<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.2.2" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>Bazı önemli hadis uydurucuları yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/</link>
	<description>www.aliaksoy.net</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 04:08:30 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.2</generator>

	<item>
		<title>mesut tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3092</link>
		<author>mesut</author>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 07:43:21 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3092</guid>
		<description>Selam Gerçek_İslam
Verdiğiniz bilgiler için çok  teşekkür ederim.

Yunus Kardeşim,Allah(c.c),insanları ve daha göremediğimiz rabbine karşı sorumlu olan diğer canlıları,ancak kendisine kulluk etsinler diye yarattı,ayette belirtildiği gibi.
İnsanlara doğru yolu göstermek için Peygamberlerini gönderdi.Tabiki bizlere yol gösterici ve hidayet rehberi Kitap'larını da.
Bizlere ve tüm insanlara hak din olarak islamiyet'i ve rehber olarak da Hz.Muhammed Aleyhiselam'ı gönderdi.
Peygamberlerin gönderilmesinin en önemli hikmetlerinden biri şüphesiz,insanlar içinde var olan/olacak ihtilafları,farklı farklı düşünce hezeyanlarını ortadan kaldırmak ve ayetlerini insanlara en iyi şekilde açıklamaktır.

Biz,Peygamber'in(s.a.s),ayetleri insanlara en iyi şekilde açıkladığına inanırız.Çünkü yorumlanması gereken bazı ayetlerin,bir kısım insanlarca hedefinden saptırılmaması 
ve yanlış yorumlanmaması için,en iyi yolun Peygamber'in bizlere öğretiği yol olduğuna inanırız;zaten islam tarihine baktığımızda meydana gelen birçok farklı yol ve düşünce sisteminin genelde bu sepeplerle meydana geldiğini görüyoruz.Ve Allah'ın Yüce Kitab'ını, bu farklılığın oluşması için gönderdiğini akıl ve mantık kabul etmez.

Biz de ayetlerin farklı yorumlanması sonucu oluşan ihtilaflara düşmemek için(özellikle itikat yönden),Peygamberimizin(s.a.s) Allah'ın vahyi ile bir kısım ayetlere,getirdiği açıklamayı alırız.Zaten Rabbin bizden istediği de Müslümanların birlik ve beraberlik içinde yaşaması ve tarihte tekrarlanıp süregelen bir kısım felsefi ve batıl akımlara alet olmamamız olsa gerek.
Bu sadece bizim düşüncemizdir.Herkesi bağlamayabilir;ama doğru yolun bu olduğuna kesin delillerle inandığımız için dünyamız ve ahiretimiz uğruna bu yolu tercih ederiz.Bu da Peygamber Efendimiz'in Sünnetidir.Bu durum,sünneti Kur'an'dan daha çok önemsediğimiz anlamına kesinlikle gelmiyor.Her halukarda birinci derecede hüküm kaynağımız Yüce Kitabımızdır.Biz Kur'an okuruz ve gerektiğinde Rabbimizin bizden ne istediğini daha iyi anlayabilmek için mealini de okuruz;ama asla mealci olmayız.Mealci demek,bir kısım Kur'an ayetlerini(hatayla veya kasten) yanlış yorumlayıp insanlara empoze eden ve inancını bu ölçü üzerine bina eden kişi/kişiler demektir.

Dolayısıyla üzerinde bulunduğumuz  yola dolaylı olarak dokunan her düşünce ister istemez bize de dokunur.Böyle bir hezeyana meydan vermemek için karşıdakini varsa delilleriyle ikna ederiz.İster, bize dokunan bu düşünce kasıtlı olarak ortaya atılmış olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Gerçek_İslam<br />
Verdiğiniz bilgiler için çok  teşekkür ederim.</p>
<p>Yunus Kardeşim,Allah(c.c),insanları ve daha göremediğimiz rabbine karşı sorumlu olan diğer canlıları,ancak kendisine kulluk etsinler diye yarattı,ayette belirtildiği gibi.<br />
İnsanlara doğru yolu göstermek için Peygamberlerini gönderdi.Tabiki bizlere yol gösterici ve hidayet rehberi Kitap&#8217;larını da.<br />
Bizlere ve tüm insanlara hak din olarak islamiyet&#8217;i ve rehber olarak da Hz.Muhammed Aleyhiselam&#8217;ı gönderdi.<br />
Peygamberlerin gönderilmesinin en önemli hikmetlerinden biri şüphesiz,insanlar içinde var olan/olacak ihtilafları,farklı farklı düşünce hezeyanlarını ortadan kaldırmak ve ayetlerini insanlara en iyi şekilde açıklamaktır.</p>
<p>Biz,Peygamber&#8217;in(s.a.s),ayetleri insanlara en iyi şekilde açıkladığına inanırız.Çünkü yorumlanması gereken bazı ayetlerin,bir kısım insanlarca hedefinden saptırılmaması<br />
ve yanlış yorumlanmaması için,en iyi yolun Peygamber&#8217;in bizlere öğretiği yol olduğuna inanırız;zaten islam tarihine baktığımızda meydana gelen birçok farklı yol ve düşünce sisteminin genelde bu sepeplerle meydana geldiğini görüyoruz.Ve Allah&#8217;ın Yüce Kitab&#8217;ını, bu farklılığın oluşması için gönderdiğini akıl ve mantık kabul etmez.</p>
<p>Biz de ayetlerin farklı yorumlanması sonucu oluşan ihtilaflara düşmemek için(özellikle itikat yönden),Peygamberimizin(s.a.s) Allah&#8217;ın vahyi ile bir kısım ayetlere,getirdiği açıklamayı alırız.Zaten Rabbin bizden istediği de Müslümanların birlik ve beraberlik içinde yaşaması ve tarihte tekrarlanıp süregelen bir kısım felsefi ve batıl akımlara alet olmamamız olsa gerek.<br />
Bu sadece bizim düşüncemizdir.Herkesi bağlamayabilir;ama doğru yolun bu olduğuna kesin delillerle inandığımız için dünyamız ve ahiretimiz uğruna bu yolu tercih ederiz.Bu da Peygamber Efendimiz&#8217;in Sünnetidir.Bu durum,sünneti Kur&#8217;an&#8217;dan daha çok önemsediğimiz anlamına kesinlikle gelmiyor.Her halukarda birinci derecede hüküm kaynağımız Yüce Kitabımızdır.Biz Kur&#8217;an okuruz ve gerektiğinde Rabbimizin bizden ne istediğini daha iyi anlayabilmek için mealini de okuruz;ama asla mealci olmayız.Mealci demek,bir kısım Kur&#8217;an ayetlerini(hatayla veya kasten) yanlış yorumlayıp insanlara empoze eden ve inancını bu ölçü üzerine bina eden kişi/kişiler demektir.</p>
<p>Dolayısıyla üzerinde bulunduğumuz  yola dolaylı olarak dokunan her düşünce ister istemez bize de dokunur.Böyle bir hezeyana meydan vermemek için karşıdakini varsa delilleriyle ikna ederiz.İster, bize dokunan bu düşünce kasıtlı olarak ortaya atılmış olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yunus Emre Gündoğdu tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3091</link>
		<author>Yunus Emre Gündoğdu</author>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 20:49:11 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3091</guid>
		<description>Selam Mesut.

Başkalarının dedikleri beni bağlamıyor, benim söylediklerim de başkalarını bağlamıyor. Ben aklımı başkalarına kiralamış değilim.

Tabi bir de şu var; " Bir bilenin üstünde bir bilen var". "Bilmiyorsanız bilenlere/bilgililere sorun" ayetlerini baz alarak, bilmediğim konuları ister Ali olsun, ister John, ister Edip Yüksel olsun, ister Elmalılı Hamdi hiç farketmez bu kişilerin yazdıklarından öğrenmeye çalışırım. Doğrularını alır, yanlışlarını almam. İlla birilerinin bazı görüşlerini benimsiyorum diye O'nun her sözünü kabul ediyorum manasına gelmez, gelmiyor da.

Haniflik konusunda da seni yanlış anladığım için kusura bakma..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Mesut.</p>
<p>Başkalarının dedikleri beni bağlamıyor, benim söylediklerim de başkalarını bağlamıyor. Ben aklımı başkalarına kiralamış değilim.</p>
<p>Tabi bir de şu var; &#8221; Bir bilenin üstünde bir bilen var&#8221;. &#8220;Bilmiyorsanız bilenlere/bilgililere sorun&#8221; ayetlerini baz alarak, bilmediğim konuları ister Ali olsun, ister John, ister Edip Yüksel olsun, ister Elmalılı Hamdi hiç farketmez bu kişilerin yazdıklarından öğrenmeye çalışırım. Doğrularını alır, yanlışlarını almam. İlla birilerinin bazı görüşlerini benimsiyorum diye O&#8217;nun her sözünü kabul ediyorum manasına gelmez, gelmiyor da.</p>
<p>Haniflik konusunda da seni yanlış anladığım için kusura bakma..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>GERÇEK_İSLAM tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3079</link>
		<author>GERÇEK_İSLAM</author>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 11:47:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3079</guid>
		<description>HANİFLİĞİ GERÇEK ANLAMDA ANLAMAYANLARA YÖNELİKTİR...!!!

Hanif_İslam!

