Bakalım hırsızlar hidayete erecek mi?
(ÜlkücüHaber)Antalya’nın Tarihi Müsellim Camii’nde Bulunan Sakal-ı Şerif Çalındı.
Edinilen bilgiye göre, bugün öğle namazı için camiye gelen imam ve müezzin, caminin giriş kapısının kırılarak imam odasında bulunan Sakal-ı Şerif’in çalındığını gördü. Durumu polise bildiren cami görevlileri, sandık içerisindeki Sakal-ı Şerif’i güvenlik amacıyla bıraktıkları odada bulamayınca şaşkına döndü. Öğle namazı öncesi yaşanan hırsızlık olayıyla ilgili camide araştırma yapan polis ekipleri, çevredeki vatandaşlarla görüşerek şüpheli şahısların eşkalini belirlemeye çalıştı. Asayiş ekiplerinin ardından olay yerine çağrılan olay yeri inceleme ekipleri de, caminin kırılan kapısı ve Sakal-ı Şerif’in bulunduğu dolaptan parmak izi aldı.
Cami cemaati, yaşanan hırsızlık olayı karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını belirterek, “Hırsızlar öğle namazı öncesinde kapıyı kırarak içeriye girmiş ve içeride bulunan Sakal-ı Şerif’i alıp götürmüşler. Bunu hangi vicdan yapar anlamam mümkün değil” diyerek olaya tepki gösterdiler.


Ali Aksoy:
Öyle ya… Biz, böyle şeylerin, böyle şeylere yüz sürmenin hidayete erdireceğine inanırız. Allah, Kuran-ı Kerim’de bırakın, Peygamber efendimizin sakalını, Peygamberimizin kendisinin dahi hiç kimseyi hidayete erdiremeyeceğini, bütün hidayetin ancak Allah katından olduğunu söylerken, biz ille bunu duymayız da, sakaldan, ayak izinden, cübbeden, kaftandan, asadan, mağaradan, yatırdan, ağaçtan vs. hidayet umarız.
Halbu ki, bırakın bunları Kuran ayetleri dahi tek başına insanlara hidayet veremez. Onlar ancak okunur, anlaşılır ve vicdan ehlince düşünülürse belki Allah’tan hidayet umulabilir. Hidayet etme konusunda Allah’tan başkasından, mesela Peygamberden, evliyadan, şeyhten şundan bundan ummak hükümde Allah’a eş koşmaktır.
Hidayet yalnız Allah’tandır. O’ndan başka ilah, O’ndan başka dost yoktur.
Selam ile…
27 Mart 2007, 7:34 pmVedat KAT:
Merhaba Ali Aksoy kardeşim
7 Nisan 2007, 10:50 amAllah’ın selamı,rahmeti,bereketi üzerine olsun.
Yazılarınızı inceledim ve kaliteli,okunmaya değer buldum.Ayrıca Kur’anı önceleyen yazarların makalelerinden sitenize iktibaslar yapmanızıda takdirle karşılıyorum.
Yalnız bir hususu dile getirmek istiyorum.
Sitenizde ülkücülerle ilgili yazılar,haberler var.İnanın ki çok şaşırdım.Kur’ani bilince ulaştığına inandığım bir yazarın sitesinde böyle kavmiyetçi söylemlerle karşılaşmak beni çok şaşırttı ve üzdü.Ben aslen “zaza” ırkındanım.Ama hayatım boyunca hiç zaza milliyetçiliği yapmadım,kavmiyetçilik davası gütmedim,bundan uzak dururum.Ben “takva” nın öncellikli olduğuna inanıyorum.Resulullah(sav)ın bu konuda ciddi bir uyarısı da mevcut.”Kavmiyetçilik davası güden bizden değildir.” İslâm hepimizin ortak paydasıdır.İslâma teslim olmuş tevhid ehli bir ermeni,bir rum,bir yunan,bir sırp,bir ingiliz,bir çingene benim kardeşimdir.Onu sen türk değilsin diye dışlayamayız,”Türkün türkten başka dostu yoktur” sözüne itibar etmemeliyiz.Bizler tüm milliyetçiliklere karşıyız.İnnemel mü’minine ihvatun.
