Hadis – Kuran çelişkilerine örnekler
Bu yazı Kuran’daki din sitesinden alıntıdır.
Kitabın buraya kadar olan bölümlerinde önce Kuran’ın kendi diliyle Kuran’ın dinin tek kaynağı olduğunu anlattık. Daha sonra ise Peygamberimizin hadisleri yazdırmamasından, mana ile hadis naklinin getirdiklerinden ve daha bir çok incelediğimiz konudan, hadislerin neden dinin kaynağı olamayacağını gördük. Bu bölümde ise hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin sonucunda uydurulan hadislerin dinin temel ve tek kaynağı olan Kuran ile nasıl çeliştiklerini anlayacağız. Yani yapılan yanlışlığın sonuçlarını görüp, dinin tek kaynağı olan Kuran’a dönmenin önemini kavrayacağız. Kuran ile çelişen hadisleri göstermek için en ünlü hadis kitaplarının hadislerini seçtik; daha zayıf hadis kitaplarını sizin tahmininize bırakıyoruz. Kuran ile çelişen hadislerin olması tüm hadisleri reddetmemiz, Kuran’a gidip dini yeniden kavramamız için yeterlidir. Kuran ile çelişen binlerce hadis vardır. Biz bu bölüme on tane örnek vermeyi yeterli görüyoruz. Zaten kitabımızdaki bir çok konunun akışı içindeki açıklamalarda, Kuran ile çelişen hadisler sergilenmektedir.
Biz Kuran’ın Allah sözü olduğunu nereden biliyoruz? Kimisi, Kuran öyle söylüyor diyebilir. Peki birileri Allah’a iftira olarak başka kitapları göstererek: “Bu da Allah katındandır.” derlerse ne diyeceğiz? Biz Kuran’ın Allah sözü olduğunu ancak Kuran’ı inceleyip, Kuran’ın içerdiklerini değerlendirip iddia edebiliriz. Allah’ın mesajının doğruluğunu tartışmak bizzat mesajın kendisiyle alakalıdır. Aynı mantıkla, hadisleri incelersek Allah’ın dininin kaynağı olmaya layık olup olmadıklarını görürüz. Nasıl Kuran’ın dinin kaynağı olup olmadığı bizzat Kuran’ın irdelenmesiyle tartışılabilirse, hadislerin dinin kaynağı olup olmadığı mevzusu da hadislerin irdelenmesiyle karara bağlanabilir. Kitabımız boyunca Kuran’ı ve hadisleri inceleyip dinin kaynağının ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini açığa kavuşturmayı amaçladık. Bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde göstereceğimiz hadisler, hadislerin dinin kaynağı olmaya ne kadar layık(!) olabileceklerini ortaya çıkaracaktır.
Kitabımızda eleştirdiğimiz hadisler, hadisçilerin kabul ettiği, en ünlü hadis kitaplarının hadisleridir. Hadisçilerin reddettiği, yalandır(mevzudur) dediği hadisleri almadık. örneğin “Allah kendisini yaratmayı isteyince atı koşturdu ve onu koşturup terletti. Sonra kendisini bu terden yarattı.” veya “Allah melekleri iki kolunun ve göğsünün kıllarından yarattı.” veya “Allah’ın gözleri hastalandı, melekler Allah’ı ziyarete geldi.” veya “Allah’ı rüyada gördüm. Uzun saçlı güzel bir genç suretindeydi. Yeşil bir elbise giymiş, altın nalınları vardı.” hadisleri bunlara örnektir. (Hadis Müdafası İbni Kuteybe sayfa 66 – 67) Meşhur hadisçilerin bu tarz uydurma hadisleri nakledenleri yalanladıkları ve bu hadisleri kabul etmedikleri doğrudur. Fakat bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde en ünlü, en doğru, en güvenilir hadis kitaplarındaki hadisleri görünce, hadis kitaplarında doğru ile yalanın ayırt edilemeyecek şekilde karıştığını, hadis toplarken gösterilen doğru ile yalanı ayırt etme çabasının bir işe yaramadığını anlayacağız. Zaten Kuran yeterli, eksiksiz, tüm teferruatları içeren kitabımız olduğuna göre böyle çabalara da gerek yoktur.
Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından olsaydı elbette içinde bir çok çelişkiler bulacaklardı.
4 Nisa Sûresi 82
Hiç şüphesiz Hatırlatıcı’yı biz indirdik biz. Onun koruyucuları da gerçekten biziz.
