Cehennemden Çıkış Yoktur – Hilmi Polat
SORU: “Kalbinde zerre kadar imanı olan bir kimse ebediyen cehennemde kalmaz, günahınca yanıp cezasını çektikten sonra cehennemden çıkacak ve cennete girecektir” deniliyor. Bu doğru mudur?
Müslümanım diyen bir insan inancını sağlam temellere oturtmak zorundadır.İnançta zanna (tereddüde) yer yoktur. “Ortak koşanlar diyecekler ki”: “Allah isteseydi ne biz, ne de babalarımız ortak koşmazdık, bir şeyi haram yapmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de nihayet azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkaracağınız bir bilgi var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.” (6/148). Zanna uymanın saçmalama olduğuna değinen Allahu Teala bir şeyi iddia edenlerin yanlarında Allah katından bir delil (bilgi)in bulunması gerektiğini söylüyor. Böyle bir delile sahip bulunmayanların iddialarının havada kalacağını, saçmalık olacağını, zira zanna uymanın bu sonuçları doğuracağını belirtiyor.
İnsanlar arasında bile zanna uyarak hareket etmenin ne kadar kötü sonuçlar doğurduğuna ve doğuracağına değinen ayetler, inançta zan bulunmasının asla kabul edilemeyeceğini, zannın bulunması halinde inancın fesada uğrayacağını belirtmektedirler. Bu itibarla inancın (itikadın) konusunu yalnızca kesin bilgiler teşkil etmektedir, ki İslam açısından bu kesin bilgiler Kuran ayetleridir.
Kuran ayetlerinin inanca yönelik olanları delil olması bakımından iki halde bulunurlar. Birinci hal “Kesin Delil” halidir ki, kendisinden, ifade ettiğinin dışında bir şey anlamanın mümkün bulunmadığı ayetlerdir. İkinci hal ise “Zanni Delil” halidir. İnanca yönelik ve “Zanni Delil” olan ayetlerin, bulundukları hal ile açıklama yapılmadan kabullenilmesi ve o hali ile inancın konusu yapılması gerekmektedir. Zira gaybi olan inanç konuları ancak gaybın sahibi olan Allah’ın açıkladığı kadarı ile bilinebilir. Örneğin öldükten sonra dirilmeyi içimizde bizzat yaşayan olmadığından öldükten sonra dirilmenin nasıllığı hakkında Rabb’imiz bir şey açıklamış ise ancak o kadarını bilebilmemiz ve açıklanan kadarına inanmamız gerekir. Misaller çoğaltılarak Cennet, Cehennem, Melekler, daha önce gelip geçmiş peygamberler ve başlarına gelenler, bunların çoğunun isimleri, Allah’ın mahiyeti, Kitab ve Sahifeler, Ahiret Günü gibi inançla alakalı konularda Kur’an’dan elimizde ne kadar delil var ise o kadarıyla inanmamız, inancımızı yalnız bunlar üzerine kurmamız gerektiği, inançta zanna yer bulunmadığı gayet açıktır.
Yine; inançla ilgili ayetlerin birbirlerini açıklayabileceği, sübüt bakımından kesin olan bir delilin zannı olan bir delil ile açıklanamayacağı da bilinmelidir. Zira zan, kesin olanı açıklayamaz, bu, nakle,akla ve usule aykırıdır. Zan, şüphe anlamına geldiğinden inançta kesinlikle yeri yoktur.
KİMLER CEHENNEME GİRECEKTİR:
1) Cehennem; kafirler,müşrikler,münafıklar,müstekbirler (büyüklenenler),imtihanı kaybeden günahkarlar ve fasıklar, Allah’ın ayetlerini gizleyenler,ayetlerle alay edenler vb. içindir. Konuyla ilgili
ayet numaraları: (2/81), (2/174), (3/131), (5/72), (9/68), (17/39), (40/60), (20/74)
2) Tartısı ağır veya eşit olanlar cennete; tartısı hafif olanlar (imtihanı kaybedenler) ise cehenneme girecektir.