Allah’a emanet olun
Ali Aksoy:
Vedat bey selam,
Allah’a, tevhid inancıyla teslim olmuş kişi elbette kardeşimizdir. Bizim bu hususa dair en ufak bir sorunumuz yok. Bizim milliyetçiliğimiz, kendi milletini / ırkını üstün, diğerlerini basit / bayağı / alçak gören, “dışlayıcı” bir milliyetçilik değildir.
Aşağıda bu hususu tartıştığımız bir link var. İlgi ve duyarlılığınız için teşekkür ederim.
Selam ile…
http://www.hanifdostlar.com/fo.....9&PN=1
7 Nisan 2007, 12:59 pmtoprakerdem:
HIRSIZLIĞIN CEZASI
Şuan İslami ülkelerde uygulanan hırsızlık cezası aşağıdaki ayetin yanlış
yorumlanmasının bir sonucudur:
05:38 Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza olarak ve Allah’tan bir
ibret olmak üzere ellerini ( eydiyehüma ) kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
ی د (yed) : kullanışlı; güç, kuvvet, kudret; faydalı eşyalar; cömertlik; elin üst kısmı, kol; (bir
aletin) kolu; (kuşun) kanadı
yed: bir el
yedeyn: iki el
eydi: (ÜÇ VEYA DAHA FAZLA EL) eller
eydiyehüma: (ÜÇ VEYA DAHA FAZLA el için) elleri
Buradaki el kelimesini gerçek anlamınında düşünürsek o zaman hırsızın bir elini değil
İKİ ELİNİ birden kesmemiz gerekir çünkü ayet sayısı en az üç tane el kesmemizi emrediyor.
Sunniler bu ayetteki çarpıklığı çok iyi anladılar ve yaptıklarının doğruluğunu kanıtlamak için
Kuran’ın değişik biçimlerini türettiler. Bunlarda yed kelimesi yerine çoğulu “eymenun” olan
sağ el (yemin) kelimesi kullanılıyor.
İbn Kesir : Ves sariku ves sarikatü faktau eymanehüma = ve erkek hırsız ve kadın hırsız,
ikisinin de sağ ellerini kesin
Tebari : Ves sariku ves sarikatü faktau eymanehüma = ve erkek hırsız ve kadın hırsız,
ikisinin de sağ ellerini kesin
Dahası bu ayeti gerçek anlamında anlarsak başka bir sorun daha çıkıyor karşımıza. O da
bundan sonraki ayet:
05:39 Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve DURUMUNU DÜZELTİRSE
şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Elleri kesilen ya da mezhepçilerin yaptığı gibi tek eli kesilen birinin durumunu düzeltmesi
olanaksızdır. Hele gerçek anlamda alıp kişinin iki elini birden kesersek artık o şahsın
yaşaması bile ızdırap haline gelir. Bunun dışında mezhepçilerin cevaplaması gereken sorular
şunlardır:
a. Sabıkalı kişileri nasıl cezalandırırsınız? İki elini de kaybettikten sonra beyniyle
hırsızlık yapan birinin ayaklarını mı kesmek icap eder yoksa kafasını mı?
b. Bir yumurta çalan ile son model bir araba çalanın cezası aynı mıdır? Ellerinin
kesilmesi?
c. Sizin elleriniz kesilse nasıl hissederdiniz ve ailenize nasıl bakardınız?
Kuran’da yed kelimesini incelersek bunun maddi gücü simgelediğini görebiliriz. Hem
de yine beşinci surede:
05:64 Bir de Yahudiler: “Allah’ın eli ( YEDÜLLAHİ ) bağlıdır.” dediler ve dedikleri
yüzünden elleri bağlandı ve la’netlendiler. Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi nimet
veriyor. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilenler, onlardan birçoğunun azgınlığını küfrünü
artıracaktır. Bununla birlikte, aralarına kıyamete kadar sürecek olan bir düşmanlık ve kin
bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Onlar
yeryüzünde bozgunculuk için koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Ellerin açıl olması cömert olmak demektir. Ellerini kesin hükmü de birçok anlam içerebilir:
hırsızların çalmasını engelleyin, çaldıklarından harcayın veya çaldıklarını iade edin.
Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb
111:01 MALİ GÜCÜ YOK OLSUN Ebru Leheb’in; zaten YOK OLDU!
111:02 Ne MALI kurtardı onu ne de KAZANDIĞI.
ت ب (tebbe) : kesmek, kısaltmak; yok olmak; kaybolmak.
Yok olan da Ebu Leheb’in eli değil mali gücüdür.
5:38 ayetinde Diyanet’in çevirdiği gibi ibret kelimesi geçmemektedir. Bazı
çevirmenlerin de kelepçek olarak çevirdiği “nekale” kelimesi “örnek” anlamına gelir.
Kuran’da bir ayette daha geçer:
Fe cealnaha nekalel li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev’ızatel lil müttekıyn
02:66 Biz bunu, hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler
için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Ceza kelimesi ise bir şey karşılığında yapılan şeylerin verilen benzer bir cezadır. Ödül, ceza,
karşılık anlamlarına gelir.
fe in kateluküm (SİZİNLE SAVAŞIRLARSA / SİZİ ÖLDÜRÜRLERSE) faktüluhüm (ONLARLA
SAVAŞIN / ONLARI ÖLDÜRÜN) * kezalike ceazül kafirın
02:191 Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onlara savaş açın. İşte kâfirlerin CEZASI
böyledir.
Vellezıne kesebüs seyyiati cezaü seyyietim bi misliha
10:27 KÖTÜLÜK YAPANLARA GELİNCE, KÖTÜLÜĞÜN CEZASI MİSLİ İLEDİR. Onları
zillet kaplayacaktır. Onları Allah’a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki
karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada
ebedî kalacaklardır.
Ve cezaü seyyietin seyyietüm mislüha
42:40 BİR KÖTÜLÜĞÜN CEZASI, ONA DENK BİR KÖTÜLÜKTÜR. Kim bağışlar ve barışı
sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.
مث ل (mislun) : benzerlik; benzer, benzeş; müşabih, birbirine yakın; benzerlik; eşit, musavi.
29 Kasım 2007, 2:50 pm5.38inci ayette yapılan suça karşılık olarak hırsızın mali gücünü keseceğiz. Hırsızlık el
kesiminin cezası olamaz çünkü bunlar birbirine denk değil. El kol kesmek 42:40 ve 10:27
ayetlerini dikkate almamaktır.
Şimdi bir de “ceza” kelimesinin yerine “azap” kelimesi kullanılan 24:02 ayetine bakalım.
24:02 Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret
gününe inanıyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız
tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun ( velyeşhed
azabehüma taifetüm minel mü’minın ).
Diyanet ceza olarak çevirmiş ama aslında “azaplarına” (azabehüma) kelimesi geçiyor. Neden
5:38 ayetinde de Allah azaplarına şahit olsunlar demiyor da ceza / karşılık kelimesi geçiyor?
Neden Allah 5:38 ayetinde mezhepçilere göre yapmanın çok büyük bir cesaret isteyeceği bir
işte bu ayetteki gibi “onlara acıyacağınız tutmasın” demiyor? El koparmak daha mı kolay?
Aslında Kuran’da örnek bir hırsızlık hadisesi de geçmiş, bakalım cezası neymiş:
12:74 (Yusuf’un adamları) dediler ki: Peki, siz yalancıysanız bunun
(HIRSIZLIĞIN) cezası nedir?
12:75 “Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o, onun
cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
Bu kıssalar Kuran’a boş yere konulmamıştır:
12:07 Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak) isteyenler için
ibretler vardır.
12:111 Andolsun onların kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler
vardır.
Hırsızlık ayetinin doğru çevirisi şöyle olmalı:
Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün
hakım
05:38 Hırsız erkek ve kadının KAZANDIKLARINA CEZA / KARŞILIK ( bi ma
keseba ), ALLAH’TAN DERS OLSUN DİYE MALİ GÜÇLERİNİ KESİN ve Allah
izzet ve hikmet sahibidir.
07:28 Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: “Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah
da bize bunu emretti” derler. De ki: ALLAH KÖTÜLÜĞÜ EMRETMEZ.
ALLAH’A KARŞI BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ Mİ SÖYLÜYORSUNUZ?
esat:
pes dogrusu
20 Mart 2008, 10:00 pm