SALATIN TÜM KÖTÜ ŞEYLERDEN ALIKOYMASI OLAYIDA BUDUR…!!!
KURANIN GENELİYLE BAĞLANTI KURULDUĞUNDA GÖRÜLECEKTİRKİ ŞEKİLSEL BİR SALAT VARDIR(!)AMA BU SALAT EĞİLİP KAKLMAK DEĞİL TÜM OLUMSUZ ŞEYLERE MÜDAHALE ETMEKTİR…!
BUDA AMELİ SALİHTİR=SALATI İKAME ETMEK TİR
KURAN HAYATIMIZIN HER ALANINA MÜDAHALE EDER…!!!!
AMA ŞEKİLSEL NAMAZ ETMEZ SEVGİLİ KARDEŞLERİM….!!!
ALLAHIN EMANETİ İLE OLUNUZ
önder özveren:
selam.konu namazın kazası olmaz fakat toprakerdem toptan namazı safdışı etmiş.kuranda en çok bahsedilen konuyu kuranda bulamamak .pes doğrusu.kuranda ezandan abdestten mescitten bahsediyor. herhalde iş olsun diye değil.vakitli farz namazlardan gece namazlarından .kimlerin namazı sevmediğinden.namazı nasıl kılmamız gerektiğinden.her şart altında namaz kılınması gerektiğinden.hepsini buraya yazmak uzun iş .kısaca kuranda namazın her yönünden bahsetmekte.bu konuda kurana bakmak yeterli.fakat toprakerdem olayı biraz karıştırmış.ayetler gayetaçık ve net.sanki ayetlerde çelişki var gibi yazmışsın sonra sadece kuran diyorsun istersen bir karar ver hangisi..sen herhalde bu işte yenisin.onun için kuranla daha çok haşir neşir ol.onda şüphe çelişki yok. şüphe ve çelişki senin kafanın içinde. önce onu at.birde yazına namaz var diyenlere sorular var diyorsun sonra yazını şekilsel salat vardır eğilip kalkmak değildir diyorsun.namazı eğilip kalkmak olarak gören sensin .fakat tabii kastettiğin namazda ruku ve secde hali .Allahın yapın dediğini küçümseme. .Alahın ayetlerini hükmünü inkar ve iptal etmek KAFİRLİKTİR.selamlar
30 Eylül 2007, 8:21 pmYunus Emre Gündoğdu:
Toprakerdem’in dediğine göre, demekki Kur’an’a bağlılık şu vakitler de olacak;
“Gündüzün iki tarafı ve gecenin zülefinde”
E o zaman diğer vakitlerde istediğin kadar sapkınlık yapabilir misin?
30 Eylül 2007, 10:49 pmadmin:
Selam Toprak Erdem kardeşim;
Bu bakış açısı altında “Namaz müminler için vakti belirlenmiş bir farz olmuştur” Nisa,103 ayetini tasıl tevil ediyorsunuz ?
Allah’a, ahirete iman ve salih amel işlemenin belirlenmiş vakti nedir ?
Bu vakitler haricinde bu inançlar ve iyi işler hakkında ne yapmak gerekir ?
Nisa,101 de savaş halinde namazın kısaltılması nasıl olur ? Allah’a, ahirete iman ve iyi işler yapmak nasıl kısaltılır ?
Bunun silahlı ve silahsız hali nedir ? Yağmur, Allah’a ve ahirete iman ve iyi işler yapmak şeklindeki namaza nasıl mani olur ?
Maide,6 da anlatılan abdest işi bu bakış açısından nasıl izah edilir ? Allah’a ve aihiret gününe iman ile salih amel şeklindeki namaz için “maddi / bedeni” temizliğin gereği nedir ? Ve bu arada su bulunamadığı zaman “teyemmüm” meselesi de izah edilmelidir.
Maide,106 da vasiyet eden kişiye şahit olacakların namazdan sonra alıkonulması nasıl olur ?
30 Eylül 2007, 11:03 pmMuminlerin Emiri:
Namaz niyaz demektir niyazda selamat demektir . Bunun toplamina ibadet denir . Sekillenme yanlistir .
Namazin kazasi olmaz ama en makbulu evde yapilan ibadettir bakin namaz demiyorum ibadet . Yani camilere yiginla dolup allah namazimi niyazimi kabul etsin degil . Evdekinde asil ibadet kabul sayilir. Cami kaynasma bulusma mekanidir ama ev ibadet yeridir .
Alinin ogretisine gelin bu ogreti ogle bir ogretiki tum hucrelerinizi konusturur .
Sevgiler
1 Ekim 2007, 6:04 pmbusenur:
ben 5 vakit namaz kıyordum ama yaklaşık bikaçgün önce bıraktım şuan bıraktığım için çok pişmanım ama bunu anneme nasıl söliyeceğimi bilemiyorum bıraktığımda çok üzülmüştü ya bana bu iş oyuncakmı dersediye korkuyorum zaten kılsam bile öğle namazını kılmayacağım çünkü okuldan çıkar çıkmaz izmire gidiyorum ve saat yaklaşık akşam beş buçukta falan eve geliyorum namazın kazası yoksa yeniden başlamayı düşünüyorum ama ben napıcam
2 Ekim 2007, 9:24 pmadmin:
Selam Busenur;
Allah Hz. Musa’ya şöyle söyledi: “Beni anmak için namaz kıl”
Şu halde namazını annenden çekindiğin için değil, Rabbini anmak için kıl. Rabbini anmak nasıl hoşuna gidiyorsa öylece an.
Namazın her yanında, rüku ederken, yahut secdelerinde “manasını bilmediğin” şeylerle değil, Rabbin için içinden geçirdiğin, hissettiğin kelime ve övgülerle Rabbini an.
Eğer bunu Kuran’da sana Rabbinin öğrettiği övgü ve duaların anlamları ile yaparsan ne güzel ! Yok eğer bunları bilmiyor isen, bildiğin ile Aziz ve Rahim olan Rabbini an.
Her rüku ve secdende şunu düşün. Rabbine mi, Kabeye mi eğiliyorsun ? Unutma ki, O daima diridir. Açıkladığını da gizlediğini de bilir.
Ve O, her hamde / övgüye layıktır.
Özellikle secde ederken iyice belle ki, Allah Peygamberine; “Secde et, yaklaş” buyurdu. Bak bakalım, sen kime yaklaşacaksın ?
Bu gün bunu bir imama sorsan sana “senin namazın olmamış” der. Bilmez ki, en hakiki namaz budur. İzinden gittiğini sandığı Peygamberinin namazı da budur.
Desen ki, “Yahu imam efendi, mesela ben rükudan doğrulunca şöyle ellerimi açıp bir güzel dua etmek, Rabbimden dilemek istiyorum” Sana olmaz diyecektir.
Bir de, takipçisi olduğu hadis kitaplarına baksın bakalım, Peygamberi nasıl namaz kılarmış ?
Nasıl mı namaz kılarmış ?
Aziz ve Rahim’in indirdiği üzerine / indirdiği gibi, O’nu anmak için namaz kılarmış.
Allah, “Sabırla ve birde namazla Allah’tan yardım isteyin” deyince O, namazında Rabbine el açarmış…
Bundan daha doğal, bundan daha güzel nasıl namaz kılınabilir ki?
Selam ve muhabbetle…
2 Ekim 2007, 10:35 pmSelçuk Kanka:
Selamlar.
Herkesin yazısını okudum. Herkes kendi anladıgını uyguladıgı surece ve sadece Kuran’a baglı kaldıgı surece sorun yok. Başka birşey hakkında yazacagım ama namaz konusunu anlayamayısımızla ilgili … İşte sebebi
Başta toprakerdem ve diğer dostlara.