Allah'a teslimiyeti seçen ve selim (İslam) dinini benimseyenlere de müsluman denir. Dolayısıyle Hanif_Müslüman= Hak dine inanan ve O'na teslimiyeti seçmiş olan kişi demektir. Rab, işte bizden bunu istiyor!
فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
30/30 Bir tek Tanrıcı (hanif) olarak kendini dine adamalısın. Nitekim, ALLAH insanları böyle bir yaratılış ile donatarak yaratmıştır. ALLAH'ın yaratışında değişiklik olmaz. Bu, tam yetkin bir dindir, fakat insanların çoğu bilmez.
وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلاَّ مَن سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
2/130 Kendini kandırandan başkası İbrahim'in milletinden yüz çevirmez. Onu bu dünyada seçtik, ahirette de erdemli kişilerden olacak.
مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلاَ نَصْرَانِيًّا وَلَكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
3/67 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan; tektanrıcı bir müslümandı. Hiç bir zaman ortak koşanlardan olmadı.
İşte gerçek din budur! Diğer hiçbir din yada mezhep, Rabbi insana tanıtmaz! O'nu en iyi, İbrahim'in milletinden olanlar anlar. Fakat ne yazık ki Şeytan, her devirde olduğu gibi (Allah'tan aldığı izin gereği) İbrahim'in milletini de yoldan çıkartmak istemişti. 
İbrahim'in milletini (İbrahim'den çok zaman sonra) kendi esaretine alan Firavun adında bir zalim vardı. Firavun kendi saltanatını, Allah'ın saltanatı ile yarıştıracak derecede inatçı ve inkarcı bir kişiydi. Oysa kendisi de yaratılmışın biriydi (her insan gibi). Firavun'un esaretinden kurtulmak isteyen İbrahim izleyicileri Allah'tan yardım dilediler. Allah bu çağrıya Musa ve kardeşi Harun ile karşılık verdi. Mucize görmek isteyen Firavun'a karşı mucizelerle gitmişlerdi. Bunlara tanık olan Firavun daha fazla direnemedi ve İbrahim milletini (İsrailoğullarını) salıverdi. Ancak ne var ki Samiri adında bir Şeytan askeri (Samiri, muhtemelen Musa ile yarışan büyücülerden biri idi), Musa'nın yokluğunu fırsat bilerek halkı kandırmaya çalıştı. Altından bir buzağı heykeli yaptı ve sonra buna böğürme yeteneği kazandırdı! Bunu gören halk bu buzağıya tapınmaya başladı! Samiri, muhtemelen bunu büyü ile sağladı. Musa geri döndüğünde bu şirk tablosu ile karşılaştı ve levhaları yere çarptı. Musa'nın Kutsal metinleri yere çarpması, insanlığın Rab ile arasının açıldığını göstermek açısından önemlidir. Ancak yine de bu emirlerin halka aktarılması gerekliydi. 
Samiri'nin getirdiği şirk dinine inananlar öyle çoğaldı ki, kendi görüşlerinden oluşan yeni bir din icad ettiler. Rabbin bildirdikleri ile birebir çelişen uyduruk bir din! İşte bunu yapanlar Yahudilerdi. Yahud=had, sınırı aşanlar olarak nitelendirilebilir. Nitekim durum zaten böyledir. Yahudiler, Allah'ın sınırlarını tanımayan bir halk olup çıkmıştır. Bu yüzden Allah'ın lanetine maruz kalmışlardı! 
Esaretten kurtuldukları için Rabbe teşekkürlerini sunması gerekenler, neden buzağıya tapınma gereği duymuşlardı? Neden Rabbin sistemini değil insanın (Samirinin) sistemini seçmişlerdi? Bunun yanıtı aslında basit! Samiri, yaptığı işi kendi aklından (sıfırdan) üretmedi. Musa'nın öğretilerinden bir kısmını alıp, birkısmını attı. Bu da demek oluyor ki Samiri, işine gelen ahkamları kabul etmiş, işine gelmeyenleri ise reddetmişti. Samiri, tektanrıya iman etmek istemiyor olacaktı ki, böyle bir şirk sistemini ortaya çıkardı ve bunu yaparken de yine Allah'ın elçisini kullandı! Kurnazca ve zekice bir yöntem! Tam bir Şeytanlık! Şeytan'ın duası bir kez daha gerçekleşmişti.
Ve çok geçmeden sınırı aşanlar, az sayıdaki İbrahim'in milletine zulmetmeye başladılar. Onların tek bir tanrıya tapıp, kendi uydurdukları sistemi benimsemiyor olmaları, onlara rahatsızlık veriyordu. Ya o kalan azınlık da onlar gibi şirk dinine inanmalıydı, ya da ortadan kaldırılmaları gerekiyordu. Bunun için Allah'tan gelen her türlü bilgiyi yada bilgi sağlayıcısını yoketmeleri gerekiyordu. Nitekim böyle de olmuştu! 
Rab, iyilerle kötülerin arasını ayırmak için üstün mucizelerle desteklediği İsa'yı görevlendirmişti. İsa tüm halkları Rabbe teslim olmaları için çağrıda bulundu. Yahudilerin içine düştükleri hatayı güzel bir dille dile getirmeye çalıştı. Onları yeniden İbrahim'in milletinden olmaya çağırdı. Ancak artık kendi sistemlerini dünyaya egemen kılmak isteyen bu Şeytan izleyicileri, İsa'yı öldürmek istediler. Kendi yasalarına göre O'nu idam etmek istediler. Ancak Rab buna izin vermedi. Çünkü O, kutsal Ruh ile desteklenmişti. Allah onu kendine yükseltti. Rab gerçekten üstün merhamet sahibi olmasaydı tümünü o anda yeryüzünden silebilirdi. Ancak Adem için kararlaştırılmış bir dünya hayatı zamanı vardı. Bu süre hesap günü ile son bulacak! O günden önce Rab insanoğlunu ortadan kaldırmıyor! Çünkü Rab sözünden dönmez!
Yeri gelmişken bir konuya daha değinelim! Rab, İsa'ya başka hiçbir insanda olmayan güçler vermişti. İsa bunu kutsal ruh yardımı ile yapmakta idi. Daha bebek yaşta konuşmaya başlaması onun sayesinde olmuştu. Ölüleri diriltmesi, körü görür hale getirmesi, cansıza can vermesi vs. gibi üstün mucizeler, O'nun gerçekten de Allah'ın gönderdiği bir elçi olduğunun ortaya çıkmasını sağlamak için olabilirdi. Çünkü normal bir insan o mucizeleri gerçekleştiremezdi, büyücü olsalardı bile! Hiçbir Yahudi O'nun mucizelerinden herhangi birini o an için gerçekleştiremiyordu. Altından bir buzağı heykeline böğürme yeteneği kazandıran tağutun halkı, onun mucizelerinden herhangi birini taklit edemiyordu. İşte bunu anlayan akıl sahiplerinden birçoğu İsa'ya inandı. O'nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna ikna oldular. Bunlar havarilerdi. Ancak ne var ki ondan sonra gelenler, o üstün mucizeleri İsa'nın kendi başına yaptığını düşünerek İsa'yı kutsallaştırmaya başladılar. Böylece yeni bir şirk dini daha ortaya çıkmış oldu. İseviler! Oysa Allah bunun yanlış birşey olduğunu daha sonraları Kuran'da şu şekilde beyan edecektir.
وَلاَ يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
3/80 Ve size, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkarı emreder mi?
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَـهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
9/31 Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih'i ALLAH'tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı'ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O'ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.
İsa, yeteneklerini kendisine verilen ilimler aracılığı ile sağlamaktaydı. Bu ilimleri ona (Allah'tan) kutsal ruh öğretmişti. Zannedildiği gibi İncil bir kitap ismi değildir. Bir çeşit ilimdir. Aynı Davud'a ve Süleyman'a verilen (27/25) ilim ve bilgelik gibi. Sonradan elle yazılmış olan İncil (Müjde) kitabı ise, İsa'nın insanlığı günahlarından kurtaracak olan bir kurban olarak gönderildiği tezi üzerine yazılmış olup birçok çelişki ihtiva etmektedir. Ancak tümüyle tahrif edildiğini söylememiz zor. İçinde Rabbin sözleri var mutlaka ama ayıklanmaya muhtaç olduğu da aşikar.
Çelişki olduğunu nerden biliyoruz? 
(İncil'e göre) Allah, neden insanlığın günahlarından kurtulmasını sağlamak için kendi oğlunu (kurban olarak) göndermiş olsun? Aksine onu yüceltmek istemez miydi? Allah o anki toplumu ve içinde bulunduğu durumu çok iyi biliyordu. Ve tabi İsa'yı öldürmek isteyeceklerini de! Öyleyse kim oğlunu ateşe atmak ister ki Allah istemiş olsun? Kaldı ki Allah ne diye kendine dişi bir insanı eş olarak seçmiş olsun? İncil kitabının başında Allah'ın tüm kainatı yaratan üstün bir tanrı olduğunu ve dünyayı çok sevdiğini ve bunun için onu, İsa'ya verdiğini bildirir. O halde neden azgın Yahudilerin eline İsa'yı teslim etmiştir? Oğlu İsa dışında tüm Yahudileri kökten temizleseydi ya! Eğer gerçekten İsa, Allah'ın oğlu olsaydı şu an aramızda olması gerekmez miydi? Başka ölüleri dirilten insan, neden kendisini diriltememektedir? 
Öte yandan İsa'nın yeniden yeryüzüne ineceğine inananlar var! Yeryüzünde iken onu anlayan oldu mu ki, tekrar geldiğinde anlayacak birileri olsun? Beşeri sistemin egemen olduğu bu dünyada, İsa yeniden gelip Allah'ın birliğini ve adaletini anlatmaya başlasa, eski hasımları hemen onu öldürme planları kurmayacak mı? Beşeri sistemin zulmüne bir dur demek o kadar kolay birşey değil ki! Belki bunu hayatınla ödersin! 
Musa'nın bildirdiği hükümleri değiştiren ve İsa'nın öğretilerini gereği gibi değerlendiremeyenlerin tahribatını önlemek için Rab bir kez daha insanoğluna lütufta bulundu ve Kuran'ı gönderdi. Kuran özel bir isim değildir. İqra=okumak, okunak ile ilgili bir kavramdır. Kuran=okunak demektir. Levhi Mahfuz (Kitabın) bilgilerini ihtiva eder. Levh=Levha, Mahfuz=Korunan, Levh-i Mahfuz=Korunan levhalar demektir. Evrende herşey Levhi Mahfuza göre işler. Allah'ın sünneti burada kayıtlıdır ve bunda bir değişme olmaz. Kuran'da bildirilenler (ayetler), Rabbin sünnetini çok iyi gösteren doğa ayetlerini tarif ederler. Kuran öyle bir kitaptır ki okuyanı iki yola sürükler! İman yada inkar. Kuran bir nevi tarih kitabıdır. Onu dikkatlice okuyan, tarihi kimlerin yönlendirmek yada değiştirmek istediğini de anlar. Kişisel hükümlerden oluşan bir beşeri dinin, nasıl Allah'ın sistemine karşı gelmek için çabaladığının ipuçlarını verir. Rab artık bu kitap ile hiçbir şeyi eksik bırakmadığını beyan etmiş ve kişinin bir seçim yapmasını istemiştir. Ya iman ya da inkar! İnsanoğlu bu seçimine göre yargılanacak!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>HANİFLİĞİ GERÇEK ANLAMDA ANLAMAYANLARA YÖNELİKTİR&#8230;!!!</p>
<p>Hanif_İslam!</p>
<p>Allah&#8217;a teslimiyeti seçen ve selim (İslam) dinini benimseyenlere de müsluman denir. Dolayısıyle Hanif_Müslüman= Hak dine inanan ve O&#8217;na teslimiyeti seçmiş olan kişi demektir. Rab, işte bizden bunu istiyor!<br />
فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ<br />
30/30 Bir tek Tanrıcı (hanif) olarak kendini dine adamalısın. Nitekim, ALLAH insanları böyle bir yaratılış ile donatarak yaratmıştır. ALLAH&#8217;ın yaratışında değişiklik olmaz. Bu, tam yetkin bir dindir, fakat insanların çoğu bilmez.<br />
وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلاَّ مَن سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ<br />
2/130 Kendini kandırandan başkası İbrahim&#8217;in milletinden yüz çevirmez. Onu bu dünyada seçtik, ahirette de erdemli kişilerden olacak.<br />
مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلاَ نَصْرَانِيًّا وَلَكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
3/67 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan; tektanrıcı bir müslümandı. Hiç bir zaman ortak koşanlardan olmadı.<br />
İşte gerçek din budur! Diğer hiçbir din yada mezhep, Rabbi insana tanıtmaz! O&#8217;nu en iyi, İbrahim&#8217;in milletinden olanlar anlar. Fakat ne yazık ki Şeytan, her devirde olduğu gibi (Allah&#8217;tan aldığı izin gereği) İbrahim&#8217;in milletini de yoldan çıkartmak istemişti.<br />
İbrahim&#8217;in milletini (İbrahim&#8217;den çok zaman sonra) kendi esaretine alan Firavun adında bir zalim vardı. Firavun kendi saltanatını, Allah&#8217;ın saltanatı ile yarıştıracak derecede inatçı ve inkarcı bir kişiydi. Oysa kendisi de yaratılmışın biriydi (her insan gibi). Firavun&#8217;un esaretinden kurtulmak isteyen İbrahim izleyicileri Allah&#8217;tan yardım dilediler. Allah bu çağrıya Musa ve kardeşi Harun ile karşılık verdi. Mucize görmek isteyen Firavun&#8217;a karşı mucizelerle gitmişlerdi. Bunlara tanık olan Firavun daha fazla direnemedi ve İbrahim milletini (İsrailoğullarını) salıverdi. Ancak ne var ki Samiri adında bir Şeytan askeri (Samiri, muhtemelen Musa ile yarışan büyücülerden biri idi), Musa&#8217;nın yokluğunu fırsat bilerek halkı kandırmaya çalıştı. Altından bir buzağı heykeli yaptı ve sonra buna böğürme yeteneği kazandırdı! Bunu gören halk bu buzağıya tapınmaya başladı! Samiri, muhtemelen bunu büyü ile sağladı. Musa geri döndüğünde bu şirk tablosu ile karşılaştı ve levhaları yere çarptı. Musa&#8217;nın Kutsal metinleri yere çarpması, insanlığın Rab ile arasının açıldığını göstermek açısından önemlidir. Ancak yine de bu emirlerin halka aktarılması gerekliydi.<br />
Samiri&#8217;nin getirdiği şirk dinine inananlar öyle çoğaldı ki, kendi görüşlerinden oluşan yeni bir din icad ettiler. Rabbin bildirdikleri ile birebir çelişen uyduruk bir din! İşte bunu yapanlar Yahudilerdi. Yahud=had, sınırı aşanlar olarak nitelendirilebilir. Nitekim durum zaten böyledir. Yahudiler, Allah&#8217;ın sınırlarını tanımayan bir halk olup çıkmıştır. Bu yüzden Allah&#8217;ın lanetine maruz kalmışlardı!<br />
Esaretten kurtuldukları için Rabbe teşekkürlerini sunması gerekenler, neden buzağıya tapınma gereği duymuşlardı? Neden Rabbin sistemini değil insanın (Samirinin) sistemini seçmişlerdi? Bunun yanıtı aslında basit! Samiri, yaptığı işi kendi aklından (sıfırdan) üretmedi. Musa&#8217;nın öğretilerinden bir kısmını alıp, birkısmını attı. Bu da demek oluyor ki Samiri, işine gelen ahkamları kabul etmiş, işine gelmeyenleri ise reddetmişti. Samiri, tektanrıya iman etmek istemiyor olacaktı ki, böyle bir şirk sistemini ortaya çıkardı ve bunu yaparken de yine Allah&#8217;ın elçisini kullandı! Kurnazca ve zekice bir yöntem! Tam bir Şeytanlık! Şeytan&#8217;ın duası bir kez daha gerçekleşmişti.<br />
Ve çok geçmeden sınırı aşanlar, az sayıdaki İbrahim&#8217;in milletine zulmetmeye başladılar. Onların tek bir tanrıya tapıp, kendi uydurdukları sistemi benimsemiyor olmaları, onlara rahatsızlık veriyordu. Ya o kalan azınlık da onlar gibi şirk dinine inanmalıydı, ya da ortadan kaldırılmaları gerekiyordu. Bunun için Allah&#8217;tan gelen her türlü bilgiyi yada bilgi sağlayıcısını yoketmeleri gerekiyordu. Nitekim böyle de olmuştu!<br />
Rab, iyilerle kötülerin arasını ayırmak için üstün mucizelerle desteklediği İsa&#8217;yı görevlendirmişti. İsa tüm halkları Rabbe teslim olmaları için çağrıda bulundu. Yahudilerin içine düştükleri hatayı güzel bir dille dile getirmeye çalıştı. Onları yeniden İbrahim&#8217;in milletinden olmaya çağırdı. Ancak artık kendi sistemlerini dünyaya egemen kılmak isteyen bu Şeytan izleyicileri, İsa&#8217;yı öldürmek istediler. Kendi yasalarına göre O&#8217;nu idam etmek istediler. Ancak Rab buna izin vermedi. Çünkü O, kutsal Ruh ile desteklenmişti. Allah onu kendine yükseltti. Rab gerçekten üstün merhamet sahibi olmasaydı tümünü o anda yeryüzünden silebilirdi. Ancak Adem için kararlaştırılmış bir dünya hayatı zamanı vardı. Bu süre hesap günü ile son bulacak! O günden önce Rab insanoğlunu ortadan kaldırmıyor! Çünkü Rab sözünden dönmez!<br />
Yeri gelmişken bir konuya daha değinelim! Rab, İsa&#8217;ya başka hiçbir insanda olmayan güçler vermişti. İsa bunu kutsal ruh yardımı ile yapmakta idi. Daha bebek yaşta konuşmaya başlaması onun sayesinde olmuştu. Ölüleri diriltmesi, körü görür hale getirmesi, cansıza can vermesi vs. gibi üstün mucizeler, O&#8217;nun gerçekten de Allah&#8217;ın gönderdiği bir elçi olduğunun ortaya çıkmasını sağlamak için olabilirdi. Çünkü normal bir insan o mucizeleri gerçekleştiremezdi, büyücü olsalardı bile! Hiçbir Yahudi O&#8217;nun mucizelerinden herhangi birini o an için gerçekleştiremiyordu. Altından bir buzağı heykeline böğürme yeteneği kazandıran tağutun halkı, onun mucizelerinden herhangi birini taklit edemiyordu. İşte bunu anlayan akıl sahiplerinden birçoğu İsa&#8217;ya inandı. O&#8217;nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna ikna oldular. Bunlar havarilerdi. Ancak ne var ki ondan sonra gelenler, o üstün mucizeleri İsa&#8217;nın kendi başına yaptığını düşünerek İsa&#8217;yı kutsallaştırmaya başladılar. Böylece yeni bir şirk dini daha ortaya çıkmış oldu. İseviler! Oysa Allah bunun yanlış birşey olduğunu daha sonraları Kuran&#8217;da şu şekilde beyan edecektir.<br />
وَلاَ يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ<br />
3/80 Ve size, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkarı emreder mi?<br />
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَـهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ<br />
9/31 Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih&#8217;i ALLAH&#8217;tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı&#8217;ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O&#8217;ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.<br />
İsa, yeteneklerini kendisine verilen ilimler aracılığı ile sağlamaktaydı. Bu ilimleri ona (Allah&#8217;tan) kutsal ruh öğretmişti. Zannedildiği gibi İncil bir kitap ismi değildir. Bir çeşit ilimdir. Aynı Davud&#8217;a ve Süleyman&#8217;a verilen (27/25) ilim ve bilgelik gibi. Sonradan elle yazılmış olan İncil (Müjde) kitabı ise, İsa&#8217;nın insanlığı günahlarından kurtaracak olan bir kurban olarak gönderildiği tezi üzerine yazılmış olup birçok çelişki ihtiva etmektedir. Ancak tümüyle tahrif edildiğini söylememiz zor. İçinde Rabbin sözleri var mutlaka ama ayıklanmaya muhtaç olduğu da aşikar.<br />
Çelişki olduğunu nerden biliyoruz?<br />
(İncil&#8217;e göre) Allah, neden insanlığın günahlarından kurtulmasını sağlamak için kendi oğlunu (kurban olarak) göndermiş olsun? Aksine onu yüceltmek istemez miydi? Allah o anki toplumu ve içinde bulunduğu durumu çok iyi biliyordu. Ve tabi İsa&#8217;yı öldürmek isteyeceklerini de! Öyleyse kim oğlunu ateşe atmak ister ki Allah istemiş olsun? Kaldı ki Allah ne diye kendine dişi bir insanı eş olarak seçmiş olsun? İncil kitabının başında Allah&#8217;ın tüm kainatı yaratan üstün bir tanrı olduğunu ve dünyayı çok sevdiğini ve bunun için onu, İsa&#8217;ya verdiğini bildirir. O halde neden azgın Yahudilerin eline İsa&#8217;yı teslim etmiştir? Oğlu İsa dışında tüm Yahudileri kökten temizleseydi ya! Eğer gerçekten İsa, Allah&#8217;ın oğlu olsaydı şu an aramızda olması gerekmez miydi? Başka ölüleri dirilten insan, neden kendisini diriltememektedir?<br />
Öte yandan İsa&#8217;nın yeniden yeryüzüne ineceğine inananlar var! Yeryüzünde iken onu anlayan oldu mu ki, tekrar geldiğinde anlayacak birileri olsun? Beşeri sistemin egemen olduğu bu dünyada, İsa yeniden gelip Allah&#8217;ın birliğini ve adaletini anlatmaya başlasa, eski hasımları hemen onu öldürme planları kurmayacak mı? Beşeri sistemin zulmüne bir dur demek o kadar kolay birşey değil ki! Belki bunu hayatınla ödersin!<br />
Musa&#8217;nın bildirdiği hükümleri değiştiren ve İsa&#8217;nın öğretilerini gereği gibi değerlendiremeyenlerin tahribatını önlemek için Rab bir kez daha insanoğluna lütufta bulundu ve Kuran&#8217;ı gönderdi. Kuran özel bir isim değildir. İqra=okumak, okunak ile ilgili bir kavramdır. Kuran=okunak demektir. Levhi Mahfuz (Kitabın) bilgilerini ihtiva eder. Levh=Levha, Mahfuz=Korunan, Levh-i Mahfuz=Korunan levhalar demektir. Evrende herşey Levhi Mahfuza göre işler. Allah&#8217;ın sünneti burada kayıtlıdır ve bunda bir değişme olmaz. Kuran&#8217;da bildirilenler (ayetler), Rabbin sünnetini çok iyi gösteren doğa ayetlerini tarif ederler. Kuran öyle bir kitaptır ki okuyanı iki yola sürükler! İman yada inkar. Kuran bir nevi tarih kitabıdır. Onu dikkatlice okuyan, tarihi kimlerin yönlendirmek yada değiştirmek istediğini de anlar. Kişisel hükümlerden oluşan bir beşeri dinin, nasıl Allah&#8217;ın sistemine karşı gelmek için çabaladığının ipuçlarını verir. Rab artık bu kitap ile hiçbir şeyi eksik bırakmadığını beyan etmiş ve kişinin bir seçim yapmasını istemiştir. Ya iman ya da inkar! İnsanoğlu bu seçimine göre yargılanacak!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mesut tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3077</link>
		<author>mesut</author>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 08:46:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3077</guid>
		<description>Selam Yunus Bey
Kardeş "namazın kazası..." bölümünde size bir link verdim.Orda bazı dostlarınızın, ibadetlerin hanif dininden alınması gerektiğini belirttiklerini görmedin mi.Düşünceleriniz ya da kaynak olarak belirttiğiniz materyallerle uyuşamuyorsanız ben ne yapayım.Sana bir dostunuzun namaz kılış şeklini,isim belirtmeden  anlatsam gülüp geçersiniz.Düşünceleriniz birbirini yargılarsa kabahat bende mi.