15. Hicr Sûresi 9
Nisa suresindeki ayetten dinimizin kaynağının çelişkisiz olduğunu öğrenebiliriz. Allah Kuran’ın çelişkisiz olduğunu söyleyerek hem Kuran’ın doğruluğunu, hem de dinin kaynağının sahip olması gereken özelliği öğretiyor. Kuran ile çelişen hadislerin olması, hadislerin Allah katından olmadığının ve dinin kaynağı olamayacağının ispatıdır. Ayrıca Hicr suresindeki ayetten Kuran’ın korunduğunu , böylece dini kaynak olarak korunmuş bir kitaba sahip olduğumuzu anlıyoruz. Bu bölüm ve bundan sonraki 3 bölümde, hadislerin Kuran’la, kendi içlerinde ve mantıkla çelişkilerini sergilememiz sonucunda hadislerin korunmadığını ve binlerce uydurma ile düzeltilemeyecek şekilde karıştıklarını göreceğiz. Yani bu bölümlerde hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin korkunç sonucunu görüp; çelişkisiz ve korunmuş olan dinimizin tek kaynağı Kuran’a, yalnız Kuran’a dönmenin gerekliliğini daha da iyi kavrayacağız.
Kuran : ” … O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”
42 Şura Suresi 11
Hadis: “Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”
Müslim İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1
Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari’de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah’a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah’ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?
Kuran: “Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.”
112 İhlas Suresi 4
Hadis: “Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.”
Hanbel 5/243
Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah’a parmak, parmaklarına da soğukluk atfederek Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis1 İhlas Suresi’nin Allah’ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki “el” ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. örneğin “Her şey Allah’ın elindedir.” dediğimizde cümlenin akışından her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğu anlaşılır. Fakat Allah’a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi bir manayı kimse çıkaramamaktadır. üstelik bu hadiste Allah ile Peygamber’in el sıkışması gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır. Şimdi bu hadisleri din kabul eden hadisçiler, mezhepçiler mi gerçek Müslümandır, yoksa hadislerdeki yanlışlıkları görüp Kuran’ı yeterli gören Kuran Müslümanları mı?
3 DİN DEĞİŞTİREN öLDüRüLSüN Mü?
Kuran: “Dinde zorlama yoktur.”
2Bakara Suresi 256
Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”
Nesei 78/14,Buhari 12/1883
Allah’ın hükmünü hadisle aşmaya, Allah’ın dinini kendi kafalarına uydurmaya çalışanların bu uydurması yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bunun gibi hadislerdir. Evlerinin bodrumunu insan mezarına çevirenleri Diyanet kınamaktadır, ama aynı Diyanet Buhari ve Nesei gibi hadis kitaplarını da övmekte, dinin kaynağı olarak göstermektedir. Bu ne biçim bir iştir? Eğer Sunniliği savunursanız bu katliamlara karşı çıkmanız boşunadır. çünkü bu katliamlara temel olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.
Kuran: “Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”
53 Necm Suresi 38
Hadis: “ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”
BuhariK. Cemiz 32,33,34
Ne akla, ne de Kuran’ın genel mantığına uymayan bu hadis de uydurmacılığın Kuran ve akılla çelişkilerine örnektir.
Kuran: “Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”
3 Ali İmran Suresi 195
Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Buhari 9/1391
Kuran hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü kapamaktadır. Kadın konusu, Peygamber’e iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu konulardan biridir. Ayrıntılı bilgi için 21. ve 22. bölümleri okuyunuz.
Kuran: “Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
25 Furkan Suresi 8
Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.”
Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367
Muhammed Abduh ve Mutezile’nin bu hadise itirazlarına karşın Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle savunur: “Eğer Abduh sihir hadisini inkar etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el Maziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer, el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok alim de O’nun hem rivayet ve hem de dirayet yönünden doğru olduğunu ispat etmişlerdir.” Şehbe, Buhari ve Müslim’in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: ” Peygamberimiz’e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir.” (Ebu Şehbe, Sünnet Müdafaası, sayfa 152153)
Kuran’a göre ise Peygamber’in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!) hadisçilerin çoğuysa Peygamber’in büyülendiğini söylemektedir. Lütfen bu önermelerden mantık kuralları içerisinde sonuç önermesini çıkarın ve zalimin kim olduğunu söyleyin.
