Mezhep dininde bir büyük uydurma: Recm (Taşlayarak öldürme)
Bu yazı Kurandaki Din sitesinden alıntıdır.
Bu bölümde mezhepçi İslam’ın en haddi aşan uydurmalarından birini göreceğiz. Bu uydurma ile Kuran’ın ayeti iptal edilmeye çalışılmış ve dine taşlayarak öldürme gibi bir ilave yapılmıştır. Fa-kat asıl dehşetli olan şudur ki; gelenekçiler sırf recmi, yani zina edeni taşlayarak öldürmeyi haklı çıkartmak için, Kuran’ın eksik oldu-ğunu, aslında recm ayetinin var olup, bu ayetin keçi tarafından yenilip yok edildiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.
Bu bölümü okurken lütfen şunu bir kez daha hatırlayın: Ku-ran’a ilave olan recmi tüm mezhepler savunur. Yani midye ve karidesi yemenin haramlığını, altın ve ipek giymenin kötülüğünü, başörtüsü ve peçe takmanın farziyetini, müzik dinlemenin ve resim yapmanın yasaklığını, namazlarda ve hacda Kuran’da olmayan detaylar olduğunu savunan Ehli Sünnet mezhepler; Hanefiler, Şafiler, Malikiler, Hanbeliler ile Şii mezhepler aynı zamanda recmi, hem de istisnasız hepsi savunurlar. Eğer recmin yanlışlığı ve uydurma hadislerin dinin kaynağı olamayacağı iyice anlaşılırsa, o zaman tüm bu mezheplerin hatalı yolda oldukları da iyice ortaya çıkar. Eğer bu mezheplerin hatası iyice anlaşılırsa; o zaman Kuran’da olmayan ipeğin, altının, başörtüsünün, peçenin, haremlik-selamlık ve diğer-lerinin de dinde olmadığı daha iyi anlaşılır. Çünkü Kuran’da olmayan bu ilave farzlar ve haramlar hep mezhepler yoluyla dinimize girmiştir. Recm konusu ise hem mezheplerin hatalı olduğunu, hem de hadis kitaplarının saçma olduğunu en güzel şekilde gösterir. Çünkü Buhari, Müslim, Ebu Davut, Hanbel, İbni Mace gibi bütün meşhur kitaplar recmi savunurlar. Üstelik bunu savunurken recmi haklı çıkartmak için Kuran’ın eksik olup, recmin aslında Kuran’da olduğunu (keçi Kuran ayetini yemeden önce) bile söyleyebilmişlerdir. Her şeyden önce Kuran-ı Kerim’de zinanın cezası belirtilmiştir. Kuran’da belirtilen bir konuda Kuran’ın hükmü ile çelişen bir hüküm ortaya atmak gelenekçi İslam’ın, mantık ve Kuran’a bağlılık seviyesini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun.
24-Nur Suresi 2
Ayette zinanın cezası yüz celde olarak geçer. Arapça’da “ celde” kelimesi deriyi incitecek bir değnek manasındadır. Bu ceza için Arapça’da “asa, minsee” (sopa, değnek) kelimelerinin geçmemesi, ayette bir grubun bu cezaya şahitlik etmesinin istenmesi, suçlunun canını acıtmaktan çok toplum önünde teşhir edilerek cezalandırıl-masının hedeflendiğini gösterir. Kuran’a göre zinanın ispatı için dört şahit gerekir. İslam’da özel mülkiyetin dokunulmazlığının ol-duğunu düşünürsek, aslında gizlice zina yapanları dört kişinin cinsel ilişki anında görmesi çok zordur. Fakat bu ceza alenen zinayı, genelevler şeklinde yapılanmaları yok edecek bir uygulamadır. Allah bu uygulama için bile “sizi Allah’ın dinini uygulama konusunda acıma duygusu yakalamasın” demektedir. Peki nasıl olur da, taşlayarak öldürme gibi çok şiddetli bir ceza, hem de bu konunun hükmü Kuran’da açıkça belirtilmişken gerçek olabilir? Üstelik bu ayetten bir önceki 24- Nur suresi 1. ayette bu surenin ayetlerinin farz ve apaçık olduğu söylenir. Bu; kelime sıkıntısı çekmeyen (31-Lokman suresi-27), en iyi yasa koyucu (5-Maide suresi-50), unutkan olmayan (19-Meryem suresi-64), Kuran’ı detaylı bir şekilde indiren (11-Hud suresi-1) Allah’ın yasasıdır. Gelin şimdi de uyduruk İslam’ın türeticisi mezhepçi İslamcıların (aslında İslam tahripçilerinin demek daha doğru olabilir) hadislerle uydurdukları dindeki recm uygulamasını inceleyelim.
