Altın Yüzük Takmak Haram mıdır?

Soru: Soru-Cevaplar bölümünde erkeklerin altın yüzük takmalarının Haram olmadığını yazmışsınız. Halbuki erkeklere altının haram olduğu konusunda birçok hadis var. Bu hadislere dayanan ulemanın büyük bir çoğunluğu da erkeklerin altın yüzük takmalarının haram olduğunu belirtmiştir. Siz hangi delile dayanarak erkeklerin altın yüzük takmasının haram olmadığını iddia ediyorsunuz?
Altın yüzük takmak haram değildir.
Kur’an merkezli olmayan bazı hadislerde, altın takmanın haram olduğu rivayet edilmiştir. Tarihi süreçte, rey ehliyle yapmış olduğu mücadeleyi kazanan hadis ehli; madalyonun iki yüzünden birisini (ki bu yönü tamamıyla Kur’an’a aykırıdır.) kitlelere “din” diye sunmuştur. Hadis ehlinin tekfire kadar varan iftira kampanyasından çekinen ve kendilerini Ebu Hanife’ye nispet eden bazı alimlerde zaman içerisinde şafileşmekten kurtulamamıştır. İtham ve iftiralardan çekinerek meydanı hadisçi kesime bırakan Hanefilerin pasiflikleri yüzünden zaman içerisinde Ebu Hanife ve İmam Malik gibi alimlerin görüşlerine uymayan isnad eksenli Şafi hadis usulü, sünni kesimin hakim hadis usulü haline dönüştürülmüştür.
Bu hadis usulüne göre; Bir Müslüman Hz Peygambere sahih isnad ile ulaştırılan her habere inanmak zorundadır. Bu görüşe göre, Bir Müslüman bu şekildeki hadislere muhalefet ettiğinde peygambere muhalefet etmiş ve “Allah ve Resulü bir konuda hüküm verdiği zaman” diye başlayan ayeti inkar etmiş olacaktır. Bu anlayış Ahmet İbni Hanbel İmam Şafi gibi eski hadisçilerinde, Elbani, Abdulganiy Abdulhalik gibi çağdaşımız olan hadisçi alimlerinde, düşüncelerinin temel noktasını oluşturmuştur. Bu meseleyi araştırmak için Elbani’nin Hadis üzerine adlı kitabına ve Abdulganiy Abdulhalik’in Sünnetin delil oluşu adlı kitabına bakınız. Her ikisi de İmam Şafii’nin Risale adlı kitabındaki delilleri tekrar etmekten başka bir şey yapmamıştır. Hatta üzülerek söylüyorum, ilahiyat fakültesinde hadis anabilim dalı başkanı olan birçok hadisçinin de sünnetin önemini anlatırken yaptığı aynı şeydir.
Sonuç olarak; hadis anlayışının etkisiyle; Hz Peygambere ait olduğu, sahabeye ait olduğu veya da selef alimlerinden birine ait olduğu varsayılan her söz dinin kaynağı gibi algılanmıştır. Böylece tevhid dini olan İslam dini, çeşitli ortaklarında Allah’la beraber haramlar ihdas ettiği “başka bir dine” dönüştürülmüştür. Kur’an ayetlerine rağmen uydurulmuş olan bu din anlayışında; peygamber, Allah’ın kitabını tebliğ ve teybin eden bir elçi olmaktan çıkartılarak, Allah’ın ortağı konumuna getirilmeye çalışılmıştır.
Aşağıda meallerini vereceğimiz onlarca ayeti görmezlikten gelerek, Kur’an’dan bağlamından kopartarak görüşlerine delil diye göstermeye çalıştıkları bir-iki ayeti de istismar eden bu anlayış sahipleri Kur’an-ı Kerim’deki birçok ayeti görmezlikten gelmiş ve Allah’ın kitabındaki ayetleri hiçe sayarak erkeklerin altın yüzük takmasının haram olduğunu iddia etmişlerdir. Şimdi altın takmanın haram olmadığına dair delil olarak vereceğimiz bu ayetlere geçmeden önce gelenekçilerin “Altın yüzük takmanın erkeklere haram olduğuna dair en meşhur delillerine bir bakalım. (Gelenekçilerin delillerinin tutarsızlığını anlayabilmek için ilgili dipnotlara bakınız.)
Bera bin Azib “Allah’ın rasulü bize altın ve gümüş kap kullanmayı, altın yüzük takmayı ve ipekten dokunmuş elbise giymeyi yasakladı” buyurdu. (Kütübi Sitte Cilt:7 Sayfa:543)
Hz Ali “Allah’ın rasulü bir miktar ipek alıp sağ avucuna koydu, bir miktarda altın alıp sol avucuna koydu. Sonrada şu iki şey ümmetimin erkeklerine haramdır.” dedi (İbn-i Mace ve Tirmizi)
Ebu Musa “Peygamberin altın ve ipeği kadınlara helal erkeklere haram kıldığını söyledi.” (Ahmet İbn-i Hanbel, Nesei, Tirmizi)
Abdullah bin Abbas ” Allah’ın rasulü birisinin elinde (parmağında) altın yüzük gördü. Hemen elinden çıkarıp attı. Ve dedi ki nasıl olur da sizden biriniz bir ateş parçasını alıp eline sokar? Peygamber(sav) gittikten sonra adama: Yüzüğünü al ondan faydalan, denildiğinde “Hayır Allah’a yemin ederim madem ki Peygamber (sav) atmıştır asla almam” dedi.
İbn-i Ömer “Resullah kendisine altın yüzük yaptırdı. Bunun üzerine halkta altın yüzükler yaptırdı. Daha sonra Resullah minbere çıkıp oturdu ve yüzüğü çıkardı ve vallahi ebediyen bunu takmayacağım dedi. Halkta yüzüklerini çıkarıp attılar.” (Kütübi Sitte Cilt:7 Sayfa:467)
Ebu’l Husayn el Heysem İbnu Şefi anlatıyor: “Ben ve künyesi Ebu Amir olan Meafirli(Yemenli) bir arkadaşım iliaya (Kudüs) da namaz kılmak üzere beraberce yola çıktık. Onlara kıssa anlatan büyükleri, Ezd kabilesine mensup Ebu Reyhane künyesini taşıyan bir sahabe idi.Ebu’l Husayn derki: “Arkadaşım benden önce mescide vardı. Sonrada ben geldim ve yanına oturdum. Bana “Ebu Reyhane’nin anlattığına yetiştin mi? Dedi “Hayır” diye cevap verince Ben O’nun anlattığını dinledim diyordu…Resullah on şeyi yasakladı.
1. Diş törpülemek
2. Dövme yapmak
3. Akların yolunması
4. Kadının kadınla aynı örtü altında yatması(erkeğin erkeklerde de aynı)
5. Yüz almak
6. Acemler gibi elbisenin altına şerit ilave etmek
7. Acemler gibi omuza ipek konması
8. Yağmacılık yapması
9. Saltanat sahibi olmayanın kaplan derisinde oturması
10. Saltanat sahibi olmayanın yüzük takması
Örnek olarak, yukarıda açıklamış olduğumuz rivayetlerden başkada altın takmanın haram olduğunu açıklayan başka rivayetler de vardır. Bu rivayetlerde, yukarıda açıklamış olduklarımızdan daha kuvvetli deliller değildir. Bunun için sağlam olmayan ve kaynağını üzerinde tartışmalar olan üç-beş raviden alan beş-on rivayet bizim açıklamalarımızı tekzip etmez. Tam tersine üzerinde araştırma yapılan her hadis, bizim açıklamalarımızı te’yid edecektir.
Aynı bölümde (Takılar bölümü)yine kabataslak bir araştırma yapalım.
Yüzük peygamberin hangi elindeydi?
(Aynı raviden farklı rivayet)
İbni Ömer sağ eline takmıştı. (7. cilt Sh:468)
İbni Ömer sol eline takardı (7. cilt Sh:474)
(Baba oğuldan farklı rivayet)
Hz Ali sağ eline (7. cilt Sh:474)
Hasan ve Hüseyin sol eline takıyordu. (7. cilt Sh:474)
Dikkat ediyorsunuz değil mi?
Alimlerimiz ciddi bir gayret göstermiş ve bu çelişkileri çözmüş (!) Örnek olarak İbn-i Hacer “süs için sağa, mühür için sola takılmalıdır.” Diyerek işi halletmiş (!) (7. cilt Sh:474)
Bakın gelenekçilerin naklettikleri rivayetlerdeki tutarsızlıklara, bunlara itimad ederek bir şeye “haram” denilebilir mi?
Gelenekçiler, hadislerde erkeğe altının yasaklanma sebeplerini de; kibir ve israf olarak tespit etmişlerdir. Bunun doğru olmadığı da apaçık ortadadır.
Bir kadına bir düzine bilezik almak israf olmuyor da bir yüzük takmak mı israf oluyor. Hem altına haram diyenler altından daha da pahalı olan platine niçin haram diyemiyorlar?
Bir erkeğin nişan yüzüğü takması mı kibir alameti, yoksa bir kadının vücudunun açıkta kalan her yerini altınlarla donatarak özel günlerde bunları takması mı kibir alameti?
GELENEKÇİLERİN USULDEN DE NASİBİ YOK…
Yazımızın sonunda ayetlerle delillerini göstereceğimiz temel bir kural vardır. Bu kurala göre, eşyada asıl olan mübahlıktır. Bir şeyin yasaklığı kesin emirle değil zan ile sâbit ise o şeye haram denilemez sadece mekruh denilebilir. Eğer bunun için bazı İslam bilginleri haram demişlerse de bu haram mutlak haram değil içtihadi haramdır. Yani o yorumun sahibinin haram olduğunu zannettiği bir haramdır. Biz bu tür haramları dinde Allah’a ortak koşulmaması gerekçesiyle olsa olsa mekruh olarak değerlendirebiliriz.
Haram: subuti ve delaleti kat’i olan yasaklanmış fiillerdir. İslam hukukçuları, kesin delille neyin kast edildiği konusunda ihtilaf etmişlerdir.
Hadis eksenli düşünen alimlere göre; her ne kadar zanni deliller inanç konusunda hüccet sayılmasa da amel konusunda hüccet sayılırlar. (Bu mutedil hadisçilere göredir. Onlardan bir kısmı bu zanni delillerin inanç konularında bile delil olabileceğini iddia etmektedir.Örnek olarak Nasıruddin Elbani) Bu alimlere göre haberi ahadlar bile ameli konularda hüccet olur ve bunlara dayanılarak bir şeye haram denilebilir.
Ebu Hanife’nin yolundan saparak, kısmen İmam Şafi’nin usulüne göre hareket eden müteahhirun Hanefi alimlerine göre ise, haramın haram olabilmesi için kesin delil gerekir. Hanefilerin kesin delil olarak kullandıkları hadisler ise; Mütevatir ve Meşhur hadislerdir.
İlk dönem Hanefi alimleri “Diliniz yalana alışmış olduğu için her şeye, “şu helaldir, bu haramdır” demeyin” Nahl suresinin 116. ayetini dikkate aldıkları için haberi ahad gibi zanni bir delille yasaklanmış olan yasağa “tahrimen mekruh” adını verirlerdi. Mesela; erkeklerin altın yüzük takınması…
Muhammed Ebu Zehra bu meseleyi “Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed zannî delille sabit olan yasaklara “mekruh” demekle yetinirlerdi” diye açıklamıştır.
Hatta birçok sahabenin altın takmayı tahrimen değil tenzihen mekruh kabul ettikleri ve bu yüzden altın yüzük taktıkları bilinmektedir. Bu sahabelere; Sa’d bin Ebi Vakkas, Talha bin Abdullah, Süheyb, Huzeyfe ve Cabir bin Semure….vb gibi sahabeler örnek olarak gösterilmektedir.
Biz bu konuda hem hadis eksenli düşünen alimler gibi hem de bunların etkisinde kalan müteahhirun Hanefi alimleri gibi düşünmüyoruz. Bize göre bir haramın ortaya konulabilmesi için kesin delil, Kur’an ayetlerinden başkası olamaz. Sahihi çürüğünden geleneksel yöntemlerle ayırt edilemeyen zanni rivayetlere dayanılarak; Allah’ın sınırlarını aşmak, Allah’a yalan uydurmak, Allah’a iftira etmek (Bu ifadeler bizim değil Kur’an’ın ifadeleridir.) kısacası Allah’ın hakimiyetine ortak olmak doğru değildir. Bu istismara Allah’ın elçisinin adını karıştıranlar, bunun hesabını Allah’a vermenin kolay olmadığını hesap günün,de çok iyi bileceklerdir.