Bakın çok çok açık bir şekilde MEALBAZLAR yuzunden din konusu APAÇIKlığını kaybetmiş karmakarısık bir hal almıstır. Allah’ın ipini düğüm düğüm yapmıslardır. Kuran halbuki apaçıktır. Sorun İSPAT istememiz.
İspatlı çeviri istemeli ve bundada diretmeliyiz.
Ayrıca Kuran’da bir kelime söz konusu ÇEVİRİ ise sadece ve sadece bir anlamda kullanılır ve apaçıktır. Misalleri butune bakarak insanlar direk anlıyabilir ve uygulayabilir. İşte yabancı dil eğitimi alanlar ne dediğimi bilirler. Burda önemli olan bunun bir BEŞER sözü olmadıgını unutmamak ve kıyaslarımızı ona göre yapmaktır.
Kuran’da bir kelime bir ayete dahi olsa yuklediginiz anlam oturmuyorsa ozaman o anlama gelmez!!!
İspatlı çeviri şarttır. Göstere göstere takı takı kelime kelime aça aça çeviri yapmak zorundadırlar! Bilen arkadaslar varsa yapsınlar yoksa Allah ömür güç ve yardım versin beni bekliyeceksiniz. Umarım bu konuda azimli arkadaslar cıkarda şunu yaparlar.
MEALBAZLARIN KEYFİYATI İLE dininizi şekillendirmeyin dostlarım.
Size örnek vereyim belki dusunursunuz.
Bir cumlede 2 tane kelime geciyor olsun ki bunlar Kuran’ın baska yerlerinde 4 er değişik anlamda kullanılıyor olsun. Ozaman bu cumle 16 şekilde tercume edilebilir ki ozaman 16 ÇEVİRİ çıkar ( bakın anlam demiyorum )
İşte bunun 3 kelime oldugunu dusunun … Sırf zikir kelimesini kaç şekilde çeviriyorlar haberiniz var mı!!!
Halbuki herbir kelime sadece bir şekilde çevrilebilir. İki kelime kullan bir anlam ile çevir! Anlayıs değişmez kelimeler değişir. Kuran’da gecen her kelimenin her dilde bir tam karsılıgı kesin vardır!
MEALBAZLARIN KEYFİYATINA İZİN VERMEYİN
Ne biliyorsanız çöpe atın Kuran’dan öğrenerek yaşayın.
İmkanınız yoksa şimdilik farz bildiklerinizden ayrılmayın taki İSPATLI şekilde TAM anlamı ile KURAN’DAN öğrenene kadar …
İslam öncesi bozulmuş dinin mensuplarından farkınız yok suanda. Kitabınız için İSPATLI çeviri isteyin … Herkesin ayrı meali herkesin ayrı keyfiyatı oldugu surece arapçası bozulmamışda siz bilmiyorsanız ozaman durumuz ne olur … Allah koruyor bu kitap apaçık çeviride İSPAT isteyin.
3 Ekim 2007, 3:01 amkadir:
Selam selam…
Bu yazıya da yorum şart oldu…
Sevgili kardeşim, Rabbim yolunu, yolumuzu açık etsin. Allah namazlarını kabul etsin. Lütfen bizim için de dua et. İslam adına, din adına yapılan zulüm bu şekilde sona erecektir.
Sadece 5 vakitte değil, her an Rabbimizi analım…
Güneşi verip dünyamızı aydınlattığı, ısıttığı için,
Geceyi verip tüm yarattıklarının dinlenmesine olanak verdiği için,
Hayatı ve ölümü verdiği için…
Yemek yemeyi nasıl unutmuyorsak, uyumayı nasıl ertelemiyorsak, bizi yaratan ve bize sonsuz nimetler bahşeden Allah için, bizi bağışlaması ve rızasını kazanmamız için onu kuvvetle analım… Kıble’ye değil Allah’a secde edelim. Allah’ın bize öğrettiği şekilde onu analım. ‘babalarımızı andığımız gibi, hatta daha kuvvetli bir şekilde’… ‘tavuğun yemlenmesi gibi değil’ insan olmanın şerefiyle rabbimize secde edelim. Gözyaşlarının ıslattığı yer yüzüne baş koyup, acizliğimizi, güçsüzlüğümüzü itiraf edip, rabbimizi ‘tespih ve takdis’ edelim.
selam ve dua ile
3 Ekim 2007, 3:30 amkadir
toprakerdem:
merhabalar…
körü körüne red mantığıyla bu foruma yöneltiğim sorular geçiştirilemez…!!! sorularımı art niyetli görmeyip samimi olarak okusaydınız ve onlara göre soru yöneltmiş olsaydınız çok daha güzel olurdu!!!ama neyse genel düşünceler hemen red böyle bişey yok dmektedirler..
eğer içinizden gerçekten ilmine güvenen kimseler varsa ve samimiyseniz üstteki sorularıma tek tek cevap verin???beni art niyetli göstermekle ben art niyetli olmuyorum.ben tek tek inceledim ve sorular hazırladım ama siz toptan red ediyorsunuz hadi bakalım cevaplarınızı bekliyorummm
gelelim yöneltilen vakit konusu ile ilgili soruya;
HUD 114 TEKI SALAT VAKITLERI TOPLANTI SALATLARIDIR,İNCELEYELIM:
SÖYLEV/ZİKİR TOPLANTISI ANLAMINDAKİ SALAT AYETLERİ
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune.
YEVM GELIMESI BELLİ BİR GUN DEĞİLDIR.CUMA TOPLANTIDIR,ARAPÇADA CUMA DIYE GUN YOK ARUBE GUNU VARDIR.ZATEN HAFTADA 1 KEZ TOPLANMAK YETERSIZ VE KOPUK BİR CEMAAT OLUR.
BU TOPLANTININ SADECE ÖGLE VAKTINDE YAPILDIĞINA İLİŞKİN BİR AYET YOKTUR,SADECE VARSAYIMDIR.
BU TOPLANTILARDA PEYGAMBERIMIZ AYETLERI OKUYUP,İNSANLARA ANLATARAK,İZAH EDER TEBLİĞ YAPAR,ALLAHIN ZIKRI KURANDAN INEN AYETLER OKUNUR KAPLERE YERLESIRDI,SALAT GERCEKLEŞMIŞ OLURDU.
Ey iman edenler!toplantı zamanı salata çağırıldığınızda, hemen Allah’ı anmaya/zikrine koşun ve acele edın,alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
HUD 111,112,113,114,115,116
Şüphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karşılığını onlara tam olarak verecektir. Çünkü Rabbin, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir
Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz!
Gündüzün iki ucunda, gecenin gunduze yakın saatlerinde salat et.Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
Diyanet Açıklamalı (Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.
Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.
GÖRULDUĞU GIBI AYETLERI TOPLU OKURSAK YANI SIYAK VRE SIBAK İLE PEYGAMBERIN YAPTIĞI SALAT(AYETLERIN OKUNDUĞU ZIKIR TOPLANTISI,SÖYLEV,ALLAH YOLUNDA DESTEK) VE BU SALLATTAN ÖGUT ALANLAR OLDUĞU 114 TE AÇIK.114 TE HITAP SADECE PEYGAMBERE YANI SALATI,SÖYLEVİ O YAPIYOR DUZENLIYOR,MUMINLER ÖGUT ALIYOR.
SALATI DUZENLEYEN İKAME EDIP GERÇEKLEŞTIREN PEYGAMBER,YANI BURDA ZATEN EY MUMINLER HITABIYLA SALATI IKAME EDIN EMRI YOK.DEVAMINDAKI AYETLERDEDE BU SALATTAN DOLAYI PEYGAMBERIN MUKAFATLANDIRILACAĞI VE ONDAN ÖNCEKI ASIRLARDADA HZ MUHAMMED GIBI INSANLARI TOPLAYIP ÖGUT VEREN FAZILETLI KİMSELERIN VARLIĞINDAN BAHSEDILIYOR.