“O gün tartı tam hakkiyle yapılacaktır. Artık kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar, arzularına ereceklerdir. Kimin de tartıları hafif gelirse, bunlar da ayetlerimize haksızlık etmeleri yüzünden, kendilerine yazık edenlerdir.(7/7-8)
3) Allah mahşer günü bütün insanları ve cinleri (şeytanları) cehennemin etrafında toplayacak. Onlar diz üstü çökmüş ve korku içinde cehennemi görecekler ve onun sesini, dehşetini hissedeceklerdir. Ama daha sonra Allah(c.c) takva sahibi (imtihanı kazanan mü’min) olan kullarını cehennemin etrafından alıp cennete koyacaktır. Diğerleri ise (imtihanı kaybetmiş olanlar) cehennemin etrafında kalacaklar ve cehenneme atılacaklardır. Dikkat edilirse anlatılan bu mahşer olayında, mü’minler cehennemi, içine girmeden görüyorlar ve dehşete, korkuya,azaba şahit oluyorlar.Böylece girecekleri cennetin kıymetini daha iyi anlamış oluyorlar. Şimdi konuyla ilgili ayetlere bakalım:
“Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp (zuhziha) cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir.” (3/185)
Ayet-i kerimede geçen “Zuhziha” kelimesi, vurgusu, kelime yapısı ve kalıcı etkisiyle bizzat anlamını somutlaştırmaktadır. Sanki ateşin yaklaşanı yutacak ve girdabına alacak bir cazibesi varmış da onu azar azar bu azgın cazibeden çekip uzaklaştıracak birine ihtiyaç duymaktadır. Kim ateşin bu girdabından uzaklaştırma imkanına sahip olur, ateşin çekiciliğinden kurtarılıp Cennet’e sokulursa kuşkusuz o insan kurtulmuştur.(Fi zilali kur’an)
“İki taraf arasında bir set ve bu setin tepelerinde her iki grubu simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennete girememiş, fakat gireceklerini uman bu kimseler cennetliklere “selâmun aleyküm” diye seslenirler.Bunların bakışları, cehennemliklere doğru kaydırılınca da “Ey Rabbimiz, bizi zalimler ile bir araya getirme” derler.Bu tepelerdekiler, simalarından tanıdıkları bazı azılı kâfïrlere de şöyle seslenirler. “Ne kalabalığınız ve ne de şımarmanıza yol açan güçleriniz size yarar sağlamadı. Allah onları hiçbir rahmete erdirmez ” diye haklarında, yemin ederek küçümsediğiniz kimseler bunlar mıydı? Bu arada Allah onlara ‘ `Giriniz cennete, sizin için hiçbir korku söz konusu değil artık, hiç üzülmeyeceksiniz ” der.” (7/46-49)
Araf suresindeki bu ayetlerde, tartısı eşit olanların yani günahı ve sevabı aynı olanların bile Allah’ın affediciliği sayesinde cehenneme girmeden cennete girdiği görülüyorken imtihanı kazanan günahkar mü’minlerin ise öncelikli olarak cehenneme girmeden cennete girmeye hak sahibi olmaları gerektiği anlaşılıyor.
“Suçlular ateşi gördüler, artık içine düşeceklerini iyice anladılar, fakat ondan kaçacak bir yer bulamadılar.”(18/53) Bütün ins ve cinler gibi suçlular da öncelikle cehennemi görüyorlar. Fakat takva sahibi olanlar kurtulurken bunlar kurtulamıyorlar.Çünkü başarısız bir imtihan geçirmişlerdir.
“Rabb’inin yüceliği hakkı için, onları peşlerinden gittikleri şeytanları ile birlikte bir araya getireceğiz, sonra da diz üstü çöktürerek cehennemin çevresinde toplayacağız. Sonra her grubun,rahmeti bol olan Allah’a baş kaldıran en azılı ele başlarını ayıracağız.Sonra biz onların hangilerinin öncelikle cehenneme girmeleri gerektiğini, kuşkusuz, herkesten iyi biliriz. Aranızda cehenneme uğramayacak (görmeyecek) hiç kimse kalmayacaktır. Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür. Sonra sakınanları kurtararak zalimleri, diz üstü çökmüş durumda orada bırakırız.”(19/68-72)
Bazı hadislere göre “oraya (cehenneme) uğramak”, “cehenneme girmek” anlamındadır. Fakat bu hadislerden hiçbiri sahih değildir. Öyle olsa bu yorum, gerçek müminlerin hiçbir şekilde cehenneme girmeyeceklerini açıkça ifade eden bir çok sahih hadise ve Kur’an’ın kendisine ters düşerdi. Sözlük anlamı olarak da vurûd (bir şeye arzedilmek, uğramak) duhul (girmek) ile eş anlamlı değildir. O halde doğru ifade şu olacaktır. Her insan cehenneme sunulacak, fakat bir sonra ki ayette de açıklandığı gibi dindar, salih insanlar kurtulacak, zalimler orada yüzüstü bırakılacaklardır.(Tefhimul Kur’an)
“ Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.”(79/36)
“Andolsun ki, cehennemi mutlaka göreceksiniz! Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz.”(102/6-7)
4) İmtihanı kazanan günahkar mü’minler cehennemi görseler de ,cehenneme girmeyecekler.