Birde şu var. Yüce Allah’ın haram kıldığı şeyler ikiye ayrılır. Bunlardan bir tanesi; Mal, can, akıl, din, nesil emniyeti gibi 5 emniyeti muhafaza edebilmek için konulan haramlardır. Bizzat haram adı verilen bu haramlardan başka birde, dolaylı haramlar vardır. (Cuma saatinde alışveriş yapmak gibi…)
Şimdi sizin haram diye ortaya koyduğunuz ve çürük hadislerle peygambere fatura etmeye çalıştığınız altın takma yasağı hangi tür harama girmektedir?
Bir yüzük takmakla harama düşüldüğünü iddia edenleri; sahabe devrindeki olayları okuyup araştırmaya davet ediyoruz. O dönemi okuyup araştıranlar zalim sultanların dinin özünü bozmak için sarf ettikleri gayretleri ve bunun bir parçası olarak uydurulan hadisleri daha iyi anlayabileceklerdir. Yine o dönemleri iyi araştıranlar, siyasi otoritenin küçük problemlerle insanları uğraştırırken, büyük meseleleri nasıl çözdüklerini anlayabilme fırsatını bulacaklardır.
EY GELENEKÇİLER! KUR’AN’A BAKMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Şimdi bütün geleneksel bilgilerimizi bir kenara koyup EN DOĞRUYA İLETEN KİTABA YANİ KUR’AN’A BAKALIM
o Aşağıdaki ayetlere göre; yüce Allah nimetlerini insanlar için yaratmıştır. Yani genel olarak nimetlerden faydalanılması mübahtır. (Eşyada asıl olan ibahadır kaidesi)
“Allah’ın göklerde ve yerde olanları sizin emrinize verdiğini ve size açık ve gizli nimetlerini bolca ihsan ettiğini görmez misin “ Lokman suresi 20. ayet
“O, Allah, semalarda ve yerde ne varsa hepsini sizin emrinize amade kıldı” Câsiye suresi 13. ayet
“O, Allah ki yerde olanların hepsini sizin için yarattı” Bakara suresi 29. ayet
“O, yeryüzünü size boyun eğecek bir şekilde yaratandır. Arzın omuzlarında yürüyün ve onun rızkından yeyin” Mülk suresi 15. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; genel olarak helal kılınan şeyleri, Allah’tan gelen bir delil olmaksızın haram kılmamak gerektiğini, böyle yapanların Allah’ın sınırlarını aşmış olacağını belirtmiştir. Allah’tan gelen ve umumi mübahlığı ortadan kaldıran delil ise; Haram lafzı ile, helalığın kaldırılmasıyla, nehiy sıygası kullanılarak ve yapılacak fiilden sakındırılarak Kur’an ayetleriyle ortaya konulmuş olmalıdır.
“Ey iman edenler! Allâh’ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve sınırı aşmayın” Maide suresi 87. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; bilgisizlikleri yüzünden Allah’ın yasaklamadığı bir şeyi kendilerine haram kılanların Allah’a iftira etmiş olacağını belirtmektedir.
” Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar ziyana uğradılar, saptılar. Onlar doğru yola gelici de değildirler” En’am suresi 140. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; “şu helaldir, şu haramdır” diyen din adamlarının dediklerine uyarak, Allah’ın yasaklamadığı bir şeye haram diyenlerin, o din adamlarını Rabb edinmiş olacağını belirtmektedir.
“Onlar, hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu İsa Mesih’i, Allah’tan başka Rabler edindiler. Halbuki onlar, ancak bir olan ve kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah’â ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah, onların koştukları ortaklardan münezzehtir” Tevbe suresi 31. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Allah’ın haram kılmadığını haram kılanların müşriklerin yolunu izledikleri belirtilmektedir.
“Ortak koşanlar, “Allah dileseydi ne biz, nede atalarımız O’ndan başka bir şeye tapmazdık ve O’nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık!” dediler…” Nahl suresi 35. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Allah’ın haram demediği bir şeye haram diyenlerin Allah’a karşı yalan uydurmuş oldukları ve böyle yapanlarında asla kurtuluşa eremeyecekleri belirtilmektedir.
“Dilleriniz yalana alıştığı için “bu helaldir”, ” şu haramdır” demeyiniz. Sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise kurtuluşa eremez” Nahl suresi 116. ayet
o Aşağıdaki ayetlere göre; ahirette mü’minlerin altın takacakları anlaşılmaktadır.
“…Onlara altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar…” Kehf suresi 31. ayet
“…Orada altın bilezik ve inciler takınırlar….” Hacc suresi 23. ayet
“…Orada altın bilezikler ve inciler takarlar. Orada elbiseleri ise ipektir.” Fatır suresi 33. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; mübahlığı ayetle ortadan kaldırılmayan nimetlerin, hem ahirette hem de dünyada mü’minlere verileceği açıklanmıştır.
“…De ki onlar dünyada mü’minler içindir, âhirette de tamamen mü’minlerindir” A’raf suresi 32. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; altının takılması ve kullanılması değil, biriktirilip Allah yolunda harcanmaması azabı gerektirecek bir davranıştır. (Aynı ayette din adamlarının menfaat için Allah’ın yolundan insanları alıkoyabileceğinden ve toplumda imtiyazlı bir sınıf oluşmasını sağlayarak insanların mallarını haksızlıkla yiyebileceklerinden de bahsedilmiştir. Allah bizi onların şerrinden korusun. Altın yüzük takmanın haram olduğunu söyleyen hocalarımızı da Allah ıslah etsin ve asıl yasak olan haksız yere insanların mallarını yemek ve onları Allah’ın yolundan alıkoymak yasağına düşmekten onları korusun)
“Ey iman edenler, alimler ve din adamlarının çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar, Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele!…” Tevbe suresi 34. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Allah’ın dinde ortakları olmadığı ve hiç kimsenin Allah adına haramlar ihdas edemeyeceği belirtilmektedir. İnsanlara Allah’ın izin vermediği bazı şeyleri haram kılanların hakimette Allah’a ortak koşulmuş olacakları da yine bu ayette açıklanmıştır. Ravi sayısı açısından ahad, sıhhat açısından zayıf(veya uydurma) mevkuf rivayetleri, ref ederek peygambere fatura edenler ve bu rivayetlerden dini haramlar çıkartanlar, farkında olmadan hakimiyette Allah’a ortak koşmuş olacaklardır.
“Yoksa onların hakimiyette ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyi kendilerine kanun yapıyorlar?…” Şura suresi 21. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Allah’ın kulları için çıkardığı süs ve rızıkları kimsenin yasaklama yetkisi yoktur. Dikkat edelim biz bu ayete mezhebimiz, hadis alimlerinin kitaplarındaki rivayetler diye cevap verebilir miyiz?
“De ki, Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim yasakladı?….” A’raf suresi 32. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Allah haram kıldığı şeyleri zaten Kur’an’da açıklamıştır. Ayetlerde belirtilmemiş olan haramları ihdas edenler halkı şaşırtmış ve Allah’ın sınırını da aşmış olurlar.
“…Allah haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları, bilmeden keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Muhakkak ki Rabbin, o sınırı aşanları çok iyi bilir.” En’am suresi 119. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; peygamberin Allah’la ortaklık yaparak, Allah’a rağmen yeni haramlar ihdas etmediğini, O’nun sadece Allah’ın haram kıldıklarını kendilerine OKUDUĞU açıklanmıştır.
“De ki. Gelin Rabbinizin size neyi haram kıldığını okuyayım…” En’am suresi 151. ayet
o Aşağıdaki ayete göre; Hz Peygamberin bile, Allah’ın yasaklamadığı bir şeyi kendisine yasaklayamayacağı belirtilmiştir.
“Ey Peygamber, ne diye eşlerinin gönlünü hoş etmek için Allah’ın helal kıldığını kendine haram ediyorsun?…” Tahrim suresi 1. ayet
Yukarıdaki ayetlere rağmen, Allah’ın şariliğine-Arap örf ve adetlerinin peygambere fatura edilmesiyle ortaya çıkan hadislere dayanarak- peygamberin (!) hadislerini ortak etmeye çalışan ve böylece helali haram haramı helal yapanlara Kur’an-ı Kerim’deki “Allah’ın size indirdiğinin bir kısmını haram bir kısmını helal kıldığınızı görüyor musunuz? Size Allah’mı izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan mı uyduruyorsunuz” ayetinin (Yunus suresi 59. ayet) muhatapları olan müşriklerle aynı işi yaptıklarını hatırlatıyoruz.
o Aşağıdaki ayetler, yeni haramlar ihdas edenlere ve onların savunuculuğunu yapanlara ne dememiz gerektiğini belirtmektedir.
“De ki Haydi Allah şunu haram kıldı diye şehadet edecek şahitlerinizi getirin….” En’am suresi 150. ayet
“Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa sizin bir kitabınız varda oradan mı okuyorsunuz?” Kalem suresi 36. ve 37. ayetler
Bu kadar ayetlere rağmen illa da “Allah’ın Rasulününde haram kılma yetkisi vardır” diyerek bir-iki ayet delil getirenlere kısa bir açıklamada bulunalım. Evet! Artık sizleri çok iyi tanıyoruz, sizlerde bizi iyi tanıyın. Kur’an’daki şefaatle ilgili 27 ayetten işinize gelen bir tanesini alıp bunu uydurma hadislerle destekleyip akide diye insanlara sunan sizleri artık tanıyoruz. Sizde bizi tanıyın, uydurulmuş rivayetlere dayanarak Kur’an’la verilmeye çalışılan akidemizi; eski alimlerimize hürmet etmek adına bozamayız.
Evet! Hz Peygamberin haram kılma yetkisi vardır. Ama bu yetki Kur’an ayetlerini açıklama yetkisinin bir parçasından başka bir şey değildir. Hz Peygamberin sünnetini araştıranlar, O’nun Kur’an’ı yaşama biçimine Sünnet denildiğini göreceklerdir. İşte O, bu sünnetin gereği olarak Kur’an’da aslı var olan bir haramı örneklendirerek haram kılabilir. Ve zaten de böyle olmuştur. Onun sağlığında Allah adına haram kılmadığının örnekleri için “Sana….sorarlar. Deki….” Diye başlayıp biten ayetleri görebilirsiniz.
İlmi kitaplardan bihaber olan bazı gelenekçiler, A’raf suresinin 157. ayetini ve Tevbe suresinin 29. ayetini ortaya atarak peygamberin Allah’la birlikte ikinci bir şari olduğunu iddia ederler. Halbuki bu çok tehlikeli bir bakış açısıdır. Allah’ın peygamberine yüklemiş olduğu bir vazife vardır. Peygamber bu vazifeyi yapmak zorundadır. O bunu yapmış ve bu vazifenin gerektirdiği tebyin görevini de ifa etmiştir. Onun bu açıklamalarını, Kur’an’a rağmen farklı açıklamalar gibi görmenin mantığı yoktur.
Konumuzla ilgili son olarak şunu söyleyebiliriz. Kütübi Sitte’deki hadislere itibar edilerek Kur’an’da yasaklanmamış olan bir şeye “Haram” denilemez. Peygamberin Kur’an’da geçen haram kılma yetkisini bahane ederek, bu çelişkili rivayetlerle yeni haramlar ihdas edilemez. Bu Allah’a hükümranlığında ortaklar koşmak anlamına gelir ve çok tehlikelidir. Bu tip rivayetlere dayanılarak en fazla mekruh denilebilir. Aksi halde Kur’an-ı Kerim’deki “Dilleriniz yalana alıştığı için “bu helaldir”, ” şu haramdır” demeyiniz. Sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise kurtuluşa eremez” ayetinin muhatabı oluruz. (Nahl suresi 116. ayet )
Kaynak: Ali Umuç
Yazıyı dip notları ile birlikte okumak için tıklayınız.


