Namazı Dosdoğru Kılmak – Mehmet ALAGAŞ

İnsanları emr-i bil maruf nehyi anil münkerden uzaklaştıran şeytan ve dostları, namaza da müdahale etmişler ve bu müdahaleye maruz kalan insanlar, namazın anlamından uzak bir konuma düşmüşlerdir.
Nitekim halkında müslüman olan ülkelerde yaşayan birçok insan namaz kılmakta, fakat ne var ki kıldıkları namazdan gafil bulunmaktadırlar.Kuran-ı Kerim ifadesiyle bu kimseler namazlarında yanılgıdadırlar, ne için nereye yöneldiklerinin, ne yaptıklarının bilincinde değildirler.
[ İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar. (107-Maun 4...6)]
Müslümanların en görkemli ve en anlamlı ibadeti olan namaz, günümüzde ne yazık ki önemini ve etkinliğini kaybeden bir eylem durumuna getirilmiştir.namaz kılmayı veya hacca gitmeyi ticari bir bonservis olarak kullananları bir kenara bıraksak bile, samimi müslümanlarda da namaza ilişkin yanılgılarla karşılaşabiliyoruz.
-ne yapmalı?- sorusuyla yanınıza gelen bir müslümana ; -öncelikle dosdoğru namaz kıl- dediğinizde, bir el havada sallanmakta ve ; -zaten namaz kılıyoruz- şeklinde basit bir cevap verilmektedir !.
Oysa ki bu namaz, mekke dönemi müslümanlarının en büyük eylemlerindendi.bu kutlu müslümanlar dosdoğru kıldıkları namaz ile cahili pisliklerden temizleniyorlar, dosdoğru kıldıkları namaz ile dosdoğru bir Rabbani kimliğe kavuşuyorlardı.
Cahili toplumlarda yaşayan müslümanlar, bu cahiliyeden kaçınılmaz olarak etkilenmektedirler.bu müslümanlara sosyal yaşantıları esnasında cahiliyeden birçok izler, birtakım pislikler bulaşmaktadır.böyle bir konumda bulunan müslümanların öyle namaz kılmaları gerekir ki, kılacakları bu namaz ile Rabbani iklimi teneffüs etsinler.
Allah’ın huzuruna durdukları zaman, neleri terk ettiklerini bilsinler.yöneldikleri kıbleye, vücudlarıyla, akıllarıyla, fikirleriyle, kalbleriyle, her şeyleriyle yönelsinler .
Rabbim şahiddir, muhtacız böylesi namazlara!.
Havaya, suya, ekmeğe muhtaç olmamızdan daha fazla, çok daha fazla muhtacız böylesi namazlara.çünkü böyle kılınan namazlarda temizlenebilecek ve böylesi namazlarda dirilebileceğiz …
Evlerinizde namaza durmazdan önce düşünün!..
Resulullah (s.a.v.) o sırada evinizin bir odasına teşrif etmiş olsa, Resulullah (s.a.v.)’in bulunduğu odaya, onun huzuruna nasıl girersiniz?
Bunu düşünün!..
Vücudunuzun heyecanla titremesini, kalbinizin saygıyla çarpışını dinleyin!.sonra seccadenize bakın!.kendi kendinize ; -şimdi Resulullah (s.a.v.)’in huzuruna değil, onun ve hepimizin Rabbi olan Allah (c.c.)’ın huzuruna çıkıyorum!? diyerek kendinizi uyarın, ikaz edin.
Korkarak, titreyerek, severek, sevinerek girin O’nun huzuruna. -Allahuekber- diyerek O’nu tekbir ettiğiniz zaman, O’nun dışında kalan herşeyin küçüklüğünü, acizliğini bir kez daha idrak edin.
Namaz boyunca Rabbinizle konuşmanın, Rabbinize sığınmanın haşyetini teneffüs edin.ve açın ellerinizi, isteyin Rabbinizden, O’ndan isteyin, Malik-ül Mülkten isteyin, Rahman ve Rahim olandan isteyin…
Kendinizi unutup, kardeşleriniz için isteyin, garipler, mustazaflar, muvahhidler için isteyin.. sonra doğrulun seccadenizden ve dosdoğru kimliklerle, dosdoğru eylemlere doğru yürüyün.. insanları kurtarmaya ve gerçek kurtuluşa doğru yürüyün!…
Mehmed Alagaş
Kaynak: Silah ve Kalem


31 Aralık 2007 - 15:03
Allah razi olsun ellerinize sağlık… İmanlı mübarek din kardeslerimizin sayılı oldugu ülkemizde sizlerinde var oldugu bilmek bizleri sevindiriyor… Selamün aleyküm.
07 Ocak 2008 - 12:44
KURANDA NAMAZ YOKTUR,NASIL KILINDIĞI,KAÇ REKAT KILINDIĞI,KAZASININ OLUP OLMADIĞI,HASTALIK HALİ ,BOZAN KURALLAR,HANGİ DİLDE NE OKUNACAĞI,İMAM,MUEZZIN,KAÇ VAKIT 2,3,5….VS BUNLAR TAHMINI VE ZORLAMADIR,KURAN EKSIK DEGILDIR.
Salat,İslam beytine yani İslam ailesine girenlerin,bildiğimiz bir aile yapısı ve bağları gibi Allahı ve birbirlerini sevmeleri,destek vermeleri,bağlılık,yükümlülük göstermeleri,irtibat halinde olmalarıdır,hayra barışa çalışmalarıdır. Müminler birbirinin kardeşidir..İslam ailesine girenlerin göstermesi gereken bağlılık,misak yani salat dosdoğru Kuran ögudunu icra ederek ,sımsıkı sarılarak,hayata geçirerek olur.İlkel bir kabile için bile salat kavramı aslında basittir.
Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı(bağlılığı) dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR…
Secde itaat etmektir,hiç bir ayette yere kapanma anlaında değildir,hıç bir ayette salatın parcası olarak gecmez,hep ayrı fııller olarak gecer.Kutsal kurban tasının,arapların bas putu Allatın önunde yere kapandığında Allahın önunde yere kapandığının delılın nedır,eskı putperstlerde aynı şeyı yapıyordu,uyan Allah sekıl değil,sah damarından yakın,sekılsel olmayan bir varlığın önü,arkası olmaz,ancak sembol tas koyarsın,buda zaten putperstliktir.
SECDE:İtaat etme,uyma,kabul etme
KIYAM:Ayağa kalkma,Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme,Allah için başkaldırma
RUKU: tevazü etmek,Alçak gönulluk göstermek
SALAT :Risalet,vahiy,öğüt,bağlılık,sevgi ile destek,irtibat
İKAME ETMEK: Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek
SALATI İKAME ETMEK: Bağlılığı,desteği,öğüdü icra etmek
12 Ocak 2008 - 16:23
SECDE:İtaat etme,uyma,kabul etme
KIYAM:Ayağa kalkma,Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme,Allah için başkaldırma
RUKU: tevazü etmek,Alçak gönulluk göstermek
SALAT :Risalet,vahiy,öğüt,bağlılık,sevgi ile destek,irtibat
İKAME ETMEK: Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek
SALATI İKAME ETMEK: Bağlılığı,desteği,öğüdü icra etmek
? ? ? ? ? ? ? ?
bunların doğruluğunu türk dil kurumumu söyledi….
13 Ocak 2008 - 12:49
merhaba değerli dostlar…
Sayın yavuz kardeşim
Kuran lügatleri tetkik edildiğinde ve kuranın genel bakış açısıyla objektif bir şekilde bakıldığında bu anlamlar çıkıyor.
Bu konuda daha ayrıntılı bir bilgi istiyorsan namazın kazası olmaz forumunda inceleyebilirsin ve kuranın genel bakış açısına uymayan bir ifade tarzı görürsen o zaman kendince çelişkileriyle ortaya koyarsan karşılıklı müzakere edebiliriz.
sağlıcakla ve esenlikle kalman dileğimle…
toprakerdem2005@hotmail.com
13 Ocak 2008 - 16:18
Merhabalar Sayın Arkadaşlar,
Selamlar Sayın Toprakerdem,
Namaz yoktur diyorsunuz…
Sonderece inanarak yapmış olduğunuz kavram çalışmaları neticesinde…
Ben diyorsunuz” 20 yıl namaz kıldım”( Allah kabul ve makbul eylesin)” ve bıraktım baktım ki Kur’anda namaz yok…”
En basit bir düşünce sistemi kuralım ve diyelim ki Allah Kur’an’ı bizlere iyi insan olmada doğru yolu gösteren, aramızda ki fenalıkları, musibetleri en aza indiren, fen bilimleri ve sosyal bilimlere ışık tutan, yeryüzünde yaşayan bizler için adalet kavramlarını bize aktaran bir yol gösterici olarak indirdi….Yeryüzünde yaşanabilen tüm hayatların bütünü Kur’anda sonsuz bir derya olarak anlatılıyor…
Bizlere önce okuyun, sonra da iyi insan olun ve dua edin hem kendiniz hem de birbiriniz için güzel dualar edin… Ben den afiyet dileyin diyor Rabbim…O’na açılan eller asla geri çevrilmiyor…
Bizler de aklımıza geldiğince ve daha çok maalesef başımız sıkıştığı vakitlerde Ellerimizi göğe çevirip Yüce Yaradan’ a sığınıp ondan yardım diliyoruz…
Ve bunu günde 3- 5 kere namaz vakitlerinde de yapıyoruz…
Sorum şudur; Sayın Toprakerdem, Yaşadığımız evren dualar üzerine kurulu ve Namaz da dualardan ibaret olan bir davranış biçimi…Allah’ la yarattığı biz kullarının kavuşma şekillerinden sadece bir tanesi…
Bizlerin günde 3-5 kere en azından Allah’a yönelip dua etmemizde ne sakınca var? ….***
***Sizin için neden bu kadar gereksiz bir harekette bulunuyoruz bizler?…***
***Ata dini olarakta nitelendirmiş olsanız şu an yaşanan dinimizi ve için de yer almadığını düşündüğünüz namazı…***
Lütfen tüm samimiyetimle sizin görüşlerinize de saygı duyduğuma tam emin olarak bu soruma cevap verir misiniz?…
Selam ve saygılarımla…
14 Ocak 2008 - 16:50
MERHABA ASUDE HANIM…
Selam siz güzel kulları üzerine olsun
sevgili asude hanım
Sizinle Farkımız salat kuranda bağlantı/bağlılık anlamıyla birlikte essalat kavramı kuran bütünlüğü içerisinde karşımıza ed-din,el-iman;kuran ,kurana bağlılık,kuranla birliktelik,onunla bütünleşmedir.
İkamei salat ise bu bağlığı (imanı-dini-kurana bağlılığı)ayakta tutmak yani hayatta tutmak devamlı kılmaktır.
Çoğu yerde kuran dersidir,eğitim ve öğretimidir.Salat eğitim ve öğretimle başlar bunun neticesinde oluşan imanı (bilinci)yaşatmaktır ikamei salat.
sevgili asude hanım
Zikir,dua,dolayısıyla allahı zikir/allahın zikri,allaha dua ne anlama geldiği konusunda kanımca farklı anlayışa sahibiz.Bize göre allahın zikri kurandır.Allahı zikretmek kuranla olur.Allaha dua imandır.!!!!(yani imanınız olmasa ne diye size değer vereyimki)…!!!
sevgili asude hanım
Sen sanıyorsunki sana bu kazançları sağlayan namazındır.Halbuki sendeki kuran bilincidir bunun farkında değilsin.!!!Allah bir anlık bişeyi emretmez.!!!Bağlılık onu zikir (onu unutmama)dolayısıyla söylediklerini unutmama devamlılık ister anlık değildir.Allahın huzurundan çıkma imkansız olduğuna göre huzurda olma gibi bir anlayış abestir.!!!Kralın huzurunda olursun ve onun ayağına kapanırsın çıkınca iş biter.!!!ALLAHI KRAL GİBİMİ GÖRÜYORUZ???
sevgili asude hanım
İstersen şekli secde nedir onu bir açalım:
Birinin huzurunda hazır olda durmak,boyun eğmek,el bağlamak,önünde eğilmek,ayaklarına kapanmak,bunların hepsi secdedir.Secde güçlü olana karşı huzurunda zavallığını ona karşı küçücük olduğunu ona son derece muhtaç olduğunu bu zavallı duruşlarıyla ona göstermektir.