KEÇİ KURAN AYETİNİ YOK EDİYOR
Recmi topluma kabul ettirmeye çalışan recm savunucuları ya-lanlarını halka kabul ettirmek için bir hikaye de uydurdular. Bu hikayeye göre recm ile ilgili Kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde Hz. Aişe’nin evindeydi. Peygamber’in vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetleri yemiştir. Böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır. (Nasih-Mensuh rezaletini bir önceki bölümde işledik. Bu konu, o bölüm için çok önemli bir delildir.) Bu hikayeyi İbni Mace Nikah 36,1944 veya Hanbel 5/131,132,183 ve 6/269’da bulabilirsiniz. Peygamber’in vefatından sonra hem ta-mamlanmış, hem ezbere bilinen Kuran’ın bir ayeti hem de keçinin yemesi suretiyle nasıl ortadan kalkar? Geleneksel İslam’a göre büyük alim olan İbni Kuteybe, konuya şu cümlesiyle giriş yaparak açıklık getirir: “ Keçi mübarek bir hayvandır.” Devamında ise bu büyük(!) alim keçinin faziletlerini açıklar ki konu iyice anlaşılsın. Sonra da şu ilginç cümlesiyle konuyu açıklar: “ Ad ve Semud kavimlerini ortadan kaldıran Allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıra-maz mı?” Allah’ı inkar eden bu iki kavmi Kuran ayetlerine benzeten İbni Kuteybe böylece geleneksel, hadisçi, mezhepçi İslamcıla-rın tutarsız yaklaşımlarına iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türkçe’ye “ Hadis Müdafası” diye çevrilen orjinal ismi “Tevilu Muhteliful Hadis” olan İbni Kuteybe’nin kitabını okumanızı tavsiye ediyoruz. Okuyun ki Kuran’ın yeterliliğini, geleneksel İslamcıların çap ve kimliklerini daha iyi anlayın. Hadis kitaplarının bizim kanaatimize göre Hz. Ömer’e iftira olan bir hadisiyse şöyledir:
İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkar edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktı-ğı gibi dinden çıkacaklardır. Eğer halkın “ Ömer Kuran’a ilave ediyor.” demesinden korkmasam bu recm ayetini Kuran’a yazardım.
Buhari 93/21, Müslim Hudud 8/1431, Ebu Davut 41/1
Bizce bu hadis bile tek başına Buhari, Müslim ve Ebu Davut’un güvenilmeyecek kitaplar olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Böylece en sahihleri, en doğruları böyle olan hadis kitapları bile bir kenara atılıyorsa diğer hadis kitapları ve hadislere dayanan tefsir, ilmihal kitabı gibi kitapların da tereddütsüz bir kenara atılmaları ge-rektiği anlaşılır. Görüldüğü gibi bu recm hadisleri hem dine, hem Peygamber’e, hem Ömer’e iftiralardır. Bu hadislerin mantığına göre Hz. Ömer Allah’tan çok halktan korkuyordu. Demek Hz. Ömer halktan değil de Allah’tan korkmuş olsaydı keçinin yiyerek yok et-tiği recm ayeti, hadis kitapları yerine Kuran’da olacaktı! (Lütfen 11. Bölüm’ü bir daha okuyun ve Hz. Ömer’in Ebu Hureyre ve diğer uyduruculara karşı tavrını, Kuran’a sahip çıkışını bir daha gözden geçirip Hz. Ömer’e yapılan bu iftiranın yalanlığını kavrayın.)
ZİNA YAPAN MAYMUNLARIN TAŞLANMASI
Bu uydurmalarla yetinmeyenler maymunların da zina eden bir maymunu yakalayarak taşladıklarını ve sahabelerden birisinin de maymunu recm etme olayına katılarak maymunu öldürdüğünü an-latırlar. Sözde recmin ne kadar mantıklı olduğunu, maymunların bile bunu anladığının, fakat bazı insanların anlayamadığının mesa-jını veren bu çok değerli (!) hadisi bilin bakalım hangi alim rivayet etmiştir? Evet, bu, süperlerin süperi diye takdim edilen, bir hadisini bile inkar edenin kafir olacağı söylenen en doğru hadis kitabının yazarı olan (diğerlerini siz düşünün) Buhari’nin 63/27’de geçen hadisidir.
Kurtubi’nin bir izahında ise Ahzab suresinin sonunda recm ayetinin eksik olduğu, Hz. Osman’ın döneminde bunların yazılmadığı söylenir. Bu izahta da Kuran’da mevcut olmayan recm geleneğine dayanak yaratma endişesinin, nasıl Kuran’a iftiralar atmaya kadar uzanmış olduğunu gözlemliyoruz.
MEZHEPÇİLER LÜTFEN BUNU DÜŞÜNSÜNLER
Görüldüğü gibi bir sürü çelişkili, mantıksız izah, sırf recm gele-neğinin yerleşmesi için uydurulmuş ve Kuran’ın açık hükmü olan 24- Nur suresi 2. ayetin de hükmü kaldırılmaya(neshedilmeye) ça-lışılmıştır. Bir rivayete göre Hz. Ömer döneminde Kuran’da recm yoktu, öbür rivayette Hz. Osman döneminde yazılmadı denir. Başka bir rivayette ayet keçi yüzünden ortadan kalkar. Diğer yandan maymunların recminden ve sahabelerin buna katıldığı komedisinden bahsedilir. Üstelik Kuran’daki açık hüküm yok sayılır. Neresine el atılırsa mantıksızlık ve çelişki olan bu konu geleneksel İslam’ın uydurucularının sıkışınca nasıl Kuran-ı Kerim’e iftiralar attıklarını da göstermektedir. Oysa birçok gelenekçi hem Kuran’ın, hem hadislerin doğruluğunu, hem de kelimesi kelimesine kabul ettiklerini söylemektedirler. Bu kabulü yapan gelenekçilerin çoğunun ne yazık ki kendi gelenek ve inançlarından habersiz oluşları büyük bir sorundur. Kuran’a göre Kuran yeterlidir ve dinin tek kaynağıdır. En sahih hadis kitaplarına ve mezheplere göreyse Kuran eksiktir. Aç ve mübarek bir keçi(!) Kuran’ı yiyip eksiltmiştir! Lütfen aldatılan mezhepçi arkadaşlar bu konuyu iyice araştırın. Çünkü ilmihal kitapları bu konuyu örtbas etmekte, şeyhler, hocalar milletin kafası karışır diye bu konuya hiç girmemektedirler. Mezhepçi arkadaşlar eğer bu konuyu araştırırsanız çok güvendiğiniz mezhebinizin, hadis kitapla-rınızın nasıl kendilerini haklı çıkartmak için Kuran’ı eksik saymaktan geri durmadıklarını ve tüm bu zırvaları uydurduklarını göreceksiniz. Mezhebi kabulle hiç bilmeden bu izahları da kabul etmiş oluyorsunuz. Çünkü bu izahlar mezheplerin, en doğru (!) hadis kitap-larının bir parçasıdır. Oysa Kuran apaçık bir şekilde din adına tüm detayları veriyor. Bizi, “Fırkalara bölünmeyin” diye mezhepçilikten alıkoyuyor. Mezheplerse “Recm nohut büyüklüğünde çakıl taşları ile olur. Kadın bir çukura gömülür, erkek ayakta taşlanır.(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı 7/97)” tipi dehşetli açıklamalarla vahşeti, yavaş yavaş öldürmeyi, Kuran’la çelişkiyi telkin etmektedirler.