Çünkü Allah onların kötülüklerini; affedip iyiliklere çevirecektir ve azap etmeden cennete sokacaktır.
“..Benim için hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, yolumda işkenceye uğrayanların, savaşanların ve bu uğurda öldürülenlerin suçlarını örteceğim. Onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım…”(3/195)
“(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan, o yüzden cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir. Erkek veya kadından her kim de inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.”(4/123-124)
“ …. Allah’a gönülden ödünç verirseniz, kesinlikle günahlarınızı silerim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyarım…”(5/12), (5/65)
“İşte kendilerinden yaptıklarının en güzelini kabul buyuracağımız ve günahlarını sileceğimiz bu kimseler, cennetlikler arasında seçkin kişilerdir. ….”(46/16), (48/5), (61/12), (64/9)
“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter,…” (66/8)
CEHENNEMİN ÖZELLİKLERİ
1) Cehennem sürekli (ebedi) dir:
Kur’an cehennemdeki azabın bitmeyen, sürekli devam eden bir azap olduğunu vurgular.
Sınırlı,bitebilecek bir azap Kur’anda bulunmaz.
“Bir de dediler ki: “Sayılı birkaç gün dışında bize ateş dokunmayacaktır.” De ki: “Allah’tan (bu hususta) bir söz mü aldınız. şâyet öyle ise Allâh verdiği sözden dönmez-yoksa Allâh hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.” (2/80-81), (2/39), (3/88), (7/36), (9/17), (25/65), (10/52), (42/45), (43/74), (47/15), (98/6) ayetlere bk.
Özellikle bu ayetlere dikkat ettiğimizde cehennemin – kabul edilen görüşün yani günahkarların cezasını çektikten sonra cehennemden çıkacağını söyleyenlerin aksine- sayılı/sınırlı olmadığı sürekli olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
“ … Allah: “Sizin ikametgahınız, Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi kalmak üzere ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.”(6/128)
Bu ayette geçen “Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi kalmak üzere ateştir.” Hakkında E.H.Yazır şöyle der: “ O ateş, cehennem ateşi, oturacak yeriniz ikametgâhınız, yatağınızdır. Orada insan ve cin hepiniz ebedî olarak kalacaksınız, ancak Allah’ın dilediği müddet müstesna buyrulmayıp da, “dilemesi müstesna” buyrulmasından anlaşılır ki, cehennemde ebedî kalmaktan bu istisna bazı şahıslara değil, bazı zamanlara aittir. Ve beyan olunduğuna göre Allah’ın dilediği bazı zamanlar kâfirler, ateşten çıkarılıp soğuğa, çok soğuğa atılacak, sonra yine ateşe döndürüleceklerdir.”
“Orada çağlar boyu kalacaklardır.”(78/23)
Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: “ Kur’an’da cennetin ve cehennemin sonsuzluğu anlatılırken;cennet için genellikle ‘halidiyne fiyha ebeden’ ifadesi kullanılırken, cehennem için ise genellikle, sadece ‘halidiyne’ ifadesi kullanılmaktadır.Bu ifadelerden yola çıkarak; cennetin ebedi sonsuz, cehennemin ise sonsuz değil uzun bir müddet (sonlu) olduğu anlaşılamaz mı? Çünkü ‘halidiyne’ kelimesi ‘uzun bir müddet’ anlamına da gelmektedir. Yani Allah’ın cennet için ‘ebeden’ ziyadesini kullanmasının hikmeti ne olabilir?
