<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Kim bu Allah dostları? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/</link>
	<description>www.aliaksoy.net</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Mar 2010 10:28:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Oba tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-15172</link>
		<dc:creator>Oba</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 11:18:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-15172</guid>
		<description>Sayın Abdülhalik

Tıpkı sizin ifade ettiğiniz gibi, Şia&#039;da, bağlısı olduğunuz fırka tarafından  delil olarak öne sürülen hadislerin uydurma olduğunu ve kurtuluşa erecek tek fırkanın kendi fırkaları olduğunu iddia etmektedirler. 

Şimdi size ve rakibiniz olan fırka bağlılarına şu soruyu yöneltmek istiyorum:  Kurtuluşa ereceği iddia edilen fırka adına, Kur&#039;an&#039;dan bir delil gösterebilir misiniz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Abdülhalik</p>
<p>Tıpkı sizin ifade ettiğiniz gibi, Şia&#8217;da, bağlısı olduğunuz fırka tarafından  delil olarak öne sürülen hadislerin uydurma olduğunu ve kurtuluşa erecek tek fırkanın kendi fırkaları olduğunu iddia etmektedirler. </p>
<p>Şimdi size ve rakibiniz olan fırka bağlılarına şu soruyu yöneltmek istiyorum:  Kurtuluşa ereceği iddia edilen fırka adına, Kur&#8217;an&#8217;dan bir delil gösterebilir misiniz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ABDÜLHALIK tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-15104</link>
		<dc:creator>ABDÜLHALIK</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 11:55:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-15104</guid>
		<description>şiaların uydurmalarıdır üstteki yazılar ehli sünnet ve cemaattir kurtuluşta... şiaların ahlaksızlıklarını bilmeyen yok zaten mezhepler yazısındaki yorumlarımı okumanızı tavsiye ederim buraya girenlere</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>şiaların uydurmalarıdır üstteki yazılar ehli sünnet ve cemaattir kurtuluşta&#8230; şiaların ahlaksızlıklarını bilmeyen yok zaten mezhepler yazısındaki yorumlarımı okumanızı tavsiye ederim buraya girenlere</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Oba tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-15027</link>
		<dc:creator>Oba</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 16:58:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-15027</guid>
		<description>Sayın Kadir

Herhalde &quot;kurtuluşa erecek fırka&quot; konusunda bir bilgi eksikliğiniz var. Aşağıdaki hadise göre de, Hz. Peygamber(s.a.v), &quot;Kurtuluşa erecek fırkanın Hz. Ali(r.a)&#039;nin Şia&#039;ları olduğunu söylemiştir.&quot; 


928- Hz. Ali (a.s), Resulullah’a (s.a.a) şöyle arz etti:
“Ya Resulallah, ‘Fırkay-ı Nâciye’ (kurtuluş ehli olan fırka) kimlerdir?” Allah Resulü (s.a.a) şöyle cevap verdiler: “Senin ve arkadaşlarının üzerinde oldukları şeye sarılanlardır.”
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(928).


Ayrıca Hz. Ali(r.a)&#039;de, kurtuluşa erecek fırkanın kendi Şia&#039;ları olduğunu ifade etmiştir. 


926- Ebû Akîl, diyor ki: Biz, Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib’in (a.s) yanında olduğumuz bir sırada, şöyle buyurdu:
“Bu ümmet, yetmiş üç fırkaya bölünecektir. Canımı elinde tutana andolsun ki, fırkaların hepsi yollarını şaşmışlardır; bana uyan ve benim Şîalarımdan olanlar hariç.”
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(926).


927- Yine Emirü’l-Müminin’den (a.s) şöyle nakledilmiştir:
“Bu ümmet, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan yetmiş ikisi ateşte ve bir tanesi cennette olacaktır. Allah-u Teâlâ onların hakkında şöyle buyurmaktadır: ‘Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir topluluk bulunur.’ (A’râf, 181) Onlar ise ben ve Şîalarımdır.”
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(927).