Hanifliğin,Allah'ı bir kabul eden ve O'nun insanlardan istediği itikadi inanış olduğunu sanki bilememişiz ;ama bazı dostlarınız olayları iyice sapıtarak yukarıda belirttiğim faraziye katılıyorlar.
Bazılarınız diyor şu şu ibadetler Kur'an'da açıklanmadığı için aslında dinin bütünüdür,bazılanızsa yukarıdaki gibidir diyor.
Dostlarınıza göre hem Kur'an herşeyi açıklamıştır hem  bazı ibadetleri açıklamadığı için hanif dininden alınması gerekiyormuş.Yani tam bir çelişkiler yumağı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Yunus Bey<br />
Kardeş &#8220;namazın kazası&#8230;&#8221; bölümünde size bir link verdim.Orda bazı dostlarınızın, ibadetlerin hanif dininden alınması gerektiğini belirttiklerini görmedin mi.Düşünceleriniz ya da kaynak olarak belirttiğiniz materyallerle uyuşamuyorsanız ben ne yapayım.Sana bir dostunuzun namaz kılış şeklini,isim belirtmeden  anlatsam gülüp geçersiniz.Düşünceleriniz birbirini yargılarsa kabahat bende mi.</p>
<p>Hanifliğin,Allah&#8217;ı bir kabul eden ve O&#8217;nun insanlardan istediği itikadi inanış olduğunu sanki bilememişiz ;ama bazı dostlarınız olayları iyice sapıtarak yukarıda belirttiğim faraziye katılıyorlar.<br />
Bazılarınız diyor şu şu ibadetler Kur&#8217;an&#8217;da açıklanmadığı için aslında dinin bütünüdür,bazılanızsa yukarıdaki gibidir diyor.<br />
Dostlarınıza göre hem Kur&#8217;an herşeyi açıklamıştır hem  bazı ibadetleri açıklamadığı için hanif dininden alınması gerekiyormuş.Yani tam bir çelişkiler yumağı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yunus Emre Gündoğdu tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3055</link>
		<author>Yunus Emre Gündoğdu</author>
		<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 12:40:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3055</guid>
		<description>Selam..