02 Ekim 2007 - 14:55
kusura bakmayın ama sizin yorumlarınızı hiç doğru bulmuyorum.siz ayetleri bence çarpıtıyorsunuz.bence yasak olduğuna dair okadar çok hadi varki hiç biridemi sahih değildir.bence hep aynı döngüde dönüp duruyorsunz ve okuyucunu aklını karıştırıyorsunu.ben yazını okuduktan sonra haram olduğuna inandım.içimde helel olduğuna dair en ufak bir umut doğmadı
03 Ekim 2007 - 05:51
Selam,
Öncelikle bu inanmak ya da inanmamak meselesinden ziyade, neye göre karar verdiğinizi gösteren bir bakış açısıdır. Eğer siz hala hadisşerin gerçekliğini savunuyorsanız diyecek sözüm yok. Şimdi bunu söylediğim an beni neyle suçlayacaklarını biliyorum. Amacım polemik yaratmak ya da burada tartışma konusu açmak değil. Ama siz Allah’ın sözü yerine, içine her türlü yalan, hurafe ve uydurma karışmış, ilim olduğu bile tartışmalı (bana göre tartışmalı değil. hadise inanan ve onunla amel edenlere göre) bir bilgi yığını ile karar verirseniz tabi ki altını da haram kılarsınız, midyeyi de, ipeği de… Temelsiz iddialar sadece zann dan ibarettir. Zan ise terk edilmelidir. Fikir sahibi olmak yerine bilgi sahibi olunmalıdır. Burada yazılanları gerçekte araştırmalıdır. Bir çok insan burada yazılanların Kur’an’dan alıntılar olduğundan bile emin değil. Açıp okumadan sizin yorumladığınızı sanıyor. Yazılanlar yorum değil ki çarpıtılsın…
Bu arada sizi savunmayı iş edinmiş falan değilim. Sadece okuyunca cevap verme isteğini bastıramadım.
Selam ile…
24 Ekim 2007 - 19:41
bence çok güzel bişe yaptınız bende szlerin sayesinde odevimi yaptım çok saolun
25 Ekim 2007 - 20:41
Ali bey sizin mesleğiniz bu mu
gerçekleri çarpıtmak!!!
27 Ekim 2007 - 04:27
Selam aragorn01..
Senin de mesleğin bu heralde; gerçekleri görememek…
01 Mart 2008 - 22:17
SA,
Asırlardır kültür ve geleneklerimize yerleşmiş hatta genetik yapımıza bile giren yaşam tarzını değiştirmek pek de kolay değil. 50 yıldır arapçasından okumanın sevap ama Türkçesinin okunursa çok yanlış anlayacağımızı telkin eden geleneksel iman anlayışımız da hangi hadisler olursa olsun nasıl olsa yanlış anlamayacağımız kesin olduğu için böyle bir telkine gerek duymadan Müslümanlığı yaşadım.. Tabii ki bu beni bağlar. Hatta 72 fırkaya ayrılacak Müslüman ümmetinden sadece birinin .. yani ehl-i sünnet vel cemaat fırkasının cennete girebileceğini diğerlerinin cehennemlik olduğu hadis edilip arkasına eklenen hürafelerle dini şirk içinde nasıl da farkında olmadan yaşadığımızı Allah razı olsun sizlerin makalelerini okudukça oldukça net olarak anlamaktayım.
Yüce Allahım, dini; şekil, gösteriş veya menfaat için yaşayanlardan olmayıp, sadece sana kul olarak yaklaşıp sadece sana inanan ve sadece senden medet umanlardan olmamızı nasip eyle..
19 Mart 2008 - 16:18
Selam Ferşat KOLBAKIR ve BENZERLERİ
Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar bozulmadan süre gelen bir islam anlayışı mı ;Yoksa ihtilalden nasibini alan ve ihtilalcilerinin çoğunun, düşüncelerini batıdan aldığı yeni bir dini düşünce sistemi mi-tıpkı bu sitelerdeki gibi- uygarlıktır gelişmişliktir bir tartışın bakalım.
Yüz küsür yıllık tarihinizi araştırın diyorum.Tarihiniz hakkında bilgi edinmeniz sizleri zarara uğratmaz tam tersine sizi gerçeklerle yüzyüze getirir.
Araştırırsınız söz mü…..
19 Mart 2008 - 18:26
Selam Antireformist;
Son günlerde farklı rumuzlarla yazarak kalabalık görünme adeti de pek yaygınlaştı…
İyice belle ki “ankebut” un yuvası da tuzağı da çürüktür.
Demek sen tarihe pek meraklısın.
Güzel…
Senin “sahih” dediğin rivayetlerle oluşturulmuş siyer kitaplarına göre;
“Gökteki yıldızlar gibi” olan, vahiy terbiyesi almış, Peygamber’in gözetiminde yetişmiş insanlar Peygamber’in vefatından hemen sonra bir karmaşaya düşmüş…
İnsanlar birbirlerini öldürmüş… Halifeler, sahabeler… Peygamber’in torunları öldürülmüş… Hatta birisinin kesik başı, mızrağın ucuna takılmış ta, müslüman (!) ahalinin yaşadığı kentlerde ibreti alem için dolaştırılmış…
Bak, Tarih sevdalısı kardeşim… Neymiş bunların sebebi ? Taht / hilafet kavgasıymış…
Sen inanıyor musun bunlara ? Peygamber’den terbiye almış, vahiyle yetişmiş insanlar hiç hilafet / taht kavgası yapar mı?
Ben bunların hiç birine inanmıyorum. Ben şuna inanıyorum: Kuran’dan nasiplenmiş hiç bir insan ki hele ki onlar Peygamber’in ashabı ise taht kavgası için birbirini öldürmez.
Onlar ancak “din” kavgası, “din” savaşı yapar…
Zannederim ki, zaten öyle olmuştur. Size yutturmaya çalıştıkları şey, bunların hilafet kavgası olduğudur. Bu; gerçekleri saklamak için uydurulmuş bir yalandır.
Hangi müslüman, Peygamberin torununun kesik başı gezdirilirken müslüman kalmaya devam edebilir ?
Onlar çoktan yok edilmişlerdi… Kureyşin putperestleri müslüman kılığında yepyeni bir din uyduruverdiler size…
Bir tek Kuran’ı değiştiremediler.
Neden ?
Çünkü yeryüzündeki bütün insanlar bir araya gelse, onlara bir o kadarı daha ilave de olsa güçleri yetmez ve yetmeyecek…
Allah, vaadinden caymaz. O, Aziz’dir, Kahhar ve Cebbar’dır.
Muhabbetlerimle…
20 Mart 2008 - 18:31
Selam admin
Kardeş ben Sahabeleri taasublukla savunmada ısrar ettim mi
Size bu zatlarla ilgili bazı arkadaşlar tarafından ayetlerle örnek verilmedi mi?
Size hadislerden örnek veren oldu mu?
YOK
Kardeş kusura bakma;ama siz hala Sahabe gibi kudsi insanlarla arap müşriklerini karıştırıyorsunuz.Bir kere h.z Hüseyin’i şehid edenler sahabi değil emevi yanlılarıydı.
Ayrıca Hz.Hüseyin(R.anh) ın şehid edilmesinde bu yüksek insanları hedef göstermişsiniz.Bre gafil bre cahil.Hz.Hüseyin’i öldüren Hz.Muaviye’nin oğlu Yezid’in askerleriydi.Yezid,hilafet konusunda Hz.Hüseyin’in kendisine biat etmesini istedi ve bu yüzden adamlarını göndertti.Bunlar Yezid’in emri olmadan Hz Hüseyin’i şehit ettiler.Yezid bu haberi duyunca çok ağladı ve böyle yapanları yakalattı yakalatmadı bilmiyorum;ama onlara lanet yağdırdı.
Siz bunun sahabelerin yaptığından ne kadar eminmişsiniz.Bir kere sahabeler Peygamber Efendimiz(s.a.s) zamanında ve vefatından sonraki dönemlerde İslamiyet’i dünyanın en ücra köşesine kadar yaydılar,hem de mallarını çoluk çocuklarını bırakarak.Hatta daha o dönemlerde İslamiyet aşkıyla Türkiye’ye kadar yol kateden sahabiler bile mevcuttur.
Kardeş vallahi siz ve sizin gibi düşünenler Osmanlı Devleti’nden sonra İslamiyyet Tarihi’ni büsbütün dondurmuşlar.Sanki hadisler’e bakış açınız gibi bütün islam tarihi şüphelerle doluymuş.İslamiyet’in Avrupa’da reform ve rönensans hareketinin başlamasına sebep olduğunu dahi görememişler.
Halife Harun Reşid ve Ömer bin Abdulaziz zamanında ve daha başka başka İslam Devletleri döneminde Müslümanlar bilim ve kültür yönünden dünyada diğer milletlerin kat kat üstündeydi.
Affedersiniz bu İnsanların yaşadığı ve sizin de anlamak istemediğiniz İslam Dini sayesinde olmadı da neyin sayesinde oldu.
Alman din adamı ve tarihçisi Jean Mocheim diyor ki;
“Onuncu asırdan beri Avrupa’da yayılan fen bilimleri fizik,kimya,astronomi ve Matematiğin İslam memleketlerinden alındığı ve hele Endülüslerin Avrupa’nın üstadı olduğu muhakkaktır.iSLAMİYET KISA BİR ZAMAN DİLİMİNDE İspanya’ya yayıldılar.PİRENE DAĞLARINI GEÇEREK fRANSA’YA KADAR YAYILDILAR.
Müslümanların ilim,irfan,ahlak bakımından üstünlükleri silahlarının tesirinden daha az değildi.”
Ayrıca Lord Davenport’ün bu bağlamda söyledikleri de takdire şayandır.
Demek İslam Tarih’i bizlere yanlış öğretilmiş.Doğru öğrenmemiz için tavsiye ettiğiniz kaynaklarınız varsa lütfen bizlerle paylaşmayı unutmayin ki tarihimizi kaleme alan bu insanları yakından tanıyalım anlaştık mı.
Müslümanların ilim merkezi olan El-Ezher Üniversitesi’nin ders programını bozup ve buralara masonluğu sokan,Muhammed Abduh’a
Yine bu Üniversite’nin yüzde doksanını Vahhabi yapan mason Reşit Rıza’ya
Bir olan Allah inancını şart koşan iskoç mason locaları tarafından bile kovulan ateist Cemallettin Efgani’den kaynak getirmeyin tamam mıyız?
20 Mart 2008 - 19:44
Selam;
Önce kendi nefsine karşı dürüst ol ve en azından kendi kendine yalan söyleme !
“Kardeş kusura bakma;ama siz hala Sahabe gibi kudsi insanlarla arap müşriklerini karıştırıyorsunuz.Bir kere h.z Hüseyin’i şehid edenler sahabi değil emevi yanlılarıydı.” demişsin.
Aç da bak kitaplarına, “sahabe” tarifi nasıldır, kimlere sahabe denir ?
Tabiin kimdir, kimlere tabiin denir ? Sahabenin ve Tabiinin eylem ve inanışlarının dindeki hükmü nedir ?
Sonra şunu yazmışsın;
“Ayrıca Hz.Hüseyin(R.anh) ın şehid edilmesinde bu yüksek insanları hedef göstermişsiniz.Bre gafil bre cahil.Hz.Hüseyin’i öldüren Hz.Muaviye’nin oğlu Yezid’in askerleriydi.Yezid,hilafet konusunda Hz.Hüseyin’in kendisine biat etmesini istedi ve bu yüzden adamlarını göndertti.Bunlar Yezid’in emri olmadan Hz Hüseyin’i şehit ettiler.Yezid bu haberi duyunca çok ağladı ve böyle yapanları yakalattı yakalatmadı bilmiyorum;ama onlara lanet yağdırdı.”
Peki nerede mızrak ? Nerede kesik baş ? Nerede müslüman kentler ? Ne o? Beğenmedin mi ? Yoksa bunları inkar mı ediyorsun ? Bu ne güzel dinmiş böyle, hoşunuza giden sahih, hoşunuza gitmeyen uydurma !
Neymiş ? Yezid bu habere çok üzülmüş ağlamışmış… Bak sen ! Ben, Peygamberin torununun başını kesip, sokaklarda gezdirecek derecede azgınlıkta haddi aşmış insanları kendime asker edeceğim, sonra onların işlediği bir cürüm nedeni ile kahrımdan öleceğim !
Sen bunu fıkra diye çocuklara anlat ! Cahil kimmiş ortaya çıksın !