Kuran: “Ey iman edenler!Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut, yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi”
5 Maide Suresi 106
Hadis: “Varis için vasiyet yoktur.”
Hanbel 14/238
Kuran’da hem Maide suresindeki bu ayette hem diğer ayetlerde vasiyet anlatılır. Vasiyetten arta kalanlar Kuran’da tavsiye edilen şekilde dağıtılır. Vasiyeti iptale yönelik bu hadis aslında Kuran’ın bir hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.
8 EN BüYüK AZAP RESSAMLARA MI?
Kuran: “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”
4Nisa Suresi 48
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
BuhariTesavir, 89
Kuran’a göre en büyük günah Allah’a ortak koşmadır. Allah ortak koşmayı affetmeyeceğini söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğini belirtmektedir. Bu yüzden Allah’ın en şiddetli azabına uğrayacak olanlar da ortak koşanlardır. Oysa Buhari’nin yukarıda alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. (Mezhepçi, hadisçi İslam’ın sanat düşmanlığı sonucunda uydurdukları hadisleri kitabın 18. bölümünde okuyabilirsiniz.) Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantık ile çelişen bu hadisin çeliştiği başka hadisler de vardır. örneğin diğer bir hadise göre cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa 9697)
9 ALTIN TAKILIR MI, İPEK GİYİLİR Mİ?
Kuran: “De ki; ‘Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız’”
7 Araf Suresi 32
Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”
Müslim 2/16
Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyasıdır. Kuran’da hiçbir ayette yasaklanmazlar. Allah inananların dünyada da bu süslerden yararlanabileceklerini söyler ve erkek kadın ayrımı yapmaz. Her hadisinin doğru olduğu iddia edilen Müslim’in bu hadisi Kuran’ın belirttiğimiz ayeti ile çelişir.
10 DEPREMLERİN SEBEBİ OLAN BALIĞIN CİNSİ NE?
Kuran: “Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu.”
79 Naziat Suresi 30
Hadis: “Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya’da depremler olur.”
İbni Kesir Tefsiri 2/29 68/1’in açıklamaları
Kuran, mucizevi bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elipsoid olduğunu, ceninin oluşumunu, evrenin oluşumunu, rüzgârların aşılayıcı olması gibi bir çok konuyu açıklarken (Kuran Hiç Tükenmeyen Mucize kitabında bu konuyu çok detaylı bir şekilde işledik), hadislerde yer alan yukarıdakilere benzer hurafeler hem Kuran’la, hem de mantıkla çelişirler. Dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu zihniyete bir soralım: Bu balık palamut mudur, yunus mudur, lüfer midir? Lütfen bir hadis daha bulup, bizi aydınlatın!
Yazının / kitabın devamını Kurandaki Din sitesinden okuyabilirsiniz.
Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Kitabı Pdf formatında indirmek için tıklayın.


21 Şubat 2010 - 15:54
19′cu Reşat Halife ve bazı zındıklar peygamberim (Resulüm) diyebilmek için, Ahzab suresinin, (O, Allahın resulü ve nebilerin sonuncusudur) [mealindeki 40. âyet için, "Nebi gelmez ama resul gelir" diyorlar. Halbuki "Nebi" gelmezse, "Resul" hiç gelmez. Çünkü nebi, kendinden önce gelen Resulün dinini tebliğ eden peygamberdir. Risalet=Resullük makamı, nübüvetten=nebilikten daha özel ve yüksektir. Her resul nebidir; fakat her nebi resul değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Nübüvvet ve risalet sona erdi. Benden sonra nebi de, resul de yoktur.) [Tirmizî]
Kur’an-ı kerimde ise buyuruluyor ki:
(Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmı beğendim.) [Maide 3] Allahü teâlâ, son peygamberini gönderip dinini tamamladığına ve dinde noksan kalmadığına göre artık başka din ve başka peygamber aramak, Kur’an-ı kerimi inkâr olur. Peygamberlere ve onlara gönderilen kitaplara inanmak, imanın şartlarındandır. Kitap gönderilen peygamberlere Resul denir. Yeni din getirmeyip, insanları, önceki dine davet eden peygamberlere Nebi denir. Peygamber Farsçadır, resul veya nebi anlamında kullanılır.
Nisa suresinin, (Kıssalarını sana bildirmediğimiz resuller de gönderdik) mealindeki 64. âyeti, Peygamber sayısının Kur’an-ı kerimde bildirilmediğini göstermektedir.