İnsanlar kendilerine şeklen gösterilen saygıyı görmek isterler ve buna ihtiyaçları var ve bununla gurulanır ve kibirlenirler.Bütün bu saygı şekilleri kimi büyük bilinen kişilere karşı diğerleri tarafından yapılır.Yani bağlılılarını ona bu şekilde ifade etmek gereğini duyarlar.Çünkü bu saygıdeğer kişiler(!)bunların huzurdan çıktıktan sonra kendilerine olan içten bağlılıklarını göremezler.ALLAH BÖYLEMİDİR?(!)YANİ BİR ANLIK SECDEYLE ALLAHI KANDIRACAKMISINIZ?
saygılarımla
toprakerdem2005@hotmail.com
23 Ocak 2008 - 09:16
selam sevgili arkadaşlar…
KURAN’DA SALAT NAMAZMIDIR?
Kuranda salat namaz ise,bunu kuranda arayıp bulalım.Bakalım kuran bize namazın fotoğrafını çizecekmi…!
Bu fotoğrafın temel organlarını sayıp,bunları kurandan bulalım.
(1)KIBLE (2/142-143-144-145)ayetlerinde 6 kez geçmektedir,ama salat kelimesi hiç yer almamaktadır.Merak edenler 2/142-150’arası ayetleri çok dikkatli bir şekilde defalarca okumalarını tavsiye ederiz.Kıble mekkedeki,kabe denilen dört duvardan oluşan yapı ise,ve diğer bir adıda mescidi haram ise,mescidi harama(dönün…nerede olursanız…nereden çıkarsanız…ona dönün)emirlerini ne zaman nasıl yerine getireceğiz.Çünkü namazda dönün demiyor,acaba Allah defalarca mescidi harama dönün derken namazda dönün demeyi unutmuşmudur??alimler,fakihler onu (içinde ve dışında ekleyerek)ona hatırlatma gereğini duyuyorlar.!!!!
(2)İFTİTAH TEKBİRİ: (ALLAHU EKBER)CÜMLESİ OLUP kendisiyle namaza başlandığı için,bu ad verilmiştir.Allahu ekber sözü kuranda hiç yer almamaktadır.!!!
(3)KIYAM:Namazda ayakta durmak anlamında kullanılmıştır.Buda salatın geçtiği ayetlerde,salatla birlikte yer almamaktadır,bir istisna ile oda şudur(4/103).ayet meal olarak,salatı bitirdiğinizde,allahı ayakta,oturarak ve yanlarınız üzerinde zikredin.(buradada gördüğünüz gibi kıyam namaz bittikten sonra yer aldığına göre,namazın bir rüknü olmadığı son derece açıktır.
(4)RUKU:Ruku masdar olup,baş eğmek mecaz olarak kabul etmek,inanmak,teslim olmak,itaat etmek anlamındadır.Gerçi (ruku’)kelimesi’de kuranda hiç yer almamaktadır.Türevleri olan,fiil ve isimler salat kavramı ile birlikte,tek istisna ile,yan yana yer almamaktadır.O istisna ettiğimiz ayet 2/43’te:namazı kılın,zekatı verin,rüku edenlerle beraber eğilin(s.ateş)görüldüğü gibi,ruku edin namazdanda sonra değil,zekattan sonra yer almaktadır.Eğer birinin rüknü sayılacaksa,zekatın rüknü olması daha makuldur.Ama onunda bir rüknü değildir.Kaldıki zekatta,herkesin bildiği zekat hiç değildir.
(5)SECDE: Secde masdarıda kuranda bu şekliyle hiç geçmemektedir.Bununla birlikte,masdar olarak anlamı,ruku ile eş anlamlıdır.Kuranda secdenin türevleri olan,fiil,isim ve sıfatlar,yine bir istisna dışında,salat kavramı ile birlikte,hiçbir ayette yer almamaktadır.o istisna ayet ise 4/102 dir.Burdada birinci grup için secde ettiklerinde,ötenizde olsunlar…Eğer secde ettilerdeki (secdeyi)namazın bir rüknü olarak kabul edersek,başka hiçbir rüknünede yer verilmediğine göre bu ayette,namaz tek secdeden ibarettir.(yanlış anlaşılmasın kuranda namaz yoktur diyoruz ,dolayısyla namaz secdeden ibarettir görüşünde değiliz.Ancak okuyucunun dikkatini çekiyoruz,bu ayette peygamberin secdesinden söz edilmektedir.!!!hitap peygambere olduğu halde (secde ettiğinizde)değilde,(secde ettiklerinde) denmesi calibi dikkattir,düşünmeye değerdir.
Kuranda fiil olarak 75/31-32’de(fela saddaka vela salla.velakin kezzeba ve tevella) klasik meallere göre ayetin anlamı şöyledir:ne doğruladı,nede namaz kıldı.Fakat yalanladı ve döndü..ALLAH BU AYETLERDE (4)KAVRAM VERMİŞTİR.31.AYETTEKİ (SADDAKA)’NIN ZIDDINI 32.AYETTE (KEZZEBE),YİNE 31.AYETTEKİ (SALLA)NIN ZIDDINI İSE 32.AYETTE(TEVELLA)OLARAK VERİLMİŞTİR.
SALLA NAMAZ KILDI OLURSA,TEVELLA DÖNDÜ,YÜZ ÇEVİRDİ(SALLANIN ZIDDI OLMUYOR).!!AMA DEDİĞİMİZ GİBİ SALLA,(BAĞLANTI KURDU/İLGİ ALAKA DUYDU/İRTİBAT SAĞLADI ANLAMINDA KULLANILMIŞ OLUP TEVELLA FİİLİ,SALLA’NIN ZIDDI OLARAK DÖNDÜ/YÜZ ÇEVİRDİ/YANİ İRTİBAT KURMADI/DİNLEMEDİ DEMEKTİR.
Namazın bir rüknü,kabul ettikleri ‘’ruku’’nun anlamı 77/50’de net olarak inanmak ,boyun eğmek,kabul etmek, olduğu ortaya çıkıyor.(her ne kadar bu kelime kuranda yer almıyorsada…) Kuran’da 77/48’de (ve iza qilelehum irkeuu la yerkeun—onlara ruku edin,yani baş eğin dendiğinde,ruku etmezler,baş eğmezler.)nakarat olarak surede yer alan(veylun yevmeizin lilmukezzibin)49.ayetini hesaba katmassak,48’in devamı ,50.ayet (fe bieyyi hadisin ba’dehu yuminun—peki bundan böyle hangi hadise,söze inanacaklar.)GÖRÜLÜYORKİ RUKU ETMEK’İN EŞ ANLAMLISI İMAN ETMEk olarak verilmiştir.
BAŞ EĞMEK KABUL,YALANLALAMKTA KABUL ETMEMEK ANLAMINDADIR.
Sırası gelmişken,namazın olmasa olmazı olan,en önemli rüknü,secdeninde anlamını kurandan görelim.
84/21-22(ve iza qurie aleyhimulkuranu la yescudun.belillezine keferuv yukezzibun.—kendilerine kuran okunduğu zaman secde etmiyorlar/boyun eğmiyorlar…aksine kafirler yalanlıyorlar .)görüldüğü gibi secdenin zıddı,yalanlamak olarak verilmiştir.
KURANDA SALAT VE ZEKAT, BİRLİKTE PEŞPEŞE 25 CİVARINDA YER ALMAKTADIR.BUNLARI BİRBİRİNDEN AYIRMAK ADETA İMKANSIZDIR.BUNLAR ET VE KEMİK GİBİDİR.SALAT YOKSA,ZEKAT YOKTUR.
BİZE GÖRE,KURANDAN ANLADIĞIMIZ,SALAT VE ZEKAT DİNİN HEPSİDİR..!!!!
BÜTÜN PEYGAMBERLER SALAT VE ZEKATLA GÖREVLENDİRİLMİŞLERDİR.!!!
DİĞER BİR İFADE ŞEKLİ (EMRUN BİL MARUF VE NEHYUN ANİL MUNKER)DİR.!!!
BİR BAŞKA İFADEYLE (AMENU VE AMİLUSSALİHATTIR).!!!
SALAT VE ZEKATI İCRA EDENLERE KURAN MUSLİH VE MUHSİN (YANİ ISLAH EDEN VE EN İYİSİNİ YAPAN)DEMEKTEDİR.
SALAT VE ZEKAT ‘I GÜNCELLEŞTİRİRSEK,BİZE GÖRE KURAN EĞİTİMİ VE ÖĞRETİMİDİR,BU OLMASSA OLMAZDIR…BİR ÇOK AYETTE KARŞIMIZA SALAT ,KURAN DERSİ OLARAK ÇIKIYOR.ÖRNEK 2/101-102-103
ZEKATTA İKAMEİ SALATIN SONUCU OLUP ŞİRKİN PİSLİKLERİNDEN ÖĞRENDİĞİMİZ AYETLERLE ARINMAKTIR..!!!
İKAMEİ SALAT VE İTAİ ZEKATI ŞÖYLE ÇEVİRMEK BİZCE EN UYGUNUDUR:SALATI (DİNE,İMANA,KİTABA,DOLAYISIYLA ALLAHA DEVAMLI BAĞLILIĞI AYAKTA TUTMAK/HAYATTA TUTARAK ŞİRKİN BÜTÜN PİSLİKLERİNDEN TEMİZLENMEYİ GERÇEKLEŞTİRMEKTİR.!!!
saygılarımla..
toprakerdem2005@hotmail.com
14 Şubat 2008 - 03:46
Mesut Kandemir::::::::
Sayin Muhsin Aydin,Toprakerdem….
Slmaleykum muhterem kardeslerim
namaz veya salah,salatu,.. neticede bedenimizle belirlenmis, kurallara göre eda edilen, ayet ve dualarin okundugu, günün belirli vakitlerinde tekrarladigimiz ve her defasinda kendimizle hesaplastigimiz,Fatiha suresinde okudugumuz gibi Rabbimize tam manasi ile teslim olup bizleri dosdogru yolunda sabitlestirmesini diledigimiz ibadet seklidir namaz…
Her kilinisinda bizi bize anlatandir namaz,aynamizdir nurumuzdur namaz…
Terk etti isek bize emredilen namazimizi,hic zannetmiyelimki biz terk ettik onu…Hayir hayir aslinda namaz bizi terk etmistir, cünkü biz ona layik degildik………
Onun icin lütfen kendimizi aldatmayalim!..yok efendim kurandaki salatden bizim kildigimiz namaz kast edilmiyormus,sekli belirtilmiyormus…
EL INSAF!!!
diyorsunuzki
toprakerdem:
KURANDA NAMAZ YOKTUR,NASIL KILINDIĞI,KAÇ REKAT KILINDIĞI,KAZASININ OLUP OLMADIĞI,HASTALIK HALİ ,BOZAN KURALLAR,HANGİ DİLDE NE OKUNACAĞI,İMAM,MUEZZIN,KAÇ VAKIT 2,3,5….VS BUNLAR TAHMINI VE ZORLAMADIR,KURAN EKSIK DEGILDIR.
Salat,İslam beytine yani İslam ailesine girenlerin,bildiğimiz bir aile yapısı ve bağları gibi Allahı ve birbirlerini sevmeleri,destek vermeleri,bağlılık,yükümlülük göstermeleri,irtibat halinde olmalarıdır,hayra barışa çalışmalarıdır. Müminler birbirinin kardeşidir..İslam ailesine girenlerin göstermesi gereken bağlılık,misak yani salat dosdoğru Kuran ögudunu icra ederek ,sımsıkı sarılarak,hayata geçirerek olur.İlkel bir kabile için bile salat kavramı aslında basittir.