Sizce kurtuluşa erecek fırka hangisidir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Kadir</p>
<p>Herhalde &#8220;kurtuluşa erecek fırka&#8221; konusunda bir bilgi eksikliğiniz var. Aşağıdaki hadise göre de, Hz. Peygamber(s.a.v), &#8220;Kurtuluşa erecek fırkanın Hz. Ali(r.a)&#8217;nin Şia&#8217;ları olduğunu söylemiştir.&#8221; </p>
<p>928- Hz. Ali (a.s), Resulullah’a (s.a.a) şöyle arz etti:<br />
“Ya Resulallah, ‘Fırkay-ı Nâciye’ (kurtuluş ehli olan fırka) kimlerdir?” Allah Resulü (s.a.a) şöyle cevap verdiler: “Senin ve arkadaşlarının üzerinde oldukları şeye sarılanlardır.”<br />
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(928).</p>
<p>Ayrıca Hz. Ali(r.a)&#8217;de, kurtuluşa erecek fırkanın kendi Şia&#8217;ları olduğunu ifade etmiştir. </p>
<p>926- Ebû Akîl, diyor ki: Biz, Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib’in (a.s) yanında olduğumuz bir sırada, şöyle buyurdu:<br />
“Bu ümmet, yetmiş üç fırkaya bölünecektir. Canımı elinde tutana andolsun ki, fırkaların hepsi yollarını şaşmışlardır; bana uyan ve benim Şîalarımdan olanlar hariç.”<br />
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(926).</p>
<p>927- Yine Emirü’l-Müminin’den (a.s) şöyle nakledilmiştir:<br />
“Bu ümmet, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan yetmiş ikisi ateşte ve bir tanesi cennette olacaktır. Allah-u Teâlâ onların hakkında şöyle buyurmaktadır: ‘Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir topluluk bulunur.’ (A’râf, 181) Onlar ise ben ve Şîalarımdır.”<br />
Bkz: 1001 Hadis, İmam Ali, IV Bölüm, İmam Ali ve Şiaları,176(927).</p>
<p>Sizce kurtuluşa erecek fırka hangisidir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kadir tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-15000</link>
		<dc:creator>kadir</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:11:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-15000</guid>
		<description>peygamber efendimiz sallallhu aleyhi ve sellem demiski ahir zamanda ümmetim 73 firkaya bölünecek bundan tek bir firka kurtulacak oda ehli sünnet vel cemaat.size ALLAH CELLE CELALLUH sizlere hidayet versin bizide ALLAH dostlarinin kapilarindan ayirmasin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>peygamber efendimiz sallallhu aleyhi ve sellem demiski ahir zamanda ümmetim 73 firkaya bölünecek bundan tek bir firka kurtulacak oda ehli sünnet vel cemaat.size ALLAH CELLE CELALLUH sizlere hidayet versin bizide ALLAH dostlarinin kapilarindan ayirmasin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ABDÜLHALIK tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-13253</link>
		<dc:creator>ABDÜLHALIK</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:30:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-13253</guid>
		<description>“Allah ile kul arasına kimse giremez” diyenler ya ne dediklerini bilmiyorlar, ya da gerçek niyetlerini gizliyorlar.

Ama eğer bu sözü, kula kul olunmaz, insan insanın günahını bağışlayamaz, hiç kimse dini tekeline alamaz anlamında söylüyorlarsa ne alâ.

Ama eğer kâmil mürşidleri tenkit için söyleniyorsa, bilinmelidir ki bu sözü söyleyen kişi, bir mürşidin terbiyesi altına girerek, tövbekâr olup dünyada kemale, ahirette Rabbinin cemaline ulaşmak isteyenlerin yolunu kesiyor demektir.

Böylece, asıl bu sözün sahibi Allah’a ulaşmak isteyenin yolunu kesmiş ve Allah ile kul arasına girmiş olmuyor mu?

Doğduğumuz günden bu yana dünyayı seyrederiz, nimetlerini yer sularını içeriz. Ah dostum vah postum diye inleriz. Peki gördüklerimiz nedir? Sevdiklerimiz kimdir? Hasretimiz niçindir?

Bizler nereye baktı isek Yüce Mevla’yı mı gördük? Hangi nimete el attı isek içindeki tesbihi mi duyduk? Kimi sevdi isek ilahi bir haz mı aldık? Neyin peşine düştü isek onun rehberliği ile Mevlâ’nın huzuruna mı vardık? Canımız O’nunsa, niçin gönlümüzü başkasına açtık? O bize şah damarımızdan daha yakınsa, biz O’ndan nasıl ayrı kaldık? Allah aşkına, nereye takıldık, kime aldandık?

O her zaman bizimle oldu, ama biz hiç farkında olmadık. O hep bize nazar etti, fakat biz hiç O’nun cemaline bakamadık. O bizi sevip yarattı, ama biz O’nun sevgisini hiç tadamadık. Yoksa bir arifin dediği gibi, Yüce Rabbimiz zuhurunun şiddetinden gizlendi de onun için mi zatını müşahede ahirete kaldı? Peki: “Allah’a giden yol iki adımdır. Birinci adımını nefsinin üzerine bas, ikinci adımında O’nun huzurundasın” diyen gönül ehline ne demeli?

Şimdi, daha çok ehl-i dünyanın diline doladığı ve ehlullahın aleyhine olumsuz bir delil olarak kullandığı “Allah ile kul arasına kimse giremez!” sözünü, biraz açalım. Ama önce şu gerçekleri bir hatırlayalım:

Rasulullah (A.S.) Efendimiz’in şu nurlu beyanı çok önemli: “Allah zatını nur ile perdeledi. Eğer cemalini açsaydı bütün mahlukatı yakardı.” (Müslim, İbnu Mâce) Rabbimiz cemalini mümin dostlarına ahirette gösterecektir. Kendilerine o imkanı ve kabiliyeti orada verecektir. Burada yani dünyada zatının görülmesini değil, bilinmesini ve kendisine kulluk edilmesini istiyor. Dünya iman ve itaat yeridir.