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nebiler 124 bin, resuller ise 313′tür.) [Hâkim]
Kur’an-ı kerimde bir resul için, o bir nebi idi denmesi onun resul olmadığını göstermez. Resulullah olan Peygamber efendimizin de nebi olduğu birçok âyette geçiyor. Ankebut suresinin, (İshak ve Yakub’u ona bağışladık. Nebiliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik) mealindeki 27. âyetinde, İbrahim aleyhisselamın soyundan gelenlere nebilik verildiği gibi kitap verilenler yani resuller de vardır. Kendilerine kitap verilen resullerden bazıları şunlardır:
Hz. Nuh resul ve nebi idi. (Şuara 107, Araf 61)
Hz. İbrahim, resul ve nebi idi. (A. İmran 84, Meryem 41)
Hz. Musa, resul ve nebi idi. (Meryem 51, Araf 104, Zuhruf 46)
Hz. İsa, resul ve nebi idi. (Nisa 157, Maide 75)
Nebilere örnek: Hz. Harun nebi idi. (Nisa 163, Meryem 53) [Hz. Musa zamanında ona nebilik verildi, Museviliği tebliğ etti.] Hz. Yahya nebi idi (A. İmran 39) [ Hz. İsa zamanında İseviliği tebliğ etti.]
Resul, elçi, haberci anlamında da kullanılır. Melekten veya peygamber olmayan insanlardan da resul olur. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Allah meleklerden de resuller=elçiler seçer, insanlardan da.) [Hac 75]
(Gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki resullerimiz=elçilerimiz [hafaza melekleri de] yazmaktadır.) [Zuhruf 80]
(Birinize ölüm gelince, resullerimiz=elçilerimiz [görevli melekler] onun canını alır.) [Enam 61]
(Melekler dediler ki: Ey Lût, Biz Rabbinin resulleriyiz=elçileriyiz.) [Hud 81]
(O , Kur’an, itibarlı bir resulün=elçinin [Cebrail'in] getirdiği sözdür.) [Tekvir 19]
(Melikin elçisi Yusuf’a geldiği zaman…) [Yusuf 50]
([Melike Belkıs dedi ki] hediyelerle gönderdiğim mürseller=elçiler ne ile dönecek.) [Neml 35]BAKINIZ SUHUF İNDİRİLEN PEYGAMBERLEREDE ALLAH RESUL DİYOR
Allah NEBİLERDEN şöyle misak almıştı “SİZE KİTAB VE HİKMET verdim, sonra yanınızda bulunanları doğrulayıcı bir RESUL geldiğinde ona inanacak ve yardım edeceksiniz! bunu kabul ettiniz mi? ahdimi üzerinize aldınız mı demişti. onlarda “kabul ettik” dediler. Allah’da şöyle buyurdu “öyleyse şahit olun, bende sizinle beraber şahit olanlardanımHER NEBİ RESUL DEĞİL MİYDİ?ALLAH BURADA YİNE RESULLERDEN SÖZ ALMIŞTIR VE HER PEYGAMBERİN TEMEL MESAJI TEVHİTTİ ALLAHIN VAR VE BİR OLMASIYDI BU YÜÜZDEN HER PEYGAMBER HER PEYGAMBERE YARDIM ETMİŞTİ
MANENDE MADDENDE BUNDA BU SÖZ ALINMIŞTIR HER PEYGAMBER KAVMİNİ UYARDI KENDİNDEN ÖNCEKİ PEYGAMBERLERİN ÜMMETLERİNİN NASIL HELAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ BÜTÜN PEYGAMBERLER BİRBİRLERİNE YARDIMCI OLDULAR
SEN ŞUAN İFTİRA ATIYORSUN KALBİMİ YARIP BAKTIN MI NE BİLİYORSUN?SEN Kİ PEYGAMBER ASHAP KIYMETİ BİLMEYİP DİL UZATANLARDANSIN
BENİM SORULARIMA CV P VEREMEZSİN ÇÜNKÜ BİR KAYNAĞIN YOK SIRADAN İNSANLARIN KURANI KENDİNE GÖRE YORUMLAYIP ÇIKARDIĞI HÜKÜMLER VE ONA UYAN ZAVALLILAR GRUBU BİZİM İSE KURAN VE SÜNNETİMİZ VAR SİZİN ÇIKARDIĞINIZ YUKARIDA SORDUĞUM HANGİ HÜKÜM KURANLA BAĞDAŞIYOR?HADİSLERDE NAMZIN NASIL KILINDIĞI NAZARIN VAR OLDUĞU BİLDİRİLMİŞ SİZİN KAYNAĞINIZ NE NAMAZIN MANEVİ OLDUĞUNUN?NAZARIN OLMADIĞININ?HADİ CEVAP VER LÜTFEN BU SORULARA
28 Şubat 2010 - 09:09
Selam
Abdül bey
Bak bu son iletinin başından
Her resul nebidir; fakat her nebi resul değildir.
buda sonundan
HER NEBİ RESUL DEĞİL MİYDİ?