KURAN’I BOHÇADAN ÇIKARALIM
Ne yazık ki yıllarca mezhepçilik övüldü. Mezheplere karşı çık-mak sapıklık olarak gösterildi. Mezhepsiz kelimesi dilimize bir hakaret unsuru olarak girdi. Kuran evimizde bohçalar içinde, yüksek bir yerde asılı olarak bulundu. Kuran ölülerin arkasından okundu ama, dirilerin hayatına yön vermesine izin verilmedi. Buna izni vermeyen mezhepçiler; dini ancak üç-beş kişinin anladığını, bizimse, onlardan ve onların kitaplarından dini öğrenmemiz gerektiğini söylediler. Allah kitabından dini anlamak gibi büyük bir cürete kalkı-şırsak çarpılacağımız anlatıldı. Bu çabaya ne gerek vardı ki! Mezhep imamları dini anlatmıştı. Bu mantıkla ne mühendisler, ne profesörler bile uyutuldu. Çünkü bu anlatımda akıl yok, taklit vardı. Aslolan taklit olunca profesörle, mühendisle, en cahil bir oldu. Çünkü akıl, ilim hiç kullanılmayacaktı ki! Onu, kullanması gerekli olan mezhep imamları, hadis imamları kullanmıştı. İnşallah onların akıl-larını ne kadar kullandıkları ve sadece Kuran’a sarılmanın önemi bu recm örneği ile anlaşılmıştır.
Allah pisliği aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
10- Yunus Suresi 100
Andolsun size, içinde öğüt bulunan bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?
21- Enbiya Suresi 10
Yazının / Kitabın diğer bölümlerini Kurandaki Din sitesinden okuyabilirsiniz.
Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Kitabı Pdf formatında indirmek için tıklayın.


14 Şubat 2008 - 22:17
Selam Look;
Allah bizi sizin gibi cahillerden korusun. Yukarıda bir yazında demişsin ki;
“Size bir kitap verdiler, Bu Allah’ın kitabı dediler siz de inandınız. Bu kitabı peygamber getirdi dediler inandınız. Bu kitapta EKSİLTME yok dediler inandınız. Şu sizin babanız dediler inandınız. …. ….
Peki…
Şu sizin peygamber’inizin sözü dediklerinde niye küfrü inadi’ye girişiyorsunuz ?…”
Ayıp değil mi şu senin dediğin. Sen hiç düşünmez, hiç akıl erdirmez misin.
Hadisleri savunmak adına sen nasıl böyle bir misal verebilirsin ! Sana 20 sene din eğitiminde bunu mu öğrettiler. Yazık sana !
Demek öyle…
Bir kişi anasından, babasından, atasından duyduğu her şeye inanmalı ise, ne putperestler, ne şunlar, ne bunlar suçlu değildir. Çünkü hepsi bunu atalarından görmüştür. Peygamberin zamanındakiler dahil !!!
Yazık sana. Yazık ki, ne yazık ! Sen, bunu neden söylediğimi pek iyi bilirsin. En azından savunacağını doğru bir delil üzerine savun. Özrün, kabahatinden büyük.
İnsanları din adına Allah adına çağırdığın şeye bak !
Allah sana ve hepimize hidayet etsin.
Selam hüdaya tabi olanlara…
15 Şubat 2008 - 01:23
Hepsine cevap vermeyeceğim… Bazılarına vereyim yeter.
1.1
1.2
1.3… vs vs.
Ben diyorum, bi daha söyleyim, okuma yazma bilmeyenlere: Elçi Kur’an’a ilave yapılamayacağını bildiren ayetleri sözünü kuvvetlendirmek için kendisi ilave etmiştir.
ان الله لا يحب من يتولى عن دينه ولا المرتدين
ان الله لا يحب من كان مختال فخور
Hadi bu ayet (?)lerin Allah’ın sözü olmadığını ıspatla !..
Lokman suresi 31. suredir. Bu surede eşek geçmektedir. Eşeğin numarası da 31′dir.
