Cinler bedenlenir mi ?
Cin kelimesi Kuran-ı Kerimde 22 kez geçmektedir.
Cin, Kuran örfünde, doğası gereği insan duyularına karşı örtülü olan şuur ve irade sahibi bir varlıktır. İnsan gibi sorumludur, ahirette de diriltilecektir. Tıpkı insan gibi itaakâr, âsi, mümin, kâfir vs. olabilir. Hulasa insanla omuz omuzadır. Tek farkı, insanın hissedilebilmesi, onunsa hissedilememesidir. Bunun dışında başka bazı farklar da olabilir.
Cinnet, cin demektir: Cinlerden ve insanlardan. (Hûd 119). Sıhâh ve Kâmûsta, Cin taifesinden şeklinde de söylenmiştir.
Bendeniz İslama Bakış isimli kitabımda cinler hakkında detaylı açıklamalara yerverdim. Orada, anti-madde dünyası hakkında Ittılaat gazetesinde yayınlanmış bir yazıyı nakletmiştim. O yazıdan bir bölümü buraya da almak isterim:
1. Cinler ve insanlar, yeryüzünün çok değerli iki varlığıdır [sakalân]. Rahman suresinin ayetleri incelendiğinde otuzdan fazla defa tekrarlanan Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ifadesiyle cinler ve insanların muhatap alınmış olması bunu gösterir. Bu surede dünya ve ahiret nimetleri ve azabı defalarca tekrarlandıktan sonra yukarıdaki ifadenin kullanılması, dünya ve ahiretin bu varlıkların her ikisi için de olduğunu ortaya koymaktadır. Bu meseleyle ilgili olarak Rahman suresine ve anlamına bakılmasında yarar vardır. Ayrıca Kuranda Cin adıyla bir sure vardır ve çok dikkat çekicidir.
2. Cin ateşten (özel bir enerji ve ısı) yaratılmıştır. Tıpkı insanın tedricen topraktan yaratılması gibi. Andolsun insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Ve cinleri de daha önce nüfuz eden bir ateşten (semûm) yaratmıştık. (Hicr 26-27)
Ayette geçen semûm, nüfuz eden anlamına gelmektedir. Ayete göre cin, insandan önce yaratılmıştır. Başka bir ayette şöyle denmektedir: Cini de bir ateş karışımından (mâric) yarattı. (Rahman 15). Merc, karışım demektir. Cinlerin hakikatini bilmiyorsak da ayetlerden anlıyoruz ki, bilinmeyen bir enerji ve ateşten yaratılmışlardır.
3. Cin, insan gibi amellerle yükümlüdür. Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zâriyat 56)
Kıyamet günü cinlere ve insanlara Size peygamber gelmedi mi? Sizi bu günden sakındırmadılar mı? diye sorulacaktır. Herbiri kendi küfrüne şahitlik edecektir: Ey cin ve insan topluluğu. İçinizden size ayetlerimi okuyan ve kavuştuğunuz bu gün hakkında sizi ikaz eden elçiler gelmedi mi? Onlar, nefislerimize karşı şehadet ederiz derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şahitlik ettiler. (Enâm 130)
Ayet, cinlerin mükellef oldukları ve Allahın huzurunda sorumlu bulundukları konusunda çok açıktır. Tıpkı insanlar gibi kafir olurlar ve kendilerine gönderilmiş peygamberleri vardır (sizden elçiler). Cin suresine, Ahkaf suresi 29-32. ayetlere ve diğer ayetlere müracat edildiğinde görülecektir ki, Hz. Peygamber (sav) onların da peygamberidir.
4. Cinlerin günahkarları ve kafirleri de insanlar gibi cehennemliktirler ve azaba uğrayacaklardır. Andolsun cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. Kalpleri vardır, bununla kavrayıp anlamazlar… İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf 179) Yine buna benzer iki ayet daha vardır: Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan tümüyle dolduracağım. (Hud 119), Benden çıkan söz gerçekleşecektir. Andolsun cehennemi cinlerden ve insanlardan tümüyle dolduracağım. (Secde 13)
5. Cinler de insanlar gibi ölür ve ortadan kalkarlar. Bir topluluğun yerini başka bir topluluk alır. Cinler ve insanların kendilerinden önce geçmiş ümmetler üzerine sözü hak oldu. Çünkü onlar hüsrana uğrayan kimselerdi. (Fussilet 25). Geçmiş ümmetler ifadesi, cin ümmetlerinin insan toplulukları gibi ortadan kalktığını göstermektedir. Tıpkı şu ayette ifade edildiği gibi: İşte bunlar, cinler ve insanların kendilerinden önce geçmiş ümmetlerin üzerine sözün hak olduğu kimselerdir. (Ahkaf 18). Araf 38de aynı şeyden sözedilir.