Anladın sen onu
bizim konumuz ne idi
yine iletinin başından
Kitap gönderilen peygamberlere Resul denir. Yeni din getirmeyip, insanları, önceki dine davet eden peygamberlere Nebi denir
sen nebilere kitap verilmez diyordun
bizde yazdığımız ayetlerde nebilere kitab verilir diyorduk.
al bi ayet daha
dedi ki “ben Allahın kuluyum, bana kitab verdi ve beni nebi yaptı.” 19:30
şöyle diyelim
resul Allahın gönderisi/gönderdiğidir,
nebi ise haberi kaynağından getirendir.
birde nisa 64 değil, 164 ü sulandırmışsın
Allah kıssa etmediğim resuller var diyor
senin gibiler ve feyz aldıklarınızda
ne münasebet canım!! peygamber demişki
bilmem kaç nebi, bilmem kaç resul var diyorsunuz
Allahı ve resulunü yalancı çıkaracanız güya
enam 143-144 hatırla
secdeyi zamanında yap, davet edildiğinde;
sonra o gücüde bulamazsın
esenlikle..
10 Mart 2010 - 22:20
kardeşim belli ki dilim sürçmüş her resul nebidr HER NEBİ RESUL DEĞİLDİR bundanda birşey çıkarma demogoji yapma lütfen
dedi ki “ben Allahın kuluyum, bana kitab verdi ve beni nebi yaptı.”bu rabbimin hangi peygambere seslenişi bunu bildir önce…..burada hangi peygambere seslendiği çok önemli sure ismi ayet numartası yazarsan iyi olur
sulandırdığımız neymiş?ayet apaçık ALLAH bilmediğimiz resuller gönderdiğini söylüyor senin örenek verdiğin ilk ayettin açıklması bu DÜZELTEREK tekrarlıyorum
Allah NEBİLERDEN şöyle misak almıştı “SİZE KİTAB VE HİKMET verdim, sonra yanınızda bulunanları doğrulayıcı bir RESUL geldiğinde ona inanacak ve yardım edeceksiniz! bunu kabul ettiniz mi? ahdimi üzerinize aldınız mı demişti. onlarda “kabul ettik” dediler. Allah’da şöyle buyurdu “öyleyse şahit olun, bende sizinle beraber şahit olanlardanımHER resul nebiDEĞİL MİYDİ?ALLAH BURADA YİNE RESULLERDEN SÖZ ALMIŞTIR VE HER PEYGAMBERİN TEMEL MESAJI TEVHİTTİ ALLAHIN VAR VE BİR OLMASIYDI BU YÜÜZDEN HER PEYGAMBER HER PEYGAMBERE YARDIM ETMİŞTİ
MANENDE MADDENDE BUNDA BU SÖZ ALINMIŞTIR HER PEYGAMBER KAVMİNİ UYARDI KENDİNDEN ÖNCEKİ PEYGAMBERLERİN ÜMMETLERİNİN NASIL HELAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ BÜTÜN PEYGAMBERLER BİRBİRLERİNE YARDIMCI OLDULAR
Resul lûgatta; Peygamber. Yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir ümmete yada bütün beşeriyete Allah (cc) tarafından peygamber olarak gönderilmiş zat, manasındadır.
Nebi ise; Haber getiren. Peygamber. Yeni bir kitap ve şeraitle gelmeyip kendinden evvelki Resulün getirdiği kitap ve şeraiti devam ettiren peygamber, demektir.