Allahu Tealâ zatını sıfatlarıyla gizlemiştir. Sıfatlarının zuhurunu tecellileriyle göstermiştir. Tecellilerini kainat üzerinde sergilemiştir. İnsana da kainatta sergilenen bu ilahi tecelli ve sanatı okuma ve anlama görevi verilmiştir. Bu anlayışın imana, imanın da sevgiyle itaata götürmesi istenmiştir.

Allahu Tealâ kul ile kendisi arasına alemi koymuştur ve alemi zatına ayna, insanı bu aynaya cila yapmıştır. Cilasız ayna bir şey göstermiyeceği gibi, insansız dünya da bir şey ifade etmez. İnsan deyince, Yüce Yaratıcıya aşık ve kalbi hakikate açık insan-ı kamil kasdediliyor. Yoksa, sırf midesine ve şehvetine esir olmuş dünya aşıkları, ne Mevlâ’yı ne de dünyayı gerçek olarak tanıyabilirler. Bu aleme bakarlar ama bakarkör olarak kalırlar.

İnsan ruh yönüyle mükemmel olduğu kadar, nefis ve his yönüyle çok zayıf olduğu için, Allahu Tealâ ona güzel kabiliyetler yanında özel destekler de vermiştir. Onu önce akıl, ilim, hafıza, şuur, tefekkür, sevgi, ilahi aşk gibi nurani cihazlarla donatmıştır. Sonra, her devirde onları Allah’a ve tevhide çağıracak, önlerinde rehberlik yapacak peygamberler göndermiştir. Peygamberlerini bile melekler ve kitaplarla takviye etmiştir. Böylece Allahu Tealâ insana büyük bir lütufta bulunmuş, onu kendi nefsi ve dünyasıyla baş başa bırakmamıştır.

Cenab-ı Hakk kendisine gelmek ve sevilmek isteyene, Peygamberinin elinden tutmasını şart koşmuştur. (Âl-i İmran/31) Hz. Peygambere hiç yanaşmayanın kâfir (Âl-i İmran/31), şeklen yanaşıp da aslen inanmayanın münafık olduğunu belirtmiştir. (Bakara/7-16) Tarih boyunca küfre ve şirke girenler, peygambere itaattan çıkan kimselerdir. Kendi başına kalanlar ve nefisleriyle yol alanlar, Allah’a değil, azaba ulaştılar. Hürriyet, medeniyet diyerek haramlara bulaştılar.

Allahu Tealâ’nın huzuruna hazırlamak ve rızasına ulaştırmak için insanlığın önüne Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimiz kondu ve bütün kullar onun adımlarını takip etmekle emrolundu. Bizler Allah’a imanı ondan öğrendik. İbadeti, zikri, edebi, hizmeti, Allah için sevgiyi ondan gördük. Rabbimizi ve kendimizi onunla tanıdık. Kainat, ahiret, ruh, melek, akıl, hayat, ölüm gibi sırlı ve saklı şeylerin üzerindeki sır perdesini O açıp bize gösterdi. Vallahi eğer Allahu Tealâ onu önümüze, sevgisini gönlümüze koymasaydı, bizler tam bir şaşkınlık ve karanlık içinde kabre varacak ve ancak ölümle uyanacaktık. Onun elini bize uzattıran ve ona itaatı kendisine itaat sayan Allah’a hamdolsun.

“Allah ile kul arasına kimse giremez” diyenler, ne demek istediklerini ya bilmiyorlar veya gizliyorlar. Bilmiyorlarsa, meselenin yukarıda özetlediğimiz gibi olduğunu bilsinler ve bu sözü bir daha asıl manasının dışında söylemesinler.

Eğer bu sözü, ‘kimse Allah adına konuşamaz, insan insanın günahını bağışlayamaz, kula secde yapılamaz, abid Mabud olamaz, kendi keyfiyle kimse ortaya din koyamaz, birileri dini tekeline alamaz’ manasında söylüyorlarsa, bu doğrudur. Fakat sözün söyleniş biçimi yanlıştır. Bu söz bu şekilde söylendiğinde, Allah tarafından insanlığa gönderilmiş bütün peygamberler ve onların davetini tebliğ eden bütün alimler hükmün içine girmekte ve insan nefsine terkedilmektedir. Böyle olunca, onun basit bir hata değil, büyük bir cinayet olduğunu azıcık imanı ve birazcık insafı olan herkes bilir.

Ayrıca bu sözün altında şu mana gizlidir: Bana kimse karışmasın; benim dinim imanım kendi vicdanımdır. İstediğim gibi inanır, dilediğim gibi yaşar, tercih ettiğim çizgide keyfimce koşarım. Lütfen kimse bana müdahale etmesin. Bu anlayış da büyük bir felakettir.