Cevap olarak deriz ki: ‘halidiyne fiyha ebeden’ ifadesi Kur’an’da hem cennet için (64/9, 65/11, 98/8, 9/100, 9/22, 5/119, 4/122, 4/57 nolu ayetlere bkz.) hem de cehennem için (4/169, 33/65, 72/23 nolu ayetlere bkz.) kullanılmıştır. Aynı şekilde sadece ‘halidiyne’ ifadesi de hem cennet için (2/25, 5/85, 9/89, 18/108, 57/12 nolu ayetlere bkz.) hem de cehennem için kullanılmıştır. O halde ister ‘halidiyne fiyha ebeden’ ifadesi olsun, isterse de ‘halidiyne’ ifadesi olsun her ikiside ‘ebedi-sonsuz’ anlamına gelmektedir. ‘halidiyne’ ifadesine uzak ve şaz anlamı olan ‘uzun bir müddet’ anlamı vermek; kelimenin sık kullanılan yakın anlamına aykırı olduğundan cennet ve cehennemin sonsuzluğuna gölge düşürmektedir. Ki bu da düşünülemez, Kur’an’a aykırıdır.
2) Cehennemden Çıkış Yoktur :
Makalemizin asıl konusuna gelmiş bulunuyoruz. Bu güne kadar İslam dünyasının genelinde –ister kitaplarda ister de halk arasında-; günahkar mü’minlerin cehenneme girip cezalarını çekeceklerine ve cezası bitenin cennete gireceğine hatta öyle ki kalbinde zerre kadar iman bulunan bir kimsenin bile cehennemde ebediyyen kalmayıp oradan çıkacağına dair görüş hakim olmuştur.Tabiki bu görüşü ileri sürenlerin Kur’an dışında bir çok akli ve nakli delilleri olmuştur.Mesela bir çok hadiste bu konu işlenmiştir.Hadislerden yola çıkan ve Kur’an’ı gözardı eden bir çok insanda nedense Kur’an’a aykırı olan “ kalbinde zerre kadar iman bulunan bir kimsenin bile cehennemde ebediyyen kalmayıp oradan çıkacağına dair görüşü” benimsemişlerdir. Fakat Allah’ın kitabında cehennemden çıkmaya dair –bırakalım bir,iki ayeti- en ufak bir ip ucu bile yoktur.
“ …. ve onlar artık ateşten çıkamazlar.”(2/167), (22/22), (23/106-108), (25/22), (40/49-50), (90/19-20), (43/74-77) ayetlere bk.
“Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. …” (5/37)
“… ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! ….”(7/40)
“… Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve …”(32/20)
“….. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.” (denir).”(35/37)
“… Artık bugün onlar, ateşten çıkarılmayacaklar ve kendilerinden özür dilemeleri de kabul edilmeyecektir.”(45/35)
“Ya üzerine azab kelimesi hak olmuş kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?” (39/19)
Yani ‘Ey insanlar! Yorumlarınız, te’villeriniz, ictihadlarınız,vs. ile ateşteki kimseyi çıkarmaya gücünüz yetmez.Buna ancak Allah’ın gücü yeter ki Allah ise vaadinden (cehennemden çıkılamayacağına dair sözünden) dönmez.
“…..Allah: “Sizin ikametgahınız, Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi kalmak üzere ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.”(6/128) ayetini bu bağlamda anlamak gerekir.
Ayetlerde gayet açıktır ki; cehennemden çıkış imkansızdır.Fakat geleneğimizdeki bu yanlış inanışın, biraz İslam tarihi karıştırıldığında Kur’an’dan değil de siyasi ve itikadi fırkalaşma sonucunda ortaya çıktığına şahit olursunuz.Bakın bu konuda M.Ebu Zehra Mezhepler tarihi s.130-133 de söylediklerinden; müslüman alimlerimiz bu konuda Kur’an’a göre değil de sapık mürcie mezhebinden etkilendiği ve hatta onların yolunu takip ettikleri anlaşılıyor.Yani sırf bir gurup, büyük günah işlemiş müslümanı kurtaralım derken Kur’an dışı bir inanışa sebep olmuşlardır.Bu inanç, aynı zamanda da ucuz cennet mantığına yol açmıştır. “Nasıl olsa eni sonunda cezamı çekip cennete gideceğim, kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemde ebediyen kalmayacakmış,şimdilik günah işleyeyim de sonra cezamı çeker cennette keyfimi sürerim.” Mantığıyla hareket etmeye sebep olmaktadır.
Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Bu durumda 20.yy. Müslümanları; önceki alimlerin görüşleri doğrultusunda mı yoksa Kur’an bütünlüğü içerisinde mi bu konuya inanacaklardır? Bu sorunun cevabı elbette ki Kur’an doğrultusunda olmalıdır. Çünkü; şüphesiz, yanılmaz, değişmez tek kaynağımız Kur’an, bu konuda gereken en doğru bilgiyi vermiş ve buna inanmamızı istemiştir.
Bizden önceki alimler gerek isabet ederek gerekse yanılarak bir çok konuda devirlerinin şartlarına göre görüşlerini bildirdiler.İster isabet ettikleri ister de yanıldıkları görüşleri birer ictihattır, kabul de edilebilir, red de edilebilir.Bu içtihatları ise, ona inanları bağlar ve mutlak doğru demek değildir.Mutlak doğru ancak Allah’ın ayetleridir. Allah beni–falan müctehide göre değil- Kur’an’dan hesaba çekecektir.
Kısacası; Geleneğimizdeki konuyla ilgili içtihadlar, görüşler doğru da yanlış da olabileceğinden; inançta şüpheye yer olmayacağına inandığım için şüphesiz delil olan Kur’an’a göre inanıyorum. “Biz önceki alimler kadar bilemeyiz” gibi tutucu, karamsar,donuk,gerici bir görüşe de aldırmayarak “ Allah Kur’an’ı bana indirmiş,beni onunla imtihan edecek, onu anlayıp yaşamak ve inancımı O’na göre düzeltmek zorundayım ki imtihanı başarayım.Zaten Peygamberim (s.) de böyle yapıyordu ve Kur’an’ı yaşayarak bize bunu emrediyordu:
“İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.”(2/213)
“Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. Halbuki onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.”(98/4-5)
“Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. “Bu, Allah katındandır.” derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah’a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler. İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: “Allah’ı bırakıp bana kul olun.” demesi yakışmaz. Fakat onun: “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb’e halis kullar olun” (demesi uygundur).Ve O size: “Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin.” diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?”(3/78-80)
“Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.”(66/1) Konuyla ilgili : 3/161.164 , 5/67, 7158, 8/64,66/1 nolu ayetlere bakılabilir.
Bu ayetlerden anlaşılan net bir sonuç şudur: Peygamberimiz kesinlikle Kur’an’a aykırı,Kur’an’da olmayan, Kur’an’a rağmen bir inanç-din yaşamamış,anlatmamıştır.Peygamberimiz(s) Kur’an’da ne varsa onu yaşarak göstermiştir (İşte bu hikmet veya sünnettir).Kur’an’ın helalini haram,haramını helal yapmamıştır.Kur’an’daki İnanç esaslarına ekleme ve çıkarma yapmamıştır.Aksi halde (Kur’an’a aykırı, hadis zannedilen sözlerde olduğu gibi inanmış ve yaşamış olsaydı) haşa!! Apaçık olan bu ayetlere aykırı davranmış ve Kur’an’dan farklı bir din tebliğ etmiş olurdu. Ki bu Allah’ın şerefli peygamberi hakkında düşünülemeyecek ( aptalca ) bir şey olurdu.
SONUÇ :
Allah’ın kitabı Kur’an’ı Kerim’de ve Peygamberimiz (s)’in sünnetinde “ Cehennemden Çıkışın olmadığı ” ; geleneğimizde ki, cehennemden çıkışa dair yanlış inancın ise “ sapık mürcie mezhebi” nin etkisiyle yayıldığı ve ehlisünnet denilen görüşü bile derinden etkilediği, fakat bu inancın Kur’an ve Sünnet’e aykırı olduğu görülmüştür.
Her şeyi, her zaman en doğru bilen Allah (c.c.)’tır.