Haniflik bir din değildir. Bir mezhep de değildir. Haniflik İslam'ın olmazsa olmazlarındandır. Hz. Muhammed de haniftir. 

Cahil mesut birşeyler yazıyor işte. Ama işkembeden değil de beyninden yazsa iyi olacak...

Mesut bey anlasın diye ayetlerde gösterelim..

Al-i İmran Suresi
(67) İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.  

Neymiş? İbrahim Peygamber "HANİF BİR MÜSLÜMAN"mış... MÜŞRİK değilmiş!!!!

Rum
(30) O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah' ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.  

 Yûnus  
(105)  "Ve (bana) hanif (Allah'ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma( diye de emredildi)."</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam..</p>
<p>Haniflik bir din değildir. Bir mezhep de değildir. Haniflik İslam&#8217;ın olmazsa olmazlarındandır. Hz. Muhammed de haniftir. </p>
<p>Cahil mesut birşeyler yazıyor işte. Ama işkembeden değil de beyninden yazsa iyi olacak&#8230;</p>
<p>Mesut bey anlasın diye ayetlerde gösterelim..</p>
<p>Al-i İmran Suresi<br />
(67) İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah&#8217;ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah&#8217;a ortak koşanlardan da değildi.  </p>
<p>Neymiş? İbrahim Peygamber &#8220;HANİF BİR MÜSLÜMAN&#8221;mış&#8230; MÜŞRİK değilmiş!!!!</p>
<p>Rum<br />
(30) O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah&#8217; ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah&#8217;ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.  </p>
<p> Yûnus<br />
(105)  &#8220;Ve (bana) hanif (Allah&#8217;ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma( diye de emredildi).&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mesut tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3018</link>
		<author>mesut</author>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 12:46:56 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3018</guid>
		<description>Bu ara şunu belirteyim.