Bazıları da bu sözü, kamil mürşidleri tenkid için söylerler. Onların elinden tutup terbiyesine girerek dünyada kemale, ahirette cemale ermek isteyen kimseleri güya uyarmak isterler ve: “Allah ile arana kimseyi sokma, kendi aklını kullan, tevbeni kendin yap, senin gibi olan birisine el verme, boyun eğme, hürriyetini yitirme, aklını kiraya verme” derler. O akıllı dostlar, bu nasihatlarıyla, kendilerini ciddiye alan kimseyi ciddi bir tehlikeye ittiklerini; aslında Allah’a yönelmek isteyen bir kulun yolunu kestiklerini, yani Allah ile kulun arasına kendilerinin girdiklerini hiç düşünmezler. Bu davranışları ile onları Allah’ın dostu olan bir mürşidin ocağından kaçırıp, Allah’ın düşmanı olan şeytanın kucağına attıklarını bilmezler.

Hiç bir peygambere ve onların davetini yürüten mürşidlere tapılmaz, onlara sadece Allah yolunda tabi olunur. Onlara el açılmaz, el verilir, Allah yolunda ellerinden tutulur. Onların nazar ve nezaretinde yol alınır, Allah rızası aranır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>“Allah ile kul arasına kimse giremez” diyenler ya ne dediklerini bilmiyorlar, ya da gerçek niyetlerini gizliyorlar.</p>
<p>Ama eğer bu sözü, kula kul olunmaz, insan insanın günahını bağışlayamaz, hiç kimse dini tekeline alamaz anlamında söylüyorlarsa ne alâ.</p>
<p>Ama eğer kâmil mürşidleri tenkit için söyleniyorsa, bilinmelidir ki bu sözü söyleyen kişi, bir mürşidin terbiyesi altına girerek, tövbekâr olup dünyada kemale, ahirette Rabbinin cemaline ulaşmak isteyenlerin yolunu kesiyor demektir.</p>
<p>Böylece, asıl bu sözün sahibi Allah’a ulaşmak isteyenin yolunu kesmiş ve Allah ile kul arasına girmiş olmuyor mu?</p>
<p>Doğduğumuz günden bu yana dünyayı seyrederiz, nimetlerini yer sularını içeriz. Ah dostum vah postum diye inleriz. Peki gördüklerimiz nedir? Sevdiklerimiz kimdir? Hasretimiz niçindir?</p>
<p>Bizler nereye baktı isek Yüce Mevla’yı mı gördük? Hangi nimete el attı isek içindeki tesbihi mi duyduk? Kimi sevdi isek ilahi bir haz mı aldık? Neyin peşine düştü isek onun rehberliği ile Mevlâ’nın huzuruna mı vardık? Canımız O’nunsa, niçin gönlümüzü başkasına açtık? O bize şah damarımızdan daha yakınsa, biz O’ndan nasıl ayrı kaldık? Allah aşkına, nereye takıldık, kime aldandık?</p>
<p>O her zaman bizimle oldu, ama biz hiç farkında olmadık. O hep bize nazar etti, fakat biz hiç O’nun cemaline bakamadık. O bizi sevip yarattı, ama biz O’nun sevgisini hiç tadamadık. Yoksa bir arifin dediği gibi, Yüce Rabbimiz zuhurunun şiddetinden gizlendi de onun için mi zatını müşahede ahirete kaldı? Peki: “Allah’a giden yol iki adımdır. Birinci adımını nefsinin üzerine bas, ikinci adımında O’nun huzurundasın” diyen gönül ehline ne demeli?</p>
<p>Şimdi, daha çok ehl-i dünyanın diline doladığı ve ehlullahın aleyhine olumsuz bir delil olarak kullandığı “Allah ile kul arasına kimse giremez!” sözünü, biraz açalım. Ama önce şu gerçekleri bir hatırlayalım:</p>
<p>Rasulullah (A.S.) Efendimiz’in şu nurlu beyanı çok önemli: “Allah zatını nur ile perdeledi. Eğer cemalini açsaydı bütün mahlukatı yakardı.” (Müslim, İbnu Mâce) Rabbimiz cemalini mümin dostlarına ahirette gösterecektir. Kendilerine o imkanı ve kabiliyeti orada verecektir. Burada yani dünyada zatının görülmesini değil, bilinmesini ve kendisine kulluk edilmesini istiyor. Dünya iman ve itaat yeridir.</p>
<p>Allahu Tealâ zatını sıfatlarıyla gizlemiştir. Sıfatlarının zuhurunu tecellileriyle göstermiştir. Tecellilerini kainat üzerinde sergilemiştir. İnsana da kainatta sergilenen bu ilahi tecelli ve sanatı okuma ve anlama görevi verilmiştir. Bu anlayışın imana, imanın da sevgiyle itaata götürmesi istenmiştir.</p>
<p>Allahu Tealâ kul ile kendisi arasına alemi koymuştur ve alemi zatına ayna, insanı bu aynaya cila yapmıştır. Cilasız ayna bir şey göstermiyeceği gibi, insansız dünya da bir şey ifade etmez. İnsan deyince, Yüce Yaratıcıya aşık ve kalbi hakikate açık insan-ı kamil kasdediliyor. Yoksa, sırf midesine ve şehvetine esir olmuş dünya aşıkları, ne Mevlâ’yı ne de dünyayı gerçek olarak tanıyabilirler. Bu aleme bakarlar ama bakarkör olarak kalırlar.</p>