3 Ekim 2007, 5:21 pmtoprakerdem:
Vakitli salatın taa en başından incelemeye bakalım ve görelim olayın aslı ne imiş
Nisa 95 Ya eyyühellezine amenu iza darabtüm fi sebilillahi fe tebeyyenu ve la tekulu li men elka ileykümüs selame leste mü’mina tebteğune aradal hayatid dünya fe indellahi meğanimü kesirah kezalike küntüm min kablü fe mennellahü aleyküm fe tebeyyenu innellahe kane bi ma ta’melune habira
Gelin beraber çevire çevire gidelim;
4:94 Ey o tüm emin olanlar/iman edenler Allah yolunda seyahat ederseniz/Allah mesajını iletirseniz daha sonra iyi araştırın/iyi anlayın ve selam/barış/huzur diyene dünya hayatının menfaatleri için sen iman etmemişsin demeyin zira Allah indinde ganimet bol, evvelden siz de öyleydiniz, Allah cömertlik etti de sizi emin kıldı, bundan dolayı iyi araştırın,gerçekten Allah ne ederseniz haberdardır.
Görüldüğü gibi olayın taa başında zulme uğrayan ya da gerçeğin farkına varan insanlardan oluşan peygamber ve çevresi Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırmak için seyahate çıkıyorlar. Öyle ki bu ulaştırma hizmeti için Allah’ın sünneti budur ki her elçiyle beraber olanlardan alınmıştır bu ancak çoğunluk bu hizmeti engellemiştir…Şöyle ki;
2:27 Ellezine yenkudune ahdellahi mim ba’di misakih, ve yaktaune ma emerallahü bihi ey yusale ve yüfsidune fil ard, ülaike hümül hasirun
27. Ki antlaşmadan(misak) sonra Allah’a verdikleri sözü/sundukları bağlılığı tutmazlar/bozarlar ayrıca Allah’ın ulaşmasını emrettiğini alıkoyarlar/durdururlar ve yerde bozukluk/huzursuzluk yaparlar; işte kaybedenler onlardır.
bu ayetlerde de görüldüğü gibi Allah müminlere bu kutsal iletiyi yeryüzüne iletmeleri için emir vermiş ve karşılığı olarak ta güzel ödüllerin(ecir) vaadi verilmiştir. İşte bu kişiler bu iletilmesi emredilen şeyi iletmek üzerine yeryüzünde seyahate çıktıklarında, dere tepe geçtiklerinde karşılaştıkları insanlar hakkında ön yargılı olmamaları istenmiştir. Barış sözcüğünü kullananların gayri mümin olarak adlandırılmamasını istemiştir. Çünkü o kişinin daha sonradan iman edip etmeyeceğini ancak Allah bilir. Kişi zalimlik yapmıyorsa yani barış içinde yaşamayı emrediyorsa bu kişi gayri mümin ilan edilmemiştir. Öyle ki bu yolculuk sadece iletiyiiletmek için değil zalimlere karşı savaşmak için de olabilir. Gelelim bir sonraki ayete;
4: 95 La yestevil kaidune minel mü’minine ğayru ülid darari vel mücahidune fi sebilillahi bi emvalihim ve enfüsihim feddalellahül mücahidine bi emvalihim ve enfüsihim alel kaidine deraceh ve küllev veadellahül husna ve feddalellahül mücahidine alel kaidine ecran aziyma
4:95 İman edenlerden özürü olmamasına rağmen oturanlar Allah yolunda malları ve benlikleri ile çaba gösterenler ile bir olmaz, zira Allah malları ve benlikleri ile gayret gösterenleri/zorluklara direnenleri oturanlardan derece bakımından üstün tutar, öyleki Allah tümüne güzellik vaad eder ancak çaba gösterenlerin ödülü oturanlardan daha üstündür.
Görüldüğü gibi cihadın tanımı da ayetlerde anlatılmıştır. Cihad insanlara yaratılışta verilen sağlıklı(fıtri) yapının korunması için gayret göstermek ve zorluklara karşı direnmektir. Bu bedensel ve ruhsal sağlık için sağlığı korumak olabileceği gibi, otoriter firavnların zulmüne karşı savaşarak toplumsal sağlık için de olabileceği gibi, yerküre sağlığının örneğin ormanların yok oluşunu engellemek için de olabilir. Bunun için Allah’ın bu yeryüzündeki bozukluğun(fitne) giderilmesi konusunda gönderdiği emir ve öğütler iletilmek zorundadır. Müminler bu görevi üstlenmekte ve Allah ile antlaşma(misak) yapmaktadırlar. Allah yolunda gayret gösterenlerin, zorluklara direnenlerin ödülleri ise bir sonraki ayette belirtilmiştir.
4:96 Ondan dereceler, bağışlanma, rahmet(şevkat); öyle ya Allah bağışlayan ve rahimdir.
Daha sonra
4:97 İnnellezine teveffahümül melaiketü zalimi enfüsihim kalu fime küntüm kalu künna müstad’afine fil ard kalu e lem tekün erdullahi vasiaten fe tühaciru fiha fe ülaike me’vahüm cehennem ve saet mesiyra
Gerçektir ki melekler onlar nefslerine(benliklerine) zulmederken ruhlarını aldıklarında/vefa ettiklerinde/üstten baktıklarında derler: -ne içindesiniz?-, derler ki: -biz yerde eziliyorduk/çaresizdik-, derler: Allah’ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya oralara. İşte bunların barınağı cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o.
4:98 İllel müstad’afine miner ricali ven nisai vel vildani la yestetiy’une hiyletev ve la yehtedune sebila
4:98 Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan çareye gücü olmayan ve yol(Allah yolu) bulamayanlar müstesnadır.
4:99 Fe ülaike asellahü ey ya’füve anhüm ve kanellahü afüvven ğafura
4:99 Ki işte ümit edilir Allah onları affeder öyle ki Allah affeder, bağışlar
4:100 Ve mey yühacir fi sebilillahi yecid fil erdi mürağamen kesirav veseah ve mey yahruc mim beytihi mühaciran ilellahi ve rasulihi sümme yüdrikhül mevtü fe ad vekaa ercuhu alellah ve kanellahü ğafurar rahiyma
4:100 Ayrıca kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden/beytinden Allah’a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah’a düşer. Allah Gafûr’dur,Rahîm’dir.
4.101 Ve iza darabtüm fil erdi fe leyse aleyküm cünahun en taksuru mines salah in hiftüm ey yeftinekümüllezine keferu innel kafirune kanu leküm adüvvem mübina
4:101 Ve yerde yolculuğa çıkarsanız sonra nankörlerin/kafirlerin size fitne/bozukluk/tuzak kurmalarından endişe ederseniz salattan/söylevden kısmanızda size bir günah yoktur, gerçekten nankörler/kafirler sizin apaçık düşmanınızdırlar
Bu noktaya gelindiğinde salatın iletilmesi gereken bir şeyin insanlara duyurulduğu bir eylem olduğunu anlarız. İletilen şey müminlerin söz verdikleri kafirlerinse bu iletilmesi gereken şeyin iletilmesini engellemke için her türlü pisliği yaptığı şeydir. Nedir sizce bu? Tabi ki insanlara gerçekleri anlatmaktır ve insanlara topluca durumlarını açıklamak, uyarmak, nutuk çekmektir. Ancak bu söylevi bozmak için nankörler/kafirler hazır beklemektedirler. Bunun için Allah bu eylemi kısaltmanızda size bir zarar yoktur demektedir. Size güncel örnek verelim, Atatürk 19 Mayıs harekatı ile çeşitli illerde kongreler yapmıştır ancak yakalanma korkusu ile bunu yapmıştır. Bu durumu aynen buna benzetebilirsiniz.