Bunların Ebu Hureyre(r.anh) gibi bazı mümtaz sahabeleri hedef almaları,dinin temel direği olan hadisleri hedef almaları sebebiyledir.Yoksa bu zatlara müsteşrikler cenneti çok görseler de Yüce Allah(c.c) onları cennetlerine koyacağını vaddetmiştir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ara şunu belirteyim.</p>
<p>Bunların Ebu Hureyre(r.anh) gibi bazı mümtaz sahabeleri hedef almaları,dinin temel direği olan hadisleri hedef almaları sebebiyledir.Yoksa bu zatlara müsteşrikler cenneti çok görseler de Yüce Allah(c.c) onları cennetlerine koyacağını vaddetmiştir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mesut tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3017</link>
		<author>mesut</author>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 12:35:57 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3017</guid>
		<description>Selam arkadaşlar

Bu ara ellerinize sağlık kardeşim.Müsteşrikler sitesidir bu.Kardeşim,bunlar İslamiyeti bile kabul etmiyorlar.Hanif dininden olduklarını iddia edecek kadar zavalıdırlar.Bu fakir bunların sapık iddialarına senetleriyle cevap yazdım.Ya anlamak istemiyorlar ya da Ebu Cehil mantığınca bütün diğer müslümanları küçük gördükleri için kabul etmiyorlar.
Sanki bütün müslümanlar uyuyor da kendileri uyumuyor gibi bir havaya bürünmüşler.Asıl uyuyan kendileridir.Kime hizmet ettiklerini dahi bilmiyorlar.İnanız ki bunların İslam Tarih'inden haberleri bile yok.Olsaydı HARİCİ,MUTEZİLE,CEHMİYYE gibi sapık fırkaların,devamı niteliğinde olduklarını göreceklerdi.

Bunların akıl hocaları olan müsteşrikler,Kur'andan başka kaynak aramayın diye diye bunları gerçekleri görmekten alıkoymuşlar.Bunlar kaynak olarak sıradan bir tarih kitabına bile güvenmiyorlar.(M.Ö SEPTİZM FELSEFECİLERİ gibi).Ama akıl hocaları,ya gidip Şia'dan ya ebu reyye sapığından ya da misyoner Golzhier'den nakletmekten çekinmiyor.