Demişsin ki; “Halife Harun Reşid ve Ömer bin Abdulaziz zamanında ve daha başka başka İslam Devletleri döneminde Müslümanlar bilim ve kültür yönünden dünyada diğer milletlerin kat kat üstündeydi.
Affedersiniz bu İnsanların yaşadığı ve sizin de anlamak istemediğiniz İslam Dini sayesinde olmadı da neyin sayesinde oldu.”
Yani ilimde ilerleme hadislere riayet edildiği için mi oldu? Yani sen demek istiyorsun ki, bu gün amerika ilimde ileri ise o da onların dini sayesindedir öyle mi ?
Bak, sen bunu da çocuklara fıkra olarak anlatabilirsin.
Güzel kardeşim; kim Allah’ın yarattığı şeyleri inceler ve aklını bu istikamette çalıştırırsa o limde elbette ilerleyecektir. Bunun dinle ilgisi yok. Allah Kuran’a pek çok ayetinde insanları tabiat ayetlerine yönlendirir. Kim bunlara yönelirse, dini ne olursa olsun başarıya erişir.
Fakat işin tuhaf kısmı şu ki, sana senin delil edindiğin şeylerden delil sundum, bir anda dengen bozuldu.
Güzel kardeşim; sen sen ol, çürük deillere yapışma. Kendin hazır olmadığın şeylere inanıp zanna tabi olma. Gel sen, Allah’ın indirdiği ve içine hiç bir eğrilik koymadığı Kuran’a tabi ol.
Bir inat uğruna kendi kendini üstelik te bilerek helak edenlerden olma.
Muhabbetlerimle…
21 Mart 2008 - 16:54
Selam admin
Sahabe Kimdir:Bu tanımı yapmadan önce aliaksoy için güzel bir ayet vereyim.
“Size ne oluyorda Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır.İçinizden fetihten(Mekke fethinden) önce savaşanlar,(diğerleriyle) bir değildir.Onların derecesi,sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir.Bununla beraber Allah hepsine en güzel olan cenneti vadetmiştir.Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(Hadid 10)
Ayetinden anlaşılacağı gibi sahabe-i Kiramın hepsi cennetliktir.
Sahabe;Peygamber Efendimiz’i(S.a.s) görüp ona iman eden çok kısa bir süre de olsa Efendimiz’in sohbetleriyle şereflenen insanlardır.
Tabiin ise;Peygamber Efendimizi görme şerefine nail olmayıp Peygamber mektebinin öğrencileri olan sahabilere tabi olan ve haklarında Kur’anda ayetler dahi bulunan insanlardır.Genelde sahabilerden sonra gelen ve onlara samimiyetle uyan insanlar olarak nitelenirler ayeti kerimelerde.
Sahabe olarak tanınmış insanlar doğru insanların ta kendileridir.(Haşr
Peygamber Efendimiz’in ders halkasında yetişen,O’na samimiyetle tabi olan insanlar elbet doğru sözlülerin üstadlarıydı.Kur’an ve sünnet’in farlı yorumlanması sebebiyle ayrılığa düşmektense bu kudsi insanların sözleri ,yaşayış biçimleri Peygamber Efendimiz(sa.s)’in örnek yaşamının birer yansıması olduğundan elbet dinde senetti.
Vah kardeş vah.Sende ehli beyt sevgisi çokmuş ta meğerse haberimiz yokmuş.Sırf sen bunun için mi sahabelere şüpheyle yaklaşıyorsun ve onların ve talebeleri konumunda olan insanların eserlerine güvenmiyorsun.
Bence böyle bir bahane ileri sürmen daniskalıktan başka bir şey değildir kardeş.
Peygamber Efendimiz(s.a.s) veda haccında size iki emanet bırakıyorum onların gösterdiği yola yani Kur’an ve sünnete getirdiği manaya ve yaşayış biçimlerine sıkı sıkıya sarılınız dediği halde sen niçin yapışmamakta direniyorsun.Sen Ehl-i Beyti sevi niçinH.z Hüseyin(radiyallahu Anh)’in hayatına bir bakmıyorsun.Ne yaptılar,ne ettiler,Kur’anı nasıl yorumladılar diye Ehli beyt’en olan hz.Cafer’i Sadık(r.a)’ın hayatına niçin bakmıyorsun ona göre Kur’anı yorumlamıyorsunuz;ama dostlarınızın elinde ehli beyt ve sünnet düşmanı olan insanların eserleridüşmüyor.
Sen bir gün islam aleminin bu mübarek zatlara ne derecede ilgi gösterdiğini,onları sevip saydığını araştırdın mı.İmkanı yok.
Kardeş sen İngilizler’in İslam alemine son kaç yüzyıldır ne tür oyunlar çevirdiğini bilmiyor musun. BUgün ilimde fen’de geri kalmışsak o da bu devletlere yatakçılık eden hainlerin yüzündeydi.Sen Abdülhamid’i tahtan indirenlerin bunlar olduğunu,Şehit kanlarıyla sulanmış Filistin topraklarını Nazilere az para karşılığında satanların yine bu hainler olduğunu,islam’ın zayıflanmasının altında bu devletlerin kiraladığı naylon kabataslak reformist müçtehidlerin olduğunu biliyor muydun.
Avrupalılar islamiyete gebe kaldığı gibi ,BU SEBEPLERDEN DOLAYI islamiyet onlara ne yazık ki gebe kalmış bulunmakta.İngiliz casusu Hempher’in görevini aynen yapmakta bulunuyorsunuz.Hatta bu dinin Luter Martin’i korkarım sen olacaksın.
iSTER İNAN İSTER İNANMA Kur’an’a dönüş ismi altında kampanya başlatanlar bir kere Hristiyan asıllı bir arap ve ermenilerdi.Sırf faydalı din bilgileri unutulsun diye.Din farlı farlı yorumlanıp parçalansın diye.Bu günkü haliniz gibi.
Namaz dinin bütünüdür.Hac böyle.Zekat böyle.Sadaka böyle.Oruç böyle…
Kardeş valla kusura bakmayın dininizi göremiyorum.Senin istediğinde bu değilmiydi zaten.Sen şahsen farklılıkların bu sebeple oluşmasını yeğlermişsin.Bi de çok güzel bir manzara olduğunu şahsen itiraf ediyor.
Ne yani araştırmanın bilimin dinle ilgisi yok mu?Kur’an adamı sıfatı altında yaşadığın halde,Kur’an’da birçok bilimsel işaretler’in bulunduğu,daha batı dünyası düne kadar evrenin durağan olduğunu düşünürken Kur’an’da genişlediğinin ifade edilmesi,Allah’ü Teala’nın birçok ayette müminleri araştırmaya sevketmesi,en iyi ahlak kaidelerinin Kur’an’da tavsiye edilmesi…
gibi bilimsel işaretler ve ahlaki kurallar bir toplumun gelişmesine yardımcı olmuyor da felsefe yapmak mı yardımcı oluyor.İnan ki bir toplumu zayıflatmanın yolu ahlaki kuralların yok edilmesiyle meydana gelir.İngilizler bunu senden daha iyi bildikleri için ilkin senden başlamışlar.
Bana delil sunmuş.Hadi bakalım sen bana İslam tarihimi anlatan bu esrleri yazarlarıyla birlikte as da neyin nesiymiş bunlar ben de asayım.İslam alimlerinin eserlerinden şüphe ediyorsan git M.E.B tarih kitaplarından araştır.Ondan şüphe etmezsin artık.
Eserleri sunmuş ta bir an için dengem bozulmuş.Bak bu zırvalığa bana bu kaynakları sun.Ben de Üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan İslam Tarihi kitaplarıyla karşılaştırıp kritiği ekranda değerlendirelim.Anlaştık mı?
Bir de Ali aksoy bana nasihat ediyor ve Mübarek Kitabımıza tabi olmaya çağırıyor beni.Sanki biz tabi olmamışız şimdiye kadar.Sen,önce bize hanif dostlarınızın çelişkilerini kritiğe tabi tut.Namaz,oruç,hac,zekat,güsul abdesti,abdest… gibi ibadetleri,Kur’an’a göre anlat,Peygamberlerin gönderiliş sebeplerini objektif bir şuurla anlat göreceğiz.Vallahi sen Kur’an’a çağırmayı,dini yeniden yorumlamakla,ibadetleri çevre koşullarına göre değerlendirmekle,bir kısım ayetleri görmezden gelmekle,eşit tutuyor,yepyeni bir Hanifliği oluşturmak olarak değerlendiriyorsun.
Madem Allah’ü Teala insanlar bölmesin diye görüşünüze göre tek Kur’an’ı indirmiş-daha önceki yazılarımda Peygamber’e(Sas) Kur’an’dan başka vahiylerin de indiğini ayetlerle gösterdim(Enfal7,9),(Tahrim3)niçin birden çok yollarınız oluşurAllah’ü Teala insanlardan birlik ve beraberlik içinde yaşamayı emretmiyor mu?
Diyor İslamiyet niçin mezheplere ayrılmış.Tabi Kur’an ve sünneti farklı yorumlamakla.Tabi burda kastettiği mezhepler bellidir.Fırka-i dalle mezhepleri olsa gerek.Hak mezhep olan mezheplerimiz dört tanedir.Her biri diğerlerini din kardeşi biliyor.Bir müslüman bu dört mezhepten hangisine uyarsa asla ulaşır.Yani anlayacağınız Ali Aksoy’un tavsiye ettiği sonsuz din ve mezhep anlayışı yoktur bizim dinimizde.
21 Nisan 2008 - 19:20
enfal
7. Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.
8. Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
9. Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.
tahrim 3:
Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.
21 Nisan 2008 - 19:25
kardeş olduğumuzu nefsimiz bize unuttuyor galiba… hepimiz amacı yanlışıyla doğrusuyla allah’ın rızasını kazanmaksa yazılarımızdaki bu sertlik niye?
HAC SÛRESİ/69
Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
25 Nisan 2008 - 18:53
Selam Arkadaşlar
Ali Aksoy diyor:“Gökteki yıldızlar gibi” olan, vahiy terbiyesi almış, Peygamber’in gözetiminde yetişmiş insanlar Peygamber’in vefatından hemen sonra bir karmaşaya düşmüş…
İnsanlar birbirlerini öldürmüş… Halifeler, sahabeler… Peygamber’in torunları öldürülmüş… Hatta birisinin kesik başı, mızrağın ucuna takılmış ta, müslüman (!) ahalinin yaşadığı kentlerde ibreti alem için dolaştırılmış…
Bak, Tarih sevdalısı kardeşim… Neymiş bunların sebebi ? Taht / hilafet kavgasıymış…
Sen inanıyor musun bunlara ? Peygamber’den terbiye almış, vahiyle yetişmiş insanlar hiç hilafet / taht kavgası yapar mı?
Ben bunların hiç birine inanmıyorum. Ben şuna inanıyorum: Kuran’dan nasiplenmiş hiç bir insan ki hele ki onlar Peygamber’in ashabı ise taht kavgası için birbirini öldürmez.
Onlar ancak “din” kavgası, “din” savaşı yapar…
Zannederim ki, zaten öyle olmuştur. Size yutturmaya çalıştıkları şey, bunların hilafet kavgası olduğudur. Bu; gerçekleri saklamak için uydurulmuş bir yalandır.
Hangi müslüman, Peygamberin torununun kesik başı gezdirilirken müslüman kalmaya devam edebilir ?
Onlar çoktan yok edilmişlerdi… Kureyşin putperestleri müslüman kılığında yepyeni bir din uyduruverdiler size…
———————————————————————————————————————————————————————————————
Syn Ali Aksoy siz,Sahabelerin kanalıyla bize kadar süregelen İslam Dinine sırf bu taht kavgaları ve Hz.Hüseyin’i şehit ettiklerinden dolayı mı güvenmiyorsun?
Size birkaç soru sorayım:
Bu olaylar ve taht kavgaları Kur’an’da anlatılıyor mu?
Bize yepyeni bir din uydurdukları yine Kur’an’da geçiyor mu?
Resullulah’tan sonra dini bozacak bu insanlardan Allah neden razı olduğunu beyan ediyor.Yoksa Resullallah Aleyhiselatü Vesselam’dan sonra hepsi vefat mı etti böylece din bu taht kavgasını yapanlara mı kaldı?
Bu sorularıma cevap verirseniz sevinirim.
Selametle….
27 Nisan 2008 - 19:02
slm. ey müslümanlar
Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de caiz değildir. Altın ile gümüşü süs olarak takmak yalnız kadınlara helaldir. Fakat, bunları mahrem olmayan erkeklere göstermeleri haramdır.