Nebi ve resul kelimelerinin anlamlarında (yani her ikisinin aynı anlama mı, yoksa ayrı ayrı anlama mı geldikleri babında) alimler çeşitli görüşler öne sürerek ihtilaf etmişlerdir:
İkisi de aynı anlama gelir: Haber verme kökünden gelmedirler. Bu fikirde olanlar şu ayeti delil gösterdiler;
“ Biz senden evvel hiçbir resul, hiçbir nebi göndermedik ki o, (bir şey) arzu ettiği zaman, şeytan onun dilediği hakkında (bir fitne) meydana atmış olmasın.” (Hac, 52)
Cenab-ı Hak ayetinde, (ve ma erselna) buyurarak, her ikisini de (irsâli) sabit kılmıştır. Demek ki her resul aynı zamanda nebidir ve her nebi de aynı zamanda resuldur.
İkisi bir yönden ayrılırlar: Gaybdan haberli olma ve nübüvvet özelliklerini bildirme, derece bakımından yükselme hususunda peygamberlikle birleşirler. Resule fazla olarak risaleti vermede ayrılırlar ki, bu bildirmeyle görevlendirilmesi anlamında olur.
Bu görüşün delili de yukarıda geçen aynı ayettir. Çünkü ayette bu kelimeler ayrı ayrı zikredilmişlerdir. Eğer ikisi aynı şey olsaydı (yani aynı anlamı taşısaydı) Kur’ân gibi pek beliğ bir kelamda tekrarlanmaları güzel olmazdı.
Buna göre Resul, hem ibadetle hem de ümmete tebliğe me’mur olan bir peygamberdir. Nebi ise, yalnız ibadetle me’mur olan bir peygamberdir. Bu fikirde olanlar mezkûr ayeti buna göre yorumlamışlardır.
Sahih ve ekseri âlimlerin üzerinde durduğu görüş ise şudur:
Resul kendisine müstakil olarak kitap gelen peygambere denir. Kendisine MÜSTAKİL KİTAP gelmeyen peygamber ise vahiy yolu ile tebliğe memur edilse bile nebidir, resul değildir. Her resul nebidir, her nebi resul değildir. (Şifa-i Şerif)
13 Mart 2010 - 09:52
Selam
Abdül bey
kardeşim belli ki dilim sürçmüş diyorsun
buna hiç bi itirazımız yok
her insana olabilir
lakin dilin sürçünce işin doğrusu çıkmış.
bu senin yazından alıntı
dedi ki “ben Allahın kuluyum, bana kitab verdi ve beni nebi yaptı.”bu rabbimin hangi peygambere seslenişi bunu bildir önce…..burada hangi peygambere seslendiği çok önemli sure ismi ayet numartası yazarsan iyi olur
buda hemen üstteki benim yazımdan
dedi ki “ben Allahın kuluyum, bana kitab verdi ve beni nebi yaptı.” 19:30
galiba sen 19:30 u saat sandın
demegoji olsun diye !
hangi peygamber olursa olsun sorun değil
Allah’ın ne dediği önemli!! (şifai şerifin değil)
neymiş, kitab verilince nebi yapılıyormuş
3:81 ayetinin senin zoraki yorumlarına ihtiyacı yok..
senin benim dilimiz sürçer ama Allah’ın asla
nebilere kitap ve hikmet verdim diyorsa nebilere vermiştir.
elinizdekini doğrulayıcı resul geldiğinde diyor
yani senin dediğin gibi resula kitab verilibde
onu doğrulayıcı nebi geldiğinde demiyor
nebilere kitab verildiğine dair bi ayet daha yazayım.
Musaya kitabı verdik. ardındanda peşpeşe resuller gönderdik…2:87
meraklıysan daha yazabilirim
yine senden
sulandırdığımız neymiş?ayet apaçık ALLAH bilmediğimiz resuller gönderdiğini söylüyor senin örenek verdiğin ilk ayettin açıklması bu DÜZELTEREK tekrarlıyorum
neyi düzelttin? bildirilmeyen resullerin adedinimi?
şöyle bir hüküm verdiğiniz halde
Her resul nebidir, her nebi resul değildir. (Şifa-i Şerif
hac 52 ayetinin konuyla ne alakası var
bu ayeti veripte
hükmünüz niye böyle dönüyor
Demek ki her resul aynı zamanda nebidir ve her nebi de aynı zamanda resuldur.
peşinden yine desteksiz(vahiy) izahatlar
olay sizin hükmünüzün tam tersidir
her nebi resuldur ama her resul nebi değildir
işimiz seninle değil Abdül bey,
senin gibilerin zihniyetiyle
atalar dinini buralarda pazarlattırmayız.
neyse ben halka çatmakla, mış gibi yapanları bi daha okuyayım
hoşuma gitti
esenlikle