Araf 7:170 Kitab’a sımsıkı sarılıp salatı(bağlılığı) dosdoğru ikame edenler var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
KURANA SIMSIKI SARILIP ÖĞÜTLERINI HAYATA GEÇİREREK,İCRA EDEREK OLUR…
??????????????????????????????((muhterem kardesim sayin toprakerdem…
Yani; simdiye kadar namaz kilan tüm mü,minler ilkel kabile kadar bile anlayamamislar bu dini öylemi…
Bendenizde dahil,vah,vah,vah)))))))
SIMDI BIRAZDA DELILLER KONUSSUN::::
Salah. Namaz
. dilimize farsça olarak geçen namazın, arapça’da ve kur’an da geçen şeklidir.düzelme, iyileşme manasındadır.
salah: (a.i.) 1. düzelme, iyileşme 2. rahatlık, barış 3. dine olan bağlılık.
KURANDA NAMAZ
Salât “saliye” fiilinden türemiş olup sözlükte dua etmek, yalvarmak, istiğfarda bulunmak gibi anlamlara gelir. İslam ıstılahında ise tekbir ile başlayıp selâm ile tamamlanan birtakım rükün, şart ve sözlerden oluşan yüce bir ibadettir.
Salât Kur’an’da pek çok ayete zikredilmiştir. Bunların 27’si zekât ile birlikte zikredilmiştir. Müstakilen geçtiği yerlerde de tekil ve çoğul olarak 83 ayette geçmektedir. Kur’an-ı Kerim’de “Salât” lafzını incelediğimizde, 67 yerde müfret, 11 yerde hem müfret ve hem de zamire muzaf olarak ve 5 yerde de “salâvat” şeklinde çoğul olarak geçtiğini görmekteyiz.1
Ayrıca 3 yerde mâzi fiili olarak “sallâ” (Kıyâme 75/31; A’lâ 87/15; Alak 96/10) şeklinde 4 yerde muzâri fiil olarak “yusallî, ve yusallûne” (Nisâ 4/103; Âl-i İmran 3/39; Ahzab 33/43, 56) şeklinde 4 yerde de emir olarak “felyusalli- salli-sallu” (Nisâ 4/102; Tevbe 9/103; Ahzab 33/56; Kevser 108/2) şeklinde bir yerde de “la tusalli” (Tevbe 9/84) şeklinde, nehy-i hâzır olarak geçtiğini müşâhede etmekteyiz.
Salât kelimesinin Kur’an-ı Kerim’de kullanıldığı manalara gelince; eğer salât Allah’tan olursa “rahmet ve kulunun şanını yüceltmek” manasına gelmektedir. Nitekim Yüce Allah:
“Allah ve melekleri, peygambere salât etmektedir.” (Ahzab 33/56) yani, Allah ve melekleri peygamberin şanını yüceltmektedirler. İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre ayetin manası: “Şüphesiz ki Allah peygambere rahmet etmekte, melekleri ise ona dua ve istiğfarda bulunmaktadırlar” şeklindedir.2
“İşte Rablerinden salâvat ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” (Bakara 2/157)
Bu ayet-i kerime’de geçen “salâvat”ın manası “bağışlamalar” demektir. Zira Allah’ın kullarına salâtı ise, kullarını bağışlaması, onların günahlarını affetmesi demektir. 3
Daha önce de bahsettiğimiz gibi, eğer salât meleklerden olursa, “dua ve istiğfar etmek” manasındadır.4
-“Bedevî Araplardan kimi de var ki Allah’a ve ahiret gününe inanır, verdiğini Allah katında yakın dereceler kazanmağa ve Resulün dualarını almaya vesile sayar.” (Tevbe 9/99)
Ayet-i kerimedeki “Salavâti’r-Rasul” “peygamberin ona duası ve istiğfarı” manasındadır. Nitekim İbn Abbas’ta ayetteki “Salavâti’r-Rasul”den kastedilen “peygamberin istiğfarı” olduğunu söylemektedir. Katade’de; “peygamberin duası” manasında olduğunu söylemiştir.5
“Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onunla onları temizleyesin, yüceltesin ve onlara salât et; çünkü senin salâtın, onları(n ızdıraplarını) yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe 9/103)
Yukarıdaki ayette “ve salli aleyhim”in (onlara salât et) manası, “günahlarının bağışlanması için onlara dua ve istiğfar et”. “İnne salateke” “Muhakkak ki senin salâtın”; yani şüphesiz ki senin dua ve istiğfarın onlar için rahmet, vakar ve kalplerinin mutmain olması için sekinedir.6
“Eğer Allah’ın, bazı insanları diğer bazılarıyla (bertaraf etmesi) savması olmasaydı, içlerinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı.” (Hac 22/40)
İlim ehli bu ayetteki “salâvat”tan kastedilen mana hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbn Abbas, bu ayetteki “salâvat”tan kasıt, “el-Kenâisü“ kiliselerdir, demiştir. Dahhak ise, “salâvat”tan kastedilen şeyin Yahudilerin havraları olduğunu ve onların havrayı “salûtâ” olarak isimlendirdiklerini söylemiştir. Katâde’de “salâvat”tan kasıt, “Yahudilerin havralarıdır” demiştir. Ebu’l-Aliye ise, bu ayetteki “salâvat”’tan kasıt, Sabiilerin mescidleridir, demiştir. Mücâhid ise ayette geçen “salâvat”tan kasıt, “Müslümanların ve Ehl-i Kitabın yollarda bulunan mescitleridir” demiştir. İbn Zeyd ise; “salâvat”tan kasıt, “İslâm ehlinin mescidleridir”, demiştir.7
Namaz manasına gelen “salât” ise, Kur’an-ı Kerim’de 80 ayetten fazla yerde geçmektedir. Salât lafzı, Kur’an-ı Kerim’de en fazla bu manada kullanılmıştır. Bu manadaki ayetlerden birkaç örnek verelim:
“Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allah’ı anın; güvene kavuştuğunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, mü’minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.” (Nisâ 4/103)
“Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber eğilin.” (Bakara 2/43)
“İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin.” (Bakara 2/83)
“Yavrucuğum, namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret. Çünkü bunlar, Allah’ın yapmanı emrettiği kesin işlerdendir.” (Lokman 31/17)
Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi Kur’an namaz üzerinde çok durmuştur. Çünkü namaz ikâme edildiğinde kişiyi her türlü kötülükten alıkoyup takvâ sahibi yapar. Muttakî olan kişi de ilahî azaptan kurtulur.
Kur’an, namazı imân ve takvâ’nın bir gereği saymıştır:
“İşte o kitap kendisinde hiç kuşku yoktur; takva sâhipleri için yol göstericidir. Onlar ki gaybe inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah için harcarlar.” (Bakara 2/2-3)
Namazı huşû’ ile ve sürekli olarak kılan mü’minleri övmüştür:
“Namazlarını saygı ile kılan mü’minler başarıya erdiler.” (Mü’minûn 23/1-2)
“Ve namazlarını koruyan mü’minler başarıya erdiler.” (Mü’minûn 23/9)
Kur’an, namazı kitab ve vakitli farz olarak nitelendirmiştir: “namaz mü’minlere vakitli bir kitabtır (vakitli olarak kılmaları yazılmıştır)” (Nisâ 4/103)
Allah’ın diğer emir ve nehiylerinin yararlarını vurgulayan Kur’an, namazın ahlâkî ve sosyal yararlarına da işaret etmiştir:
“Ey inananlar sabırla ve namazla yardım dileyin. Kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 2/53)
“O kitap’tan sana vahyedileni oku, namazı kıl. Doğrusu namaz, kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçirir. Allah’ı anmak elbette en büyük (ibadet)tir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût 29/45)
Yüce Allah Peygamber’ine, üzüntü ve tasalarını namazla tedâvi etmesini emretmiştir:
“Andolsun, onların söylediklerine senin canın sıkıldığını biliyoruz. Sen Rabbini överek tesbih et ve secde edenlerden ol (namaz kıl) ve yakîn gelinceye (ölünceye) kadar Rabbine kulluk et.” (Hicr 15/97-99)
Hiç kuşkusuz iman ve kalb huzuru ile kılınan namaz, insanı kötü düşüncelerden, korku ve ızdıraptan kurtarır. O insan dünya için üzülmez, Allah’tan başka yarar ve zarar veren görmez. Herşeyi Allah’tan bilir, yalan ve nifaktan utanır. Her an kendisini Allah’ın huzuruna durmağa hazırlar. Ankebût suresinin 45’inci ayetinde bildirildiği üzre kötülüklerden, çirkin işlerden kaçınır; Meâric suresinin 19-34’ncü ayetlerinde bildirildiği üzre sabırsızlıktan, huysuzluktan sakınır, yüksek ahlâk ile bezenir. İşte asıl namaz, sâhibine bu yüksek ahlâk ve karakterleri kazandırır. Sahibine bu vasıfları kazandırmayan namaza gerçek namaz denmez. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Bir kişiyi, kıldığı namaz, kötü ve çirkin işlerden menetmezse, o kimsenin, o namazdan, Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir yararı olmaz.” 8 Zira namaz ibadeti, namaz kılan kimseye yüksek bir ahlak, sağlam bir şahsiyet ve karakter kazandırır. O kimseyi, salih ve muttaki kimseler derecesine çıkarır.
* Fırat Ünv. İlahiyat Fakültesi Prof. Dr
DAHA BITMEDI:::::::
Kulun Allah karşısında acizliğini sunan ilk hareketi, ellerini bağlayarak saygıyla durmasıdır. Bu ilerleyerek Allah’ın huzurunda baş eğme (Rükû) şeklinde gelişir. Bu, daha da ilerleyerek onun huzurunda yere kapanmak, başını yere koymak, alnını yere yapıştırmak (secde) şeklini alır. Namazın tamamı işte bu saygı ve duygudan ibarettir. Namazın dış görünüşü içersindeki ruh budur. Bu yüzden de namaz, dünya ve ahiret saadetinin, huzurunun esasıdır.
“Muhakkak namaz, mü’minler üzerine vakitlenmiş olarak farzdır.” (en-Nisa, 103)2. Namaz ve Sağlığımız
Müslüman, beş vakit namazı, Allah Teala emrettiği için kılar. Cenabı Hakkın her emrinde bir çok hikmetler vardır. Namaz kılarken yapılması emredilen her hareketin, hem bedene hem de ruha sağladığı faydalar vardır. Namazın sağlığımız üzerindeki faydalarından bazıları şunlardır:
1. Namazda yapılan hareketler hafif olduğundan kalbi yormaz. Ve Günün değişik saatlerinde kılındığı için insanı devamlı zinde ve dinç tutar.
2. Namaz sebebiyle başını günde seksen defa yer koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak kan fazla ulaşır. Bu yüzden beyin hücreleri yeterince beslendiğinden, Namaz kılanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına daha az rastlanır. Bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. Bu gün tıpta “demans senil” bunama hastalığına uğramazlar.
3. Namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip doğrulmaktan dolayı, daha kuvvetli kan deveranına malik olur. Bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvını devamlı değişmesi temin edilmiş olur. Gözü “Katarakt” veya “Karasu” hastalığından korur.
4. Namaz kılmaktaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. Böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, börekte taş oluşumunun önlenmesinde ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olur.
5. Beş vakitte kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamayan adale ve eklemleri çalıştırarak artoz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.
6. Vücut sağlığı için temizlik muhakkak lazımdır. Abdest ve gusül, hem maddi hem de manevi bir temizliktir. İşte namaz temizliğin ta kendisidir. Zira hem bedeni hem de ruhi temizlik olmada namaz olmaz. Abdest ve gusül, bedeni temizliği sağlar. Namaz ibadeti insanı ruhen ve bedenen temizlemiş dinlendirmiş olur.
7. Koruyucu hekimlikte belirli zamanlarda yapılan beden hareketleri çok mühimdir. Namaz vakitleri, kan dolaşımını tazelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vakitlerdir.