Altın ve gümüşü süs olarak takmak erkeklere haramdır. Taş, tunç, pirinç, platin, bakır ve diğer madenlerden ziynet olarak yüzük takmaları, kadınlara da haramdır. Altın yaldızlı gümüş yüzük ve gümüş kaplı altın yüzük takmak da caizdir. Yüzük takmamak daha iyidir. Bayramlarda herkesin yüzük takması müstehaptır. Gösteriş için, öğünmek için takmak ise haramdır. (R. Muhtar)
Resulullah efendimiz gümüş yüzük kullanır ve yüzüğünü sağ eline takardı. Sol eline de taktığı görülmüştür. Sağ ele de, sol ele de takmak caizdir. Küçük parmağa veya yanındaki parmağa takılır. Üzerinde yazı bulunan yüzüğü, helaya girerken, sol elden sağ ele geçirmek iyi olur. Numan bin Beşirin parmağındaki altın yüzüğü gören Resulullah efendimiz, (Cennete girmeden önce, niçin cennet ziynetini kullandın?) buyurdu. Demir yüzük kullanmaya başladı. Bunu görünce, (Niçin Cehennem eşyası taşıyorsun?) buyurdu. Bunu da çıkardı. Bronz yüzük taktı. Bunu görünce, (Niçin sende put kokusu duyuyorum?) buyurdu. Nasıl yüzük kullanayım, ya Resul dedi. (Gümüş yüzük takabilirsin. Ağırlığı da bir miskali [4.8 gramı] geçmesin ve sağ eline tak!) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)
not:efendimiz s.a.v genelde yüzüğünü sağ elin serçe parmağına takardı.aşağıdaki gibi.
12 Haziran 2008 - 18:58
sayın ali aksoy size bir menkıbe aktarayım bektaşi “namaz kılmak haramdır” demiş. olmaz öyle şey demişler, kuranda yazıyor demiş. bakıyorlar ku’an’da şöyle yazıyor ‘CÜNÜPKEN NAMAZ KILMAK HARAMDIR” yazıyor. bektaşiye senin dediğim gibi değil kur’an da böyle yazıyor diyorlar. bektaşi bana ayetin başı lazım değil sonu lazım diyor. kendi işine geleni kadarını okuyor. sanki sizin yorumunuzda böyle gibi. altın sadece süs eşyası olrak kullanılmaz. başka yerlerde de kullanılır ve Allah’ın nimeti olan altın kullanılamaz değildir. sadece takı ve gösteriş olarak haramdır. Altın ödüllerde, çok ileri teknolojilerde, ödül kupalarında kullanılır ve haram değildir ve böylece Allahın vermiş olduğu nimetleri biz insanlar harama cevirip kullanırız. oysaki nimetleri Allah’ın belirtmiş olduğu kıriterlere göre kullanırsak haram olmaz ve Allah’ın yarattığı hiç bir şey boşuna değildir. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun
12 Haziran 2008 - 23:28
Selam Akkayalı;
İş öyle değil. Bahsettiğiniz fıkra en çok gelenek dininin, mezhep dininin mensuplarına yakışır.
Gösteriş yapmanın kötülüğü ayrı bir şey, gösteriş yapmanın kötülüğü muhabbetine sığınıp altını kadınlar için helal, erkekler için haram ilan etmek ayrı bir şey.
Muhabbetlerimle…
13 Haziran 2008 - 00:27
s.a. arkadaşlar,ben bu konuda kardeşimle çok tartıştık,bana erkeğin altın yüzük takması konusunda bir tane ayet bul dedim Kuran-ı Kerim’de,fakat bulamadı neden mi?Kuran-ı Kerim’de böyle bir ayet yok. Bizim Kitabımız Kuaran-ı Kerim değilmi,biz bu kitapta yazanlara ve yasaklara uymamız gerekmiyor mu?
Kuran-ı Kerim’de de böyle bir şey yazmadığına göre bence HARAM değildir,ama iyi karşılanmaz gibi kelimelerle açıklama olabilir buna saygı duyar ve kabul ederim.Fakat yukarıda okuduğum yorumlara bakınca da(büyük bi kısmını okudum) gösteriş,israf vesaire gibi sebeplerden dolayı haram denmiş,diyorsunuz.pekala hanımlarda gösteriş veya israf olmuyor mu?bence bunu düşünün o sözü demeden önce.
Belki yorum yapanların arasında bir çoğumuz evli veya nişanlı veyada yakınlarında evlenenleri kesinlikle görmüştür,düğünlerde neden o zaman 3-5 (adet önemli değil) tane bilezik alınıyor israf değil mi?bayana gelince israf değilde erkeğe gelince mi israf!!!
bayanda gösteriş değil de erkeğe gelince neden gösteriş!!!
Arkadaşlar tabi ki bu benim nacizane fikir ve görüşlerim (Kuran-ı Kerim’de haram olmasıyla bir ayet bulunmadığından fikirlerimi söyledim eğer ki ayaet olsaydı fikrim yerine ayetlerin meailini sizlere sunardım) katılırsınız katılmazsınız size kalmış.
Ayrıca ben nişanlıyım beyaz ve sarı altın karışımı bir nişan yüzüğü takıyorum.Bana her defasında bu haram diyenlerede Bana Kuran-ı Kerim’de ki ayetlerden göster diyorum,tabi ki gösteririm filan deniyor aradan günler geçiyor ve hala doğal olarak bulunamıyor.
Bu şu demek oluyor ki;halkımız bu konuda yanlış ya da doğru bu fikre kapılıyor ve altın yüzüğün erkekte haram olduğuna inanıyor.
eğer bu konuda ayet-i kelime bulursanız (bulursanız yanlış bilmiş olacağımdan) yanlış bildiğim bir şeyi düzeltmek açısından mail adresime yollarsanız sevinirim.
recepsoran3519@mynet.com
s.a.
18 Haziran 2008 - 14:15
ALTIN İNSAN VÜCUDUNDA KADINLIK HORMONU SALGILADIĞI İÇİN ERKEKLERE HARAMDIR.BUDA ÇIK OLARAK İSLAMİ KAYNAKLARDA BELİRTİLMİŞTİR…
15 Kasım 2008 - 13:36
Bu güzel yazısı için Sayın Ali Umuç’a teşekkür ederim.
Gelenek dini bağlıları, Kur’an ayetlerine karşı körler ve sağırlar gibi davranarak, “hadis, hadis” derler. Sonra da tabi oldukları mezhebin hükümlerine uymayan hadisleri reddederler. Kütüb-i Sitte’den alıntılanan aşağıda ki hadislere göre; “altın takı kullanmak bayanlara da haramdır“. Tabi ki efendileri bu hadisleri gizlediği için bilgi edinememeleri gayet doğaldır. Lütfen okuyun!!!
KÜTÜB-İ SİTTE /ZİNET BÖLÜMÜ /TAKILAR HAKKINDA
2079 – Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir kadın Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek sordu:
“İki altın bilezik hakkında ne dersiniz, (takayım mı?)”
“Ateşten iki bileziktir, (takmayın!)” deyip cevap verdi. Kadın devamla:
“Pekalâ altın gerdanlığa (ne dersiniz?)” diye sordu. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan yine:
“Ateşten bir gerdanlık!” cevabını aldı. O, yine sordu:
“Bir çift altın küpeye ne dersiniz?”
“Ateşten bir çift küpe!”
Kadında bir çift altın bilezik vardı. Onları çıkarıp attı ve:
“(Ey Allah’ın Resülü), kadın kocası için süslenmezse, onun yanında kıymeti düşer” dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):
“Sizden birine, gümüş küpeler takınmasından, bunları za’feran veya abir ile sarartmasından kimse engel olmaz!” cevabını verdi.”
Nesâi, Zinet 39, (8,159).
2080 – Sevbân (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına Fâtıma Bintu Hübeyre, elinde altından iri yüzükler (Feth) olduğu halde gelmişti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam), kadının ellerine vurmaya başladı. Fâtıma da hemen (oradan sıvışıp) Resülullah’ın kerimeleri Fâtımatu’z-Zehrâ (radıyallâhu anhâ)’nın yanına girdi. Ona Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’ın kendisine olan davranışını anlattı. Bunun üzerine Hz. Fâtıma (radıyallâhu anhâ) boynundaki altın zinciri çıkarıp: “Bunu bana Hasan’ın babası Hz. Ali (radıyallâhu anhümâ) hediye etti” dedi. Zincir daha elinde iken Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanlarına girdi ve şunu söyledi:
“Ey Fatıma! Halkın: “Resülullah’ın kızının elinde ateşten bir zincir var!” demesi seni memnun eder mi?” dedi ve böyle diyerek oturmadan geri dönüp gitti. Bunun üzerine Fâtıma (radıyallâhu anhâ) zinciri çarşıya gönderip sattırdı, parasıyla bir köle satın aldı ve onu âzad etti.
Bu olanlar Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a anlatılınca: “Fâtımayı ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun!” buyurdular.”
Nesâi, Zinet 39, (8,158).
2081 – Huzeyfe’nin kız kardeşi (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ey kadınlar cemaati! Süs eşyanız gümüşten olmalıdır. Sizden hangi kadın altınla süslenir ve onu izhâr eder (yabancıya gösterirse), mutlaka onunla azaba maruz kalır.”
Ebu Dâvud. Hâtem 8. (4237); Nesâi. ZÎnet 39, (8.156.157).
2082 – Ukbe İbnu Âmir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ehline takı ve ipeği yasakladı ve: “Eğer sizler cennet takılarını ve cennetin ipeğini seviyorsanız, bunları dünyada takınıp giymeyin” buyurdu.”
Nesâi, Zinet 39, (8,156).
24 Şubat 2009 - 21:20
biz kur-an’da verilmedik misal bırakmadık. diyen yüce allah altınına açıklamıştır.altını ashap mekruh görmüş ve takmamıştır.biz ise bunu abarttık ve altının haram olduğuna kanaat getirdik oysa gerçekliliği kesin olmayan bir kaç hadisi allahın ayetleriyle değiştirir olmuşuz.bilmeden günah işler olduk.
biz türk milletindeki abartılar ve çalişkili adetlerden birisi bu.
bu türk miletinin abartılı bir çok adeti vardır ve bilmeden hüküm verip durmaktadır.
dövmesi olanın ömür boyu abdesti kabul olmaz diyende bizler değilmiyiz ne büyük konuşuyoruz ne büyük günah işliyoruz.
inşaallah allah bizi ıslah eder ve doğru yolundan ayırmaz…
20 Temmuz 2009 - 14:09
S.a.