))
Bunu sizden önceki Hurufi dedeleriniz de yapmıştı.
Temelsiz bina çökmeye mahkumdur.
Buhari kendisinin ezbelerdiği 600.000 hadis -ki her ayrı sened bir hadis sayılır onlara göre, mesela men kezebe hadisi 1500 sened ile gelmiştir, bu 1500 hadis sayılır- arasında en sağlam gördüklerinin arasından 6000 tanesini seçmiştir.
Bu kadar ters bir mefhumu muhalefeti kimsede görmedim. Ben seni seviyorum demek, senden başka kimseyi sevmiyorum demek midir?
Size söylenene inanmayın. Atalarınızın da söylediğine çevrenizin de söylediğine… BABANIZ ASLINDA SİZİN GERÇEK BABANIZ DEĞİL.
Bu kur’an’ı bize ulaştıranlar ve de hadisleri… Sizin gibi saz çalarak, türkü söyleyerek ulaştırmadılar.
Buhari haddini bilirdi, Ebu Hanife de… Siz ne haddinizi biliyorsunun ne de cahilliğinizi.
şimdi kime yazıklar olsun.!?!
15 Şubat 2008 - 10:54
Merhaba Ali Bey,
daha önce hayız halinde namaz ve Türkçe namaz konularında görüşlerinizi almıştım hatırlarsanız. fazla sıklıkla siteyi takip edemiyorum. fakat yukarıdaki tartışmadan algıladığım kadarıyla şekil olarak namazın olmadığı görüşünü savunuyorsunuz sanırım. bazı sorularım olacak;
Namazın Kuran da detaylı anlatımı olmadığı ve bu sebeple farz olmadığı ancak güzel bir yakarış ve bağlanma şekli olduğu, bu sebeplerle kılınması gerektiği görüşündemisiniz yoksa kabeyi dikili taş olarak algılayıp, namazları dikilitaşa tapınma olarak görüyorda tümden safdışımı bırakıyorsunuz.bu iki ihtimalide sebepleriyle yazarsanız hem bize araştırma yolu hemde benim gibi görüşlerinizi önemseyen ve şuanda aklı karmakarışık olmuş kişilere de bir cevap olması dileğiyle ayrıntılı acil cevabınızı bekliyorum.
Allah hepimizi doğru yoluna iletsin…
15 Şubat 2008 - 13:46
Selam Arzu;
Herhangi bir şeyi savunmak değil bu…
1) Allah, Kuran’dan sorguya çekileceğimizi buyurdu.
2) Allah, beni sorguya atalarımın değil kendisinin çekeceğini bildirdi.
3) Allah, Kuran’ın sakınanlar için bir hidayet rehberi olduğunu, onları karanlıklardan aydınlıklara çıkardığını / çıkaracağını, resulün sadece vahye tabi olduğunu, bu kitapta insanlar için her manadan nice türlüsünü açıkladığını, bu kitapta hiç bir şüphe ve çelişki bulunmadığını, kitaba hiç bir eğrilik koymadığını, şeytanın önceki ümmetleri yoldan çıkarttığını, bunun nedeninin onların Allah’ın indirdiğine uymaması olduğunu anlattı.
Şimdi; akıl sahibi bir kimse şu yukarıdakileri okuduğunda dinini yalnız Kuran’a dayandırmak durumunda olduğunu anlar.
Yukarıda sizin aklınızın karışmasına sebep olan yazı Hanif Dostlar forumunda yapılan bir tartışmadan alıntıdır.
Burada bir kısım arkadaşlarımız yine sadece Kuran’a dayanarak bir kısım sorular yönelttiler ve salatın şekilsel bir ibadet olup olmadığını, diğer bir deyişle bu gün “namaz” olarak kıldığımız şeyin Kuran’da ne şekilde anlatıldığını sordular. Hem de, çok çetin, çok ciddi misaller vererek bunu yaptılar.
Kendilerinde ilimden bir paye olduğunu umduğum arkadaşlarımızın, bu sorulara sırası ile ve açık açık cevaplar vermek yerine, sürekli olarak onların niyetini sorgulamaları, onları türlü şekillerde itham etmeleri, aşağılamaları, bunları yaparken de, bu güne kadar söyledikleri şeylerle çelişecek şekilde tevatürü yani baskın bir inanışla atalarımızdan bize kadar erişmiş bilgileri delil edinmeleri çok garibime gitti.
Keza, bir tartışmada bir kişi karşısındakini aşağılamaya başlamışsa artık bu onun vereceği hiç bir cevap kalmadığını gösterir.
Halbu ki ben, kendini Kuran hizmetine adamış, insanara Kuran’ı öğreten birilerinden bunun tam aksini, oturaklı, Kuran’a dayandırılmış cevaplar beklerdim.
Hanif dostlar sitesinin moderatörlerinden biri olarak, ben de bu arkadaşlarımızın sorularını gah soruş şeklini, gah mahiyetini değiştirerek ilgililerine yönelttim ve tartışmayı güncel tutmaya çalıştım. İşte yukarıda okuduğunuz yazı bu amaçla yazılmıştır.
Tartışmanın seyrini, kimin ne dediğini yukarıda linki verilen tartışmadan okuyabilirsiniz.
Bu süreç gerçekten zorlu geçmiştir ve henüz bitmemiştir. Allah, kelimeleri ile gerçeği açığa çıkaracaktır.