8. Uykuyu tanzim eden en önemli unsur namazdır. Hata vücutta biriken statik elektriklenme, secde yapmakla topraklama yapmış olur yani statik elektrik boşalır. Böylece vücut tekrar zindeliğe kavuşur. (Hasan Yavaş, Namaz Kitabı, s. 134)
Bireye kendi davranış ve dürtülerini kontrol etme imkânı veren namaz, kul ile Allah arasında bir bağ ve buluşmadır.
Namaz kalbin kuvvet aldığı, ruhun Allah’a bağlılığını hissettiği, nefsin dünya hayatının değerlerinden daha üstün değerler bulduğu bir rabıtadır. İslâm inanışında namaz, bir itaat davranışıdır. İtaat ve ibadetin amacı ise sevaptan ziyade Allah’ın sevgi ve yakınlığını kazanmaktır. Bu bağlamda ibadetten ve bir anlamda ibadetlerin özü ve sentezi olan namazdan amaç ihlâstır. Yani kişinin samimiyet, taat, sevgi ve minnet duygularını Allah’a yöneltmesidir. Kur’an-ı Kerim’de, müminlere, gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde namazı dosdoğru kılıp devamlı olmaları emredilerek, bu ayetin nüzul gerekçesi kabul edilebilecek bir ifade ile, “çünkü iyi eylemler kötü eylemleri giderir” denilmektedir. Yani namazın, hata ve günahların olumsuz etkilerini silerek, bireyi olumlu eylemlere yönlendireceği vurgulanmaktadır
( Namaz Bibliyografya Namaz ve Karakter Gelişimi Esma Sayın Ekerim )
DAHA BITMEDI::::::
Maide Suresi
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
Maide Suresi
(12) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
Maide Suresi
(55) Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.
Maide Suresi
(58) Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
Maide Suresi
(91) Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?
Maide Suresi
(106) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
Enam Suresi
(92) İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.Ahirete iman edenler, ona da inanırlar.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
Enam Suresi
(162) Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
Araf Suresi
(170) Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
Enfal Suresi
(3) Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Tevbe Suresi
(5) Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Tevbe Suresi
(11) Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Tevbe Suresi
(18) Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
Tevbe Suresi
(54) Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
Tevbe Suresi
(71) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tevbe Suresi
(84) Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.
Tevbe Suresi
(108) Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.
Yunus Suresi
(87) Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
Hud Suresi
(87) Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.”
Hud Suresi
(114) (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.9
Rad Suresi
(22) Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
İbrahim Suresi
(31) İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
İbrahim Suresi
(37) “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
İbrahim Suresi
(40) “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”
İsra Suresi
(78) Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
İsra Suresi
(79) Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
İsra Suresi
(110) De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
Meryem Suresi
(31) “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.”
Meryem Suresi
(55) Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
Meryem Suresi
(59) Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
Ta Ha Suresi
(14) “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”
Ta Ha Suresi
(132) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
Enbiya Suresi
(73) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
Hac Suresi
(26) Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.
Hac Suresi
(35) Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Hac Suresi
(41) Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
Hac Suresi
(78) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
Müminun Suresi
(2) Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.
Müminun Suresi
(9) Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.
Nur Suresi
(37) Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.
Nur Suresi
(56) namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.
Nur Suresi
(58) Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Neml Suresi
(3) Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Şuara Suresi
(219) namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
Ankebut Suresi
(45) (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.
Rum Suresi
(32) Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.
Lokman Suresi
(17) “Yavrum! namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”
Lokman Suresi
(4) Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ahzab Suresi
(33) Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Fatır Suresi
(29) Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.
Fatır Suresi
(18) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
Şura Suresi
(39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Mücadele Suresi
(13) Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Cuma Suresi
(9) Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Cuma Suresi
(10) namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
Mearic Suresi
(22) Ancak, namaz kılanlar başka.
Mearic Suresi
(23) Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
Mearic Suresi
(34) Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
Müzzemmil Suresi
(20) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Müddessir Suresi
(43) Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.”
Kıyame Suresi
(31) O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Ala Suresi
(15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
Alak Suresi
(10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
Beyyine Suresi
(5) Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Maun Suresi
(4) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Maun Suresi
(5) Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Kevser Suresi
(2) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
DAHA BITMEDI::::::::::
Kur,an daki 5 vakit namaz
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
“Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir.” (Hud suresi : 114)
Gündüzün iki ucu akşam ve sabah namazı, bir kısmında da yatsı namazı vardır. Üç vakit bu ayette.
“Güneşin batıya yönelmesinden gece karanlığına kadar namazı kıl. Tanyeri ağarırken de sabah namazını kıl. Zira bu namaz görülmeye değerdir.” (İsra Suresi :78)
Güneşin batıya yönelmesinden gece olana kadar kılınan namaz ikindi namazıdır. Sabah namazı tekrar edilmiştir.
“Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce ve batmasından sonra Rabbini tesbih et (namaz kıl) geceleyin ve gündüzün yanlarında da tesbih et (namaz kıl).” (Taha suresi : 130)
Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önce ikindi namazı, geceleyin yatsı namazı, gündüzün yanlarında akşam ve öğle namazı kılınacak. Bu ayetle beş vakit namaz sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları sabit oluyor.
Beş vakit namaz; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları Kur’an-ı Kerim içinde değişik yerlere serpiştirilerek zikredilmektedir. Bazan ikisi, bazan üçü, bazan dördü değişik bir ifade üslupla anlatılmaktadırlar. Cenab-ı Peygamberimiz, Kur’an-ı Kerim’i hem sözü ve hem de işi ile tefsir etme hakkına sahip olduğu için bu hak kendisine ALLAH tarafından verilmiştir sözü ve işi namazın beş olduğunu açıklamıştır.
SON OLARAK IBRET OLSUN DIYE:::::
Bir Profesörün İlk Namazı
Prof. Jeffrey Lang
Amerika’nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey Lang İslam’a giriş hikâyesini yazmış olduğu ‘Melekler soruncaya kadar’ (Even Angels Ask: A Journey to Islam in America) isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle,
ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:
“Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana: “Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın” dediler. Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti.
İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım.
Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim. Kimsenin
beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı.
İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona kaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim.
Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum. ‘San Francisco’da Araplar çarptı bu hale düştü’ gibi sözler sarf edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime “Daha önümde üç tur daha var”
diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım. Kalan rekâtlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu.
Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.
Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde “Allah’ım geri zekâlılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var” diye dua ettim.
Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.
Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: “Allah’ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir”. Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım.
Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah’a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım: “Allah’ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin varlığını inkar etmem mümkün değildi::::::::::::::::::::::::::::
evet muhterem kardeslerim,,, niyetim sadece biraz aciklik getirmekti,kimseyi rencide etmek,kücümsemek degil…
Umarim InsaALLAH anlasilmistir,bizden bukadar;; hidayet tüm alemleri yaradan Rabbimizdendir…
ALLAH;in Selami rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…Me. Kandemir)))))))
14 Şubat 2008 - 04:55
slm…
tekrar ediyorum…
Namaz terk edilmez ;namaz terk eder…
baska bir deyimle..
Namaz birakilmaz ; Namaz birakir..
Sonrada, aceleci ve nankör insan Namaz bana bir sey getirmediki der…
Namaz bir tesekkürdür Rabbimiz ALLAH,a;sükran borcudur
asla bir beklenti degildir…
Mevlamizin ihtiyaci yoktur
Bizim muhtaciyetimizdir
Secde Yüce Yaradanimiza en yakin oldugumuz andir,asla acziyet degildir…
Secde Adem a.Selamdan beri vardir…manasi unutuldugunda gaflete düsüldügünde aya ,günese ,yontulmus dikilmis putlara yapilmistir…
Yoksa Arap müsriklerinden görülmüs alinmis degildir…
Secde teslimiyetin , hayranligin ve Hakka asik olmanin en üst seviyesidir…
Asla asagilanmak ve kücük düsmek degil……
NAMAZIMIZ NURUMUZ HER SEYIMIZ KIYMETINI BILEMEDIGIMIZ; EZA DEGILDIR EMRIN ASLA ;LÜTUFTUR ;IKRAMDIR kiymetini bilen cok azdir…
bunu yazanda bilemedi, bagisla affet
Affet ALLAH;im bizleri,,,,,,,,,,,,,,,
15 Şubat 2008 - 11:42
Selam mesut kandemir kardeş…
Kuranda hz.musa ve hz.harun örneğini lütfen hatırlayın!!!Hani 30+10 gün sözleştiklerinde musa ile rabbimiz kavmine döndüğünde samirinin icraatlarını görmüştü ve sinirlenmişti..!!!Üstelik hz.harun kavminin yanıbaşında olmasına rağmen samiri o topluluğu saptırmıştı düşünebiliyormusunuz 2 peygamber daha ölmeden vahiyde saptırma var…!!!!Kuran bu örneği boşuna bize vermiyor.Her toplum bozulmaya elverişlidir doğasında maalesef bu vardır….!!!onlarda olacakta bizde olmayacak herkes şekilsel namaz kıldı diye veya bazı ritüeller çıkardılar diye bunlar islamın özünde var diyecez öylemi????
Hristyanların hepside haçı kabul ediyor olmassa olmazlardan dinin temeli görüyorlar tıpkı bizim namazı gördüğümüz gibi şimdi onların durumu nedir nasılsa öyle geldi öylemidir diycez??????
Bu konu uzun uzadıya ‘Namazın kazası olmaz’forum başlığında tartışıldı.Aynı şeyleri tekrar tekrar yazmanın bir anlamı yok bu başlıkta..
Tüm yazdıklarımızı ordan incelersen senin yazdıklarının bir çoğuna cevap bulacaksın.Samimi bir kişiliğin var buna inanıyorum ama birilerinden lütfen alıntılarla bize cevap vermeye kalkma.!
Kendin anladığını yazki beraberce müzakere edelim sevgili kardeşim.
Eğer gerçekten bu konuda araştırma yaptığına inanıyorsan o zaman sana bazı sorularım olacak.Bu sorulara cevap verdiğin taktirde ve önceki yazılanları inceleyip bize yanlışlarımızı bildirdiğin zaman seninle ayrıntılı konuşacağım.
SORULAR:
1-NİÇİN KURANDA SALATI İKAME EDİN DİYORDA SALAVATI İKAME EDİN HİÇ GEÇMİYOR?????
2-DEVAMLI ZEKATI İTA EDİNİZ DİYORDA NİÇİN ZEKATLARI İTA EDİNİZ DEMİYOR?????HALBUKİ MADDİ VERGİ OLAN SADAKA KELİMESİNİN ÇOĞULU OLAN SADAKAT KELİMESİ KULLANILIYOR???EĞER ZEKAT ARINMADIR DİYORSANIZ ONUN NİÇİN ÇOĞULU KULLANILMIYOR DİYORSANIZ NİİÇİN İKAME SALATTAN SONRA YER ALIYOR???????NEDEN BERABER KULLANILIYOR?????NİÇİN SALATTAN SONRA ORUÇ TUTUN DEMİYOR?????ORUÇ BEDENİ BİR İBADET OLARAK NAMAZDA ÖYLE OLDUĞUNA GÖRE NAMAZDAN SONRA ORUÇ TUTUNUZ EMRİ YER ALMIYOR????
3-ŞUAYBIN NAMAZI PUTLARA İLAHLARA TAPMAYI VE MALLARINI NASIL HARCAYACAKLARINI EMREDEBİLİRMİ???EMRETMEK BUYURMAKSA?????
4-EĞER NAMAZ İBRAHİMİN BİR UYGULAMASI İSE ONDAN ÖNCEKİ NUHTAN İBRAHİME KADARKİ ÖNEMLİ OLAN BİR İBADETİ ONLARDAN NEDEN ESİRGEDİ?????
5-HAC KAVRAMINI NEDEN İSA VE MUSADADA GÖREMİYORUZ???ALLAH HER MİLLETE AYRI BİR İBADET TARZIMI BELİRLEMİŞ YOKSA????
6-(29:45)….SANA VAHYEDİLENİ OKU VE SALATI İCRA ET.CÜMLE PEYGAMBERİMİZDEN ONA İNDİRİLENİ OKUMASINI VE SALAT YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.SALATINDA İNDİRİLENLERİ OKUMASINI İSTEMEMEKTEDİR.AKSİNİ İDDİA EDİYORSANIZ BUYRUNUZ?????