Bn sadece Bİ soru sormak istiyorum…
Madem Altın Erkeklere Haram.Dewrin padisahları Bunu Kilo isi Takmıslar.Bu padisahların Hic mi HOcaları yok buNları Hic mi UYaran Kimseler Yok.Altın kolye almak İstiyorum Sİmdi Bu yuzden Tereddüte kaldım
Saygılar SEwgiler…
24 Temmuz 2009 - 02:40
İnsan vücudunda elektrik akımı var mıdır?Vardır,kadın ve erkekte de ayrı şekilde (+ ve -)olarak.Altın toprak alkali bir metaldir ve erkek vücudundaki elektrik akımını bozar,ama gümüş tam bir regülatör görevi görür ve elektrik akımını düzenler.İpek de elektrik akımını ileticidir ipeğin nasıl elektriklenip kağıt prçalarını mıknatıs gibi çektiğini hatırlayın.Ayrıca işin birde psikolojik boyutu var:altın ve ipek takmak-giymek erkeği kadınsı sezgilerle donatır,teninizde ipeğin o iç gıcıklatıcı dokunuşunu bir hayal edin,şehvetiniz nasıl coşacaktır? Herşey bizim için düşünülmüştür,haram bize zarar verendir ve sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed S.A.V efendimiz hadisleriyle,davranışlarıyla bunları bizlere aktarmıştır.Şüphe etmeyin Kur’an ve bilim birbirinden ayrı değildir ama bizi sünnetten koparmaya çalışan Şarlatanlar kendilerinden bile bihaber,zavallıca çırpınıp duracaklardır!Sözlerine itibar etmeyiniz,sünnetten asla ayrılmayınız.Allah c.c bunları heryerde rezil edecektir,şu an olduğu gibi!Vesselam…
28 Temmuz 2009 - 19:09
herkes kendi yoluna aklı olan göle gider….resulullah kuranın açıklayıcısı islam dinininpeygamberidir dikkatinizi çekerim. nasıl olurda sahih hadislere yalan dersiniz?sahabilere ravilere iftira atarsınız.KURANI YORUMLAMAK HER YİĞİDİN HARCI DEĞİLDİR MANEVİYAT LAZIM ÇOK İLİM LAZIM…EVET NORMAL İNSAN OKUDUĞU ZAMAN FARKLI ANLAMLAR ÇIKABİLİR HELE Kİ İLMİ OLMAZSA YALAN YANLIŞ BİR SÜRÜ YORUM YAPAR ÇÜNKÜ HER İNSANIN ANLAYIŞI FARKLIDIR İŞTE ALLAH EZELİ VE EBEDİ İLMİ İLE BÖYLE OLABİLECEĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN RESULULLAHI GÖNDERMİŞTİR…KURANI RESÜL VE ONA UYAN VELİ ALİM ZATLAR AÇIKLAYABİLİRLER.O AYETLERDEN ÇIKAN HÜKMÜ ANLATABİLİRLER BİZİM GİBİLER DEĞİL..KURANIN SADECE AYETLER İLE YAZILI ZAHİRİ AÇIKLAMASI DEĞİL BATINİ AÇIKLAMASIDA VARDIR
SELAM VE DUA İLE
28 Temmuz 2009 - 19:10
ALTIN VE İPEK HARAMDIR
28 Temmuz 2009 - 19:13
NİSA 4/115:”KİM KENDİSİNE DOĞRU YOL BELLİ OLDUKTAN SONRA PEYGAMBERE KARŞI ÇIKAR MÜMİNLERİN YOLUNDAN BAŞKASINA GİDERSE ONU DÖNDÜĞÜ YOLDA BIRAKIRIZ VE CEHENNEME SOKARIZ.ORASI NE KÖTÜ BİR GİDİŞ YERİDİR
ALLAH KORUSUN… DUA İLE
11 Eylül 2009 - 16:08
Yani arkadaşlar bu vatanda yıllardır yaşayan insanlarımız hiç mi müslüman değildiler. Yeni mi öğrendik haram olduğunu ya da yeni hadisler mi türedi?Burda haram olduğunu savunan arkadaslarımızın bile babaları dedeleri altın yuzuk takıyordu mutlaka. Turban değil, leçek peçe taktı annelerimiz. Bu onların müslüman olmadıklarını mı kanıtladı sizce? Son 15-20 yıldır gelişen arap şovenizminin sonuçları bunlar. Yazık oluyor her gecen gün ayrılığa parçalanmaya götüren adımlardan başka bişey değil bu altın haram mı tartışması…
15 Eylül 2009 - 02:42
Atalarımız taktı diye hüküm mü kalkacak?herkesin vebali kendinedir bu nasıl mantıktır atalarımız takmış takalım atalarımız yemiş yiyelim olmaz kardeşlerim ÖLÇÜ KURAN VE SÜNNETTİR.
AYRICA YÜZÜK HER İKİ ELE PEYGAMBERİMİZİN TAKTIĞI PARMAKLARINA TAKILABİLİR ÇÜNKÜ RESULULLAH HER İKİ ELİNEDE TAKMIŞTIR…ALTIN ERKEKLERE HARAMDIR RESULULLAH YASAKLAMIŞTIR KURANDA BANA VE RESULÜME İTAAT EDİN BUYURUYOR
O ZAMAN HADİYİN İTAATE TESLİMİYETE
15 Eylül 2009 - 02:59
altın yüzüğün hükmünü ehli sünnet alimlerimizden birine sorduk işte cevabı;
De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür.” İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” bu ayet delil olarak getiriliyor
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-1
Erkeğin altın yüzük kullanmasının hükmünün, son zamanlarda üzerinde hayli soru sorulan meselelerin neredeyse başında geldiği dikkat çekici bir durum. Kaynaklarda bu mesele genellikle altın-gümüş kap kullanımı konusuyla birlikte ele alındığı halde, günümüzde meselenin –yaygınlığı dolayısıyla– “altın yüzük kullanımı”na indirgenmiş olması dolayısıyla bu yazıyı bu noktaya hasredeceğim.
Yazının hemen başında belirtelim ki, mesele birebir Kur’an’da zikredilmediği için, tartışmanın zeminini daha ziyade Sünnet oluşturmaktadır.
Altının erkeğe haramlığı konusu iki cihetten tartışılabilir:
1. “Kur’an Müslümanlığı” denen bid’at cihetinden. Dini kaynaklarından soyutlayarak kendi Kur’an anlayışlarına indirgeyenlerin ortaya attığı bid’atlerden sadece biri, belki de en hafifi, erkeğin altın yüzük kullanması meselesidir. Aslında başta Sünnet olmak üzere “Edille-i Şer’iyye”nin diğer unsurlarını devre dışı bırakmakla bu akımın temsilcileri, Kur’an’a, kendi anlayışlarını söyletmenin, bu suretle de Din’i kendi dar (yoksa alabildiğine “geniş” mi demeliydim?) anlayışlarından ibaret hale dönüştürmenin peşindedirler. Ya da daha doğrusu, aralarında bu amacı gütmeyenler varsa da sonuç buraya çıkmaktadır.
Dolayısıyla bu akımın temsilcileriyle altın yüzük meselesini tartışmadan önce “Usul” meselesinin netleştirilmesi gerekir. “Din’i Kur’an’dan başka delil/kaynak tanımaksızın yaşamak doğru ve mümkün müdür?” sorusu başlangıç noktasıdır.
Ancak yine de burada şu kadarını söyleyelim: Kur’an’da herhangi bir yasak getirilmemiş olması yanında, soruda zikredilen türden ayetlerin genel bir “ibaha” (serbestlik) zemini sağlıyor oluşu, Kur’an Müslümanlığı iddiasında bulunanların bu meselede “cevaz” hükümlerinin gerekçesini oluşturuyor.
Ancak burada önemli bir problem var: Gerek bu meselede, gerekse diğer tekil/parça konularda “hakkında Kur’an’da ayet yok” argümanını kullanarak cevaz kapısı açmak demek, hakkında Kur’an’da özel hüküm bulunmayan her meselenin aynı tarzda çözüme kavuşturulması demektir.
Oysa bu gibi hususlarda Kur’an’ın vaz ettiği genel ilkeler arasında da bir çatışma husule getirmemeye azami dikkat göstermek gerekir. Aksi halde –haşa– Kur’an’ın kendi içinde çelişki bulunduğu gibi bir açmaza sürüklenmek işten değildir.
Açacak olursak, niçin erkeğin altın kullanımı meselesinde “eşyada aslolan ibahadır” genel kaidesinden ve bu kaideye vücut veren ayetten hareket ediyoruz da, Kur’an’ın bizi Sünnet’e ve ululemr’e (bilgi ve yetki sahiplerine) yönlendiren ayet-ler-inden hareket etmiyoruz? Eğer Kur’an bizi buraya yönlendiriyor ve Hz. Peygamber (s.a.v)’de bizler için “güzel örnek” bulunduğuna dikkat çekiyorsa, yapılması gereken şey O’nun örnekliğine başvurmak değil midir?
O’nun örnekliğine başvurduğumuzda karşımıza çıkan manzarayı, konuyla ilgili “ikinci cihet”in izah ve beyanı sadedinde bir sonraki yazıda görelim.
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-2
2. Altın kullanımının erkeğe haramlığının tartışma konusu yapıldığı ikinci cihet, haramlık hükmünün illetini tesbit sadedinde ortaya atılan görüşler ve bir de Sahabe’den bazılarının altın yüzük kullandıklarını anlatan nakillerdir.
Günümüzde bu meselede cevaz taraftarı olanların büyük çoğunluğu bu zeminde hareket etmektedir. Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi’nde (IV, 287) Kâmil Miras’ın yaptığı budur; İSAM’ın neşrettiği İlmihal’de (II, 84 vd.) bu mesele işlenirken izlenen yöntemin de aynı olduğunu söyleyebiliriz.
Öncelikle belirtelim ki, toplumda sosyal adaletin sağlanması, sermayenin atıl durumdan kurtarılarak ekonomiye kazandırılması.. gibi hususları Efendimiz (s.a.v) tarafından erkeklere altın kullanımının haram kılınmasının illeti olarak tesbit etmek son derece tartışmalıdır. Zira bu ta’lilin isabetli olduğunu gösteren bir nakil mevcut olmadığı gibi, Sahabe’den ve Müçtehid İmamlar’dan da böyle bir ta’lilde bulunan bir kimsenin varlığı bilinmemektedir.
Hatta tam aksine, hilafeti döneminde İslam devleti, vatandaşlarını maaşa bağlayacak derecede zenginleştiği halde, dirayetiyle meşhur Hz. Ömer (r.a), vilayetlere ve ordu komutanlarına gönderdiği talimatnamelerde erkekleri altın ve ipek kullanmaktan ısrarla sakındırmaya devam etmiştir. Onun bu davranışının Sahabe’den herhangi biri tarafından eleştiri ve itiraz konusu yapılmamış olması dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Bu durumun ondan sonra da aynen devam ettiğinde şüphe yoktur.
Burada belki Efendimiz (s.a.v)’in, Kur’an’dan kaynaklanan genel tavrının bir yansıması olarak insanları dünyaya bağlanmaktan, dünya süslerine ve gösterişe meyletmekten sakındırmasından söz edilebilir. Ancak altın ve ipek kullanımının kadınlar için serbest olması, haramlık hükmünü buraya bağlamayı da tartışmalı kılmaktadır. Erkeklere altın yüzük kullanmayı yasaklayan Efendimiz (s.a.v)’in, bunun gerekçesini yukarıda zikredilen hususlara bağlamadığı açıktır. Hatta bu meyanda altını “ateş” olarak tavsif ettiği hatırlanmalıdır…
Şu soru her iki durum için de son derece haklıdır: Sermayenin ekonomiye aktarımı, sosyal adaletin gerçekleştirilmesi gibi maddî ve dünyaya bağlanmamak gibi manevî gerekçeler erkekler için geçerlidir de kadınlar için neden geçerli değildir?
Dolayısıyla erkeklere altın ve ipek kullanımının yasaklanmasını bu türlü sebeplere dayandırmak isabetli görünmemektedir.
Sahabe’den bazılarının altın yüzük kullandığını anlatan nakillere gelince, İmam et-Tahâvî bunları şöyle zikretmektedir:
1. el-Berâ b. Âzib (r.a)’in parmağında altın bir yüzük vardı. Kendisine bu durum sorulduğunda bir ganimet taksimi esnasında bu yüzüğü Efendimiz (s.a.v)’in kendisine verdiğini ve “Allah ve Resulü’nün sana giydirdiğini giy” buyurduğunu söylemiştir.
2. Mus’ab b. Sa’d[1] şöyle demiştir: “Talha b. Ubeydillah’ın parmağında altın bir yüzük gördüm. Suheyb’in parmağında altın bir yüzük gördüm. Sa’d'ın parmağında altın bir yüzük gördüm.”
3. Tıpkı Talha b. Ubeydillah (r.a) gibi Sa’îd b. el-Âs (r.a) da[2] öldürüldüğünde parmağında altın yüzük vardı.[3]
Erkeğe altın yüzüğün haram olmadığını söyleyenlere göre bu nakiller, erkek için altın yüzük kullanımının mutlak haram olduğunun söylenemeyeceğini gösterir. Zira böyle olsaydı, adı geçen sahabîlerin altın yüzük kullanmamaları gerekirdi.
Bu çıkarsamanın ne kadar isabetli olduğunu ve konunun merfu (Efendimiz (s.a.v)’e dayanan) rivayetler bakımından durumunu bir sonraki yazıda görelim.
[1] Sahabe’den Sa’d b. Ebî Vakkâs (r.a)’ın oğludur.
[2] Efendimiz (s.a.v) vefat ettiğinde Sa’îd 9 yaşındaydı; doğrudan Efendimiz (s.a.v)’den rivayeti yoktur. Dolayısıyla rü’yeten sahabî, rivayeten tabiîdir. Bkz. İbn Hacer, el-İsâbe, III, 107 vd.
[3] et-Tahâvî, Şerhu Ma’âni’l-Âsâr, IV, 261.