<p>İnsan ruh yönüyle mükemmel olduğu kadar, nefis ve his yönüyle çok zayıf olduğu için, Allahu Tealâ ona güzel kabiliyetler yanında özel destekler de vermiştir. Onu önce akıl, ilim, hafıza, şuur, tefekkür, sevgi, ilahi aşk gibi nurani cihazlarla donatmıştır. Sonra, her devirde onları Allah’a ve tevhide çağıracak, önlerinde rehberlik yapacak peygamberler göndermiştir. Peygamberlerini bile melekler ve kitaplarla takviye etmiştir. Böylece Allahu Tealâ insana büyük bir lütufta bulunmuş, onu kendi nefsi ve dünyasıyla baş başa bırakmamıştır.</p>
<p>Cenab-ı Hakk kendisine gelmek ve sevilmek isteyene, Peygamberinin elinden tutmasını şart koşmuştur. (Âl-i İmran/31) Hz. Peygambere hiç yanaşmayanın kâfir (Âl-i İmran/31), şeklen yanaşıp da aslen inanmayanın münafık olduğunu belirtmiştir. (Bakara/7-16) Tarih boyunca küfre ve şirke girenler, peygambere itaattan çıkan kimselerdir. Kendi başına kalanlar ve nefisleriyle yol alanlar, Allah’a değil, azaba ulaştılar. Hürriyet, medeniyet diyerek haramlara bulaştılar.</p>
<p>Allahu Tealâ’nın huzuruna hazırlamak ve rızasına ulaştırmak için insanlığın önüne Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimiz kondu ve bütün kullar onun adımlarını takip etmekle emrolundu. Bizler Allah’a imanı ondan öğrendik. İbadeti, zikri, edebi, hizmeti, Allah için sevgiyi ondan gördük. Rabbimizi ve kendimizi onunla tanıdık. Kainat, ahiret, ruh, melek, akıl, hayat, ölüm gibi sırlı ve saklı şeylerin üzerindeki sır perdesini O açıp bize gösterdi. Vallahi eğer Allahu Tealâ onu önümüze, sevgisini gönlümüze koymasaydı, bizler tam bir şaşkınlık ve karanlık içinde kabre varacak ve ancak ölümle uyanacaktık. Onun elini bize uzattıran ve ona itaatı kendisine itaat sayan Allah’a hamdolsun.</p>
<p>“Allah ile kul arasına kimse giremez” diyenler, ne demek istediklerini ya bilmiyorlar veya gizliyorlar. Bilmiyorlarsa, meselenin yukarıda özetlediğimiz gibi olduğunu bilsinler ve bu sözü bir daha asıl manasının dışında söylemesinler.</p>
<p>Eğer bu sözü, ‘kimse Allah adına konuşamaz, insan insanın günahını bağışlayamaz, kula secde yapılamaz, abid Mabud olamaz, kendi keyfiyle kimse ortaya din koyamaz, birileri dini tekeline alamaz’ manasında söylüyorlarsa, bu doğrudur. Fakat sözün söyleniş biçimi yanlıştır. Bu söz bu şekilde söylendiğinde, Allah tarafından insanlığa gönderilmiş bütün peygamberler ve onların davetini tebliğ eden bütün alimler hükmün içine girmekte ve insan nefsine terkedilmektedir. Böyle olunca, onun basit bir hata değil, büyük bir cinayet olduğunu azıcık imanı ve birazcık insafı olan herkes bilir.</p>
<p>Ayrıca bu sözün altında şu mana gizlidir: Bana kimse karışmasın; benim dinim imanım kendi vicdanımdır. İstediğim gibi inanır, dilediğim gibi yaşar, tercih ettiğim çizgide keyfimce koşarım. Lütfen kimse bana müdahale etmesin. Bu anlayış da büyük bir felakettir.</p>
<p>Bazıları da bu sözü, kamil mürşidleri tenkid için söylerler. Onların elinden tutup terbiyesine girerek dünyada kemale, ahirette cemale ermek isteyen kimseleri güya uyarmak isterler ve: “Allah ile arana kimseyi sokma, kendi aklını kullan, tevbeni kendin yap, senin gibi olan birisine el verme, boyun eğme, hürriyetini yitirme, aklını kiraya verme” derler. O akıllı dostlar, bu nasihatlarıyla, kendilerini ciddiye alan kimseyi ciddi bir tehlikeye ittiklerini; aslında Allah’a yönelmek isteyen bir kulun yolunu kestiklerini, yani Allah ile kulun arasına kendilerinin girdiklerini hiç düşünmezler. Bu davranışları ile onları Allah’ın dostu olan bir mürşidin ocağından kaçırıp, Allah’ın düşmanı olan şeytanın kucağına attıklarını bilmezler.</p>
<p>Hiç bir peygambere ve onların davetini yürüten mürşidlere tapılmaz, onlara sadece Allah yolunda tabi olunur. Onlara el açılmaz, el verilir, Allah yolunda ellerinden tutulur. Onların nazar ve nezaretinde yol alınır, Allah rızası aranır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cemil batur tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-12754</link>
		<dc:creator>cemil batur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 04:48:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-12754</guid>
		<description>Selam

zehrini akıta akıta
bir yılan geçiyormuş buradan da
neredeyse farkedemiyecekmişiz.