4:102 Ve iza künte fihim fe ekamte lehümüs salate feltekum taifetüm minhüm meake vel ye’huzu eslihatehümv fe iza secedu felyekunu miv veraikümv velte’ti taifetün uhra lem yüsallu fel yüsallu meake vel ye’huzu hizrahüm ve eslihatehüm veddellezine keferu lev tağfülune an eslihatiküm ve emtiatiküm fe yemilune aleyküm meyletev vahidehv ve la cünüha aleyküm in kane bi küm ezem mim metarin ev küntüm merda en tedau eslihateküm ve huzu hizrakümv innellahe eadde lil kafirine azabem mühina
4:102 Ve sen içlerindeysen sonra söylevi/bağlılığı sunma merasimini(biat etme) yerine getir, onlardan bir taife seninle dursun ve silahlarını da edinsinler sonra onlar secde ederken/itaatlarini taktim ederken(yani; biz işittik inandık sen resulsün, artık sizinleyiz…) diğerleri arkanızda beklesinler. Sonra henüz bağlılıklarını sunmayanlar gelsin ve seninle bağlıklarını sunsunlar onlarda temkinli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Nankörler öyle arzu ederler ki emtianızdan ve silahlarınızdan gafil olasınız da aniden baskın yapsınlar. Eğer yağan yağmur veya hastalık durumu eziyet olursa silahlarınızı bırakmanızda bir günah(zarar) yoktur. Ancak yine de alarmda(hızır) olun, gerçekten Allah nankörler için rezil edici bir ceza hazırlar.
4:103 Fe iza kadaytümüs salate fezkürullahe kiyamev ve kuudev ve ala cünubiküm fe izatme’nentüm fe ekiymüs salah innes salate kanet alel mü’minine kitabem mevkuta
4:104 Ki salatı/zikr toplantısı/ söylevi yapmanızın ardından Allah’ı anın ayakta ve otururken ve yanlarınız üzere sonra rahata ermenizin ardından salatı ikame edin/zıkr toplantısı/söylevi yerine getirin gerçekten salat müminlere belirli bir zaman aralığı yazılmıştır.
Waw-Qaf-Ta = zaman olarak belirlenmiş/belirtilmiş/sınırları belirlenmiş bir şey, zaman-süre-vakit atamak tayin etmek, zaman/vakit ölçüsü (örneğin, mevsim). Lexicon Arabic
İşte yapılması gereken eylem belirli vakitlerde değil, süresi kısaltılan bu eylem rahata erildildiğinde tam süresi boyunca yapılacaktır. Yani kısaltılan eylem gerçek süresine uzatılacaktır.
İnsanlar bu süre boyunca peygamberden Allah yolunda gayretin nasıl yapılacağını öğrenmektedirler. Toplumsal sağlığı bozan fitneci nankörleri kovalamaktadırlar. O zalimlerin tepesine binmek için peygamber emirleri anlatmakta müminlerin misakını almaktadır…Fıtrat(sağlık-istenen standart) çizgisine teğetlenmek için gereken kulluk görevlerini öğrenmektedirler…
Ve sonraki ayetlerde bu durum nankörler, içlerinden benliklerine uyanların durumu,ihanet edenlerin durumu v.s anlatılmaktadır.
Salat toplantıları fecr ve işa yapıldı yani sabah akşam ve bu zıkr toplantılarında Muhasmmed ayetleri tebliğetti,şura yapıldı,biat yani bağlılıkalındı,savaş ve devlet komutanıda olan nebıyl beraber itaatler yani secdeler sunuldu.
Dua ederken,dilerken,Allaha niyazda bulunurken,Kuran okurken öğüdü anlamak misak için ilk şarttır,ne dediğini bilmeden arapça kelımeler söylemek sağlıksız bir diyalogtur, af buyrun ama Papua Yenigıneye telefon açıp ordaki yerel halktan biriyle lisan konuşmaya benzer,Allahın dili ise yoktur,her kavme değişik dillerde bir çok tebliğ,ayet gelmiştir.
Kuranda ismiyle sadece fecr ve işa salatları geçer,Muhammed ayetleri tebliğ ederek öğüt veren görevli bir elçi idi,Hud 114 gıbı ayetler incelenirse salatı duzenleme emri bize değil Muhammededir,dolayısıyla şu an şahsına inen diğer asyetler gıbı hukmu yoktur.bu salatlarda Muhammed mumınleri toplamış,tebliğ yapmıştır,ayetleri okumuştur,bu teslimıyet,bağlılık için biat alınan salat toplantılarıdır.Cuma gunu araplarda yoktur,arube gunu vardır,yevm Kuranda gun dışında zaman anlamı ilede geçer.
Salat, sally kökunden gelir,peşınden gitmek,takip etmek anlamı taşır,elçinin tebliğine uyulucak ,islam evinde bir aıle yapısı gıbı sıkı bir bağlılıkla peşinden gıdılecek,bağlılık,misak ayakta tutularak,öğüt icra edılecektır.
Bu savaş,daha doğrusu bu seyahat”ler,islamın tanıtım ve tebliği için,islamın ilk yıllarında Hz.Muhammed ve arkadaşlarının Mekke”nın mahallelerinde,Mekkenin çevresindeki yerleşim yerlerinde yaptıkları bir tanıtım ve davet çalışmasıdır.Günümüz tabiri ile,yasa dışı gösterilerdir.
Mekke ve çevresine hakim siyasi otoritenin engellemelerine rağmen,peygamber ve arkadaşlarının yaptığı tanıtım ve davet çalışmalarıdır.Peygamberin yaptığı bu çalışmaların,Mekkeli müşrikler ve Mekke”ye hakim siyasi otorite tarafından engellenip,yasaklandığını Alak suresinden açıkca anlıyoruz.Alak Suresinden,ilk zamanlar bu davetleri Hz.Muhammed”in tek başına yaptığını ve Muhammed”in bu çalışmalarını engellemek için,Mekke meclisinin karar çıkarttığını ve çıkarttıkları kararın uygulamaya konduğunu,gene Alak Suresinden anlıyoruz.
Gene ayni Sureden,meclisin kararına rağmen,Hz.Muhammed”in çikan karara itaat etmediğini,secde”ye,yani görevini yapmaya devam ettiğini de,açıkca anlıyoruz.
Muhammedın namazı engellenemez,bir şekılde 4 duvar arasında kılar ama yaptığı tebliğ ve elçilik vazifesi,bağlılığı,misakı icra engellenir.Bu engelleyen meclis Mekkedeki mecıdı haram yani haram meclistir,müşrıklerın meclisi,şura topluluığudur.Bu meclis Allah adınna hukum verıp,dın uydurmaktadır,onlarda Allaha ınanmakta sadece aracı koymaktadırlar,kutsal kurban taşları ıle rıtueller yapmakltadırlar,baş putları dogurganlık iftıra ettıklerı Allahın dişil yazılışı Allattır.
Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? Sen, salatı ikame ederken kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
12. Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
13. Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?
14. O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
15, 16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.
17. Haydi, taraftarlarını çağırsın.
18. Biz de zebânileri çağıracağız.
19. Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et(itaat et,uy) ve Rabbine yaklaş.
Ben,bu sureden ve bu surenin tasvir ettiği olaylardan,Hz.Muhammed”in bu çalışmalarına devam ettiğini ve kısa süre içinde kendisine bir çok insanın inanıp,katıldığını ve böylece hareketin güç kazandığını anlıyorum.