(İlahiyatçı – Öğretmen)


17 Haziran 2008 - 21:06
Hocam araştırmaların için teşekkürler ama size katılmıyorum. Niye mi?
Yol yanmak ile yolcu yanmaz
Erenlerin dokuduğu çul yanmaz
Cehennemde günahlar yanar,kul yanmaz…
19 Haziran 2008 - 17:58
ali güler kardeşim ayetler net ve açık. Eğer senin dediğin ayetlere uygunsa biz bunu kabul ederiz ama yok değilse lafla peynir ekmek gemisi yürümez.Kurana göre dediğin doğru ise ayetleri aktarırsan seviniriz.
19 Haziran 2008 - 21:27
Selam aleyküm admin kardeşim
Bir sorum olacak size.
Cennet ve cehennem kavramlarında müteşabihatın yeri nedir?
20 Haziran 2008 - 00:23
Selam Maxsi kardeşim;
Müteşabihatı “teşbih / benzetme” olarak algılıyoruz.
Böyle bakıldığında Allah’ın insanların bilmedikleri, görmedikleri bir şeyi, görüp bildikleri şeyler yoluyla anlatması müteşabihattır, benzetmedir.
Gerçekten insanlar cennet ve dehennemi hiç görmemişlerdir. Bu görülmemiş şeyler, görülüp bilinen şeylere benzetilerek anlatılmıştır.
Kuran’ın anlattığı cennet mutluluk ve güven, cehennem ise azap, çile yurdudur.
Eğer Kuran kutuplarda yaşayan insanlara indirilmiş olsa idi belki daha farklı bir cennet ve cehennem tanımı ile karşılaşacaktık.
Muhabbetlerimle…
15 Ekim 2008 - 01:25
Müslüman cehennemde hiçbir zaman yanmaz.Müslüman ehli takva sahibi kimsedir.Takva sahiplerine hiçbir zaman ateş dokunmaz.Cehenneme gireceklere dair bir ayet şöyle demektedir:
3/ÂLİ İMRÂN-131: Vettekûn nârelletî uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
“Ve kâfirler için hazırlanmış olan o ateşten sakının.”
Aksini iddia edip, müslüman kimse ateşte yanıp ta cennete girecek diyen varsa buyursun hodri meydan!!!
13 Mart 2009 - 14:35
şimdi gökhan abi her müzlüman cehennemin tadına bakacaktır…Çünkü hiç birimiz doğru değiliz..zaten cehenneme girmessek insan olmanın bu dünyanın olması yada başka herşeyin değeri olmaz…
herkezin bile günağı wardır.Peygamber efendimiz (s.a.v) okadar namaz kılıp tespi çekiyo peygamberimiz olmasına rahmen biz ne yapıyoruz acaba.. bide cehenneme giremicek mişiz…
21 Mayıs 2009 - 11:34
kardeşlerim beni bağışlayın fikirlerinizin çoğu isabetsiz. açıklaması uzun sürer ama http://www.galubela.com adresine girerseniz videolu anlatımla daha çok şeyi kuran merkezli olarak dinleyebilirsiniz. kitaptan bazı bilgiler. İnsanlar bitkilerden, hayvanlardan hatta dünyanın, uzayın ve yedi kat göklerin en son yaratılışından önce yaratılmıştır.
İnsanlar bundan önce bir ömür daha yaşamışlardır. Bu ömrümüzden önce bir ömür yaşadık ve ilk ölümü tattık.
Evvelki kıyametlerden önceki Âdemler ve nesilleri hesaplarını verdiler. Şu anda amellerine göre cennette veya cehennemdedirler.
Bizim hesabımız görüldükten sonra dünyaya gelecek Âdemler ve nesilleri vardır.
İnsanların her birinin ilk yaratılması ve hesap için diriltilmesi, Âdem babamızın ilk yaratılması ve hesap için diriltilmesi gibidir. Her insan ilk defa topraktan sonra annesinin karnında olmak üzere iki defa yaratılmıştır.