Bu süreçten öğrendiğim şeyler şunlar olmuştur:
1) Allah’ın kitabı tam ve eksiksizdir. Bu süreç, Allah’ın kelamına olan güvenimi perçinlemiştir. Tevatür’ü delil edinerek ondan bir şeyi savunmaya çalışanlar, Kuran ayetleri karşısında yenik düşmüşlerdir. Bu ezikliklerini de, hakaret ve aşağılamadan başka bir yolla ifade edememektedirler.
2) Herkesim, kendi düşündüğünün en doğru olduğuna inanmakta, kendisi gibi düşünmeyenleri tekfir etmektedir. Sadece bu durum dahi, esasen onların söyledikleri şey hususunda tam bir eminlik içerisinde olmadıklarının delilidir.
3) Elimizde okuyup durduğumuz Kuran meallerinin çoğu, tevatürün dayattığı anlamlarla oluşturulmuştur. Ve bu çeviriciler, Allah’ın demediğini denilmiş gibi göstermekten hiç bir korku ve endişe duymamaktadırlar. Bu anlamda şimdilik, Musatafa İslamoğlu’nun haziran aylarında çıkacağını söylediği Kuran Meal Tefsirinden umutluyum. Bir de, Yaşar Nuri Öztürk’ün meali diğerlerine nazaran daha gerçekçi bir çeviridir.
Gördüğünüz gibi ben şekilsel salat vardır yahut yoktur demiyorum.
Fakat, şekilsel salat vardır ve bunun delili tevatürdür diyenleri, artık hadislere ilişmeyi terkedip Ehli Sünnet vel cemaat yoluna geri dönmeye çağırıyorum. Böylelikle onlar, kendi içlerinde çelişkiye düşmemiş olurlar. En azından söyledikleri şeyler kendi içlerinde tutarlı olur.
Şekilsel salat vardır ve bunun delili Kuran’dır diyenleri, hakaret ve aşağılamayı bırakıp Kuran’dan delilleriyle birlikte bildiklerini açıklamaya çağırıyorum.
Şekilsel salat yoktur diyenlere de aynı tartışma içerisinde bir kısım sorular yönelttim. Eğer tartışma devam ederse sormaya da devam edeceğim.
Onları da bu soruları cevaplamaya çağırıyorum.
Gördüğünüz gibi, ben bir iddia sahibi değilim. Fakat, her iddia sahibini de öncelikli olarak kendi içinde çelişkiye düşüp düşmedikleri yönünden incelerim.
Her ne kadar ben somut bir idda sahibi olmasam da şunu tam bir inançla söyleyebilirim ki, Allah bu Kuran’da insanlar için her manadan nice türlüsünü açıklamıştır. Allah’ın kitabına ona tam bir inançla inanarak sarılanlar asla yanlışa düşmezler. Allah, tam bir hüsnü kabulle kendisine yönelen hiç kimseyi yardımsız bırakmaz.
Bu bir imtihandır. Ve herkes, kendi yapıp ettiğinin hesabını Allah huzurunda tek başına verecektir. Allah da kimseyi gücünün yettiğinden fazla bir şeyle sorumlu kılmamıştır.
Sonuç olarak Arzu hanım, siz gücünüzün yettiğinden sorumlusunuz. Bu, tevatürün değil, Allah’ın vaadidir. Sizi sorgulayacak olan da atalarınız değil, Allah’tır. Bu nedenle içinizi ferah tutunuz. Allah kullarına karşı asla zulümkar değildir.
Muhabbetlerimle…
15 Şubat 2008 - 14:20
Admin rumuzlu müslüman kardeşim…”Şimdi; akıl sahibi bir kimse şu yukarıdakileri okuduğunda dinini yalnız Kuran’a dayandırmak durumunda olduğunu anlar.”demişsiniz…Yanılıyorsunuz müslüman kardeşim…Din yalnız Kuran’a dayanmaz…İşte sıralama:Kuran,hadis-sünnet,icma,kıyas.Birde”…atalarımızdan bize kadar erişmiş bilgileri delil edinmeleri çok garibime gitti.”demişsiniz.Söylermisiniz şayet bizim müslüman ceddimiz İslam’ı çok iyi yorumlamasalardı biz nereden müslüman olacaktık,bizim anladığımız manada yorumlamasalardı…Maveraünnehir’i,Semerkant’ı,Buhara’yı hatırlayın…Değerli müslüman kardeşim…Bizler müslümanız,nefsimize göre konuşamayız…Musatafa İslamoğlu’nu size acizane tazviye ederim…Ama Yaşar Nuri Öztürk’ü tavsiye etmem…Acizane bir teklif…Suat Yıldırım,Ali Ünal,Ali Bulaç,Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır,Diyanet Meali acizane tekliflerimdendir…Birde “Her ne kadar ben somut bir idda sahibi olmasam da şunu tam bir inançla söyleyebilirim ki, Allah bu Kuran’da insanlar için her manadan nice türlüsünü açıklamıştır. Allah’ın kitabına ona tam bir inançla inanarak sarılanlar asla yanlışa düşmezler. Allah, tam bir hüsnü kabulle kendisine yönelen hiç kimseyi yardımsız bırakmaz.” demişsiniz…Amenna diyeceğim yoktur…Rabbim bizleri tam ihlastan ayırmasın…Saygı ve dua ile…
15 Şubat 2008 - 19:30
Selam Muharrem kardeşim;
Siz, Kuran indirilmeden 100 sene önce yaşasaydınız atalarınız yine sizi doğru yola eriştirebilecek miydi ?