Yukarıdada bahsettiğim üzere bu salatlar Muhammedin ayetleri,tebliğ attiği ,misak(bağlılık) anlamında biat aldığı,Allahın anıldığı,öğüdünün anlatıldığı salatlardır,salat bıtıncede Allahı zıkretmeye yatarkende devam edın dıyerek ilgili ayet bu salatın zikr,söylev toplantısı olduğunu açıklıyor,cuma salatı ıle ılgılı verdiğim bılgılerde fecer ve işa yani sabah ve akşam Muhammedın toplantı (cumua) salatları duzenlediğini ortaya koyuyor.Salat yani Muhammedın tebliği,Kuran tefekkürü,toplantı zikri bitincede yani tum gun Allahın öğütlerini hatırlamalı,haramı helali bılmeli,öğütlerini icra yani bağlılığıu ikame etmeliyiz,salatı dosdoğru ıkame budur,kitaba sımsıkı sarılarak olur.Secde yani itaat, kutsal kurban taşı önunde 5 vakıt yere kapanarak değil,Allah kelamının öğütlerine itaat ederek olur.
Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
Mevcut meallerden en aydını Yasar Nuri meali bile dolu hatalarla doludur ve sunni anlayış ile Kuran yorumlanmıştır.Kuran sözlüğü bu konuda araştırmacı muslumanların en buyuk yardımcısıdır.İlgili kavram geçtiği tum ayetlerde kök ve turevlerıyle bakıldığında anlamı ortaya çıkar ayrıca emevi yozlaşmasından etkılenmemiş eski arapça sözlukler ve internetteki aramice,nebatice sözluıkler Kuranın ılk o saf anlamına ulaşmak için bize yardımcı olabılır.
SALAT YANİ BAĞLILIK DOSDOĞRU NASIL İKAME(İCRA) EDİLİR?
Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
AYETE GÖRE BU KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR,ESKİ ARAP PUTPERSTLERI GIBI KABEYE SECDE EDEREK DEĞİL…
KABE ESKİ PUTPEREST İNANÇTA LAT TANRIÇASIDIR VE HACER TASIDA UREME ORGANINI SEMBOLIZE EDER.
http://19.org/forum/index.php/.....0/40/1140/
KİTAPTAKİ KAVRAMLARI TAHRIF EDEN ULEMA TAKIMI HEP OLACAKTIR,BİR ÖNCEKİ AYETE BAKALIM:
Araf 169:Onların ardından da (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab’a vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap’ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap’takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâla aklınız ermiyor mu?
6:116 Şimdi, eğer yeryüzünde (yaşamakta) olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allahın yolundan saptırırlar: onlar ancak (başkalarının) zanlarına tâbi olurlar ve kendileri hiçbir şey yapmayıp sadece tahmin yürütürler.
3 Ekim 2007, 5:28 pmtoprakerdem:
teyemmümle ilgili soruya cevaptır:
ALLAHIN İMAN EDENLERE VERDİĞİ ÖĞÜT ABDEST
Cunuplukten temızlenme, aklın örtülu olduğu halın bıtmesıdır yanı sehvet halının.Tum vucut yıkama abdesti sunnılerın Emevı zamanı yozlaştırdığı abdesttir.Gelenekçi anlayışda sarhoş kişi duada okur,sacma mantıksız dıleklerde bulunabılır Allaha olan bu duasında ve ayrıca Kuranı sarhoş yada sehvet halınde ıken okuyup mısakta yanlış yorumlar yapabılır.
Kişi eger su bulamanışsa elbette temiz bir toprakla elını dırsegını sıvazlama seklınde yıkama yapacaktır.Ayrıca tuvalet kelımesınden namazı bozan hallerı çıkarmak sadece zorlama yorumdur.Mesela Edip Yuksel’e ve bazı mezheplere göre göre yellenme,kan ve cırılplak olarak namaz kılma, namaz bozmazken,baska mealcıye göre bozar.
Oysa Allah nımetı tamamlamak istıyor,mısakta yanı ayetlerın okunmasında zıhın açıklığı istıyor,sız sarhoş bırıyle antlaşma yaparmısınız?Ertesi gun sözlerını hatırlamaz…
(SÂD suresi 29. ayet) Bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.
04:43 Ey iman edenler, sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar salata yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunmuş da(şehvet sarhoşluğu) su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.
04:44-45-46 Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.Yahudilerden bir kısmı, (Allah’ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, «Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)» diyorlar. Halbuki onlar, «İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak» deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Abdest ayeti ile peygamberin Kuran’ı tebliğ ve müminlere öğüt için düzenlediği salatlara ( Hud 114 te anlatılan fecr ve işa toplantı salatları)söylev / bağlantı için iştirak kuralları verilmiştir. Allah söyleve katılanların temiz olmasını ve ne dediği bilir durumda olmasını istemektedir. Çünkü sarhoş olarak söyleve katılan kişi Allah’ın sözlerini,okunan ayetleri anlamakta güçlük çekebilir veya onları alaya alabilir,yanlış yorumluyabılır,kelımelerı kaydırabilir. Bu hadiseden önce elleri, yüzü, vs… yıkamak da zihni açmak ve algılamayı kolaylaştırmak içindir,teyemmum şartı da elektıriği atmaya,bılınci açmaya yönelıktır, yoksa kişinin ne dediğini bile bilmeden papağan gibi tekrarlayacağı birkaç dua için böyle bir şeyin istenmiş olmasının elle tutulur bir yanı yoktur.Zaten devamındaki 4:44-45-46 ayetlerde kitabın sözlerıyle alay eden,kelımelerın yerlerını kaydıran örtulu zıhnıyetlere dıkkat çeker.
Bir başka dikkat edilecek husus ayetin “sarhoşken namaz kılmayın” değil “namaza yaklaşmayın” demesidir…
KAF suresi 19. ayet) Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.
Âyette geçen “Sükârâ” ifadesi, sadece alkol türü nesnelerle sarhoşluğu kapsamaz. “Sukr” terimi, geniş anlamıyla insanın zihinsel melekelerini tam olarak kullanmaktan alıkoyan herhangi bir zihinsel uyuşukluk durumunu ifade eder. Yani bu, aynı zamanda uyuşturucu kullanma veya sersemleme yahut şehvet yoluyla aklın geçici olarak dumanlanması ve mecazi olarak ‘uyku sersemliği’ şeklinde tanımlanan durumlar için de geçerlidir. Açıkça normal muhakemenin şaştığı veya ortadan kalktığı her türlü durum demektir.
Sarhoşluğun (zihin bulanıklığının) nedeni sadece içki değildir. Bir çok nedenle insanın aklı başından gider, kontrolu kaybeder. Kur’ân’ı Kerim’de bunun örnekleri verilmiştir. Mesela:
Âşagıdaki ayette bahsedilen sarhoşluğun nedeni ölüm korkusudur, içki değildir.
Hıcr suresi âyet 14, 15:“Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarpıtılmış bir toplumuz.”
Mesela Musa ve buyuculerle ılgılı ayette bahsedilen gözlerinin sarhoşluğunun nedeni sihir, göz boyamadır, içki sarhoşluğu değildir..
Hıcr suresi âyet 72:“Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”
Bu ayette konu edilen sarhoşluğun nedeni içki, uyuşturucu değil şehvettir. (Konu Lut kavminin sapıklığıdır.
Hacc suresi âyet 1, 2:
“Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiğinden vazgeçer ve her gebe kadın taşıdığını düşürür. Sen o gün insanları sarhoşlar halinde görürsün; oysaki onlar sarhoş değillerdir, Ama Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”.