Bir de bu dostlara(!) göre mezhebe uymak bölünmek imiş.Sanki bizler bölünmüşüz de kendileri bölünmemişler.İnan ki asıl bölünen bunlardır bunlardan 3-5 kişinin fikirleri dahi aynı değildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam arkadaşlar</p>
<p>Bu ara ellerinize sağlık kardeşim.Müsteşrikler sitesidir bu.Kardeşim,bunlar İslamiyeti bile kabul etmiyorlar.Hanif dininden olduklarını iddia edecek kadar zavalıdırlar.Bu fakir bunların sapık iddialarına senetleriyle cevap yazdım.Ya anlamak istemiyorlar ya da Ebu Cehil mantığınca bütün diğer müslümanları küçük gördükleri için kabul etmiyorlar.<br />
Sanki bütün müslümanlar uyuyor da kendileri uyumuyor gibi bir havaya bürünmüşler.Asıl uyuyan kendileridir.Kime hizmet ettiklerini dahi bilmiyorlar.İnanız ki bunların İslam Tarih&#8217;inden haberleri bile yok.Olsaydı HARİCİ,MUTEZİLE,CEHMİYYE gibi sapık fırkaların,devamı niteliğinde olduklarını göreceklerdi.</p>
<p>Bunların akıl hocaları olan müsteşrikler,Kur&#8217;andan başka kaynak aramayın diye diye bunları gerçekleri görmekten alıkoymuşlar.Bunlar kaynak olarak sıradan bir tarih kitabına bile güvenmiyorlar.(M.Ö SEPTİZM FELSEFECİLERİ gibi).Ama akıl hocaları,ya gidip Şia&#8217;dan ya ebu reyye sapığından ya da misyoner Golzhier&#8217;den nakletmekten çekinmiyor.</p>
<p>Bir de bu dostlara(!) göre mezhebe uymak bölünmek imiş.Sanki bizler bölünmüşüz de kendileri bölünmemişler.İnan ki asıl bölünen bunlardır bunlardan 3-5 kişinin fikirleri dahi aynı değildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ebuemetullah tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3008</link>
		<author>ebuemetullah</author>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 13:17:52 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.aliaksoy.net/2007/03/23/bazi-onemli-hadis-uyduruculari/#comment-3008</guid>
		<description>Öncelikle tebrik ederim!.. acaba müslümanlar dinlerinin islama saygı duyan müslüman alimler yerine müsteşriklerin(şarkiyatçılar-yani biz genel olarak yahudi ve hristiyan olup islamı kötüleme ve asıl değerlerini yıkarak onunla mücadele etmek isteyen caetani-schatt veya goldziher gibileri kastediyoruz)ve onların etkilerinde kalarak şaşkın bir sığır kadar önünü gören (mahmud ebu reyye ve bunun gibiler) islamın içindeki çıbanlardan öğrenmeye çalışıyorlar.Şuradaki sözlerin tamamı ne yazıkki bu adamlara aittir.Her biri farkında olmadıkları ve olamayacakları(zira o samimiyette değiller)hatalar ve gizlemeye çalıştıkları yalanlarla doludur.En basitinden 5374 sayısı evet bagiy ibni Mahled kitabında bu sayıda rivayeti ondan nakletmiştir ve bagiy bn mahled'in kitabı 40.000 kadar hadisten toplandığı bilinen bir kitaptır(yani buharinin kitabının)7 katı büyüklükte ama böyle iken bu rivayetleri sayı olarak belirtirken(5374 hadisi yani) edebe uyan bu sayının tekrarları ile beraber olduğunu da söylemektir(tabii eğer böyle bir şeyi biliyorlarsa)zira bir hadisi kitapta 5 fklı yerde zikretmek onu 5 hadis yapmaz.En basitinden buhari kendi kitabında bazı fıkhi konulara delil olması açısından bir hadisi 16 farklı yerde zikretmiştir.Şimdi biz bu sahabeden aynı hadisi 16 hadis nakledilmiş gibi mi sayacağız işte böyle insanların ipleri ile kuyuya inenlerin kuyunun dibinde bulacakları şey bellidir.Ya bir iftira ya batıl bir söz veya itikadi bir sapma...
Tabii bu kadarda değil
Halife Ömer, Kudâme ibn-i Maz’ûn’u zekât ve vergi âmili olarak Bahreyn’e gönderirken Ebû Hüreyre’yi de orada namaz kıldırıp kazâ işlerine bakmakla görevlendirdi (İbn-i Hacer, el-İşâbe, V, 425). Daha sona onu görev yaptığı Bahreyn’e iki defa vali olarak tayin etti. Ebû Hüreyre valilikten ayrılıp Medine’ye döndüğü zaman halife bütün valilerine uyguladığı yöntemi ona da uygulamış ve Bahreyn’den ne getirdiğini sormuştur. Ebû Hüreyre 20000 dirhem getirdiğini, bunu da yaptığı ticaretten veya üreyen atlarından, biriken maaşlarından ve kölesinin kazancından elde ettiğini söyledi. Fakat Ömer, sermayesini ve görev esnasında harcadığı parayı aldıktan sonra geri kalanı beytül-mâle iade etmesini emretti. Bazı rivayetlerde ise Hazret-i Ömer’in Ebû Hüreyre’ye, “Allah’ın ve kitabının düşmanı! Allah’a ait olan malı mı çaldın?” diye çıkıştığı, fakat onun bu ithamı şiddetle redderek Allah’a ve kitabına asla düşman olmadığını, aksine onlara düşmanlık edenlere düşman olduğunu belirttiği, beytül-mâle ait hiçbir malı zimmetine geçirmediğini söylediği, buna rağmen halifenin onun malının yarısına veya tamamına el koyduğu ileri sürülmektedir. Ancak bütün rivayetlerde özellikle belirtildiği gibi yapılan tahkikat sonunda Ebû Hüreyre’nin dürüstlüğü ortaya çıkınca Hazret-i Ömer ısrarla onu tekrar vali tayin etmek istemiş, fakat Ebû Hüreyre, zan altında kalıp rencide edilmek istenmediğini belirterek bir daha görev kabul etmemiştir. (Abdürrezzak es-San’âni, XI, 323; Ebû Ubyed, s. 250; İbn-i Sa’d, IV, 335; İbn-i Kesîr, VIII, 113). Ömer gibi âdil bir halifenin Ebû Hüreyre’yi görevine iade etmek istemesi, onun dürüstlüğü hususunda herhangi bir şüphesinin bulunmadığını göstermektedir.
 Elbette Hz Ömer Ebu Hureyreyi valilikten alarak medineye çağırmıştır zira o bunu pek çok valisinede yapmıştır(Sa'd bn ebu vakkas gibi sahabeler buna dahildir)Zira bu gün bile siyasette olduğu gibi insanlar bir şeyler işlerine uymayınca valileri şikayet ediyorlardı (iftira atıyorlardı)sırf bu yüzden Ömer sa'd ın valilik sarayı kapısında ateş yaktırmıştır(bu bir uyarı oluyordu)zira kufeliler onu itham etmişlerdi.(BKZ kitabus Salah)Ömerde onu geriye çağırmıştır.Aynı şey Ebu Hureyreninde başına gelmiştir Ömer onu şehre girerken gözlemiş onun gittiği gibi yine eşeği üzerinde geriye döndüğünü görünce ona valiliği tekrar teklif etmiş lakin bu sefer ebu hureyre kabul etmemişti.Acaba onun valilikten alındığını(bir kısım zayıf rivayetleride ekleyerek)nakledenler gerideki şu kısmıda iftiralarının peşine eklemiyorlar yoksa yalanlarına mı uymuyor ya da yalanlarını açığa mı çıkarıyor.Yani bir şeyleri eksik nakledip iftiralarını üzerine bina etme daha mı kolay.Peki sahih hadisleri bile reddeden siz yukarıdaki uydurma rivayetleri ne için alıyorsunuz yoksa bu da mı işinize geliyor?Şianın kitaplarından topladığınız uydurma rivayetleri alıp bunu sahabeye maletmenin sizce bir vebali yok mu zira mutezilede(aslında müsteşriklerin bile hadisi inkar etmek için tefsir ve siyerlerde-zira bunlarda pek çok zayıf rivayet vardır hadis usulüne göre yazılmamışlardır- zikredilen hadisleri gösterip işte pek çok uydurma var demeleri onların karanlıkta kaybettiklerini aydınlıkta aramaya çalışmaları gibi ahmakça bir çabadır. yukarıda zikredilen rivayetleri ebu hureyreden sahih olarak nakleden bir hadis kitabı var mıdır acaba...)yani birilerinin ebu hureyre adına uydurduğu rivayetleri ele alıp işte ebu hureyre budur demek belki cahilleri kandırır ama muhakkak Allah'ı kandırmaz.
Ebû Hüreyre hadis rivayet etmesini en çok Hazret-i Ömer’in engellediği söylenir. Ancak Ömer sadece Ebû Hüreyre’nin değil bütün sahabilerin ahkâmla ilgili olmayan hadisleri rivayet etmesine karış çıkmış (Abdür-rezzâk es-San’ânî, XI, 262), Hazret-i Ömer, Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin biri rivayetin ede Ebû Saìd el-Hudrî’yi şâhit olara dinleyene kadar itibar etmemiştir. Hazret-i Ali de bizzat duymadığı hadisleri rivayet eden sahabilerin, onları Rasûl-i Ekrem’den duydularına dair yemin etmelerini istemiştir. Hazret-i Ömer’in daha sora Ebû Hüreyre’yi hadis rivayetinde tamamen serbest bırakması (İbn-i Kesir, VIII, 106-107), onun şahsına karşı özel bir tavır takınmadığını göstermektedir. Ayrıca Ömer’in Ebû Hüreyre’nin rivayetlerine itimat ettiğine dair bir çok delil vardır. Nitekim Hassan ibn-i Sâbit, Mescid-i Nebevî’de  şiir okumasını engellemek isteyen Hazret-i Ömer’e Resûlüllah devrinde mescidde  şiir okuduğunu söyleyip Ebû Hüreyre de bunu doğrulayınca Halife Ömer, Ebû Hüreyre’nin şahitliğine itiraz etmemiştir (Müslim, “Fezâilüs-Sahâbe”, 151-152). Yine Hazret-i Ömer, cildine dövme yaptıran kadın hakkında sahabilerin bilgisine başvurduğu zaman Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği hadisi dinleyip kabul etmiştir (Buhârî, “Libâs”, 87). Cehmiyye ve mürcie tarafları bişr bin-i Gıyâs’ın Ebû Hüreyre aleyhindeki iddialarını reddeden Ebû Osman ed-Dârimî’nin söylediği gibi Halife Ömer’in Ebû Hüreyre’yi yönetici tayin etmesi, sonra da valilikte kalmasını ondan ısrarla istemesi kendisine güvendiğini göstermektedir (er-Red alel-merîsî, s. 132-135).Yani Hz Ömer hadislerin nakledilmesinde böyle bir yol izlemişşse bizim bundan dolayı bu sahabeleri yalancılıkla mı itham etmemiz gerekir.Oysa Ömer pek çok yerde Ebu hureyrenin rivayetleri ile amel etmiştir.Bu arada Ebu hureyreden mutabaat olmaksızın nakledilen hadis sayısının 50 nin altında olduğunu söyleyen alimler vardır(yani sadece kendisi tarafından nakledilen)Yani naklettiği hadislerin umumu diğer sahabeler tarafından da nakledilmiştir.Yoksa iftira bu kadar tatlı mıdır?