bay Pelesenk

iletilerin zarif seçilmiş tasavvufi kelimelerden
oluşuyor gibiyse de deruni anlamlarından,
yankısını vicdanında duyamıyacak kadar bağırsak
nefeslerini kendisine misafir eden talihsiz
gönüllerin gerçek sahiplerinin sizler
olduğu anlaşılıyor.

Veli kelimesi dost kelimesinin karşılığı değildir.
Senin kuran tefsiri dediğin bir mezheb öğretisinden
başka bir şey değildir
Demek bu öğretiye giren kurtuluyor
Kurtuluşuna dair elinde senedin mi var.
 
Kuran kendi içinde kendini tefsir eder. 
Allah&#039;ın evliyasından maksat 
din üzre kendine, Allah&#039;ı vekil tutan demektir.

Yoksa nicelikleri farklı olanlar  birbirine
dost olamaz.
Sadece nitelik bakımından Allah kullarına bir nasır,
bir vekildir.
Oda mümin kullarına

Tehdit öylemi
Yeraltı kobraları harekete geçerse ne olur
Merhume Gonca Kuriş misalimi
seni duymamazlıktan gelemiycem
ben ahdimden dönecek değilim
benim salatımda senin gibilerle kat&#039;l leşmekte var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam</p>
<p>zehrini akıta akıta<br />
bir yılan geçiyormuş buradan da<br />
neredeyse farkedemiyecekmişiz.</p>
<p>bay Pelesenk</p>
<p>iletilerin zarif seçilmiş tasavvufi kelimelerden<br />
oluşuyor gibiyse de deruni anlamlarından,<br />
yankısını vicdanında duyamıyacak kadar bağırsak<br />
nefeslerini kendisine misafir eden talihsiz<br />
gönüllerin gerçek sahiplerinin sizler<br />
olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Veli kelimesi dost kelimesinin karşılığı değildir.<br />
Senin kuran tefsiri dediğin bir mezheb öğretisinden<br />
başka bir şey değildir<br />
Demek bu öğretiye giren kurtuluyor<br />
Kurtuluşuna dair elinde senedin mi var.</p>
<p>Kuran kendi içinde kendini tefsir eder.<br />
Allah&#8217;ın evliyasından maksat<br />
din üzre kendine, Allah&#8217;ı vekil tutan demektir.</p>
<p>Yoksa nicelikleri farklı olanlar  birbirine<br />
dost olamaz.<br />
Sadece nitelik bakımından Allah kullarına bir nasır,<br />
bir vekildir.<br />
Oda mümin kullarına</p>
<p>Tehdit öylemi<br />
Yeraltı kobraları harekete geçerse ne olur<br />
Merhume Gonca Kuriş misalimi<br />
seni duymamazlıktan gelemiycem<br />
ben ahdimden dönecek değilim<br />
benim salatımda senin gibilerle kat&#8217;l leşmekte var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cemil batur tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-12573</link>
		<dc:creator>cemil batur</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 04:03:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-12573</guid>
		<description>Selam 
 
Ali Aksoy yazdı: 
 
Muhtelif zamanlarda yaşayan muhtelif insanların örfü de (adeti değil) dindir. 
 
Parantez uyarısı için teşekkür. 

Esenlikle..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam </p>
<p>Ali Aksoy yazdı: </p>
<p>Muhtelif zamanlarda yaşayan muhtelif insanların örfü de (adeti değil) dindir. </p>
<p>Parantez uyarısı için teşekkür. </p>
<p>Esenlikle..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>admin tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-12556</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 18:51:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-12556</guid>
		<description>Selam Conan;

Aynen şöyle söylemişsiniz:

&quot;... Dinler arası diyoloğu mutlaka benimsemek zorundasınız....&quot; 

Pardon ? 

Hoşgörüden, sevgiden bahsederken klavyenizden kaçıveren bu dikte nedir ?

Demek yeryüzünün hakimiyeti size verilse siz &quot;diyolog&quot; narasıyla zorbalık mı edeceksiniz ?

&quot;Dinler arası diyalog&quot; dini de, aralarında diyalog kurmaya çalıştığınız dinler de hepsi batıl, beşer dinleridir. 

Dileyen dilediği yolu tutar. Arı duru, gerçek din, Din-i Kayyım / Eskimez, aşınmaz, pörsümez, dimdik ayakta duran dindir. 

Yaratlmış ve yaratılacak tüm insanların benliğine, genlerine işlenmiş pak din. Fıtrat Dini. 