Buradaki sarhoşluğun nedeni de kıyamet depreminin meydana getirdiği korkudur.Sarhoşluk/zihin bulanıklığı sadece içki içmekle olmuyor, başka nedenlerle de oluyor. Yukarıda sunduğumuz Maide suresinin 43. âyetinde “Sarhoşluk/zihin bulanıklığı” herhangi bir kayda bağlanmadan mutlak olarak “sarhoşluk/zihin bulanıklığı” olarak ifade edilmiştir. Bizlerin bu mutlak ifadeyi, sadece içki sarhoşluğu olarak anlayıp ona göre amel etmemiz gerçeğe aykırıdır.Sarhoşluk halı aklı ve ıradeyı örten durumlar için kullanılmıştır.Aklı örten ,dua ve Allah ıle olan her türlü baglanıtıda,salatta,duada kişiyi hataya açık hale getıreceği için Allah tarafından bu durumdan kurtulduktan sonra salata yaklaşmamız emredılmıştır.Cunuplukten temizlenme ihtılam halınden kurtulmaktır.Cunupken yanı ıhtılam halındeyken veya bu duruma yakın bır haldeyken,kışının aklı örtuludur,dua etme,Kuran okuma bunlardan uzak durulmalıdır.Su ıle elıyuzu yıkayıp elektiriği atma,kendıne gelme en hızlı çözumdur,verilen öğüt budur.
05:06 Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.
Allah gunahtır,haramdır dememiş,zorluk istemıyorum ama uzerınızdeki nımetımı tamamlıyayım şeklınde ögut vermiş,dua ederken,Kuran ayetlerını anlayıp,yorumlarken bılincın açılması,elektrığın atılması ve temiz olunmasıyla elbetteki Kuran okuma daha saglıklı ve daha verımlı olacak nımet tamamlanacaktır.Her an Allah ıle baglantı halındeyız ve huzurundayız,O Semidir,Basirdir,salat insanın tum yasamıdır,yasam içerisınde temız olmak Allahın ılkel çöl araplarına ve bizlere ögududur.
Su hem temızler,elektrığı atar aynı toprakla teyemmumde olduğu gıbı,hemde bılıncın açılmasına yardımcı olur.Temizlik imandan gelir.Mesela adetten temizlenmek yani tahır olamak,adet halının bıtmesıdır,5:06 da geçen cunuplukten temızlenmekte cunupluk halının bıtmesı,su veya toprak yardımıyla elektrığin atılıp, kışının aklının örtülu olduğu sarhoşluk durumundan çıkması ve zıhnın açılmasıdır.
05:06 Ey iman edenler, salata kalkıtığınızda , yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedın. Eğer cünüpseniz iyice temizlenin(bu halden kurtulun). Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da ihtılam olup(şehvet sarhoşluğu) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürun.Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.
05:07 Allah’ın size olan nimetini, “Duyduk ve kabul ettik” dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.
Aynı şekılde 05:07 de Kitap mısakına ve ayetleri dinleyenlerin duyduk ve kabul ettık dıyerek verdıklerı mısaka dıkkat çeker,mumınler Allah kelamını,mısakı dınlerken,kabul ederken açık bır zıhınle doğru anlamalı ve yorumlamalıdır.Kişi eger cünüpse ve aklı örtuluyse su ıle elektrığını atmak ve bılıncını yerıne getırmek için ıyıce temızlenecektır.
NUR 41 E lem tera ennellahe yüsebbihu lehu men fis semavati vel erdi vet tayru saffat küllün kad alime salatehu ve tesbihah vallahü alimüm bima yef’alun
Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi salatını ve tesbihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.
Esasen salata yöneldığinizde demek hayata yaşantıya girdiğiinizde demekti,hayat vahyi ikame,fıılıyata gecırmedir..Müminin sabah kalkması salata kalkmasıdır, bu da sabah veya her yataktan / oturmaktan kalkışta olur.Her kalkış salatadır,önce zihnen sonra bedenen her yönden tamamen önce sen temiz olmalısın mesela bir tebliğde bulunacaksan,güzel ve hayırlı bir işe girişeceksen eger.İman eden kişinin yaşantısı,her anı zaten salattır.Tuvalet,lavabo …vs temizlik imandan gelir.
BURDAKİ SALATI NAMAZ DIYE YORUMLAYANLARA SORUYORUM:
SARHOŞKEN KURAN OKUNUR MU? YADA OKUNAN BİR TOPLANTIYA KATILIP AYETLER ÜZERİNE YORUM YAPILIR MI?
NE DEDİĞİNİ BİLMEZ HALDEYKEN DUA EDILIR MI?
Abdest ayeti Maide suresinde gelmiştir. Namazın farziyeti ise en açık şekilde Nisa suresinde geçer, nüzul sırası bakımından Maide suresi Nisa suresinden sonra gelir. Bundan önce peygamberimiz namazı abdestsiz mi kılmış ya da kıldırmıştır?? Eğer abdest ve alınış şekli biliniyorsa bu konuda ayette açık tarife gerek yoktur.Ancak ayette abdest alırken hangi uzuvların yıkanacağı da açıklanmıştır??????
Salatı namaz algılayanlar,sarhoşken Kuran okumayada açık kapı bırakırlar.Oysa bu ayetteki salat,dua,Kuran okuma,toplantı söylevlerınde ayetlerı dınleme hepsını kapsar.Allah bılnç açıklığı istemektedır.El yuz yıkama,teyemmum ıle elektrığı atma açıktır.
Ordaki salatı ıkame namazdır diyerek sarhoşken Kuran okunur,ayetler yorumlanır,Allaha sarhoşken sacmalayarak dua edılıre açık kapı bırakabılırmiyiz?
SALATI NAMAZ ANLAYANLARA BİR SORU DAHA SIZCE NAMAZ KILINMIYACAKSA KIŞI TUVALETTEN SONRA SU BULAMAMIŞSA TOPRAKLA TEYEMMUM SEKLINDE ELINI DIRSEĞİNİ YIKAMASIN MI?TABIKI HAYIR BURDAKİ SALAT YASAMIN KENDISIDIR,KURAN BİR ÖĞÜTTÜR.
3 Ekim 2007, 5:34 pmkadir:
sevgili toprak erdem,
salat ile ilgili lütfen şu sayfaya bir göz at istersen
http://www.hanifdostlar.com/ha...../namaz.htm
selam ile
4 Ekim 2007, 4:20 amYunus Emre Gündoğdu:
Selam toprakerdem.
İşte ben de bunları açıklayasınız diye size vakitlerle ilgili bir soru yöneltmiştim. Açıklamalarınız benim açımdan tatminkar, fakat satır aralarında kafama takılan sorular da olmadı değil. Yazdığınız yazı, konu ile ilgili tam olarak yeterli olmamasında rağmen benim takıldığım birçok konuya ışık tuttu diyebilirim.
Devamlı tartışmalarda ” siz sadece Kur’an diyorsunuz ama Kur’an’da namazın nasıl kılınacağı yazmıyor” şeklinde sorulara hepimiz muhattap olmuşuzdur. Genelde hep “Kıyam, Rüku ve Secdeye, bir de Kur’an’dan okumaya” bağlarız namazı, yani o şekilde bir bütünlük kurmaya çalışırız. Ve cevapları bu şekilde veriririz, aslında ayetlerde tam bir bağ olmamasına rağmen..
Kur’an’da miras, evlilik, boşanma, oruç, hac, haramlar ve helaller, borçların yazılması ve daha bir çok konu detaylıca açıklanmışken, şu an bilinen namazın da, aslında başka birşey olduğu ve gerçek adıyla “salatın” en ince detayıyla nasıl yapılacağının anlatıldığını, hadislerden, yanlış meallerden ve tefsırlerden sıyrılarak öğreneceğimizi görmüş oldum. Fakat nasıl yapılacağı konusunda kafam karışırık durumda. Eğer bu konuyu daha detaylıca açıklayabilirseniz memnun olurum. Ya da herhangi bir kaynak da önerebilirsiniz.
Ayrıca yine yazımda belirttiğim şekilde satır aralarında kafama takılan soruları size yönelteceğim fakat, şu an için buna vaktim olmadığından uygun bir vakitte sorularımla siz meşgul edibileceğimden haberinizin olmasını istiyorum..