Bu gün siz doğruyu bulmuşsanız, bu atalarınızdan değil Rabbinizden bir rahmettir.
Hatta aynı şey Resul için de geçerlidir.
Kuran bunun misallerini vermektedir.
Yazılanları ve gerekçelerini titizlikle okumaya devam ederseniz anlayacağınızı düşünüyorum.
Muhabbetlerimle.
16 Şubat 2008 - 17:16
Selam hüdaya tabi olanlara olsun…
Sayın muharrem kardeşim yazdıklarım bir çok kişiyi rahatsız ediyor ve edecektir.!
Ben yalnız ve yalnız ‘kuran’dediğimden dolayı ve tüm meselelerde belirleyiciliği ona taşıyıp onunla amel ettiğimden özellikle bir çok aile bireylerinden olan kimseler,yakın çevremdekiler ve iş arkadaşlarım tarafından dışlandım.Bir çok kişi tarafından da tehdit edildim,hakaretler gördüm,alaya alındım,dışlandım,yalnızlaştım ama asla taviz vermedim vermiyeceğimde!Sonuç ne olursa olsun dini ona özgüleyeceğim.
Şu anda öyle bir durumla karşı karşıyayımki hicret etmeyi bile düşünüyorum.Bu durumu bu forumda muhlis beyede msn den söylemiştim.
Yazmak isteyipe yazamadığım yüreğimdekilerin yazdıklarıma tam anlamı ile yansımasını çok isterdim.
HER ZAMAN FARKLI ORTAMLARDA OLDUĞU GİBİ BURADANDA HERKESE SÖYLÜYORUM.BEN RABBİMİN EMRİNE SON DERECE BAĞLI VE ONU GÖTÜREBİLDİĞİM HER YERE GÜCÜM NİSBETİNDE YAPACAĞIM.
HİÇ BİR TEHDİTTEN DE KORKMUYORUM
ALLAH KULUNA YETMEZMİ
17 Şubat 2008 - 19:49
Selam…
Sayın Muharrem bey ve diğer vatandaşlarım… Allah, dinini tamamlamadı mı? Yoksa atalarınız mı tamamladı dini? Eğer böyle inanıyorsanız bu Allah’a birilerini ortaklık yapma değil midir? Şirk değil midir?
Yine bu husustan yola çıkarak, İslam’ı Allah mı tamamlamıştır, yoksa Elçisi de bu din işlerinde/dini tamamlamada Allah’a ortak mıdır? Eğer böyle olduğuna inanıyorsanız bu Peygamberi de ilah/Rab edinerek Allah’a şirk koşmak değil midir?
Efendim Look rumuzlu vatandaşımız demiş ki hadisleri savunurken; “Kur’an’ı Elçi’nin yazdırmadığından emin misiniz?”
Velevki Kur’an’ı Elçi kendisi yazsın, hadi öyledir diyelim, Elçi’nin yazdığı o muhteşem Kur’an’da birbiriyle çelişen bir tane bile ayet yok!!!! Ama bakıyoruz onun hadisleridir denilen rivayetlere, hepsi birbiriyle çelişiyor, O Elçinin bir yaptığı öbür yaptığını tutmuyor, kendi yazdığı kitabında ata binip uçmazken, ağaçlarla konuşmazken, başına bal sürmezken, o rivayet dolu hadis kitaplarında neler yapıyor neler! Kısaca ya O Elçi yalancı, ya da O Elçiyi anlatan Hadis Kitaplarının yazarları yalancı?!!!
Buyrun lagaluga yapmadan, kem küm yapmadan cevap verin bana. Kim yalancı???
17 Şubat 2008 - 23:24
Admin rumuzlu müslüman kardeşim: “Siz, Kuran indirilmeden 100 sene önce yaşasaydınız atalarınız yine sizi doğru yola eriştirebilecek miydi ?” demişsiniz…Ama ben müslüman atalarımızdan bahsediyorum dimi…Demogoji yapmayalım…Yani dil oyunları… “Bu gün siz doğruyu bulmuşsanız, bu atalarınızdan değil Rabbinizden bir rahmettir.” demişsiniz…Amenna…Ama mübarek ceddimiz bir araçtır…Aslı yaratan Rabbimiz’dir (celle celaluhu)…”Yazılanları ve gerekçelerini titizlikle okumaya devam ederseniz anlayacağınızı düşünüyorum.” demişsiniz…Sizi bir hayli okuduğumu düşünüyorum…Bu sayfalarda mübarek Abdülkadir Geylani’ye,Yunus Emre’ye,Mevlana’ya dil uzatılmasına göz yumamam…Siz de beni anlayın…Şunu da unutmayın:”Bir insanın büyük veliler hakkında ileri-geri konuşması o insanın imanca düşmesi için yeterlidir…”Müslüman kardeşim…İman denge durumudur…Bizler bu mübareklere değil sadece Rabbimiz’e (celle celaluhu) kulluk ediyoruz…Pegamberimiz Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Kuran’dan kendi fikrince yorum çıkaranların durumu için de dediği ortadadır…Biliyorum bu hadis-i şerife de bir kulp bulacaksınız…Söylermisiniz,sizlerin bu ve buna benzer uğraşları kaç kişiye Allah’ı sevdirdi…Rasulunu sevdirdi…Niçin dine hizmet etmek isteyen ama geçmişte yaşamış-ölmüş insanları insafsızca yargılıyorsunuz…İetibatı koparmayalım…Dua ile…
17 Şubat 2008 - 23:30
toprakerdem rumuzlu müslüman kardeşim…”ALLAH KULUNA YETMEZMİ” Rahman kuluna yeter…Ama bu bizleri yalnız Kuran dedirtmemeli…Hadisler,sünnetler,mezhepler,müçtehitlerin içtihatları,icmalar,kıyaslar,…Hiçbiri tabiki Kuran değildir…Kuran bir kitaptır.Okunmalıdır.Ve alimlerce şerh edilmelidir.Hıristiyanlar gibi din adamlarımızı çok yüksek olarak kutsamıyoruz müslüman kardeşim…Size yardım etmek istiyorum…Allah rızası için…Yazmak zor.Keşke konuşabilsek…Keşke…Dua ile…
18 Şubat 2008 - 10:05
Selam muharrem kardeş
Sana bazı ayetler vereceğim Allah rızası için şunları bana açıklarmısın.