Gelelim hz Aişeye öncelikle Hz Aişe radiallahu anh sadece Ebu Hureyreyi tenkit etmemiş pek çok sahabeyi tenkit etmiştir.Hatta bu hususta el-İcâbe li İrâdi me's-tedrekethü Âişe ale's-Sahâbe adında bir eser ez-Zerkeşi tarafından yazılmıştır.
"Ebû Hüreyre’nin çok hadis rivayet etmesine karşı çıkanlardan biri olan Hazret-i Âişe, onu yanına çağırarak görmediği ve duymadığı bazı rivayetlerin hesabını sormak istemiş, Ebû Hüreyre de: “Anacağım! Ayna, sürme ve güzel koku gibi şeyler beni oyalayıp da bu rivayetleri Rasûlüllah’tan duymama engel olmadı” deyince Âişe, “Belki de öyledir” (Zehebî, A’lâmün-nübelâ, II, 604-605) diyerek kendisine hak verdiğini ifade etmiştir.(oysa siz asıl rivayeti sanki Ebu hureyre terbiyesizce cevaplamış gibi evirip çevirmişsiniz acaba burada yalancılıkla itham edilecek birisi varsa bu siz olmayasınız bilemiyorum ki neye hizmet ediyorsunuz??) Hazret-i Âişe’nin Ebû Hüreyre’yi çok hadis rivayet etmesi sebebiyle ikaz etmesini onun aleyhinde yorumlamak doğru değildir. Zîrâ Âişe, aralarında dört halifenin de bulunduğu bazı sahabileri rivayetlerindeki kusurlar sebebiyle eleştirmiştir. 1000’den fazla hadis rivayet eden yedi sahabî arasında yer alan Abdulah ibn-i Abbas’ın sekiz, Abdullah ibn-i Ömer ile Eb;û Hüreyre'nin on birer rivayetini tenkit etmesi (Zerkeşî, s77-115) bu tenkitlerin özellikleri onu hedef almadığını göstermektedir. Ayrıca tenkit konusu olan hadisleri Ebû Hüreyre tek başına rivayet etmemiş, meselâ kediyle hapseden kadınla ilgili hadisi İbn-i Ömer (Buhârî, “Bedül-halk”, 16, “Enbiyâ”, 54), ölüye ağlamanın onun azap edilmesine sebep olacağına dair rivayeti Hazret-i Ömer, İmrân ibn-i Hüsayn ve İbn-i Ömer de (Buhârî, “Cenâiz”, 32; Nesâî, “Cenâiz”, 14, 15) rivayet etmiştir. Ebû Hüreyre’nin rivâyetini tashih ederken Hazret-i Aişe’nin, “Allah Ebû Hüreyre’ye merhamet etsin!” diye son derece müşfik davranması (Zerkeşî, s. 107) onun Ebû Hüreyre’ye karşı menfî bir tutum içinde olmadığını göstermektedir. Sahâbîler, bildikleri hadisin aksine bir rivâyetle karşılaşıp onun râvîsini tenkit ettiklerinde bile o kimseyi yalancılıkla itham etmeyi düşünmemişler, bazı ifadeleriyle o râvinin yanılıp hata edebileceğini anlatmak istemişlerdir."
Gelelim Buhari ve Müslimden naklettiğiniz haberlere sizde bu kafa olduktan sonra benzer ifadeler olduğu için zulkarneynin Kur'anda geçen haberleri ve bunun gibi şeyleride inkar edebilirsiniz.Zira o da acaib bir şeydir.Soruyorum eğer ilahlık ya da yeni bir dinin peygamberliğine soyunmadı iseniz 
1-Bir haberin israiliyyata dair olması onu yalan kılar mı?Zira Kur'anda israiliyyatla(ehli kitaba dair) ilgili pek çok haber vardır eğer biz bu küçük kafa ile sünnette israiloğulları ile ilgili verilen her habere israiliyyattandır canım diyerek reddedersek aynı mantık kuran'ın inkarınıda gerektirmez mi? Ka'b hakkında aslı olmayan ve kendi .... yaptığı yorumlarla onu neredeyse Hz. Ömer i öldürmekle itham edecek kadar ileriye giden ebu reyye için ne söylenebilir ki.Acaba Hz Ömer'in katillerini(ne yazık ki hatta çocuklarına kadar)öldürmüş olan ubeydullah bn Ömer eğer Ka'b işin içinde olsa onuda öldürmeyecek miydi.Ka'b da bu işin içindedir demek acaba olayları saptırma ve ahmaklığın zirvesi değilde nedir.Gelelim şu sözünüze
Örneğin Ebu Hureyre’nin “Av ve çoban köpekleri dışındaki köpekleri öldürün” hadisine tarla köpeklerini de eklemesi üzerine İbni Ömer, Ebu Hureyre’nin tarlaları olduğu için böyle bir yalanı uydurduğunu söylemiştir (Cemal Sait Aktaş, Hadis Kritiği Makalesi)
Ne kadar garipki tarla köpekleri ziyadesi ile bu rivayet ibni ömerdende gelmiştir.Yine aynı şekilde cenaze takibinde ibni Ömer ecrin varlığı hususunda(benzer şekilde yani)Ebu hureyreye itiraz etmiş sonra Hz. Aişeden işin aslının Ebu Hureyre nin dediği gibi olduğunu öğrenince "Biz nice kıratları(sevap yani) zayii ettik demiştir." Acaba ibni Ömer'in unutmuş olabileceğini kabul Ebu hureyreye yalan isnadından daha mı zor.Yazıklar olsun hadise bakacak aklı selim kişi tarla köpeğininde aynı şekilde ihtiyactan tutulan(av-çoban-tarla) bir köpek olduğunu görüp aynı hükme tabii olmasının dinin özüne ne kadar uygun olduğunu göremez mi?...Ki muhtemelen cenazenin takibi meselesinde olduğu gibi ibni ömer bunu sahabelere sormuştur.Zira tarla köpekleri ziyadesi ile bu hadis ibni ömerden muslim hadis kitabında gelmektedir...
Ayrıca nechul belaga gibi uydurma hadislerden oluşan bir kitaptan(hatta sahabeleri kötülemek için yazılmış bir kitaptan ve bunda ehli ilim müttefiktir)yaptığınız alıntılarla hakkı korumak için yaptığınız gayretide takdir etmemek mümkün değil.Ben sadece Allah sizi ıslah etsin demekle yetineceğim.Size verilecek cevap pek çoktur ama vakit böyle ucuzca sapıklığı satın alanlar için kıymetli bir şey ben sadece güzide bir sahabe hakkındaki iftiralarınıza bir kaç cevap vermek istedim.Eğer Hakk'tan birazcık korkuyorsanız sağdan soldan (ve islama taarruz edenlerin kitaplarından)topladığınız çöplüklerle yalan uydurma ve zayıf rivayetlerle müslümanların kagasını karıştırmayın eğer bu müsteşriklere cevap veremiyorsanız müslümanlar arasında cevap verecek kişiler vardır.Hassaten yazılmış kitaplar vardır ya onlara gidin ama aşağılık kompleksi ile sahip çıkacağınız bir inanış sizi onlardan daha kötü yapar.(maazallah yarın ebu Reyye gibi insanların sapıklıkta takip ettiği bir kişi olursunuz)Eh Allahtan hepimize hidayet diler ve Onun talibi olanlara Allahtan selamet dilerim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle tebrik ederim!.. acaba müslümanlar dinlerinin islama saygı duyan müslüman alimler yerine müsteşriklerin(şarkiyatçılar-yani biz genel olarak yahudi ve hristiyan olup islamı kötüleme ve asıl değerlerini yıkarak onunla mücadele etmek isteyen caetani-schatt veya goldziher gibileri kastediyoruz)ve onların etkilerinde kalarak şaşkın bir sığır kadar önünü gören (mahmud ebu reyye ve bunun gibiler) islamın içindeki çıbanlardan öğrenmeye çalışıyorlar.Şuradaki sözlerin tamamı ne yazıkki bu adamlara aittir.Her biri farkında olmadıkları ve olamayacakları(zira o samimiyette değiller)hatalar ve gizlemeye çalıştıkları yalanlarla doludur.En basitinden 5374 sayısı evet bagiy ibni Mahled kitabında bu sayıda rivayeti ondan nakletmiştir ve bagiy bn mahled&#8217;in kitabı 40.000 kadar hadisten toplandığı bilinen bir kitaptır(yani buharinin kitabının)7 katı büyüklükte ama böyle iken bu rivayetleri sayı olarak belirtirken(5374 hadisi yani) edebe uyan bu sayının tekrarları ile beraber olduğunu da söylemektir(tabii eğer böyle bir şeyi biliyorlarsa)zira bir hadisi kitapta 5 fklı yerde zikretmek onu 5 hadis yapmaz.En basitinden buhari kendi kitabında bazı fıkhi konulara delil olması açısından bir hadisi 16 farklı yerde zikretmiştir.Şimdi biz bu sahabeden aynı hadisi 16 hadis nakledilmiş gibi mi sayacağız işte böyle insanların ipleri ile kuyuya inenlerin kuyunun dibinde bulacakları şey bellidir.Ya bir iftira ya batıl bir söz veya itikadi bir sapma&#8230;<br />
Tabii bu kadarda değil<br />
Halife Ömer, Kudâme ibn-i Maz’ûn’u zekât ve vergi âmili olarak Bahreyn’e gönderirken Ebû Hüreyre’yi de orada namaz kıldırıp kazâ işlerine bakmakla görevlendirdi (İbn-i Hacer, el-İşâbe, V, 425). Daha sona onu görev yaptığı Bahreyn’e iki defa vali olarak tayin etti. Ebû Hüreyre valilikten ayrılıp Medine’ye döndüğü zaman halife bütün valilerine uyguladığı yöntemi ona da uygulamış ve Bahreyn’den ne getirdiğini sormuştur. Ebû Hüreyre 20000 dirhem getirdiğini, bunu da yaptığı ticaretten veya üreyen atlarından, biriken maaşlarından ve kölesinin kazancından elde ettiğini söyledi. Fakat Ömer, sermayesini ve görev esnasında harcadığı parayı aldıktan sonra geri kalanı beytül-mâle iade etmesini emretti. Bazı rivayetlerde ise Hazret-i Ömer’in Ebû Hüreyre’ye, “Allah’ın ve kitabının düşmanı! Allah’a ait olan malı mı çaldın?” diye çıkıştığı, fakat onun bu ithamı şiddetle redderek Allah’a ve kitabına asla düşman olmadığını, aksine onlara düşmanlık edenlere düşman olduğunu belirttiği, beytül-mâle ait hiçbir malı zimmetine geçirmediğini söylediği, buna rağmen halifenin onun malının yarısına veya tamamına el koyduğu ileri sürülmektedir. Ancak bütün rivayetlerde özellikle belirtildiği gibi yapılan tahkikat sonunda Ebû Hüreyre’nin dürüstlüğü ortaya çıkınca Hazret-i Ömer ısrarla onu tekrar vali tayin etmek istemiş, fakat Ebû Hüreyre, zan altında kalıp rencide edilmek istenmediğini belirterek bir daha görev kabul etmemiştir. (Abdürrezzak es-San’âni, XI, 323; Ebû Ubyed, s. 250; İbn-i Sa’d, IV, 335; İbn-i Kesîr, VIII, 113). Ömer gibi âdil bir halifenin Ebû Hüreyre’yi görevine iade etmek istemesi, onun dürüstlüğü hususunda herhangi bir şüphesinin bulunmadığını göstermektedir.<br />