15 Eylül 2009 - 03:00
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-3
Bir önceki yazıda İmam et-Tahâvî’den naklen Sahabe’den altın yüzük kullananların isimlerini zikretmiştim. Bunlara Suheyb[1], Huzeyfe[2], Habbâb b. el-Erett[3], Câbir b. Semure[4] ve Abdullah b. Yezîd’i[5] de (Allah hepsinden razı olsun) ekleyebiliriz. Böylece altın yüzük taktığı rivayet edilen sahabîlerin sayısı tesbit edebildiğim kadarıyla 9′u bulmaktadır.
Ancak bu sahabîlerin altın yüzük taktığını anlatan rivayetler –en azından birçoğu– hakkında söylenmesi gereken şeyler mevcuttur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. el-Berâ b. Âzib (r.a): Bu sahabî, aynı zamanda Efendimiz (s.a.v)’in erkeklere altın yüzük takmayı yasakladığı rivayetini de nakletmiştir.[6] et-Tahâvî, onun bu rivayetinin diğerine göre daha sahih ve sabit olduğunu[7], İbn Hacer de bu riayetin sıhhati üzerinde ittifak bulunduğunu söyler.[8] Buna karşın el-Hâzimî, diğer rivayetin isnadının sahih olmadığını söylemiştir.[9]
Duruma bakılırsa onun altın yüzük taktığı meselesi arkadaşları arasında da tartışma konusu olmuştur. İbn Abdilberr’in naklettiği bir rivayet, ziyaretine giden arkadaşlarından birisinin (Ebu’s-Sefer) el-Berâ’nın altın yüzük taktığını gördüğünü söylemesi üzerine diğeri (Ebû İshak[10]) buna, “Yalan mı söylüyorsun?” diyerek şiddetle itiraz etmiş ve yanına beraberce gittikleri halde kendisi böyle bir şey görmediğini söylemiştir.[11]
Şu halde el-Berâ (r.a)’ın altın yüzük takması konusunda şunları söyleyebiliriz:
A. O, önceleri altın yüzük takarken, bilahare bundan vaz geçmiştir. Ebû İshak’ın onun parmağında altın yüzük gördüğünü söyleyen kişiyi şiddetle eleştirerek iddiasını reddetmesinin bunu gösterdiğini söyleyebiliriz.
Ancak buna, yine Ebû İshak kanalıyla el-Berâ (r.a)’ın altın yüzük taktığının nakledildiği söylenerek itiraz edilebilir.[12]
[1] Bkz. en-Nesâî, “Zînet”, 45.
[2] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.
[3] İbn Ebî Şeybe, a.y.
[4] İbn Ebî Şeybe, VI, 67.
[5] İbn Ebî Şeybe, a.y.
[6] Bkz. et-Tahâvî, Şerhu Ma’âni’l-Âsâr, IV, 261; İbn Abdilberr, et-Temhîd, XVII, 96.
[7] et-Tahâvî, IV, 262.
[8] İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, X, 317.
[9] el-Hâzimî, el-İ’tibâr, 526.
[10] Kûfe’li meşhur tabiî Ebû İshak Amr b. Abdillah es-Sebî’î olmalıdır.
[11] İbn Abdilberr, et-Temhîd, XXIV, 338.
[12] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-4
Ebû İshak’ın, biri el-Berâ (r.a)’ın altın yüzük “taktığını”, diğeri “takmadığını” anlatan iki rivayeti arasında bir zaman aralığı bulunduğunu söylemek doğruysa durumu şöyle yorumlayabiliriz: Ebû İshak, el-Berâ’nın altın yüzük taktığına önceleri kendisi de şahit olmuşken, bilahare Ebu’s-Sefer ile birlikte ziyaretine gittiklerinde yine altın yüzük göreceği beklentisiyle el-Bera (r.a)’ın parmaklarına özellikle bakmış olmalıdır. Arkadaşının el-Berâ (r.a)’ın parmağında altın yüzük gördüğünü söylemesi üzerine şiddetle itiraz etmesi de bundan ileri gelmiş olmalıdır. Eğer bu iki rivayeti bu veya benzeri bir şekilde uzlaştırmak mümkün olmazsa, tevakkuf etmek, yani herhangi birisiyle hüküm vermemek en doğrusu olmalıdır. Vallahu a’lem.
B. Onun altın yüzük takmasının ve bunda bir beis görmemesinin sebebi, bizzat Efendimiz (s.a.v)’in yüzüğü takması için kendisine vermiş –hatta bazı riayetlere göre bizzat parmağına takmış[1]– olmasıdır.
Dolayısıyla bu durumu kendisine mahsus bir ruhsat olarak değerlendirmiş olabilir.
2. Suheyb (r.a)’in durumu da buna benzemektedir. en-Nesâî’nin, dipnotta belirttiğim yerde naklettiğine göre Hz. Ömer (r.a)’in, parmağındaki altın yüzüğü garipsemesi üzerine, “Bunu senden daha hayırlısı (yani Hz. Peygamber) gördü ve bir şey demedi” demiştir.
Burada da üç ihtimal söz konusudur:
A. Hz. Peygamber (s.a.v) Suheyb (r.a)’in parmağındaki altın yüzüğü, erkeklere altın yüzük kullanımını yasaklamadan önce görmüş ve serbest olduğu (hatta bizzat kendisi de taktığı) için bir şey dememiş olabilir. İlgili rivayetlerde zikredildiği gibi önceleri Hz. Peygamber (s.a.v) de altın bir yüzük edinmiş ve takmıştır. Ancak bazı rivayetlerin bildirdiğine göre bu durum 3 gün devam etmiştir. Dolayısıyla Efendimiz (s.a.v) Suheyb (r.a)’in parmağındaki altın yüzüğü bu süreç içinde görüp bir şey dememiş olabilir.
B. Efendimiz (s.a.v)’in altını erkeklere yasakladığından Suheyb (r.a)’in haberi olmamış olabilir. Ancak bu ihtimal zayıf görünmektedir. Zira Hz. Ömer (r.a)’in olayı garipsemesi ve Suheyb (r.a)’in verdiği cevap, yasaklamadan haberdar olduğunu ihsas etmektedir.
C. Suheyb (r.a), altın yüzük konusunda kendisine özel bir ruhsat tanındığını düşünmüş olabilir. Vallahu a’lem.
3. Habbâb b. el-Erett (r.a) altın yüzük takan sahabîlerden olarak rivayet edilmiştir. Ancak Abdullah b. Mes’ûd (r.a) onun altın yüzük taktığını görünce, “Hâlâ onu atmanın zamanı gelmedi mi?” diye tevbih etmiş, o da hak vererek, “Artık onu bir daha görmeyeceksin” diyerek çıkarmıştır.[2] Dolayısıyla onun altın yüzük takmasıyla istidlal edilmesi doğru değildir.
Huzeyfe, Talha b. Ubeydillah, Câbir b. Semure, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Abdullah b. Yezîd, Sa’îd b. el-Âs, Ebû Üseyd[3] ve Enes b. Mâlik’in[4] (Allah hepsinden razı olsun) altın yüzük takmasına veya bunu tecvizine gelince, ulema bu noktaya iki şekilde cevap vermiştir:
1. Efendimiz (s.a.v)’in erkeklere altın yüzük takmayı yasakladığı haberi bu sahabîlere ulaşmamış olabilir.
2. Ulaşmışsa da, bu konudaki nehyi tenzihe hamletmiş, yani Efendimiz (s.a.v)’in bunu kesin haram kıldığını değil, sadece bazı sebeplerle hoş görmediğini düşünmüş olabilirler.
Altın yüzük taktığı veya takılmasına cevaz verdiği nakledilmiş olan sahabîlerin bu davranışının ulema tarafından zikredilmemiş olan muhtemel bir sebebi daha olabilir: en-Nesâî[5] ve daha başkaları tarafından nakledilen bir rivayette Hz. Ali (r.a), “Resulullah (s.a.v) bana şunları yasakladı” diyerek altın yüzük kullanımını da zikretmiş, bu meyanda şu cümleyi kullanmıştır: “Resulullah (s.a.v) bunları bana yasakladı; insanlara yasakladığını söylemiyorum.” Keza en-Nesâî’nin aynı yerde naklettiğine göre Hz. Ali (r.a)’a, “Hz. Peygamber (s.a.v)’in sana yasakladığı şeyleri bize (söyle ve) yasakla” diyenlere cevaben zikrettikleri arasında altın yüzük kullanımına da yer vermiştir.
[1] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 294.
[2] İbn Ebî Şeybe, VI, 66.
[3] İbn Ebî Şeybe, VI, 67. Adı Mâlik b. Rebî’a'dır. Bedir ehlinden en son vefat eden sahabî olduğu söylenmiştir.
[4] İbn Ebî Şeybe’nin rivayetine göre (VI, 67) kendisine altın yüzük takmanın hükmü sorulduğunda, cevaz vermiş, sadece altın ve gümüş kaptan yemek yemekten sakındırmıştır.
[5] en-Nesâî, “Zînet”, 43.
15 Eylül 2009 - 03:00
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-5
Muhtemeldir ki Sahabe’den bazıları (el-Berâ b. Âzib ve Suheyb (r.anhuma) örneklerinde olduğu gibi) Efendimiz (s.a.v) tarafından kendilerinin umumi yasağın kapsamı dışında tutulduklarını düşünmüşler, bazıları da (daha önce naklettiğim Hz. Ali (r.a) rivayeti özelinde olduğu gibi) yasağın hususi olup herkesi kapsamadığı kanaatini taşımışlardır.. Ancak şunu da ekleyelim ki Hz. Ali (r.a)’den birçok tarikle gelen bir rivayette “Resulullah (s.a.v) bize altın yüzüğü yasakladı” dediği[1] ve Efendimiz (s.a.v)’in, bir eline ipek, bir eline altın alarak, “Bunlar ümmetimin erkeklerine haramdır” buyurduğunu aktardığı[2] nakledilmiştir. Dolayısıyla altın yüzük kullanımının Efendimiz (s.a.v) tarafından önce özel olarak Hz. Ali (r.a)’a sonra da genel olarak Ümmet’in erkeklerine yasaklandığını söyleyebiliriz.
Dikkat çeken bir diğer husus da, Efendimiz (s.a.v)’in yasaklamasına dayanarak çevresine ve arkadaşlarına altın yüzük kullanmayı yasaklayan sahabîlerin fekahetle (fakih ve dirayetli olmakla) bilinen isimler olmasıdır ki, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes’ûd, Abdullah b. Abbâs (r.anhum) gibi isimler bunların başında gelmektedir.
Görebildiğim kadarıyla Efendimiz (s.a.v)’in erkeklere altın yüzük kullanmayı yasaklayan hadisleri, Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Mes’ûd, İbn Abbâs, İbn Ömer, Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr, Zeyd b. Erkam, Ukbe b. Âmir, Ebû Mûsa el-Eş’arî, Ebû Sa’îd el-Hudrî, Ebû Ümâme, el-Berâ b. Âzib, İmrân b. Husayn, Ebû Zerr, Ebû Sa’lebe el-Huşenî tarafından muhtelif bağlamlarda rivayet edilmiştir. Bu sahabîlerin rivayetleri için bu seri yazı boyunca zikrettiğim kaynaklar yanında aşağıdaki dipnotta zikrettiğim eserlere bakılabilir.[3]
Bu merfu (Efendimiz (s.a.v)’e ait) kavlî ve fiilî hadislerin hem isnadlarının sıhhati ve hem de ifadelerinin umumîliği dolayısıyla Sahabe’den –isimlerini daha önceki yazılarda gördüğümüz– bazılarının fiil ve istinbatlarından daha öncelikli ve bağlayıcı olduğu bedihîdir.
Bu sebeplerdir ki, fakih sahabîlerin ardından yine fıkıh ve istinbattaki mevkileri tartışmasız olan –Tabiun ve sonraki nesillerden– Sa’îd b. Cübeyr, İbrahim en-Neha’î, Mekhul, Alkame, Ebû Hanîfe ve ashabı, es-Sevrî, el-Evzâ’î, Mâlik, eş-Şâfi’î, Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye ve daha başkaları (Allah hepsine rahmet eylesin) bu merfu hadisleri esas alarak erkeğin altın yüzük kullanmasının haram olduğunu kesin bir şekilde söylemişlerdir.[4] Kaynaklarda bu mesele üzerinde –ilk devirdeki ihtilaftan sonra– icma vuku bulduğunun söylendiğinin de burada altını çizmemiz gerekiyor.