7-(3:96-97).AYETLERDE ….ORAYA GİREN EMNİYETTE OLUR.’DİYOR KENDİNE BİLE FAYDASI OLMAYAN(!)MEKKEDEKİ YAPININ İNSANLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER OLDUĞU DÜŞÜNÜLEMEZ.BU GÜVENCE ANCAK BEYT KELİMESİNİ MECAZİ OLARAK DÜŞÜNÜRSEK DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.ALLAHIN SİSTEMİNE GİRENLER GÜVENE KAVUŞACAKLARDIR.!!!YOKSA ORASI YAPI OLARKMI GÜVENLİ?????
8-İBRAHİMİN MAKAMI ‘ALLAHA ŞİRK KOŞMAMAK İBRAHİM VE BİZİM TEMİZ TUTMAMIZ GEREKEN SİSTEMMİDİR???YOKSA BAŞKA BİŞEYMİ???
9-(22:27).AYETTE ”Bİ”İLE KELİMESİ ATLANMIŞ MEALLERDE GENELDE.”BİL HACCİ”HAC İLE DEMEKTİR.AYET İBRAHİME HİTAP EDİYOR İBRAHİMDEN TARTIŞMA İLE BİR ŞEYİ İLAN ETMESİ İSTENİYOR,PEKİ BU ŞEY NEYDİ?BİR ÖNCEKİ AYET BU SORUYU YANITLIYOR.SİSTEMİ İNSANLIĞA BİLDİRECEKTİ.(22:27).AYETTE GİDİLECEK BİR BİNA YOK AYETTE SANA GELSİNLER DİYOR BU MÜMKÜNMÜ???MEKKEYE MÜSLÜMANLAR İBRAHİM İÇİNMİ GİTMEKTEDİR???BİZE GÖRE BURADA İBRAHİMİN İNANÇ SİSTEMİNDEN BAHSEDİLİYOR.BİR SONRAKİ AYET TARTIŞMANIN GAYESİNE AÇIKLIK GETİRİYOR.(22:28-29)TARTIŞMANIN AMACI ALLAHIN SİSTEMİNİN FARKINA VARMAK.YEDİKLERİMİZ İLE ALLAHI ANMAK BUNLARLA FAKİRİ DOYURMAK VE GÖREVLERİMİZİ YERİNE GETİRMEKTİR.BU AYET İBRAHİME HİTAP ETTİĞİNDEN BAHSEDİLEN ”ESKİ EVİN’3:96. AYETİNDE EV OLDUĞUNU ÇIKARABİLİRİZ.22:30-31- VE 32.AYETLER TARTIŞMANIN EN ÖNEMLİ KISMINA DİKKAT ÇEKİYOR,YASAKLARA İTAAT…! (22:34.)AYET İSE HER ÜMMET İÇİN BELİRLENEN İBADET BİÇİMİNİ ANLATIYOR.BUDA ESKİ SİSTEM KELİMESİNİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURUYOR…!!!
10-KURAN NEREDE ALLAHI ULULAMAK İÇİN FİZİKSEL BİR OBJE YAPMANIN DOĞRU OLDUĞUNU YAZAR????????
11-ALLAH KESİN OLARAK DİYORKİ…..!NAMAZ FAHŞA VE MÜNKERİ ENGELLER /YASAKLAR.NAMAZ KILANLARIN NAMAZI ONLARI BU FAHŞA VE MÜNKERDEN ALIKOYUYORMU???ALIKOYMADIĞINA GÖRE ALLAH YALANCI KONUMUNA DÜŞMÜYORMU???HALBUKİ SALAT/KURAN BİLİNCİ/İMAN/KURANLA BÜTÜNLEŞME/BİRLİKTELİK OLARAK ANLARSAK O ZAMAN FAHŞAYI VE MÜNKERİ ENGELLER.İMANIN GÜCÜ VARDIR AMA NAMAZIN GÜCÜ YOKTUR.İMAN HAREKETE DÖNÜŞÜR NAMAZ ZATEN HAREKETTİR BAŞKA BİR HAREKETE DÖNÜŞMEZ.!!!!!!YOKSA DÖNÜŞÜYORDA BİZMİ GÖREMİYORUZ??????
12-(4:142) BU AYETTE NAMAZA KALKTIKLARINDA TEMBEL TEMBEL/ÜŞENE ÜŞENE KALKARLAR,İNSANLARA İYAKAR DAVRANIRLAR DİYOR.(İZA KAMU İLESSALATİNİN)GERÇEK ANLAMI SALATA GİTTİKLERİ ZAMANDIR.KALKTIKLARI ZAMAN DEĞİLDİR.(İLE)İLE BİRLİKTE GİTMEYİ İFADE EDER.NAMAZA KENDİ BAŞINA OLAN BİR MÜNAFIK (DİYELİMKİ EVİNDE)NAMAZA ÜŞE ÜŞENE KALKARMI???MÜNAFIK İNANMAYAN OLDUĞUNA GÖRE!!!SİZ OLSANIZ MESELA SABAH NAMAZINA VEYA DİĞER NAMAZLARA KALKARMISINIZ?KALKARSANIZ İNSANLARA NASIL GÖSTERİŞ YAPARSINIZ?????AYRICA BU KONUYU KAVRAMAK İÇİN (9:54)BAKILABİLİR.
13-(19:59)SALATLA İRTİBATI KOPARDILAR DEMEKTİR.(SALAT KENDİSİNE UYULAN BİR SİSTEM DEĞİLSE)NİÇİN ONU BIRAKIP ŞEHVETLERE UYDULAR DİYOR????
14-(20:14)MUSA VAHYİ İLK ALDIĞINDA MUSAYA BANA KULLUK ET VE BENİ ANMAK İÇİN NAMAZ KIL DİYOR.ALLAHTAN İLK VAHYİ ALANIN GÖREVİ ONU HATIRLAMASI İÇİN NAMAZ KILMASIMIDIR????
15-(14:27)İBRAHİM ZÜRRİYETİNİ NAMAZ KILMAK İÇİN HİÇKİMSENİN BULUNMADIĞI VERİMSİZ BİR VADİYEMİ YERLEŞTİRMESİ GEREKİRDİ???BU AYETTE GEÇEN BEYTİ HARAMIN YANINDA İFADESİNİN ANLAMI NEDİR?????BU VERİMSİZ VADİDE KİMSESİZ YERDE TEK BAŞINA NEDEN BULUNUYOR?????KABE ONLARA NAMAZMI KILDIRACAK????ONUN İÇİNMİ KABENİN YANINA ONLARI YERLEŞTİRDİ?????
16-(2:143/150.)AYETLER ARASINDA GEÇEN KIBLELERDEN VE MESCİDİ HARAMDAN NE ANLIYORSUNUZ????ÜZERİNDE BULUNDUĞUN KIBLE DİYOR!!!AMA YÖNELDİĞİN KIBLE DEMİYOR????KIBLE ALLAHIN HİDAYET ETTİKLERİNDEN BAŞKASINA AĞIR GELİR DİYOR.BİR KIBLEDEN BAŞKA BİR KIBLEYE DÖNMEK NASIL AĞIR GELİR????MÜNAFIKLARI GERÇEK MÜMİNLERDEN AYIRMAK İÇİN KIBLE DEĞİŞİKLİĞİNEMİ İHTİYAÇ DUYDU ALLAH???EHLİ HİTABA HER TÜRLÜ KANITI VERSENDE ONLAR SENİN KIBLENE TABİ OLMAYACAKLAR DİYOR.DÖNMEZLER DEMESİ GEREKMEZMİYDİ???EĞER DEDİĞİNİZ GİBİYSE????SENDE ONLARIN KIBLESİNE UYMAYACAKSIN VE ONLARDA BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE UYMAZLAR DEDİĞİ ONLARIN KIBLESİ NEDİR?????????NASARA VE YAHUDANIN KIBLELERİ NERELERİDİR??????SEN ONLARIN KIBLESİNE UYMAZSIN DEDİĞİNE GÖRE YAHUDİLERİN KIBLESİ OLAN KUDÜSTEKİ BEYTİL MAKDİSE DOĞRU NAMAZ KILDIĞINI AYLARCA DOĞRU KABUL EDERSEK BU ÇELİŞKİ OLMAZMI?????MADEMKİ UYMAYACAKTI DAHA ÖNCE NEDEN MÜSAADE ETTİ????144.AYETTE KİTAP VERİLENLER ONUN KABENİN RABLERİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLİYORLAR DEDİĞİNE GÖRE BUNU EHLİ KİTABIN BU ŞEKİLDE BİLGİSİNİ KURANIN NERESİNDEN HANGİ AYETLERİ BUNA İŞARET EDİYOR????DEMEKKİ KIBLELERİ DAHA ÖNCE KABEYMİŞŞ!!!NİÇİN VE NE ZAMAN KUDÜSE DÖNDÜLER???NEREDEN ÇIKARSAN ÇIK…VE NEREDE OLURSANIZ OLUN YERYÜZÜNÜ MESCİDİ HARAMA DOĞRU ÇEVİRİN.BURDAN ANLADIĞIMIZA GÖRE VE NAMAZDADA ÇEVİRİN DEMEDİĞİNE GÖRE HER ZAMAN VE HERYERDE YÜZÜNÜZÜ MESCİDİ HARAMA ÇEVİRMENİZ GEREKİR.BU MÜMKÜNMÜDÜR???DEĞİLSE İZAHINI YAPARMISINIZ??????AYRICA MESCİDİ HARAM RABBİNDEN HAKKIN KENDİSİDİR DİYOR.MESCİDİ HARAMIN HAK OLMASI NE DEMEKTİR?????
17)2/145-Allah Elçiye kabeye uyma ilmini mi getiriyor yoksa sistmein kuralları ilmini mi getiriyor Kuranda???
18)2/146-Kendilerine kitap verdiklerimiz onu , öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.
Dünyada kabeyi öz oğlu gibi tanıyan kaçtane ehli kitap var. ya nedir kasdedilen??????
19)2/147-O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın
Kabe konusunda mı şüpheye düşmeyeceğiz yoksa Allahın ayetleri/sistemi/yasaları konusunda mı?????
20)2/148-Herkesin uduğu bir sistemi vardır. Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Dünyada herkes bir sisteme mi uyuyor yoksa bir taştan tuğladan yapılma evlere mi????????
21)2/149-Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Allah’ın hürmet edilemsi gereken sistemine çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Evden çıktığımızda mescidi haram eğer kıbleyse hep kabeye bakarak mı gideceği işyerlerimize??? yada yolculuğa çıktığımızda yolculuk boyunca otubuste camdan hep kabe tarafına mı bakacağız. öyle değilse ne demek isteniyor????
22)2/151-Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti anlatan bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.
Ayetin devamındada görüldüğü üzere vurgulanan taş tuğla bina değil Allahın kitabıdır. Kuran bu kadar açıkken hala taşa tuğlaya mı yöneleceğiz.??? Yoksa insanlara kurtuluş, şefkat ve huzur kaynağı olarak indirilen Allahın kitabına mı????????
Bakara 142-151 arasında bahsedilen bildiğimiz taş tuğla kabe olsaydı hiç Allah bakara 177 de iyiliğin belli bir pusula yönüne yönelmek değilde yukarıda ayette tek tek sayılan erdemli işleri yapmamız gerektiğini söylermiydi hiç??????
23)84:21 Böyleyken onlar acaba neden imana gelmezler? Onlar kendilerine KURAN OKUNUNCA SECDE DE ETMEZLER. AKSİNE, KÂFİRLER YALANLIYORLAR.
Kuran her okunduğunda karşıdaki kişinin secde etmesi amacıyla mı inmiştir???? Ayette “secde etmek” (saygı göstermek) yalanlamanın zıttına konmuş!!!
24)07:161 Onlara denildi ki: Şu şehire (Kudüs’te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, “bağışlanmak istiyoruz” deyin ve KAPIDAN SECDE EDEREK GİRİN ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.