12 Haziran 2009 - 01:28
Fikri Semiz demiş ki: “Bizim hesabımız görüldükten sonra dünyaya gelecek Âdemler ve nesilleri vardır.” Bunu Allah bilir sen bilemezsin.OK.”İnsanlar bundan önce bir ömür daha yaşamışlardır. Bu ömrümüzden önce bir ömür yaşadık ve ilk ölümü tattık.” Reenkarnasyon denilen bir olgu yoktur.Sen istemesen de dediğin bu başlık altına giriyor.İnsan bir kere hesap verir.Elbette Allahu Teala zaman ve mekandan münezzehtir.O’na göre herşey olup bitmiştir.Biz sadece zaman içinde olayları kademe kademe yaşarız.Galu bela günü farklıdır.Eğer onu kastediyorsan Orada ruhlar yemin vermiştir.Fizik vücutla değil.Sonrasında Fizik vücut anne karnında oluşur.Ve ilk ölüm bundan sonra gerçekleşir.OK
Ayrıca Burak kardeşim bu zamana kadar hiç kimse bana cehennemde yanıp da cennete girileceği konusunda ayet getiremedi getiremez de.Uydurma hadislerle işim de olmaz.Peygamberimiz sahih bir hadisinde kızı Aişe’ye, “Peygamber kızısın diye kendine güvenme,seni Ben bile kurtaramam” demiştir.OK
25 Ağustos 2009 - 23:44
ben hayatımda hiç bu kadar geri ve değişmez bir düşünce görmedim gökhan bey.ne demek kimse bana cehennemden sonra cennete girilebilir diye bir ayet getiremedi getiremez.siz nasıl Allahtan bu kadar umutsuz olabiliyorsunuz?
Kuran`da Allah`ın bir çok özelliğinden bahsedilmektedir. Bunların arasında en çok vurgulanan Rahman ve Rahim (merhametli ve affedici) olmasıdır. Allah`ın çok affedici olduğu, kendisine ortak koşulması dışında dilediği her hatayı affedebileceği Kuran`da defalarca bildirilmektedir.
Yanılmaz, hata yapmaz tek varlık Allah`tır. İnsanoğlu yapısı itibariyle hata yapmaya uygundur, zaten böyle olmasaydı bu dünyanın bir imtihan yeri olması düşünülemezdi. İnsanlar Allah`a karşı gelmekten sakınarak bu hataları en aza
indirmeye çalışsa da kimi zaman yanlış yapabilirler. İşte bu zamanlarda ümitsizliğe kapılmak ya da “Battı balık yan gider” mantığıyla kendisini koyverip başka günahlara yelken açmak yerine Allah`ın sonsuz affediciliğine sığınılmalıdır. İnsan bu sayede vicdani yönden de rahatlamış olur ve bu hatayı tekrarlamamaya özen gösterir.
Allah`ın affediciliği insanı hem dünyada hem de ahirette kurtaracaktır. Fakat bu konuda çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Kuran`da da belirtildiği gibi Şeytan insanı Allah ile aldatabilir. Yani insanlar bunu akılları sıra kullanarak “ben yapayım, nasıl olsa Allah affeder” mantığıyla günah işleyebilirler. Günümüzde de bunun pek çok örneğini görmekteyiz. Unutmamalıyız ki yaptığımız her işte samimi olmalıyız. Sonuçta Allah insanların içindekileri de bilir ve Allah`ı kandırdığını sanan insanlar yalnızca kendilerini kandırmaktadırlar.
ben bunu başka bişey demiyorum umarım Allah katında affedilebilenlerden oluruz
26 Ağustos 2009 - 19:31
Nasıl bır allahsa bu ınsanları sonsuz cehennemde bırakıyor !dıger tarafa gıtmeye gerek yok semavı dınler yuzunden dunya cehenneme donmus durumda!
07 Eylül 2009 - 20:10
Allahu Teala bunu Kur’an-ı Kerim’de açık açık belirtmişse biz neden o emre karşı çıkalım ki.Sonradan uydurma hadisleri ayetlerden üstün tutmam.Tutamam.Müslüman kişiyi Allah neden cehennemde yaksın? İmanın şartlarını kabul eden, İslamın şartlarını kabul eden ve yerine getiren bir müslümanın cehennemde yanacağı düşünülür mü? Elbette kul günah işler fakat günah işlemekle cehennemde yanılmaz.Sadece kişi derecat kaybeder.İmanlı gitmişse, takvasına göre cennete girer.Günaha dalmakla cehennemde yanılır.Bu delaletlik halidir.İslam teslimiyet dinidir.Teslim dinidir.Ya tam teslim olunur ya da sıradan delalet yolcusu olur çıkar.Malum ahir zamandayız.Bidatler almış başını gidiyor.Bakalım Allah’ın ayetleri ne diyor?