6. Cinler bizi görürler ama biz onları göremeyiz. Ademoğullarını şeytandan ve ona tabi olanlardan sakındırma hakkında şöyle denmektedir: Çünkü o ve taraftarları, sizin göremeyeceğiniz yerden sizi görür. (Araf 27). İblis hariç hepsi secde etti. O, cinlerdendi. (Kehf 50) ayetinin hükmüne göre İblis cinlerdendir ve özel bir tür değildir. Bu konudaki bilgiler için Şeytan maddesine bakılabilir.
7. Cinler, insanlar gibi çalışırlar. Çalışacak güçleri vardır. Hz. Süleyman, onları Allahın emriyle kendine tabi kılmıştı. Onlar da Hz. Süleyman için çalışıyorlar; saraylar, heykeller ve büyük kaseler yapıyorlardı. Onun eli altında Rabbinin izniyle çalışan bir kısım cinler vardı… Ona, dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülemeyen kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın. (Sebe 12-13)
Neml suresi 17-39. ayetler arasında Hz. Süleymanın Sebe ülkesine ordu göndermesi nakledilmiştir. Burada, cinlerden bir grubun onun ordusunda yeraldığı belirtilerek cinlerden bir ifritin şöyle dediği aktarılır: Ben kraliçenin tahtını, sen yerinden kıpırdamadan sana getiririm. Enbiya suresi 82. ayette de bundan sözedilmektedir.
Usul-i Kâfîde (c. 1, s. 394), Cinler, İmamların huzuruna gelir ve dinî meseleleri sorarlar… başlığı altında bir bâb açılmış ve orada 7 hadis nakledilmiştir.
Sedir Sayrafîden şöyle rivayet edilmiştir: İmam Bâkır, Medinede bana bazı ricalarda bulunmuştu. Medineden çıktım. Yolun yarısında Rûhâya (Medineye 30-40 mil mesafede bir yer) vardığımda bir adam giysisiyle bana işaret etti. Ona doğru döndüm. İlk bakışta susuz olduğunu sandım. Su kabını ona verdim. Dedi ki: Suya ihtiyacım yok. Bana, henüz mürekkebi kurumamış bir mektup verdi. Mührün İmam Bâkıra ait olduğunu hemen anladım. Dedim ki, Bu mektubu sana ne zaman verdi? Cevap verdi: Şu an. Mektupta bazı talimatlar vardı. Başımı kaldırıp baktığımda ortada kimsenin bulunmadığını gördüm. Daha sonra Ebu Cafer (Mekkeye) geldi. Huzuruna giderek dedim ki, Canım size feda olsun, bir adam, henüz mührü kurumamış mektubunuzu getirdi. Buyurdu ki, Ey Sedir, cinlerden hizmetkârlarımız vardır. Bir işi acilen yapmak istediğimizde onları göndeririz.
8. Birkaç ayette cennetteki huriler anlatılırken şöyle denir: Bundan önce onlara ne insan, ne de cin dokunmuştur. (Rahman 56 ve 74). Bu ayetten, cinlerin çoğalmasının dişi ve erkeğin birleşmesiyle olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Şeytan hakkında şöyle denmiştir: O cinlerdendi. Böylece Rabbinin emrinden çıkmıştı. Bu durumda beni bırakıp onu ve soyunu mu veliler edineceksiniz?… Göklerin ve yerin yaratılışında onları şahit tutmadım. (Kehf 50-51). Ayet, İblisin cinlerden olduğu, soyu bulunduğu ve Allahın yerleri ve gökleri yaratması sırasında hazır bulunmadıkları konusunda gayet açıktır. Acaba soyu doğum ve cinsel ilişkiyle mi devam etmektedir?
9. Cinler, Allahın Rasûlüne (sav) iman etmişlerdi. Bizim gibi konuşur ve birbirlerini iyi işler yapmaya davet ederek Allahın azabından korkuturlar. Aşağıdaki ayetlere dikkat ediniz:
Hani cinlerden birkaçını Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldiklerinde dediler ki: Kulak verin. Sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musadan sonra indirilen, kendinden öncekileri de doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola hidayet ediyor. Ey kavmimiz, Allaha davet edene icabet edin ve ona iman edin. Böylece günahlarınızdan bir kısmını bağışlar ve sizi acı bir azaptan korur. (Ahkaf 29-31)
De ki, bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de demişler ki, doğrusu biz hayranlık uyandıran bir Kuran dinledik. O, gerçeğe ve doğruya hidayet ediyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiçkimseyi ortak koşmayacağız (…) Doğrusu bizden salih olanlar vardır, bunun aşağısında olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz (…) Ebette o yol göstericiyi işitince ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse ne eksileceğinden korkar, ne de haksızlığa uğrayacağından. Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. Teslim olanlar, işte onlar gerçeği ve doğruyu araştıranlardır. Zulmedenler ise, onlar da cehenneme odun olmuşlardır. (Cin 1-15)
Bu ayetlerden anlaşılan odur ki, cinler Kurını dinlemiş ve ona iman etmişlerdir. Onlar, iman, küfür vs. bakımından tıpkı bizim gibidirler ve Hz. Peygamber (sav), onlara da peygamber olarak gönderilmiştir. Sizden peygamberler ifadesinden, onların kendi cinslerinden peygamberleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Belki de hem kendilerinden peygamberleri vardı, hem de Hz. Peygamber onların da peygamberiydi. Bu konuda rivayetler vardır. 7. maddede belirttiğimiz gibi Ehl-i Beyt imamlarının huzuruna gelir ve meselelerini sorarlardı.