Yahudiler kapıdan secde ederek mi girdiler yoksa teslim olarak, boyun eğerek mi?????
25)13:15 Göklerde ve yerde bulunanlarda onların gölgeleri de sabah akşam İSTER İSTEMEZ SADECE ALLAH’A SECDE EDERLER.
Secdeyi fiziksel olarak kabul edersek istemeden olan secdeyi nasıl açıklayabiliriz????
26)Sadece Kuran okuyarak namaz kılmayı öğrenen kimse varmıdır?Arap kulturune ve örfune uzak 6 mılyar ınsan mesela bir japon,eskımo,afrıkalı için hukum nedır????
27)Yururken namaz kılınır demek zaten rıtuel inkarıdır,mealcıler nmzı ınkar mı etmış?????
28)Madem namaz çok ıyı korunarak ulaştı,peygambere kımse soru sormadı,peygamber abdestsız mı namaz kıldı abdest ayetıne kadar?Abdest ayeti maıde 110 ınış sırası,nısa yanı vakıtlı nmz farzıyetı 98 olmasıyla abdest açıklanmadan namaz farz olmuştur,bu çelışkı nedır?
??????
29)Namaz İbrahım (M.Ö 2000)tarafından ögretıldıyse,ARADAKİ 2500 SENED HİÇ YOZLAŞMADI MI?MUMINLER NIYE PEYGAMBERE EN UFAK ŞEYI SORARAKEN BU KONUDA SORU GETIRMEDI?Kuranda oruç ibadeti anlatılırken Ey müminler oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizede farz kılındı der,ama namaz için böyle bir ayet yoktur.Siz hangi ayetten bu emri alıyorsunuz??????
30)PEYGAMBERIMIZ VE MUMINLER MEKKE ALINMADAN EVVEL YAPTIKLARI HACCLARDA IÇI PUT DOLU KABENIN ETRAFINDAMI 7 KEZ DÖNDU,AYRICA NAMAZLARDA ONUNDE YERE KAPANDI,BUNU NASIL YAKIŞTIRIRIZ?Ki hadislere göre hacerul esvedıde öpmustur,peygambermızı kendı putperst örflerıne uyarladıkları çok açık degıl mı Musanın kavmı gıbı?Huylu huyundan vazgecer mı????
31)ALLAHIN ISMİ OLARAK KURANDA GECMEYEN EKBER KELIMESI SIZI SUPHELENDIR MIYOR MU?99 İSİM VARKEN,KURAN DIŞI EKBER SECILMIŞ,EKBER KARSILAŞTIRMA İÇERIR ALT ILAH VE ARACILARLA,KEBİRDEN FARKLIDIR.EGER BİR MUSLUMAN KABEDEN SEFAAT ISTEYIP EL SURUYORSA VE NAMAZDAKİ SEMBOL BAKIŞI BU ANLAM UZERINE İSE CAHILIYE DÖNEMINDEKİ NAMAZDAN FARKI NEDİR?????
32)KURAN AYETLERİ NAMAZDA TEKRAR ALLAH’A GERİ OKUMAK İÇİN Mİ İNMİŞTİR??????
33)Salat secde ,ruku ayetlerde hep ayrı fııller olarak gecer ve kullanım sekılsel bir rıtuel değildir.AYRICA NAMAZDAKİ OTURUŞ RITUELI NEDEN YOKTUR?Yoksa bunun için Emevi zamanı çarpıtılacak kavrammı bulamamışlardır?Bağlılık gunde fecr 20 dak işa 20 dak toplam 40 dak için mi olmalıdır yoksa her an mı olmalıdır?.Yusufun zınadan sakınmasıda Allaha olan baglılığı ıle mi olmuştur,namaz vaktı geldığını hatırladığı için midir???????????????????????????????????????????????????????????????
34)Namaz hadıslerde bıle bastan sona tek bir hadıste kılınışı anlatılmaz,yoktur,anlatılanlar bırbırlerıyle çelışkilidir,mezhep alımlerının zanlarına uyulur.Hem Kuran eksık değıl dıyecez hemde mezhep alımlerinden namaz ögrencez.İşte bir kısım diğer ayrıntılar:
Rekat sayısı,okunacak dualar,ana dilde ıbadet,kazası varmı,tesbih,seccade,bozan haller,hasta,yaşlı,genç kimler yükümlü,cami adabı,imam, muezzın,kamet,pusula,yürürken namaz nasıl kılınır,eller kollar,dızler,tekbir,selamlama,oturuş,Ekber niye Allahın ismi degıl,,vakitleri 2,3,5…vs kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda eger eksık olmadığına iman edıyorsak ve sizin bu konularda dayandığınız ayetler nelerdir????????????????????????
15 Şubat 2008 - 14:01
Toprak erdem rumuzlu müslüman kardeşim…”Rekat sayısı,okunacak dualar,ana dilde ıbadet,kazası varmı,tesbih,seccade,bozan haller,hasta,yaşlı,genç kimler yükümlü,cami adabı,imam, muezzın,kamet,pusula,yürürken namaz nasıl kılınır,eller kollar,dızler,tekbir,selamlama,oturuş,Ekber niye Allahın ismi degıl,,vakitleri 2,3,5…vs kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda eger eksık olmadığına iman edıyorsak ve sizin bu konularda dayandığınız ayetler nelerdir????????????????????????” demişsiniz…”…kısacası namaz ıle ılgılı her ayrıntı olmalı Kuranda eger eksık olmadığına iman edıyorsak ve sizin bu konularda dayandığınız ayetler nelerdir…”diye yazınız var…Değerli müslüman kardeşim…Namaz ile ilgili her ayrıntı Kuran’da yoktur…Haklısınız…Ama Peygamberimiz Efendimiz Hazreti Muhammmed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) vardır…Kuran’da herşey olacak kısırdöngüsünden lütfen kurtulun…Namazla ilgili her ayrıntı yok mesela…Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sonsuz Nur isimli eserini öneririm…Saygılarımla…Dua ile…
16 Şubat 2008 - 02:13
Muharrem:yazdi:Haklısınız…Ama Peygamberimiz Efendimiz Hazreti Muhammmed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) vardır…Kuran’da herşey olacak kısırdöngüsünden lütfen kurtulun…Namazla ilgili her ayrıntı yok mesela…Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sonsuz Nur isimli eserini öneririm…Saygılarımla…Dua ile…
SLm degerli kardesim,katkilarinizdan dolayi tesekkür ederim,ben size sahsen KURANI anlamaya gayreti öneririm.
.Kur’ânın açık ve anlaşılır oluşu
“O yalnızca bir öğüt ve Mübin(apaçık)bir Kur’an’dır.”36/Yasin 69
“Bu bir kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura (aydınlığa), O övgüye layık, Aziz olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.” 14/ İbrahim Suresi 1
“Andolsun ki size beyyine (açıklayıcı, açık delil) ayetler, sizden önce gelip geçenlerden örnekler ve korunup, sakınanlar için de bir öğüt indirdik. 24/ Nur Suresi 34
“Andolsun bu Kur’an’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.” 17/İsra Suresi 89
“Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.” 7/ Araf Suresi 52
“Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp(fussilet) açıklamıştır”. 11/ Hud Suresi 1
“Bu Kur’an uydurulacak bir hadis(söz) değildir. Aksine o önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylandırıcıdır. ‹inanan bir topluluk için kılavuz ve rahmettir.”12/ Yusuf Suresi 111
“Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik..”16/ Nahl 89
“Kendilerine okunmakta olan Kitap’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?” 29/ Ankebut Suresi 51
“Allah size kitabı detaylı bir şekilde indirmişken O’ndan başka hakem mi arayayım? 6/Enam Suresi 114
Bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için bu Kur’an, vahyolundu.” 6/Enam 19-50
“Onlara ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar “Bize bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir.” dediler. De ki “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece vahyolunana uyuyorum.” 10/Yunus Suresi 15
Bu ön tespitten sonra Kur’ân’ın açık ve anlaşılır olduğunu özellikle kendi lisanıyla belirlemek istiyoruz. herşeyden önce Kur’ân, kendisini açık bir kitap olarak takdim eder
(TA-SİN. Bunlar, apaçık kitap olan Kur’ân’ın ayetleridir Neml, 1)[8] gibi ifadelerden, Kur’ân’ın hem kendi iç yapısında açıklık olduğu, hem de insanların ihtiyaç duyduğu hususları açıklayan ve Allah katından gönderildiğine şüphe edilmeyen bir kitap olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca; آيات مبينات Apaçık ayetler[9] gibi ifadelerde Kur’ân’ın açık ve anlaşılırlığının delilidir.
Çünkü Allah (c.c.) bazen (Bu Kur’ân insanlara bir açıklamadır: (Al-i imran, 138),(Biz Kur’ânı, her şeyi açıklayıcı olarak sana indirdik: Nahl, 89)gibi ifadelerle Kur’ân’ın açıklayıcılık tarafını vurgularken “ayetleri geniş geniş açıkladık: (En’am, 97),
“O Allah ki, kitabı size genişçe açıklanmış şekilde indirdi” (En’am, 6) gibi ayetlerle de Kur’ân ayetlerinin geniş geniş açıklandığını ifade etmektedir.
Ayrıca kendisinin, insanlara bir açıklama, bir bildiri olduğunu söyleyen; herşeyin tafsilatlı olarak içinde bulunduğunu ifade eden ve herşeyi açıklamak için gönderilen Kur’ânın, Kanaatimize göre herşeyi açıkladığını ifade eden bu ayeti anlarken, Kur’ân’ın, iyiyi, doğruyu, hakkı ve hakikati gösterici vasfı olan “hüda”lığını göz önüne almak gerekir. elbette Kur’ân,kainatta gelmiş ve gelecek her şeyi detaylarıyla açıklamamıştır.Fakat insanlar için din adına her türlü yolu göstermiştir. Onlara hangi zaman ve zeminde nasıl davranacaklarını, hangi hususları araştırmaya yöneleceklerini yeterli bir şekilde açıklamıştır.
Hatasiz ve kusursuz olan 1tek yüce Rabbimiz dir elbette.
selametle.
16 Şubat 2008 - 02:31
Muharrem:yazdi..Ama Peygamberimiz Efendimiz Hazreti Muhammmed Mustafa
slm,kardesim,hic Kuran dan incelemeye gayret ettinizmi,desem?
Bu kitapta peygamberimiz için sadece Allah`ın verdiği unvanlar kullanılmıştır!
Rabbimiz, elçisine karşı gösterilmesini istediği saygılı davranışları Kur`an`da şöyle bildirmiştir:
Hucurat; 1 5: “Ey iman edenler! Allah`ın ve Resulünün önüne geçmeyin.
Allah`a karşı takvalı olun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber`in sesinin üstüne
yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber`e
yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz bilincinde olmadan
amelleriniz boşa gidiverir. Allah`ın elçisinin huzurunda
seslerini kısanlar, şüphesiz Allah`ın kalplerini takva için
imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret (korunmuşluk) ve
büyük bir mükâfat vardır. Sana odaların arka tarafından
seslenenlerin çoğu akıllı davranmıyorlar. Ve eğer onlar, sen
yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için
daha iyi olurdu. Allah çok koruyan, çok esirgeyendir.”
Gönül isterdi ki peygamberimiz ile aynı çağda yaşayalım, ona sahabe (arkadaş) olalım ve Yüce Allah`ın gösterdiği şekilde ona karşı bu ödevleri yapalım. Bu imkânımız olmadığına göre bize düşen ona uymak, onun izinden gitmek olmalıdır. Onun izinden gitmek ise, onun yaptığı ve vasiyet ettiği şeye uymakla mümkündür. Peygamberimizin elçilik süresince yaptığı ve tüm Müslümanlara vasiyet ettiği tek şey; KUR`AN`A UYMAK olduğuna göre bizim de yapmamız gereken tek şey Kur`an`a uymak ve Kur`an`ı yaşamaktır.