CEHENNEM’İN KAFİRLER İÇİN HAZIRLANDIĞI:
3/ÂLİ İMRÂN-131: Vettekûn nârelletî uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
“Ve kâfirler için hazırlanmış olan o ateşten sakının.”
Sakının diyor, yani girmeyin diyor.Çünkü o kafirler için hazırlandı.İnsanları uyarıyor.
23/MU’MİNÛN-101: Fe izâ nufiha fis sûri fe lâ ensâbe beynehum yevme izin ve lâ yetesâelûn(yetesâelûne).
İzin günü sur’a üfürüldüğü zaman, artık onların aralarında bir neseb (soy bağı) yoktur. Ve (birbirlerine hal hatır) sormazlar.
AŞAĞIDAKİ AYETLERDE İKİ GRUP İNSANDAN SÖZ EDİLİYOR:
23/MU’MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
23/MU’MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, CEHENNEMDE EBEDİYYEN kalacak olanlardır.
Bunun dışında bana kimse cehennemde bir süre yanıp da cennete girileceğine dair ayet getiremez.Ge-ti-re-mez. Uydurma hadisleri ayetlerden üstün tutmam. Kim bunu yaparsa bu açık bir şirktir.Şirk.Peygamberimizin hadisleri asla ve asla Kur’an’ın muhtevasına aykırı olamaz.Mutlaka Kur’an’a uymak zorunda.Bunlar sahihtir.
04 Ekim 2009 - 00:32
Allahın selamı ve bereketi ehli sünnet ve l cemaat itikadi üzerine olanlara olsun. Diğerlerinede hidayet nasip etsin.
Sadece şunu sormak istiyorum. aşağıda ki hadisi şerifi nakleden hadis ilminde hatrı sayılır 3 hadis alimi var. Bu alimlerin naklettikleri hadisleri kabul etmiyorsak söylenecek söz yok bence. Ayrıca İbadetlerinizi ( abdest, namaz, oruç, zekat, Vs) yaparken sadece kuranla mı yetiniyorsunuz.
sizden cevap beklemiyorum.saygılar
CEHENNEMDEN EN SON ÇIKACAK KİŞİ
Abdullah ibn-i Mes‘ûd (r.a.) anlatıyor:
Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ben, ateş ehlinin cehennemden son çıkacak ve cennet ehlinin cennete son girecek olanını elbette biliyorum. Bu öyle bir kimsedir ki; cehennemden emekleye emekleye çıkar. Allah Teâlâ ona:
— Git, cennete gir, buyurur.
O kimse cennete varır, ona öyle gelir ki, cennet dopdoludur. Dönüp:
— Yâ Rabbi, cenneti ben dopdolu buldum, der.
Yine Allah Teâlâ ona:
— Git, cennete gir, buyurur.
O kimse cennete varır. Ama ona öyle gelir ki, cennet dopdoludur. Tekrar dönüp:
— Yâ Rabbi, ben cenneti dolu buldum, der.
Allah Teâlâ üçüncü defa yine ona:
— Git cennete gir, dünya kadar ve dünyanın on misli kadar yer senindir, buyurur. O kul:
— (Yâ Rabbi!) Sen yegâne melik olduğun halde benimle alay mı ediyorsun, der.
Râvî der ki: Vallâhi Resûlüllah (s.a.v.)’ın nevâcizi yani azı dişlerinin sonundaki altlı üstlü bulunan dişleri belirinceye kadar güldüğünü gördüm. (Ashâb arasında) cennet ehlinin en aşağı menzil sahibi işte bu kimsedir, denirdi.
Buhari, Müslim ve Tirmizi
Bu hadisi Buhari (rikak 51, VII, 204) Müslim (iman 308, s 173) ve tirmizi (2595)
04 Ekim 2009 - 15:09
(İçinizden Cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin hükmüdür. Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri [kâfirleri] de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.) [Meryem 71,72]