”’Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.”’(16/89)
”’Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.”’(17/89)
”’Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?”’(6/114)
”’Ey iman sahipleri; size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti. Allah Bağışlayandır, Merhametlidir.”’(5/101)
”’Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?”’(29/51)
”’Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”’(6/38)
”’Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.”’(5/49)
”’De ki “ Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” (21/45)
”’Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.”’(17/41)
”’Bilgiyle uzun uzadıya, etraşıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.”’(7/52)
”’Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın.”’(3/103)
18 Şubat 2008 - 16:19
Portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir ayet uydurdum….
Kur’ancılar bu uydurduklarımın ayet olmadığını ıspatlasınlar bakalım.Gerçekten kur’an’ın lafzı mucize miymiş?..
Nasihat suresi 1 ve 2. ayetler
1-ان الله لا يحب من يتولى عن دينه ولا المرتدين
2-ان لله لا يحب من كان مختال فخور
===========
hadislerdeki çelişkiye sonra geleceğim.
19 Şubat 2008 - 11:39
Selam muharrem kardeş
Din adamları şüpheler belirmeye başladığında klasik cevapları şudur ” Evladım senin kalp gözün kapalı “.Bense tam aksini düşünüyor ve kalp gözünün açılması için sorma ve sorgulamalar gerekir diyorum.
Senin karşı itiraz ve delillerin varsa,onların ortaya konulması beni fazlasıyla memnun ve bahtiyar eder.Senteze ulaştıracak her konudan fazlasıyla memnunluk duyarız.Medeni insanlar ve toplumlar; tez,antitez ve daha sonra ardından gelecek sentezlerle hem kendilerini hemde toplumlarını yüceltirler.Konuya yardımcı olman beni sevindirir.
19 Şubat 2008 - 16:26
Dalgacı Allame LooK!
Uydurduğun iki ayete karşılık bir ayet de ben uydurayım. Hem belki işine yarar:
ان العلماء الذين تتخذونهم انتم واباؤكم آلهة لا يحبون من يرتد عن دينهم ولاالمؤمنين بالله وحده
Muhammed Resulullah, eğer uydursaydı, Enfal 2. ayeti şu şekilde okurdu:
انما المؤمنون الذين اذا ذكرالله ورسوله وجلت قلوبهم واذا تليت عليهم آياته واحاديث رسوله زادتهم ايمانا
Anlamı:
“Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah ve Resulu anıldığı zaman kalpleri ürperir. Ve onlara O’nun ayetleri ve Resulunun hadisleri okunduğunda imanları artar…”
Böylece,bu şekliyle bu ayet, sen ve senin gibilere, Ku’an’ın hadislerinden başka hadisleri de din edinenlere güçlü bir delil olurdu.
Mü’mine, Arapça bilmeyen kimi halis mü’minlere hakaret ve küçük düşürme amaçlı, kimi ayetler arasında kelimeleri yer değiştirerek karşısındakinin yaptığı hokkabazlığı anlayıp anlamadığını test etmek için ayet uydurmak yakışmaz.
—————————
Selam Huda’ya tabi olanlara!
19 Şubat 2008 - 16:38
Uydurmuş olduğum ilk ayetin anlamını veriyorum:
“Hiç şüphesiz, siz ve atalarınızın ilah edindiği bu alimler, dinlerinden döneni ve sadece Allah’a inananları sevmezler.”
—————————
Selam Huda’ya tabi olanlara!
21 Şubat 2008 - 01:47
okuma yazma bilenler
وما آتاكم الرسول فخذوه وما نهاكم عنه فانتهوا
“PEYGAMBER size NEYİ verdiyse alın, neyi yasakladıysa kaçının
ayetini okumaz mısınız?
peygamber ve her ne verdiyse…. (ayet hadis ayrımı yok. ve veren Allah değil, elçisi)
hani kur’an evrenseldi, hani her zamana hitap ederdi ?..
bu ayet bu güne hitap etmeyecekti, sadece elçi’nin devri bu ayetle amel edecekti, bu ayet neden kur’an’da var ?..
=================
meal dinine mensup olanlarla her zaman dalga geçtim ve devam edeceğim.
din bilmezler dinin temeliyle oynamamalı.
müsteşriklerle ortak hareket etmemeli
=================
kur’an’ın icazından bahseden samimi müslüman(?)lar daha ondan olan ile olmayanı ayırt edemiyor haaa.
Yakışan ile yakışmayana adli ilahi karar versin.