Biz de, Kur`an`a uyma doğrultusunda kitabımızda, klâsik kitaplarda peygamberimize saygı göstergesi olarak kullanılan “aleyhimisselam”, “S.A.V.”, “Hz.”, “eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en şereflisi)”, “fahr-i kâinat (evrenin övüncü)”, “sırrı levlâke levlâk (evrenin, hürmetine yaratıldığı)”, “sahib ül hüllet-i vettac, rakib ul Burak fi leyletil miraç (miraç gecesinde Burak`a binen Hülle ve taç giyen), ‘ilklerin ve sonların efendisi” gibi Allah`ın peygamberimize vermediği rütbeleri peygamberimize vermekten uzak durduk. Çünkü Rabbimiz peygamberimize Kur`an`da;
– “رسول اللّه Allah`ın elçisi” (Fetih; 29, Ahzab; 40)
– “النّبىّ الامّى Nebi-i Ümmi (Anakentli peygamber)” (A`râf; 157)
– “النّبىّ Nebiyy (peygamber)” (Enfal; 64, 65, 70, Ahzab; 1, 28, 45, 50, 59, Mümtehıne; 12, Talâk; 1, Tahrim; 1)
– “خاتم النّبىّ Hatem ün nebiyyin (peygamberlerin mührü, sonuncusu, zirvesi)” Ahzab; 40) rütbelerini vermiş ve peygamberimizi, kendisinin selâmladığından başka şekilde selâmlayanların kimler olduğunu da yine Kur`an`da bildirmiştir:
Mücadele; 8: Fısıldaşmaktan yasaklandıktan sonra yine o yasaklananı
yapmaya kalkışanları ve günah, düşmanlık ve Peygamber`ekarşı gelmek hususunda fısıldaşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah`ın selamlamadığı ile selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah`ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” derler.Cehennem onlara yeter. Oraya yaslanacaklardır. Ne kötü dönüş yeridir!
Ayete göre Rabbimiz, peygamberimizi Allah`ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlayanların bu davranışlarını, ikiyüzlü olduklarının bir nişanesi, göstergesi olarak değerlendirmektedir. İfrat ölçüsünde bir sapma olan bu davranışı sergileyenlerin, aslında peygamberimizin ahlâkıyla ve sünnetiyle (Kur`an`a uyuş ve Kur`an`ı yaşamasıyla) ilişkilerinin bulunmadığı, üstelik bundan çıkar sağladıkları görülmektedir.
Selametle,kaliniz.(alintiyi) bilginize sunmak istedim,insallah yardimci olabilmisimdir.
Selametle.
05 Nisan 2008 - 19:59
eğer rasulumuzden sonra kuran terk edılemeseydı.sadece kuran yaşanıp sadece sadece kuran anlatılsaydı bu gun bu çelişkıler olmayacaktı.ben de acız hane kuran dıyorum sadece kuran.başka ımam başka weli tanımıyorum.we bana allah yeter mevla olarak.bende namazın muslumanların bırbırını daha doğrusu allahın dınını desteklemesı ve bırlık beraberlık içinde olduklarının bir göstergesı olduğunu anlıyorum kurandan.namazdakı kıyam ruku w.s lere gelınce bence bunlar o gunun şartlarında yanı peygamberımzın dönemınde kı ınsanların yanı arap ırkının ınandıkları bır takım ılahlara yaptıkları bır takım saygı ıfadelerıdır yanı kulturdur.yanı bu hareketlerın nasıl ne şekılde değilde kim için ne için yapıldığının ve kımlerle beraber yapıldığının en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.peygamberimiz bunu sırf allah için ve kendısıne tabı olanlarla bırlıkte bu şekılde yapmıştır.emır bunun yapılmasıdır hep beraber hemde devamlı olarak ve tam bır teslimıyetle.yanı şekıllerın bır onemı yok.ama güzel bı kültür bence çok anlamlı bır ıfade yanı vucut dılı olarak.yanı peygamberın gunluk yaşamdakı hareketlerını kurandan yola çıkarak anlamaya çalışırsak hiç problem kalmayacak bence.yanı tek kaynak kuran kuran kuran kuran……rabbım cumlemızı kuranı anlayan kuranı yaşayan bırer ınsan, toplumumuzu ve butun dünyayıda kuranın kıymetını bılen ondaki buyuk nımetlerı farkedebılen lerden eylesın.
21 Nisan 2008 - 09:37
Selamlar,
ToprakErdem bey, acaba Maide 6. ayeti nasıl yorumluyorsunuz?
Maide Suresi
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
Neden bahsettiğiniz şekilde salat için abdestli olmamız gereksin?
23 Mayıs 2008 - 16:24
selam size olsun,
Sayın Toprakerdem galiba sizde Allah’ın onlara birşeyi anlatmanızla anlatmamanız arasında fark yoktur onlar anlamazlar dediği kimselerden misiniz?
Resul(a.s) namazı nasıl anladıysa O nasıl uyguladıysa bizde öyle anlarız öyle uygularız O’na itaat Allah’a itaattir.Nedendir bukadar çelişki yaratmanız?Siz müslümansınız değilmi öyleyse takıldığınız yerde neden Rasul(as)’ye başvurmuyorsunuz kelime anlamlarına boğuluyorsunuz;iman sahiplerinide bu anlamlara boğmaya çalışarak?Salat şu anlama gelir secde bu anlama gelir vs…bunlar muhavvid bir müslümanı ilgilendirmez müslüman nasıl inandığı kuran’ı Rasul’ün diliyle Rasule güvenerek hayatına uygulayacağını söylüyorsa,yine O’na güvenerek takıldığı konuda işine geldiği gibi davranmasın.TOPRAKERDEM kardeşim bu salahı Rasul(as) anlayamamış yanlış yaşamış fakat sen anlayabilmişsin bu ne cesarettir?ve tebliğini kendi anlayış biçimine göre yapıyorsun diline bir kez bile Muhammed(as) kelimesini almadan…bu ne kibirdir Toprakerdem kardeşim?Anlamak istediği gibi kuranı anlayanlardan olmayalım Toprakerdem kardeşim…ne söylediğimizi bilelim.bizim çok sorunumuz var çok dağıldık parçaladılar parçaladık birbirimizi birde sen bu şekilde müminleri düşüncede ve eylemde dağıtma politikasından vazgeç bu sadece bir öğüt…islamın kendisini beğenmeyenlerden yardıma ihtiyacı yok izah etmeyin bırakın biz bu dinin peygamberinden öğrenelim,siz gölge etmeyin yeter…
23 Mayıs 2008 - 17:05
Selam Hüseyin Kızıler;
“Resul(a.s) namazı nasıl anladıysa O nasıl uyguladıysa bizde öyle anlarız öyle uygularız” demişsiniz. Pardon ? Siz kimsiniz ? Peygamberi nerede ve ne zaman gördünüz ? Siz gerçekten buna şahitlik edebilir misiniz ?
Yok siz buna bizzat şahitlik edemeyecekseniz, şu aşağıdaki yazıyı bir okuyun. Onlarla aranızda ne fark var, bize bir anlatın. Siz her kim iseniz …
http://www.aliaksoy.net/2007/10/04/allahin-emri-celiskisiz-ve-delile-dayali-bilgiye-tabi-olmak/
26 Mayıs 2008 - 10:33
selam Admin,
Kuran’a iman etmek, Resule ve Resulün Kuran’a aykırı bir şey söylemeyeceğine iman etmektir.
Demek istediğim Resul’ün de namazı şekil olarak anladığıdır Toprakerdem kardeşimizin anlatmak istediği ise ‘namaz şekil ile ve vakitli olarak anlamında hiç olurmu?’ bağlılık anlamındadır”
öyleyse şu ayetleride açıklasın bu ayetler neden inmiş ne amacı var?
Maide Suresi
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
“Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allah’ı anın; güvene kavuştuğunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, MÜMİNLERE VAKİTLİ OLARAK FARZ KILINMIŞTIR.” (Nisâ 4/103)
26 Mayıs 2008 - 12:17
Selam Hüseyin Kızıler;
Evet bu konu zor bir konu. Hem yeterince zor, hem yeterince sıkıcı.
Bu konunun bir çok yönü ile tartışıldığı bir foruma katkı sağlamak ister misiniz ?
200 küsur sayfa boyunca halden hale geçeceksiniz.
Buyrun…
http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=4313&PN=1&TPN=1
26 Mayıs 2008 - 15:38
Selam admin
Admin kardeşim,insanları çıkmazlara yönlendireceğinize onlara katkı sağlayıp böyle paradoxların önünü kapatsanız olmaz mı sanki?Kaldı ki orada bu konuyu tartışmaya açan da yine Toprakerdem’dir sadece rumuz farklı.
Kur’an islamını savunan şahıslar arasında bile farklı namaz anlayışları mevcuttur.Kimisine göre üç vakit imiş,kimisine göre beş,kimisine göre bu konuda kesin birşey söylenemez,kimisine göre dinin tamamıdır.Siz önce bu çelişkileri giderin.Sonra başkalarıyla uğraşın.Yanlış anlaşılma olmasın sadece durumun bundan ibaret olduğunu göstermek maksadıyla birkaç örnek vermek istedim.
Konu zor değildir.Siz zorlaştırıyorsunuz.Kısır döngü işte burada.Bilmeyenler diyecekler ki belki din,sizinle kemale erecektir(!).Bu dinin sahibi Yüce Allah,Kur’an’ı tartışmak için mi indirdi.Herkes istediği gibi tartışsın sonra bazıları olmadık bakışlarla ayetleri kendine uydursun,din insanların tekelinde olsun öyle mi?Birkaç ayet mealini vereyim;
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.”[Maide 3]
“Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.”[Nisa 113]
“Şüphesiz zikri biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”[Hicr 9]
Görüyorsunuz din kemale ermiş,indirilen zikr korunmuştur.Ayrıca indirilenin sadece Kur’an-ı Kerim ile sınırlı olmadığını görüyoruz.Hikmetten maksat çoğu müffesirlerin ortak görüşüne göre Sünnet’tir.Siz de Sünneti-haşa- Kur’an’ın rakibi olarak lanse edeceksiniz.
Salt aklı kullanmakla din öğrenilseydi ya da tamamlansaydı,Tevrat ve incil’e herkes kendi anladıklarıyla birşeyler sızdırıp kişi anlayışı kadar ve bibirlerini reddeden yeni yeni nüshalar oluşmazdı.Din kişilerin anlayışına havale edilirse işte durum bundan ibaret olur.Ya da her olayı aklıyla çözmeye çalışan felsefecilerin bir adım bile ilerleyemedikleri tarihi bir gerçektir.
Sayın admin biz bu kadar anlıyoruz.Siz bizi nasıl anlamak isterseniz o size kalmış birşey.Bizden bu kadar.
Selametle…
26 Mayıs 2008 - 23:23
Selam Enes;
Hani bir söz var: “Tencere dibin kara, seninki benden kara…”
Anladın değil mi ?
Mezhepler tarihi okumak sana yarayacaktır. “İhtilaf” neymiş daha iyi anlarsın.
Yahut daha basit bir yol: Herhangi bir kitapçıdan 2 tane “tefsir” al. Hem de “ehli sünnet vell cemaat” Oku ve ihtilaf gör.
Siz başınızı kuma gömdünüz diye size uymak zorunluluğumuz mu var ?
Çok mu iyi biliyorsun. O linke senin girmen yasak değil. Gir ve bildiğini paylaş. Sorulara yanıt ver.
Muhabbetle…
27 Mayıs 2008 - 10:07
Selam admin
“Tencere dibin kara, seninki benden kara…”
İşte bunu anlamak çok önemlidir.Bu gün bu hallere düşmüşsek ikinci yan cümleden dolayıdır.Herkes kendini haklı görüyor.Kimin haklı olup olmadığını zaman gösterecek.
Allah bizleri,son pişmanlığın fayda etmediği güne bırakmasın.