[1] et-Tahâvî, Şerhu Ma’âni’l-Âsâr, IV, 260.
[2] et-Tahâvî, Şerhu Ma’âni’l-Âsâr, IV, 250.
[3] el-Heysemî, Mecma’u'z-Zevâid, V, 143, 7, 151 vd.; Ali el-Karî, Mirkatu’l-Mefâtîh, VIII, 177 vd.; Ahmed Abdurrahman el-Bennâ, el-Fethu’r-Rabbânî, XVII, 247 vd.; et-Tehânevî (Tanvî), İ’lâu’s-Sünen, XVII, 304 vd.
[4] Bkz. el-Aynî, Umdetu’l-Karî, XIV, 209.
ERKEKLERİN ALTIN ZİNET KULLANIMI-6
Erkeğe altın yüzük kullanmayı yasaklayan ve çeşitli bağlamlarda varit olan hadisler, daha önce isimlerini zikrettiğim 16 sahabî tarafından muhtelif lafızlarla nakledilmiştir. Bu sahabîlerden bazılarının, konuyla ilgili birden fazla rivayet naklettiğini de burada önemle belirtmemiz gerekiyor. (Yazıyı daha fazla uzatmış olmamak için bu rivayetleri tek tek zikretmeyeceğim.) Bu sayının, mütevatir hadisleri toplamak maksadıyla kaleme alınmış eserlerde tevatürüne hükmedilmiş birçok rivayetin sahabî ravilerinin adedinden daha fazla olduğu açıktır. Dolayısıyla bu konudaki rivayetlerin, Usulcülerle diğer ulemanın değişik itibarlarına göre “mütevatir” veya “meşhur” kategorisinde yer alacağı, –kimine göre “ızdırarî”, kimine göre “istidlâlî” de olsa– her hal-u kârda “ilim” ifade ettiği açıktır.
Son olarak konunun ikmali bakımında, soruda zikredilen ayet (7/el-A’râf, 32) hakkında söylenebileceklere kısaca değinelim: Ayette geçen “zînetullah” ifadesi bir “îzafet terkibi”dir ve bu haliyle “ma’rife” özelliği kazanmış olan “zînet” kelimesi umum ifade eder. Ayetin genel üslubundan da böyle bir umumîlik zaten rahatlıkla anlaşılmaktadır. Sünnet’in, “Kur’an’ı beyan” fonksiyonu çerçevesinde umumunu tahsis, mutlakını takyid edici özelliği dolayısıyla konumuzla ilgili rivayet ve uygulamaların, mezkûr ayet ve benzerlerinin getirdiği umumî ibahayı, altın zinet kullanımı bağlamında kadınlara tahsis ettiğini söylemek durumundayız.
İster mütevatir diyelim, ister meşhur olduğunu söyleyelim, erkeğe altın zinet kullanımını yasaklayan hadislerin ilgili Kur’an ayetleri karşısındaki konumu ile, kadını halası ve teyzesi üzerine nikâhlamayı yasaklayan, mestler üzerine mesh uygulamasını getiren, mirasçısını öldürmeyi ve din farkını mirasa engel kılan… sünnetlerin konumu arasında fark yoktur. Zira bütün bu sünnetler, ait oldukları konuda Kur’an’ın umum ifade eden ayetlerini tahsis etmede aynen bahsimizin konusu rivayetler gibidir.
Sonuç olarak erkeklere altın kullanımını yasaklayan rivayetler bir itibara göre “meşhur”, bir itibara göre “mütevatir”dir; özellikle Tabiun döneminin sonlarından itibaren bu konuda ulema arasında oluşan icma da hesaba katıldığında bu mesele üzerinde kalem oynatırken biraz daha dikkatli ve hassas olmak gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.
Herhangi bir meseleyi “Usul” zemininde değerlendirmeden, “Kur’an’da yer almıyor; öyleyse at gitsin” mantığıyla hareket etmenin, Din’in ahkâmının çok büyük bir kısmını berhava etmek anlamına geldiği asla unutulmamalıdır. Bu mantıkla hareket edenlerin, Şer’î nasslar arasında “nesh” ilişkisi cereyan etmediğini söyledikleri hatırlanacak olursa, ulemanın bir delile dayanarak “mensuh” gördüğü hükümlerin kat kat fazlasını onların hiçbir delile dayanmadan nesh ettiğine (!) de dikkat etmek gerekir!!
Hızla “çağdaşlaştığımız” bu dönemde sık sık gündeme gelen “Kur’an-Sünnet ilişkisi” ve “ahkâmın değişmesi” meselesine tipik bir örnek teşkil ettiği ve çokça sorulduğu için bu konu üzerinde detaylıca durmayı uygun gördüm. Sünnet’e ittiba hassasiyetinin zayıfladığı günümüzde bir dinî hükmü ve dayanağı olan Sünnet’i ihya cümlesinden sayılması umuduyla…
EBUBEKİR SİFİL
18 Eylül 2009 - 20:59
SELAM
inanın çok kafam karıştı benim insanlar yanlış şeyler yapmamanın peşinde ama her açıklama ayrı bir çelişki taşıyo gerçekten hakikaten doğruyu emin olarak bilsek ve tabi olsak keşke yinede çok insan ilgilenmiş hepsine teşekkürler…
25 Kasım 2009 - 03:19
SERKAN KARDEŞİM
HERHALDE BAZI KİŞİLERİN NEREDE NE OLAY ÜSTÜNE NE ZAMAN İNDİĞİNİ BİLMEDİĞİ HADİSLERİ ALTININ HARAM OLMADIĞINA DELİL OLARAK GÖSTERDİKLERİ İÇİN KAFAN KARIŞMIŞ İŞTE KAFANI KARIŞTIRAN HADİSLERİN AÇIKLAMASI VE BENİM ÜSTEKİ YAZILARIMI OKURSAN SEVİNİRİM…….2081 – Huzeyfe’nin kız kardeşi (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ey kadınlar cemaati! Süs eşyanız gümüşten olmalıdır. Sizden hangi kadın altınla süslenir ve onu izhâr eder (yabancıya gösterirse), mutlaka onunla azaba maruz kalır.”
Ebu Dâvud. Hâtem 8. (4237); Nesâi. ZÎnet 39, (8.156.157).HADİSTE SÜS EŞYANIZ BUYURUYOR SÜS EŞYASINDAN MAKSAT BİLDİĞİMİZ EV EŞYASIDIR MESELA ALTIN VE GÜMÜŞ TABAKLARDA YEMEK YEMEK HARAMDIR RESULULLAH BURADA BUNU SÖYLÜYOR DİĞER BİR RİVAYETE GÖRE BİR ARA GERÇEKTEN KADINLARADA ALTIN YASAKLANMIŞ FAKAT BİR SÜRE…HADİSTE HANGİ KADIN ALTIN TAKIPTA YABANCIYA İZHAR EDERSE YANİ AÇARSA AZAP OLUR DİYOR BURADA AZAP SEBEBİ YABANCIYA GÖSTERMEK YOKSA EŞLERE SÜSLENİLİR VEYA KADINLAR KENDİ ARALARINDA SÜSLÜ DOLAŞABİLİRLER 2080 – Sevbân (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına Fâtıma Bintu Hübeyre, elinde altından iri yüzükler (Feth) olduğu halde gelmişti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam), kadının ellerine vurmaya başladı. Fâtıma da hemen (oradan sıvışıp) Resülullah’ın kerimeleri Fâtımatu’z-Zehrâ (radıyallâhu anhâ)’nın yanına girdi. Ona Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’ın kendisine olan davranışını anlattı. Bunun üzerine Hz. Fâtıma (radıyallâhu anhâ) boynundaki altın zinciri çıkarıp: “Bunu bana Hasan’ın babası Hz. Ali (radıyallâhu anhümâ) hediye etti” dedi. Zincir daha elinde iken Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanlarına girdi ve şunu söyledi:
“Ey Fatıma! Halkın: “Resülullah’ın kızının elinde ateşten bir zincir var!” demesi seni memnun eder mi?” dedi ve böyle diyerek oturmadan geri dönüp gitti. Bunun üzerine Fâtıma (radıyallâhu anhâ) zinciri çarşıya gönderip sattırdı, parasıyla bir köle satın aldı ve onu âzad etti.
Bu olanlar Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a anlatılınca: “Fâtımayı ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun!” buyurdular.”
Nesâi, Zinet 39, (8,158).
KADINLARIN KENDİ ARASINDA ALTIN TAKMALARI HARAM DEĞİL FAKAT YABANCI ERKEKLERİN YANINDA YAHUT GÖSTERİŞ İÇİN TAKARLARSA RESULULLAH BÖYLE TEPKİ VERİR BU HADİS RESULULLAHIN KADININ GÖSTERİŞ YAPTIĞINI ANLAMASI ÜZERİNE VEYA ERKEKLER İÇİNDE TAKTIĞI İÇİN YAHUT O SIRA ALTININ BAYANLARADA YASAK OLMASINDAN DOLAYI ORTAYA ÇIKMIŞTIR VE HZ FATIMAYA KIZI OLDUĞU İÇİN YANİ EHLİ EHLİNİN AZ DA OLSA LÜXSE KAÇMASINDAN HOŞLANMAZDI
2082 – Ukbe İbnu Âmir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ehline takı ve ipeği yasakladı ve: “Eğer sizler cennet takılarını ve cennetin ipeğini seviyorsanız, bunları dünyada takınıp giymeyin” buyurdu.”BU RESULULLAHIN KENDİ EHLİ İÇİN ALMIŞ OLDUĞU BİR ÖNLEMDİR TAKARSANIZ DİREKT CEHENNEME GİDERSENİZ DEMİYOR BAYAN EHLİNE AMA ERKEK AKRABALARI İÇİN TABİ Kİ HARAM
Nesâi, Zinet 39, (8,156).
UN:F [1.7.5_995]
RESULULLAH ÖZELLİKLE KENDİ AKRABALARININ LÜX YAŞAMASINI İSTEMİYORDU EĞER ÖYLE OLSAYDI İNSANLAR ARASINDA FİTME ÇIKARDI O ZAMAN ÇOK FAKİRLİK VARDI BİR DÜŞÜNELİM Kİ O KADAR FAKİRLİĞİN İÇİNDE PEYGAMBER VE EHLİ ZEVKÜ SEFA VE ALTINLARLA DONATILMIŞ BU ELBETTE OLMAZ RESULULLAH ÖZELLİKLE EHLİNİN DİĞER İNSANLARDAN DAHA ÇOK DÜNYA MALI KONUSUNDA DİKKAT ETMESİNİ İSTEMİŞTR
SELAMETLE…
22 Aralık 2009 - 08:22
Selam,
Serkan kardeş
buyur işin doğrusu
De ki “Allah’ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış ” de ki ” bunlar bu dünyada inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur. ” bilen bir toplum için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz. araf 32
şimdi bu ayette kadın erkek ayrımı var mı ?
İşte yasaklayanlar..
Allah’a eş koşanlar dediler ki ” Allah dileseydi, ne biz, nede atalarımız O’ndan başka hiç birşeye kul olmaz ve O’nun emri dışında hiç birşeyi haram kılmazdık.” onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. resullere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. nahl 35
gördüğün gibi haramı kılan müşriklerden başkası değil
bu müşrikler atalar deyince hep peygamberden öncesini anlıyorlar.
onun için getirdikleri rivayetler ben resulden şöyle işittim, yada resulun hanımından akrabalarından şöyle işittim,
güvenilir şu sahabeden şöyle işittim, bir diğeride bende işitenden şöyle işittim deyip ataların babası Ademden bu yana yol alırlar da ,
rivayetleri din diye insanlara yutturmaya bakarlar. şimdi buna bağlı olarak şu ayetlere dikkat
Onlara ” rabbiniz ne indirdi ” diye sorulduğunda “eskilerin masallarını “derler. 24
bunu söylemelerinin sebebi şu, kıyamet günü, kendi sapmalarını yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden başkalarını saptırmalarınıda yüklenecekler. dikkat edin yüklendikleri ne kötüdür. 25 nahl
müşriklerin nahl 35 deki itirafları kıyamet gününe ait. yani iş bitirileceği zaman yok fayda.
esenlikle