Kendi aralarında Musadan sonra indirilen şeklinde konuşmalarından Musaya da inandıklarını çıkarabiliriz. Fakat acaba neden İsadan sonra demediler? Yahudi olabilirler mi? Yoksa İncil Tevratın tamamlayıcısı olduğu için mi ondan bahsetmediler? İkinci ihtimal daha doğrudur.
10. Daha önce işaret ettiğimiz Rahman suresinde cinlere ve insanlara Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız ifadesiyle 31 kez hitap edilmiş ve her ikisi hakkında da şöyle denilmiştir: Yeryüzünde herşey fânidir. (Rahman 26), Ey iki ağırlık, sizin için de vakit bulacağız. (Rahman 31)
Değerli bilimadamı dostum Muhammed Emin Rezevî Seldûzî, O, iki doğunun da iki batının da Rabbidir (Rahman 17) ayetinde ikili çoğul (tesniye) kullanımından, doğu ve batının insan ve cinler olduğu ihtimalini çıkarmıştır. Tıpkı cennetler, kaynakların ikişer kere sayılmaları gibi. Bütün bunlar dikkat çekicidir.
11. Cinlerin dişi ve erkek olmaları hakkında aşağıdaki ayet dikkat çekicidir:
Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan, her türlü noksanlıktan uzaktır. (Yâsîn 36)
Ayet, bitkiler ve insanların dişi ve erkekleri bulunduğunu, bizim bilmediğimiz şeylerin de dişi ve erkeklerinin olduğunu söylemektedir. Daha bilmedikleri nice şeylerden cümlesi cinleri de kapsamaktadır ve denebilir ki, onların da dişi ve erkekleri vardır. Fakat bunun nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Ayette geçen çiftler (el-ezvâc) kelimesiyle ne kasdedildiği açıklanmamıştır. Bunun için Zevc maddesine bakılabilir.
Bu ayetten daha açık olan, Biz herşeyi iki çift (zevceyni) yarattık. Umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz. (Zâriyat 49) ayetidir.
Bu ayet, her nesnede dişilik ve erkeklik bulunduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Bu durumda herşey (kulli şeyin) kelimesi cinleri de kapsamaktadır.
Cin suresinde, onların ağzından şöyle nakledilir: İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. (Cin 6). Ayetteki cinlerden bazı adamlar ifadesi, cinler içinde adamların bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. [En doğrusunu Allah bilir]
12. Cinlerin bedenlenmesi ve görülmesi konusunda Kurandan bir şey çıkmamaktadır. Belki Süleyman kıssasından cisimleri olduğunu anlayabiliriz. Çünkü orada şöyle denilmektedir: Cinlerden bir ifrit ded ki: Sen daha makamından kalkmadan onu sana getirebilirim. (Neml 39)
Ayetten anlaşılıyor ki cinin ortaya çıkışı cisimle olmuştur. Süleyman için çalıştıklarına ve dalgıçlık yaptıklarına göre cisim sahibi olmalıdırlar ve bu işleri o halleriyle yapıyorlardı.
Meleğin cisimlenmesi ve insan suretine girmesi Kuranda açıkça belirtilmiştir. Mesela Meryeme gelen melek böyledir. Nitekim Meryem onu bir genç zannetti ve kendisine el uzatmaya yelteneceğini sandı: Ona ruhumuzu göndermiştik. Düzgün bir insan olarak göründü. (Meryem 17). Yine, meleklerin İshakı müjdelemek üzere İbrahime ve kavmine azabı haber vermek üzere de Lûta gelmeleri de böyledir.
Kuran açısından cinlerin cisim sahibi ve görünür olabileceklerini anlıyoruz. Rivayetler açısından ise cinlerin göründüğü ve bedenlendikleri kesindir. Kâfîde (c. 1, s. 394) Saad İskâfın onları zâhid ve dindar insanlar olarak gördüğü rivayet edilmektedir. İmam Bâkır şöyle buyurmuştur: Onlar cinlerdir. Yine İbn Cebel, Hintliler suretinde, başkaları da başka şekillerde cinleri gördüklerini aktarmaktadırlar. Bu konuda pekçok rivayet ve nakil vardır.

firuz korkmaz:
cinlerin bedenlendiği hatta istihbarat için bile günümüz dünyasında kullanldığını duymuştum. konuya ilgili olduğumdan araştırırken beyaz ses ley hatları diye yeni bir yapıta denk geldim. Oradada cinlerin var olduğundan bahsediyor. Okumanızı tavsiye ederim.
11 Temmuz 2008, 5:41 pmyayınevi : selis kitaplar
beyaz ses ley hatları