Selam ve dua ile…
28 Mayıs 2008 - 11:14
selam enes kardeşim
söylediklerine katılıyorum
Allah yolunu açık etsin…
08 Temmuz 2008 - 14:07
(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]
(Resulümün verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(İhtilaflı bir işin hükmünü Allah’tan [Kur’andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]
(İndirdiğimi insanlara beyan edesin, açıklayasın) [Nahl 44]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]
01 Ekim 2008 - 06:02
sayın admin söylediğniz 200 kusur sayfa okundu.görebildiğimiz sonuç [inş. yanlış görmüşüzdür.)hanifleriz diyenlerde fırkalara bölündü.sizlerden umudumuz var.Orda konu mühürlenmiş.orda ve burada emeği geçenlere çok teşekkürler.Enes kardeş Allahın resulunun uyarıldığı ayetleride yazsaydın keşke.Belkide(katımızdan ilim verilen)kişileri bulmak lazım.ilim kuranda hikmet zaten kuran,demek daha çalışmak lazım.sadece kuran.Selamlar. Meryem 76
15 Ocak 2009 - 00:27
selamun aleykum hocam, adım mehmet ali demıroğlu çukurova unıversıtesı ıktısat bolumu okuyorum, inanın hocam suan sıze yazarken bıle cok heyecanlanıyorum sızı hıc gormedım ama okuduğum kıtaplarınızdan dolayı sızı cok sevıyorum, cocukluğumu hatırladım hocam ısmınızı gorunce, sayenızde namaza basladım, kucuk yasta okuduğum kıtaplarınız bana dogru yolu gosterdı allah sızden razı olsun, gercekten klavyeye basarken bıle ellerım, yüreğim tıtrıyor hocam, cunku yıllardır kıtaplarınızı okudum ve okuyorum hepsınınde bende cok ayrı yerı var, bırcok kıtabınızı okurken agladım, kendımdekı eksıklıklerle yuzlestım tekrar tekrar allah razı olsun hocam, ne zaman bı bosluga dussem kıtaplarınız benı kurtarırdı. sızı cok sevıyorum, sevgı ve saygılarımla, ellerınızden operım, allaha emanet olun, mehmet alı demıroglu, insallah okursunuz.
15 Ocak 2009 - 16:06
selam inanalara
Yuce dinimiz islamin geldigi ,karanligi aydinlattigi ,zalime hesap sorup mazlumun ahini aldigi insanlari ve insanligi ogunku cehaletten ve kapkara adetlerden,akil almaz putpereslikten kurtardigi ve selamete erdirdigi donemi dusundukce ,icinde bulundugumuz su donemde bizlerin kesin olarak ya musluman olmadigimizi veya islami gercek anlamina tamamen zit olarak algiladigimizi dusunuyorum.neden..
Islam geldiginde arabistan yarimadasinda cehaletin karanligin putpersligin en zirvede oldugu donem yasaniyordu.kadinlarin parayla satildigi ,insanlarin kole olarak kullanildigi,kiz cocuklarinin diri diri topraga gomuldugu,100 den fazla putlari oldugu halde evlerinde helvadan put yapip acikinca yedikleri ,ickinin eglencenin katilligin en muthis donemini yasadigi kalplerin tas gibi oldugu bir doneme ve kavme gelmisti islam .ordan bir isik gibi etrafini aydinlatarak ,insanlara gercek saadeti huzuru guveni mutlugu getirip evransel bir din olarak kiyamete kadar ona inananlari dunyada ve ahirette ebedi saadete kavustucagini mujdeliyor ve biryandada yasatiyordu.evet islam demek musluman demek ,ahlakli ,guvenilir,huzurlu,aydin ,akla gelicek nekadar guzel tabir varsa hepsini iceren bir insan demekti.kisaca islam huzur saadet mutluluk ve guven demekti ve ebedi saadet.simdi ne olduda butun islam cografyasi kan icinde zulum altinda karanliklar icerisinde.muslumanlar sersefil,cahil ,aciz,ihanetci,yalanci luks duskunu artik ne sayarsan say .kendi aralarinda bile binlerce fikir ayriliklari olan kitaplari bir oldugu halde bile sapkin sapkin fikirler edinmis milyonlarca musluman .sadece mutluluk huzur guven dagitan bir din nasil olduda mensuplarina bu donemde bunlardan hicbirini veremiyo.butun bu yazilanlarin ciktigi bir yol var.(sayilari cok az olan ve sesleri bir turlu cikmayan veya cikaramayan birkac gercek inananin disinda)ya simdiki muslumanlar musluman degil ve islamla uzaktan yakindan alakalari yok veya islami yanlis ogrenmisler ve yanlis yasiyolar ki kuran bu konuda defalarca hemde birsuru ornekle insalarin dikkatini cekmis ve sizden onceki kavimlere benzemeyin sadece allahin ipine sarilin diye uyarmistir.butun bu karanlik tabloya ragmen yine kuranin isigi altinda gevsemeden uzulmeden bu karanlik donemi gercek islami bularak onu gercek manasiyla algilayip peygamberin getirdigi ve yasattigi tazelikte ve sadelikte dosdogru yolda gitmeyi rabbim butun insanlara butun inananlara nasip etsin insallah.
08 Şubat 2009 - 16:52
tüm yorumları okudum herşey kuranı kerimde açı seçik belirtilmiş detay tabiki yok detay hadisi şeriflerde belirtilmiş insanları yanıltmanın maksadını anlayamadım yirmi yıl namaz kılmış bir müslümanın namaz kuranda yok demesi ne kadar saçma kuranda da belirtildiği üzere böyle kimseler hep vardı hep olacak insanları yanıltmaya çalışacaklar bunlar biz müslümanlar için bir sınav iman sınavı allaha ve peygamberimiz hazreti muhammed(s.a.v.)me kuranda daha fazlasını göremeyenlere tavsiyem peygamberimizin yolunu takip etmeleri gerçek müslümanlar gibi allahın selamati üstünüzde olsun….
04 Haziran 2009 - 18:41
Çok bağışlayan, merhameti ve ihsanı çok bol olan Allah’ın adı ile,
Alim olan Allah’tan, ilminden ilmimi artırmasını ve kalbimden geçenleri, doğru kelimeler ile anlatabilmemi nasip etmesini dilerim.
Alak suresi/5.ayet : “İnsana bilmediklerini öğretti”
Öğreten kim : Allah -subhan olan, her şeyden münezzeh olan-
Öğrenci kim : İnsan -ahsen-i takvim de olan, esfel-i safilin de olabilen-
Fiziksel anlamda yapılagelen secde ( yere kapanma, tam itaat) ve ruku (eğilme, boyun bükme) eylemleri vardır. Bu hareketler iman eden herkesin de kabul etmek ZORUNDA olduğu gibi, insana bilmediğini öğreten, alim olan Allah tarafından insana öğretilmiştir.
Eğer yeryüzünde -ki biz gaybı (geçmişi ve geleceği) bilmediğimiz için- gözleyerek idrak edebildimiz bu tür fiziksel hareketler var ise, bu hareketleri öğretenin de yine Yüce Allah olduğunu kabul etmek ZORUNDAYIZ.
Ancak öğrenci, insan olduğundan, bu hareketlerin içini boşaltmış, yanlış adreslere yöneltmiştir. Kitapların ve peygamberlerin insanlara getirdikleri, DÜZELTMEDEN ibarettir, yeni icat değildir.
Dolayısı ile, Allah’a ve onun HAK yoluna bağlılık, sadece kalpten iman etmek ile olmaz. Bunun bir bedeli vardır. Bu bedelin en azı Kuranda belirli vakitlerinin de bildirildiği vakitlerde fiziksel olarak, bize lutfedilen dünyadaki zamanımızdan ibadet için ayırmaktır. Yoksa, Maide suresindeki temizlenmek ayeti, her biri BİRER kere geçen ve toplamda 3 defa kullanılan belirli bir zaman bildirilmiş salat ikamesi karşılığını bulamazdı. Salat-il fecr, salat-il işae ve salat-il vusta. Fecr-il salat değil, salat-il fecr. Rabb-il alemin gibi. yani. alemlerin rabbi, fecrin salatı. Yani o zamanki namaz.
Önemli olan, var olanı düzeltmek, sadece şekilsel yapılan ibadetin içini doldurmak ve YALNIZ Allah için ibadet yapmaktır.
Yaşayan bir ayet olarak günümüze kadar gelmiş olan fiziksel ibadet namazın olmadığını iddia edenler, EN AZINDAN yukarıda bahsettiğim salat-il fecr ve salat-il işae tanımlamalarını incelemeli, Rabb-il alemin tanımlaması ile karşılaştırmalı ve net bir şekilde bizlerin kalbini ikna etmelidirler.
Selametle
Hayrullah Meral
http://www.hayrullahmeral.com
26 Haziran 2009 - 15:25
öncelıkle ellerınıze saglık hocam boyle kıtaplar yazdıgınız için okurken kendımı kaybedıyorum. bunun farkındayım allah razı olsun sızlerden.suan cumaliyi okuyorum nasıl bıtecek bılmıyorum ıcımden sonunu okumak gelıyor allaha emanet olun.kendınıze iyi bakın somalili
_001@hotmail.com
26 Eylül 2009 - 05:44
Selamün Aleyküm ey iman eden dostlar,
Fazla uzun uzadıya yorumda bulunmayacağım. Bütün yorumları okudum. Benim cevap ve yorumum kısa, net ve açık olacak. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az misali…
İmanın şartları altıdır.
1) Allah’a iman,
2) Meleklere iman
3) Kitaplara iman
4) Peygamberlere iman
5) Ahiret Gününe iman
6) Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman.
İslam dinine göre, her kim bunlardan bir tanesine dahi Allah’ın istediği şekilde iman etmezse mü’min olamaz.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Ey inananlar! Allah’a, rasulüne, rasulüne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitablarını, rasullerini ve ahiret gününü inkar ederse şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.” [Nisa: 136]
Namazı kabullenmemek demek veya yüzyıllardır ki bilinen haline muhalefet olmak demek olup ayrıca,
1) Allah’ın rasulüne inanmamak,
2) Kitab’ına inanmamak,
demektir. BU ALLAH KORUSUN KİŞİYİ İMANDAN ÇIKARTIR!!!
Ayrıca,
Cenab-ı Hak şu ayeti de indirmiştir. (Mealen): “Sen, sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de O’dur” (Kasas 56 ).
“Kul cüzî iradesini hidayet yolunda sarf ederse, Allah (cc) onun için hidayeti yaratır. Dalalet ve küfür yolunda sarf edenler için de dalaleti yaratır. Ayrıca kuluna seçtiği yolda gitmesi için imkân verir. O yolu kendisine kolaylaştırır.” (Müslim)
“İman, kulun irade-i cüziyesini (cüz’i iradesini) sarfettikten sonra, onun kalbine Allah (cc) tarafından ilka edilen (konulan) bir nurdur.” (Saadeddin Taftazani)
Demek ki hidayet; kulun seçme hakkını kullanmasından sonra ona verilen bir nimettir. Kul kendi iradesini kullanıp hidayeti tercih etmedikçe Allah (cc) onun kalbine zorla hidayeti koymaz. Allah’ın dilediği kulu hidayete erdirmesi, o kulun tercih ve gayretine bağlıdır.
Dilerim Yüce Rabbimiz hiç birimizin, şeytana uymasına ve küfre düşmesine müsade etmez inşallah. Ah o namaz kılmayan, namazın tadını lezzetini yüreklerinde hissedemeyen arkadaşlarım, dilerim bir gün sizlerde o hisse erer ve biz namaz kılanların hayattan aldığı zevki tadarsınız inşallah. Yeterki isteyin.
Son sözüm şudur: Bu tarz tartışmalardan GERÇEK İMAN EDENLER ASLA ZARARLI ÇIKMAZLAR, İMANLARINI YİTİRENLER İSE HER PLATFORMDA HAK ETTİKLERİ CEVAPLARI ALIR, AMA YİNE DE KENDİ BİLDİKLERİNİ OKURLAR.
KİMSE ÜZÜLMESİN!
ANAFİKİR: Her şey kendi elinizde, tercih sizindir, kapıları açan ve kapatan da Cenab-ı Allahtır.