Muhtelif zamanlarda yaşayan muhtelif insanların örfü de (adeti değil) dindir. 

Dosdoğru din, benliğini, aklını, vicdanını hiç bir tabuya kul etmeden, hür bir biçimde ve birlikte işleterek insanların hayrına iş ve değer üretmektir. 

Ne batıya yönelmek, ne doğuya yönelmek... Ne eğilmek, ne kalkmak...

Ne vaftiz temizler kötülük edenleri ne abdest.

Ne papaz kurtarır ne de imam. 

Ne İsa yardım edebilir, ne Muhammed...

Bütün şefaat tümden Allah&#039;ındır. 

Yaratıcının yarattığından istediği tek şey, adam / adem olmasıdır. 

Esenlik dileklerimle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selam Conan;</p>
<p>Aynen şöyle söylemişsiniz:</p>
<p>&#8220;&#8230; Dinler arası diyoloğu mutlaka benimsemek zorundasınız&#8230;.&#8221; </p>
<p>Pardon ? </p>
<p>Hoşgörüden, sevgiden bahsederken klavyenizden kaçıveren bu dikte nedir ?</p>
<p>Demek yeryüzünün hakimiyeti size verilse siz &#8220;diyolog&#8221; narasıyla zorbalık mı edeceksiniz ?</p>
<p>&#8220;Dinler arası diyalog&#8221; dini de, aralarında diyalog kurmaya çalıştığınız dinler de hepsi batıl, beşer dinleridir. </p>
<p>Dileyen dilediği yolu tutar. Arı duru, gerçek din, Din-i Kayyım / Eskimez, aşınmaz, pörsümez, dimdik ayakta duran dindir. </p>
<p>Yaratlmış ve yaratılacak tüm insanların benliğine, genlerine işlenmiş pak din. Fıtrat Dini. </p>
<p>Muhtelif zamanlarda yaşayan muhtelif insanların örfü de (adeti değil) dindir. </p>
<p>Dosdoğru din, benliğini, aklını, vicdanını hiç bir tabuya kul etmeden, hür bir biçimde ve birlikte işleterek insanların hayrına iş ve değer üretmektir. </p>
<p>Ne batıya yönelmek, ne doğuya yönelmek&#8230; Ne eğilmek, ne kalkmak&#8230;</p>
<p>Ne vaftiz temizler kötülük edenleri ne abdest.</p>
<p>Ne papaz kurtarır ne de imam. </p>
<p>Ne İsa yardım edebilir, ne Muhammed&#8230;</p>
<p>Bütün şefaat tümden Allah&#8217;ındır. </p>
<p>Yaratıcının yarattığından istediği tek şey, adam / adem olmasıdır. </p>
<p>Esenlik dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İng.CONAN derbarbar tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-12510</link>
		<dc:creator>İng.CONAN derbarbar</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 10:22:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-12510</guid>
		<description>Artık 21.yy da yaşayan millet ler olarak tek tanrıya inanan insanların belli bir ortak noktada toplanıp kardeş ve barış içinde yaşamayı bilmeliyiz.Düşünün ki İslamda tanrıya inanmakla iman etmiş oluyorsunuz. Kitaplarına,meleklerine ,peygamberlere ve ahirete. Bizlerde bunlarda var. O zaman neden kavga ediyoruz? Bizler hepimiz kardeşiz ve Cennet çok geniş hepimiz orada buluşacağız. Ne siz ne biz düşüncesi olmasın .Cemaatler içinde, kavga ve savaş olmasın.İşte diyoloğa karşı gelenler bunları anlamıyor. Bizlerde kendi aramızda ibadet farklılıkları var, lakin hepimizde cennette olacağız.Hangi din gibi yaşarsanız yaşayın tek ki tanrı inancı olsun cennete gireceğiz. Bizlere ve  medyaya rica ediyoruz bu diyoloğu acilen her kesime ulaştırmada dahada gayretli olmalıyız.Tanrı   barış ve sevgi dolu hoca efendileri başımızdan eksik etmesin. İsteyen istediği dini yaşasın. Okullarda her din anlatılsın hangisi kimin hoşuna gidiyorsa onu seçsin.kolayı var zor olanı var. Fakat buluştuğumuz tek nokta Tanrıya iman. Bu sayede hiç kimse benim babam senin babanı döver demeden yaşayacak.Hepside hak ve aynı doğrultuda olduğunu ancak diyalog sayesinde dünyaya öğrete biliriz.Bugüne kadar savaşlar hep dinler meselesinden çıkmadımı?Fakat bu sayede herkes kardeş olacak ve kimse kimseyi düşman bellemeyecek.Tanrı sizleri daha güçlendirsin. AMEN</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Artık 21.yy da yaşayan millet ler olarak tek tanrıya inanan insanların belli bir ortak noktada toplanıp kardeş ve barış içinde yaşamayı bilmeliyiz.Düşünün ki İslamda tanrıya inanmakla iman etmiş oluyorsunuz. Kitaplarına,meleklerine ,peygamberlere ve ahirete. Bizlerde bunlarda var. O zaman neden kavga ediyoruz? Bizler hepimiz kardeşiz ve Cennet çok geniş hepimiz orada buluşacağız. Ne siz ne biz düşüncesi olmasın .Cemaatler içinde, kavga ve savaş olmasın.