Selametle…
4 Ekim 2007, 5:52 amtoprak erdem:
SELAMLAR SEVGİLİ YUNUS EMRE GÜNDOĞDU KARDEŞİM…
AÇIKLAMALARIMI TATMİNKAR BULMAN BENİ SEVİNDİRMİŞTİR.UZUN ZAMANDAN BERİ BİLGİSAYAR BAŞINDA OLAMADIĞIMDAN KARADENİZ TURUMUZDAN DOLAYI BURALARIDA TAKİP EDEMEDİM VE CEVAP YAZAMADIM..
ASLINDA YUNUS KARDEŞ YAZILACAK ÖYLE ÇOK ŞEYLER VARKİ HANGİ BİR TANESİNİ YAZAYIM AMA EN AZINDAN İNSANLARI AZDA OLSA DÜŞÜNMEYE SEVK EDEBİLİYORSAK NE MUTLU BİZLERE.BEN BURAYA EMAİLİMİ YAZIYORUM EĞER ÖZEL OLARAK YAZMAK İSTEYEN KARDEŞLER OLURSADA GÖRÜŞEBİLİRİZ…SİZDEN TEK RİCAM EĞER İNANCINIZDA SAMİMİYSENİZ KİM OLURSA OLSUN O FİKRİ SORGULAYINIZ VE KURANIN TERAZİSİNE VURUNUZ..!! ŞUNU NET OLARAK GÖRECEKSİNİZKİ BİZE ANLATILANLAR ATALAR DİNİNDEN BAŞKA BİŞEY DEĞİL KURANDAKİ DİN HER HUSUTA FARKLI ŞEYLER YAZIYOR SÖYLÜYOR BEN YALNIZ VE YALNIZ KURAN DİYORUM…UYDURULMUŞ TAHRİF EDİLMİŞ VE ÖNÜME SUNALAN MASALLARI RED EDİYORUM…
NE MUTLU O KURAN ERLERİNE SELAM OLSUN O ERLERE
ALLAHIN EMANETİ İLE OLUNUZ
toprakerdem2005@hotmail.com
yeni yazıları en kısa zamanda burada göreceksiniz inşaallah
15 Ekim 2007, 3:19 pmtoprak erdem:
selamlar sevgili kardeşler
bakın o kadar soru sormama rağmen bir cevap yazılmış değil
inanılan ve bunun gereği olarak savunulan inanç sistemlerinin çökmesi tabiki doğal olarak herkesi şoke etmiş durumda…!!!
cevaplar anlaşılan yazılamıyacak sorularıma bu yüzden kardeşleri yukarıdaki sorularla samimi olarak başbaşa bırakıyorum ve muhasebeye davet ediyorum…
salat kıble hac vs. diğerleri ile ilgili konular yazılcaktır
15 Ekim 2007, 3:25 pmyolcu:
merhaba arkadaşlar
25 Ekim 2007, 1:50 ambir süredir hadisler konusunda kafam gerçekten karışık..rabbim elbette doğru olanı bize gösterecektir!
kadınların hayız halinde ibadete yaklaşmamaları konusunda Kuran da bir emir yok baktığım kadarıyla fakat hadislerde bu ifadeye çok rastlanmış ve şuanda kadınlar bu sürelerde kuran a bile el sürmemekte hatta bunu günah olarak görmekteler eğer bu konuda bilgisi olan varsa lütfen paylaşsın!hasta sınıfına girebilir fakat savaşta bile bırakılmayan namaz böyle ufak ve devamlı bir rahatsızlıkta bırakılmalı mıdır???bunun bir izin olarak yorumlanması açıkçası beni tatmin etmedi abdest konusu ise tartışmalı kanın abdesti bozması mezheplere göre değişkenlik gösteriyor ve EĞER BÖYLE BİR YASAKLAMA YOKSA kadınların bu kadar süre ibadetten mahrum bırakılması gerçekten çok büyük bir vebal.. bildiklerinizi ve fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim!
arzu:
selam. bende bu konuyu fazlasıyla merak ediyorum ve çok tedirginim. hem namazdan hem kuran dan ayrı kalıyoruz. kılayım diyorum bu seferde içim rahat etmiyo kendimi veremiyorum namaza. ne yapacağımı şaşırdım.
96/Alak 9,10,11 Gördün mü, şu engelleyeni: Namaz kılarken bir kulu? Hiç düşündün mü o doğru yolda mıdır,
( bu ayetlerle cesaret alıyorum fakat alttaki ayetteki ^^temizlenene kadar^^ kısmı yani hastalıktan kurtulma anlamındamı yoksa temiz olmadığımız anlamındamı burada ikilemde kaldım. aslında abdesti bozan hallerde kan geçmiyor. namaz kılınmayacak hallerde de bu durum yok ama yinede insanın içinde şüphe kalıyor.
2/Bakara 222 Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: “O bir ezadır”. Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size buyurduğu yoldan yaklaşın. Allah şüphesiz daima tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.
doyurucu bir bilgiye ihtiyacım var. yardımcı olursanız sevinirim. Allah ilmimizi artırsın..
26 Ekim 2007, 4:16 pmadmin:
Selam Arzu;
Temiz elma, temiz hava, temiz insan… Hepsi temiz. Ama, biri yemek için, biri solumak için, biri arkadaşlık yapmak, yahut evlenmek için… Örnekler çoğaltılabilir.
Biz, temiz elma, temiz hava, temiz insan dediğimizde siz aynı şeyi aynı temizliği mi anlarsınız ?
Gayet güzel olarak ayet meali vermişsiniz. Orada, temizliğin hangi amaca hizmet ettiği, ne işe yaradığı anlatılıyor.
Onlar temizlensinler de namaz kılsınlar demiyor.
Şimdi Allah, müşrikleri “necis / pis” olarak tanımlamıştır. Peki bir müşrik abdest alırsa “temiz” olur mu? Elbette olmaz. Zira, müşrik için kullanılan “pislik” kelimesi maddi bir pisliği anlatmaz. Bu pislik yıkanmakla, keselenmekle geçmez.
Sonuç olarak, Allah’ın söylemediği şeyi ona söyletme çabasından vazgeçmeliyiz. Allah, bahsi geçen ayette kadınların ne için temizlenmesi gerektiğini, bunun sonucunda neyin yapılabilir hale geldiğini açıklamıştır.
Hem Allah, namaz gibi en temel bir ibadet hususunda toplumun yarısını oluşturan kadınların her ay uğradıkları bir eziyetin hükmünü neden dolambaşlı yollarla açıklasın ki?
Açıklanan şey işte ortada duruyor. Hemde sebebi ile birlikte açıklanmış.
Benim görüşüm budur. Üstelik ben, adına “din alimi” denen pek çoklarının görüşüne itibar etmiyorum.
Neden mi?
Çünkü onlar sizin doğru olarak verdiğiniz meali, ” o bir ezadır” yerine “o bir pisliktir” diye çeviriyorlar, yahut böyle çeviri yapanlara hiç itiraz etmiyorlardı. Bu düşüncedeki insanlar benim “din ilmi” öğrenme adına başvuracağım en son kaynaktır.
Yalancı, iki yüzlü, Allah’a ve Peygamberine hiç utanmadan sıkılmadan iftira eden insanlardan mı din öreneceğim ???
Selam ve muhabbetle…
26 Ekim 2007, 6:21 pmarzu:
çok teşekkür ederim. bende aynı görüşleri paylaşıyordum fakat kabul edersinizki sizden başka herkez farklı şeyler söylüyo.insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor ve kendinizi namaza veremiyorsunuz bu tedirginlik yüzünden. ama artık rahatça kılarım
27 Ekim 2007, 9:27 amtekrar teşekkürler. bir sorum daha olacak. ben Türkçe kılıyorum namazımı.yani kurandaki dua ayetlerinin türkçe anlamlarıyla kılıyorum. peki kurandaki dualarla değilde onların yanında kendi dualarımla kılsam bi sakıncası olurmu? bilgilerinizle bizi aydınlattığınız için teşekkürler. Allah ailmimizi artırsın .Allah razı olsun
admin:
Selam Arzu;
Allah; “Beni anmak için namaz kıl” buyurdu.