21 Şubat 2008 - 11:37
Selam Look;
Bu sitede bu söylediklerinin tamamına gerekli cevaplar, üstelik sadece Kuran’a dayanılarak verilmiştir.
Fakat, tüm bu tartışmalar içerisinde en gıcık olduğum husus, hadisi bir delil olarak kullanan insanların bu ayeti gerekçe göstermeleridir.
Neden gıcık oluyorum ?
Çünkü bu terbiyesizliktir. Çünkü bu, Allah’ın demediğini “dedi” diye söyleyerek kafanızdaki bir şeyi onaylatma çabasıdır.
Siz, sadece kendinize karşı değil, Kuran’a karşı, Allah’a karşı da ikiyüzlü insanlarsınız. Sizin şu yaptığınız şey, sizin tüm inanılırlığınızı bitirir.
Çünkü siz, apaçık bir biçimde yalancılarsınız.
Haydi bakalım, çok bilmiş Look; şu yazdığın ayetlerin öncesini ve sonrasını da yaz. Yaz da, insanlar senin de, senin gibilerin de ne mal olduğunuzu anlasınlar.
Muhabbetlerimle…
21 Şubat 2008 - 13:02
Dalgacı look sen ve senin gibiler ”evlere arka kapılardan”girdiklerinden kuran’ın tüm güzelliklerindende faydalanamıyıcaklardır.Nedemek istediğimi anlayan anladı.!!!
Kuran’ın ”k’’sından bi habersin çıkıp karşımıza allamelik yapıyorsun.
Sen ve senin gibilerin bizim gibilerin içerisinde küçücük bir tesiri dahi olmaz olamaz.!
hadi ordan…
dalgacılarla işimiz olmaz.
21 Şubat 2008 - 16:57
“Onların onların kalplerini mühürlemiştir…”
“Onlar, sağır, dilsiz ve kördürler. Onlar akletmezler.”
“Ben sizin üzerinize bir zorlayıcı değilim.”
“Sen istediklerini hidayete erdiremezsin fakat Allah kimi dilerse onu hidayete erdirir.”
“Sen insanların çoğunun aklettiğini mi sanırsın, Hayır onlar akletmezler hayvanlar gibidirler belki de onlardan da aşagıdırlar…”
“İçlerinden bir topluluk: “Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz)”
“Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.”
“Allah hidayete karşılık dalaleti satın alanları hidayete erdirmez”
“Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.”
“Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.”
ŞAHİD OL YA RAB !..
ŞAHİD OL YA RAB !..
ŞAHİD OL YA RAB !..
ilahi adalet huzurunda artık benim de bir mazeretim var…
21 Şubat 2008 - 18:00
Selam;
Ne oldu Look efendi !
Neden delil edindiğin ayetin öncesini ve sonrasını yazıp ta bizi rezil etmek yerine, cartayı çektin ?
İşte böyle… Sizin hakkınızdan anca Kuran gelir.
Sen çok iyi anlıyorsun benim dediklerimi…
Hadi selametle…
Not: Şehadet bakımından sizler Buhari’ye Allah’tan daha çok güvenirsiniz. Allah’ı şahit olarak çağıracağına Buhari’yi, Müslim’i, Taberi’yi ve diğerlerini çağırsana !
25 Şubat 2008 - 16:15
look:
…..
Yine biliyorum ki kalbi mühürlenmişler inanmayacak. Çünkü Allah bu Kur’an ile kimilerini saptırır kimilerini hidayete erdirir. DÜŞÜNÜN… KUR’AN İLE SAPTIRIYOR.
Kur’an ile uğraşan sapmaz değil…
look:
يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ
ayeti bul…
================
Selam;
Bakara 26: إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي أَن يَضْرِبَ مَثَلاً مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَـذَا مَثَلاً يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ
يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ
Yukarıdaki Bakara 26′dan alıntıladığımız cümlenin anlamı;
Look’un iddia ettiği gibi “Allah bu Kur’an ile kimilerini saptırır kimilerini hidayete erdirir” şeklinde olmayıp, doğrusu şöyledir: “Allah bununla (bu örnekle) birçoğunu saptırır yine bununla(bu örnekle) birçoğunu da doğru yola iletir. Ve Allah ancak fasıkları saptırır.”
Saygılarımla…
15 Nisan 2008 - 23:53
Iiman ile küfür taki Adem a.s dan beri at basi gitmisdir. bu arada yahudikik 71 hiristiyanlik 72 müslümanlikda 73 firkaya ayrilmislardir bunlar ALLAH bir peygamber hak diyen insanlardir,.bu mezhepleri kabül etmiyen veya bunlara karsi gelen insanlar bir zamanlar ingilizlerin islami yozlasdirmak icin islam ülkelerine ajanlarini sokup yavas yavas tahrip eden ajanlarin islerini yapmakdadirlar ben bunlara ingiliz casusunun itiraflarini okumasini tavsiye ediyom birde mektubat kitabini ingilizler o kutsal yerleri nasil vahhabilesdirdikleri ortada yazik böyle mezhebleri imami azam safi hanbeli malikileri begenmiyenleri siddetle kiniyom ALLAH onlara hidayet versin, suur ve izan versin saygi ve sevgilerimle
23 Mayıs 2008 - 02:19
selam aleykum admin ve look ..ben bu dialogu sizden daha fazla sevdim..mümkünse msn mi ekleyin siznle biraz sohbet edelim..