 Elbette Hz Ömer Ebu Hureyreyi valilikten alarak medineye çağırmıştır zira o bunu pek çok valisinede yapmıştır(Sa&#8217;d bn ebu vakkas gibi sahabeler buna dahildir)Zira bu gün bile siyasette olduğu gibi insanlar bir şeyler işlerine uymayınca valileri şikayet ediyorlardı (iftira atıyorlardı)sırf bu yüzden Ömer sa&#8217;d ın valilik sarayı kapısında ateş yaktırmıştır(bu bir uyarı oluyordu)zira kufeliler onu itham etmişlerdi.(BKZ kitabus Salah)Ömerde onu geriye çağırmıştır.Aynı şey Ebu Hureyreninde başına gelmiştir Ömer onu şehre girerken gözlemiş onun gittiği gibi yine eşeği üzerinde geriye döndüğünü görünce ona valiliği tekrar teklif etmiş lakin bu sefer ebu hureyre kabul etmemişti.Acaba onun valilikten alındığını(bir kısım zayıf rivayetleride ekleyerek)nakledenler gerideki şu kısmıda iftiralarının peşine eklemiyorlar yoksa yalanlarına mı uymuyor ya da yalanlarını açığa mı çıkarıyor.Yani bir şeyleri eksik nakledip iftiralarını üzerine bina etme daha mı kolay.Peki sahih hadisleri bile reddeden siz yukarıdaki uydurma rivayetleri ne için alıyorsunuz yoksa bu da mı işinize geliyor?Şianın kitaplarından topladığınız uydurma rivayetleri alıp bunu sahabeye maletmenin sizce bir vebali yok mu zira mutezilede(aslında müsteşriklerin bile hadisi inkar etmek için tefsir ve siyerlerde-zira bunlarda pek çok zayıf rivayet vardır hadis usulüne göre yazılmamışlardır- zikredilen hadisleri gösterip işte pek çok uydurma var demeleri onların karanlıkta kaybettiklerini aydınlıkta aramaya çalışmaları gibi ahmakça bir çabadır. yukarıda zikredilen rivayetleri ebu hureyreden sahih olarak nakleden bir hadis kitabı var mıdır acaba&#8230;)yani birilerinin ebu hureyre adına uydurduğu rivayetleri ele alıp işte ebu hureyre budur demek belki cahilleri kandırır ama muhakkak Allah&#8217;ı kandırmaz.<br />
Ebû Hüreyre hadis rivayet etmesini en çok Hazret-i Ömer’in engellediği söylenir. Ancak Ömer sadece Ebû Hüreyre’nin değil bütün sahabilerin ahkâmla ilgili olmayan hadisleri rivayet etmesine karış çıkmış (Abdür-rezzâk es-San’ânî, XI, 262), Hazret-i Ömer, Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin biri rivayetin ede Ebû Saìd el-Hudrî’yi şâhit olara dinleyene kadar itibar etmemiştir. Hazret-i Ali de bizzat duymadığı hadisleri rivayet eden sahabilerin, onları Rasûl-i Ekrem’den duydularına dair yemin etmelerini istemiştir. Hazret-i Ömer’in daha sora Ebû Hüreyre’yi hadis rivayetinde tamamen serbest bırakması (İbn-i Kesir, VIII, 106-107), onun şahsına karşı özel bir tavır takınmadığını göstermektedir. Ayrıca Ömer’in Ebû Hüreyre’nin rivayetlerine itimat ettiğine dair bir çok delil vardır. Nitekim Hassan ibn-i Sâbit, Mescid-i Nebevî’de  şiir okumasını engellemek isteyen Hazret-i Ömer’e Resûlüllah devrinde mescidde  şiir okuduğunu söyleyip Ebû Hüreyre de bunu doğrulayınca Halife Ömer, Ebû Hüreyre’nin şahitliğine itiraz etmemiştir (Müslim, “Fezâilüs-Sahâbe”, 151-152). Yine Hazret-i Ömer, cildine dövme yaptıran kadın hakkında sahabilerin bilgisine başvurduğu zaman Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği hadisi dinleyip kabul etmiştir (Buhârî, “Libâs”, 87). Cehmiyye ve mürcie tarafları bişr bin-i Gıyâs’ın Ebû Hüreyre aleyhindeki iddialarını reddeden Ebû Osman ed-Dârimî’nin söylediği gibi Halife Ömer’in Ebû Hüreyre’yi yönetici tayin etmesi, sonra da valilikte kalmasını ondan ısrarla istemesi kendisine güvendiğini göstermektedir (er-Red alel-merîsî, s. 132-135).Yani Hz Ömer hadislerin nakledilmesinde böyle bir yol izlemişşse bizim bundan dolayı bu sahabeleri yalancılıkla mı itham etmemiz gerekir.Oysa Ömer pek çok yerde Ebu hureyrenin rivayetleri ile amel etmiştir.Bu arada Ebu hureyreden mutabaat olmaksızın nakledilen hadis sayısının 50 nin altında olduğunu söyleyen alimler vardır(yani sadece kendisi tarafından nakledilen)Yani naklettiği hadislerin umumu diğer sahabeler tarafından da nakledilmiştir.Yoksa iftira bu kadar tatlı mıdır?<br />
Gelelim hz Aişeye öncelikle Hz Aişe radiallahu anh sadece Ebu Hureyreyi tenkit etmemiş pek çok sahabeyi tenkit etmiştir.Hatta bu hususta el-İcâbe li İrâdi me&#8217;s-tedrekethü Âişe ale&#8217;s-Sahâbe adında bir eser ez-Zerkeşi tarafından yazılmıştır.<br />
&#8220;Ebû Hüreyre’nin çok hadis rivayet etmesine karşı çıkanlardan biri olan Hazret-i Âişe, onu yanına çağırarak görmediği ve duymadığı bazı rivayetlerin hesabını sormak istemiş, Ebû Hüreyre de: “Anacağım! Ayna, sürme ve güzel koku gibi şeyler beni oyalayıp da bu rivayetleri Rasûlüllah’tan duymama engel olmadı” deyince Âişe, “Belki de öyledir” (Zehebî, A’lâmün-nübelâ, II, 604-605) diyerek kendisine hak verdiğini ifade etmiştir.(oysa siz asıl rivayeti sanki Ebu hureyre terbiyesizce cevaplamış gibi evirip çevirmişsiniz acaba burada yalancılıkla itham edilecek birisi varsa bu siz olmayasınız bilemiyorum ki neye hizmet ediyorsunuz??) Hazret-i Âişe’nin Ebû Hüreyre’yi çok hadis rivayet etmesi sebebiyle ikaz etmesini onun aleyhinde yorumlamak doğru değildir. Zîrâ Âişe, aralarında dört halifenin de bulunduğu bazı sahabileri rivayetlerindeki kusurlar sebebiyle eleştirmiştir. 1000’den fazla hadis rivayet eden yedi sahabî arasında yer alan Abdulah ibn-i Abbas’ın sekiz, Abdullah ibn-i Ömer ile Eb;û Hüreyre&#8217;nin on birer rivayetini tenkit etmesi (Zerkeşî, s77-115) bu tenkitlerin özellikleri onu hedef almadığını göstermektedir. Ayrıca tenkit konusu olan hadisleri Ebû Hüreyre tek başına rivayet etmemiş, meselâ kediyle hapseden kadınla ilgili hadisi İbn-i Ömer (Buhârî, “Bedül-halk”, 16, “Enbiyâ”, 54), ölüye ağlamanın onun azap edilmesine sebep olacağına dair rivayeti Hazret-i Ömer, İmrân ibn-i Hüsayn ve İbn-i Ömer de (Buhârî, “Cenâiz”, 32; Nesâî, “Cenâiz”, 14, 15) rivayet etmiştir. Ebû Hüreyre’nin rivâyetini tashih ederken Hazret-i Aişe’nin, “Allah Ebû Hüreyre’ye merhamet etsin!” diye son derece müşfik davranması (Zerkeşî, s. 107) onun Ebû Hüreyre’ye karşı menfî bir tutum içinde olmadığını göstermektedir. Sahâbîler, bildikleri hadisin aksine bir rivâyetle karşılaşıp onun râvîsini tenkit ettiklerinde bile o kimseyi yalancılıkla itham etmeyi düşünmemişler, bazı ifadeleriyle o râvinin yanılıp hata edebileceğini anlatmak istemişlerdir.&#8221;<br />
Gelelim Buhari ve Müslimden naklettiğiniz haberlere sizde bu kafa olduktan sonra benzer ifadeler olduğu için zulkarneynin Kur&#8217;anda geçen haberleri ve bunun gibi şeyleride inkar edebilirsiniz.Zira o da acaib bir şeydir.Soruyorum eğer ilahlık ya da yeni bir dinin peygamberliğine soyunmadı iseniz<br />
1-Bir haberin israiliyyata dair olması onu yalan kılar mı?Zira Kur&#8217;anda israiliyyatla(ehli kitaba dair) ilgili pek çok haber vardır eğer biz bu küçük kafa ile sünnette israiloğulları ile ilgili verilen her habere israiliyyattandır canım diyerek reddedersek aynı mantık kuran&#8217;ın inkarınıda gerektirmez mi? Ka&#8217;b hakkında aslı olmayan ve kendi &#8230;. yaptığı yorumlarla onu neredeyse Hz. Ömer i öldürmekle itham edecek kadar ileriye giden ebu reyye için ne söylenebilir ki.Acaba Hz Ömer&#8217;in katillerini(ne yazık ki hatta çocuklarına kadar)öldürmüş olan ubeydullah bn Ömer eğer Ka&#8217;b işin içinde olsa onuda öldürmeyecek miydi.Ka&#8217;b da bu işin içindedir demek acaba olayları saptırma ve ahmaklığın zirvesi değilde nedir.Gelelim şu sözünüze<br />
Örneğin Ebu Hureyre’nin “Av ve çoban köpekleri dışındaki köpekleri öldürün” hadisine tarla köpeklerini de eklemesi üzerine İbni Ömer, Ebu Hureyre’nin tarlaları olduğu için böyle bir yalanı uydurduğunu söylemiştir (Cemal Sait Aktaş, Hadis Kritiği Makalesi)<br />
Ne kadar garipki tarla köpekleri ziyadesi ile bu rivayet ibni ömerdende gelmiştir.Yine aynı şekilde cenaze takibinde ibni Ömer ecrin varlığı hususunda(benzer şekilde yani)Ebu hureyreye itiraz etmiş sonra Hz. Aişeden işin aslının Ebu Hureyre nin dediği gibi olduğunu öğrenince &#8220;Biz nice kıratları(sevap yani) zayii ettik demiştir.&#8221; Acaba ibni Ömer&#8217;in unutmuş olabileceğini kabul Ebu hureyreye yalan isnadından daha mı zor.Yazıklar olsun hadise bakacak aklı selim kişi tarla köpeğininde aynı şekilde ihtiyactan tutulan(av-çoban-tarla) bir köpek olduğunu görüp aynı hükme tabii olmasının dinin özüne ne kadar uygun olduğunu göremez mi?&#8230;Ki muhtemelen cenazenin takibi meselesinde olduğu gibi ibni ömer bunu sahabelere sormuştur.Zira tarla köpekleri ziyadesi ile bu hadis ibni ömerden muslim hadis kitabında gelmektedir&#8230;<br />
Ayrıca nechul belaga gibi uydurma hadislerden oluşan bir kitaptan(hatta sahabeleri kötülemek için yazılmış bir kitaptan ve bunda ehli ilim müttefiktir)yaptığınız alıntılarla hakkı korumak için yaptığınız gayretide takdir etmemek mümkün değil.Ben sadece Allah sizi ıslah etsin demekle yetineceğim.Size verilecek cevap pek çoktur ama vakit böyle ucuzca sapıklığı satın alanlar için kıymetli bir şey ben sadece güzide bir sahabe hakkındaki iftiralarınıza bir kaç cevap vermek istedim.Eğer Hakk&#8217;tan birazcık korkuyorsanız sağdan soldan (ve islama taarruz edenlerin kitaplarından)topladığınız çöplüklerle yalan uydurma ve zayıf rivayetlerle müslümanların kagasını karıştırmayın eğer bu müsteşriklere cevap veremiyorsanız müslümanlar arasında cevap verecek kişiler vardır.Hassaten yazılmış kitaplar vardır ya onlara gidin ama aşağılık kompleksi ile sahip çıkacağınız bir inanış sizi onlardan daha kötü yapar.(maazallah yarın ebu Reyye gibi insanların sapıklıkta takip ettiği bir kişi olursunuz)Eh Allahtan hepimize hidayet diler ve Onun talibi olanlara Allahtan selamet dilerim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