İşte diyoloğa karşı gelenler bunları anlamıyor. Bizlerde kendi aramızda ibadet farklılıkları var, lakin hepimizde cennette olacağız.Hangi din gibi yaşarsanız yaşayın tek ki tanrı inancı olsun cennete gireceğiz. Bizlere ve  medyaya rica ediyoruz bu diyoloğu acilen her kesime ulaştırmada dahada gayretli olmalıyız.Tanrı   barış ve sevgi dolu hoca efendileri başımızdan eksik etmesin. İsteyen istediği dini yaşasın. Okullarda her din anlatılsın hangisi kimin hoşuna gidiyorsa onu seçsin.kolayı var zor olanı var. Fakat buluştuğumuz tek nokta Tanrıya iman. Bu sayede hiç kimse benim babam senin babanı döver demeden yaşayacak.Hepside hak ve aynı doğrultuda olduğunu ancak diyalog sayesinde dünyaya öğrete biliriz.Bugüne kadar savaşlar hep dinler meselesinden çıkmadımı?Fakat bu sayede herkes kardeş olacak ve kimse kimseyi düşman bellemeyecek.Tanrı sizleri daha güçlendirsin. AMEN</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İng.CONAN derbarbar tarafından</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/comment-page-3/#comment-12509</link>
		<dc:creator>İng.CONAN derbarbar</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 10:17:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2007/08/04/kim-bu-allah-dostlari/#comment-12509</guid>
		<description>Tüm din ve cemmat mensuplarının cennete gireceğinden bahsediyoruz.Halen daha bağnazca din ve cemaat üstünlüğünün savaşını yapıyoruz.Bakın Avrupa hem barışcıl hem ekonomi olarak doğu bloğu ülkelerinden daha üstün.Bırakın, insanlara barış dini olan ve Vatikanın başlattığı,gerçekleri bulma fırsatını yakalasınlar.Yıllardır dinler arası diyoloğu bu toplumlara anlatmakla çabalıyoruz.Bizler medyalarımızla daha fazla medeniyetler buluşması ve diyoloğa önem vermeli ve toplumlara benimsetmeliyiz.Kardeş gibi yaşamak varken, niçin dinlerin farklı tefarruatları ile kafa yoruyoruz. Benim inancımda zor olan varsa seninki hoşuma gidiyorsa niçin benimsemiyeyim. Önemli olan hepimizin dininde bir yaratıcı inanacı oluşudur.ben kalkar benimki doğru seninki yanlış dersem, birbirimizi dışlamış oluruz. Gelin hep birlikte kardeş olalım.Dünyada terör ve savaşlar sona ersin. Cennet hiç birimizin tekelinde değildir.Çünki hepimizin yaratıcısı aynı olduğundan , inandığımız öteki dünyada aynı yerde buluşacağız.Dinler arası diyoloğa, medeniyetler buluşmasına, dinler bahçesi düşüncesine ve BÜYÜK ORTADOĞU PLANINA emeği geçen her inançlı kardeşlere Tanrı yardım etsin. Başarımız çok yakındır.Teşekkür ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm din ve cemmat mensuplarının cennete gireceğinden bahsediyoruz.Halen daha bağnazca din ve cemaat üstünlüğünün savaşını yapıyoruz.Bakın Avrupa hem barışcıl hem ekonomi olarak doğu bloğu ülkelerinden daha üstün.Bırakın, insanlara barış dini olan ve Vatikanın başlattığı,gerçekleri bulma fırsatını yakalasınlar.Yıllardır dinler arası diyoloğu bu toplumlara anlatmakla çabalıyoruz.Bizler medyalarımızla daha fazla medeniyetler buluşması ve diyoloğa önem vermeli ve toplumlara benimsetmeliyiz.Kardeş gibi yaşamak varken, niçin dinlerin farklı tefarruatları ile kafa yoruyoruz. Benim inancımda zor olan varsa seninki hoşuma gidiyorsa niçin benimsemiyeyim. Önemli olan hepimizin dininde bir yaratıcı inanacı oluşudur.ben kalkar benimki doğru seninki yanlış dersem, birbirimizi dışlamış oluruz. Gelin hep birlikte kardeş olalım.Dünyada terör ve savaşlar sona ersin. Cennet hiç birimizin tekelinde değildir.Çünki hepimizin yaratıcısı aynı olduğundan , inandığımız öteki dünyada aynı yerde buluşacağız.Dinler arası diyoloğa, medeniyetler buluşmasına, dinler bahçesi düşüncesine ve BÜYÜK ORTADOĞU PLANINA emeği geçen her inançlı kardeşlere Tanrı yardım etsin. Başarımız çok yakındır.Teşekkür ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