Bir de; “Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” diye buyurdu.
Buradan şu sonucu çıkarırız. Sarhoş olmuş bir kişi, namaza yaklaşmak için neyi gözetleyecek ? Sarhoşluğun bittiğini nasıl anlayacağız ? Burada verilen ölçü, “ne söylediğini bilmek”… Demek ki, namaz ne söylediğini bilerek yapılan bir ibadettir. Aynı bütün ibadetlerde olduğu gibi. İşin aslına bakarsanız dinin aslı, esası da budur.
Düşünsenize, müslüman olmayan bir adam, arapça da bilmiyor. Bir turist düşün. Aldın adamı kandırdın, punduna getirdin de ona kelime-i şahadeti söylettin. Adam ne söylediğinden haberi yok. Arapça olarak dedi ki, Allah birdir, O’ndan başka ilah yoktur. Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.
Şimdi; Türklere namazı arapça kıldıran aklı evvel kardeşlerimize soruyorum: Ne söylediğini bilmeden kelime-i şahadeti söyleyen bu turist kardeşimiz “müslüman” olmuş mudur ? Elbette olmamıştır. Yakınından bile geçmemiştir.
Siz hem “ameller niyetlere göredir” diyecek ve ameli “niyet” adı verilen bir kasta bağlayacaksınız, hemde namazda insanlara gerçekte hiç kastetmediği şeyleri söyletip, “ne kadar güzel söyledin” diyeceksiniz !!!
Yuh olsun size de ilminize de !!!
Kimisi de diyor ki; “efendim namazda en az bir ayetin okunması farzdır”
Nerede yazıyor bu ? Bak; Yaşar Nuri Öztürk’ün size güzel bir sorusu var.
Diyor ki; madem siz namazda en az bir ayetin okunmasını kafi görenlerdensiniz, söyleyin bakalım, bir kişi namazda sadece şu ayeti okusa nasıl olur ?
“Firavun dedi ki; Ben sizin en büyük Rabbinizim”
Nasıl, güzel mi ? Şimdi bunu söyleyen kişi ayetin emri üzerine Rabbini anmış oldu mu?
Arzu hanım, eğer kitapçılardan bulabilirseniz, Yaşar Nuri Öztürk’ün “Ana dilde ibadet” diye bir kitabı var. Bu kitapta bu mesele en detaylı yönleri ile ele alınmış. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Namazı, kendi dilinizde Allah’ın insanlara öğrettiği cümle kalıpları ve övgü yöntemleri ile kılmanız daha güzel olur. Fakat eğer bu hususta bir müşkilat / zorluk varsa, Sizi Rabbinizi anmaktan hangi densiz men edebilir ?
Selam ve muhabbetle…
27 Ekim 2007, 11:55 amarzu:
Şükürler olsun ,artık sadece içimden geldiğince , gönül rahatlığıyla, bilerek Rabbime ibadet edeceğim. size çok teşekkür ederim.üzerimden çok büyük bir yükü kaldırdınız.Allah yolunuzu açık etsin.
selam ve muhabbetle……
27 Ekim 2007, 1:50 pmMuminlerin Emiri:
Arzu can bak onlar senin uzerinde buyuk bir yuku kaldirdi ama ben sana cok buyuk bir yuk yukleyecegimki tasimasi pek guc . Hoo hoo hoooo Sevgiler .
Bak bunlar allaha inanmayanlar .
[1] Dini yalanlayanı gördün mü?
[2] İşte o, yetimi itip kakar;
[3] Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
[4-5] Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.
[6-7] Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Bak bunlarda allaha hakiketten inanlar.
Onlar Allaha oyle inanan insanlardirki otururken , yanlari uzerine yatarken , yururken , toplum icindeyken allahinin ve yarattiginin hakkinda derin dusunenlerdir , ananlardir .
Sevgiler 12 imamlar a gonul baglayin bilgilenin nurlanin yupppiiii .
29 Ekim 2007, 11:56 amyolcu:
Gerçekten teşekkür ederim yorumlarınız için… bir kadının her ay yaşadığı bir eza nedeniyle bir vebalı gibi ibadete yaklaştırılmaması ve hatta camiye bile yaklaşmaması gerektiğini düşünenlerin çağlara seslenen alimler oluşu gerçekten çok acı!
30 Ekim 2007, 1:13 amYunus Emre Gündoğdu:
MAUN SÜRESİNİN ÇEVİRİSİ
Esirgeyen ve bağışlayan Allahın tanımlamasıyla,
1=Gördünmü şu dini(borcu,ahireti) yalanlayanları,
2=Onlar yetimle,garibanla ilgilenmezler,
3=Yoksulu,muhtacı doyurmaya yanaşmazlar,
4=Yazıklar olsun şu yöneldim Allah’a diyenlere,
5=Kİ,onların yönelmeleri bilinçsizcedir,
6=Ve ikiyüzlülük,riyakarlık taşımaktadır,
7=(Çünkü insana)zırnık bile vermeye engel olurlar.
Kadın hayızlıyken Allah’a yönelemez mi? Bu yönelişin nasıl kazası olabilir? 2. ve 3. ayetler de nasıl musalli olunacağına dair örnekler vermiş Allah. Yoksulu doyurmak, yetimle garibanla ilgilenmek…
30 Ekim 2007, 2:09 pmadmin:
Selam müminlerin emiri rumuzlu kardeşim;
Demek sen insanların sırtına Maun suresinde anlatılan vecibeleri yükleyecek, bunu tavsiye edecek, sonra da alay ederek “hooo hooo” mu diyeceksin ?
Dil sürçmesi ise, özür dilemen gerekir.
Değilse !
“Hoo hoo hoooo”
30 Ekim 2007, 8:56 pmTOPRAKERDEM:
KURANDA NAMAZ YOKTUR,NASIL KILINDIĞI,KAÇ REKAT KILINDIĞI,KAZASININ OLUP OLMADIĞI,HASTALIK HALİ ,BOZAN KURALLAR,HANGİ DİLDE NE OKUNACAĞI,İMAM,MUEZZIN,KAÇ VAKIT 2,3,5….VS BUNLAR TAHMINI VE ZORLAMADIR,KURAN EKSIK DEGILDIR.
Salat,İslam beytine yani İslam ailesine girenlerin,bildiğimiz bir aile yapısı ve bağları gibi Allahı ve birbirlerini sevmeleri,destek vermeleri,bağlılık,yükümlülük göstermeleri,irtibat halinde olmalarıdır,hayra barışa çalışmalarıdır. Müminler birbirinin kardeşidir..İslam ailesine girenlerin göstermesi gereken bağlılık,misak yani salat dosdoğru Kuran ögudunu icra ederek ,sımsıkı sarılarak,hayata geçirerek olur.İlkel bir kabile için bile salat kavramı aslında basittir.
Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı(bağlılığı) dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR…
Secde itaat etmektir,hiç bir ayette yere kapanma anlaında değildir,hıç bir ayette salatın parcası olarak gecmez,hep ayrı fııller olarak gecer.Kutsal kurban tasının,arapların bas putu Allatın önunde yere kapandığında Allahın önunde yere kapandığının delılın nedır,eskı putperstlerde aynı şeyı yapıyordu,uyan Allah sekıl değil,sah damarından yakın,sekılsel olmayan bir varlığın önü,arkası olmaz,ancak sembol tas koyarsın,buda zaten putperstliktir.
SECDE:İtaat etme,uyma,kabul etme
KIYAM:Ayağa kalkma,Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme,Allah için başkaldırma
RUKU: tevazü etmek,Alçak