Ziyaretçi Defteri
Dostlarım,
Yazılardan bağımsız olarak benimle ve diğer ziyaretçilerimizle paylaşmak istediğiniz yorumlarınızı buradan iletebilirsiniz. (Sitedeki yazılara ilişkin yorumlarınızı lütfen ilgili yazının altında dile getiriniz.)
Sevgiler…
Ali Aksoy


09 Kasım 2008 - 04:12
Selam Asude hanım;
“Bayrak yakma” konusunu unutmuşum.
Neden sadece “seyr” ederim ?
Çünkü “yasalar” böyle buyuruyor.
Çünkü, öyle bir durumda benim yerime harekete geçmesi gereken “güvenlik” (!) güçleri var.
Onlar “harekete geçmek” (!) için maaş alıyorlar. Ayrıca, direnişi kırmak için “jop” , “silah” , “mermi” , “kelepçe” taşıyorlar.
Zırhlı araç ve giysilere sahipler.
Bütün bunlara rağmen onlar ne yapıyor ?
“Yasaların terörle mücadelede yeterli olmadığını, ellerini kollarını bağladığını” söylüyorlar.
Ben bir hukukçuyum ve diyorum ki; YALAN SÖYLÜYORLAR !!!
Sen mevcut yasaları işini yapan bir polisle, işini yapan bir savcı ile, işini yapan bir hakim ile tatbik et bak nasıl da yetkiler varmış !!!
Devlet, “istihbarat” imkanlarını bölücü terör için kullanacağına NE İÇİN KULLANIYOR ?
Ergenekon zanlılarından kim kimle ne zaman nerede ne konuşmuş, kim kiminle nasıl ve neden fotoğraf çektirmiş….
Eeee… Bu sırada ben sokağa inip “nümayiş” mi yapayım ?
Hayır! Köyüme “balık avlamaya” gideceğim.
Diyelim ki, “polis” doğru söylüyor. Peki polisin / askerin terörle mücadelesini “engelleyen” yasaları kim yaptı ?
Tüm ceza mevzuatını değiştiren kim ?
Peki bu zevatı muhteremi 22 Temmuz’da kim aklayıp onayladı ?
Demekki bu millet mevcut yasalardan gayet memnun… Ben niye şikayetçi olayım ki? Varsın bayrağı yanıversin, toprağı perçik perçik olsun.
Nasıl olsa bu “ilk” olmayacak. Millet, tarihinden ders çıkarmamış olabilir.
Ama ben ders çıkarıyorum. Ve diyorum ki;
Şu meşhur “doğal seleksiyon: Tabiatta güçlülerin ayakta kalıp zayıfların elenmesi prensibi” bizde hep tersine çalışmış…
Bu düzen değişmelidir !!!
Çanakkale savaşında, kurtuluş mücadelesinde bu memleketin bilinçli, cesur, vefakar ve cefakar evlatları en önce ve en önde öldüler.
Geride kalanlar onların mülklerine konup sefa sürdüler.
Yani güçlüler en önce elendi, zayıflar hayatta kaldı.
Şu halde artık, en önce zayıflar (vatan, millet, ahlak bilinci taşımayanlar) ölmelidir. Güçlüler (bu bilinci moleküllerine kadar hissedenler) yaşamalı, zayıfların mirasına konmalıdır.
“Ülkücüler sokağa inmeli” imiş…
Hayır, %47 sokağa inmelidir. Bu anlı şanlı mücadele şerefine “bu defa” (!) onlar erişmelidir.
Sokağa en önce “tapu” sahipleri, bu ülkenin nimetleri ile ticaret yapıp, gününü gün edenler inmeli. Bankada para biriktirenler, borsada bilmem ne kadar hisseleri olanlar inmeli..
Sokağa bu ülkenin en güzel sahillerinde akşama kadar güneşlenen, gercesinde sabaha kadar diskolarında tepinenler inmeliler.
Biz, en son öleceğiz. Hatta mümkünse ölmeyip, gidenlerin bıraktığı ile sefa süreceğiz.
Tüm bu nedenlerle, karşımda birisi bayrak yakarsa bir sigara yakıp kahve içeceğim.
Gürültü patırtı “keyfimi” kaçırırsa köyüme “balık avlamaya” gideceğim.
Bu sırada her şey olup bitiverirse ne olur ?
Allah’ın kanununda (sünnetinde) hiç bir değişiklik olmaz.
Her toplum ancak müstehak olduğu şeye kavuşur.
Esenlik dileklerimle…
09 Kasım 2008 - 22:50
Sayın Aksoy merhabalar efendim;
Yazmış olduklarınız aslında sizin Vatanınız için ne kadar büyük bir hassasiyet içinde olduğunuzu bana gösterdi…
Bu sebeple yazmış olduğunuz cevap için size çok teşekkür ediyorum…
Allah her zaman kötülükleri terk eden ve doğrularını bilip yaşayanların yanında olsun…
Selam ve saygılarımla…
10 Kasım 2008 - 13:31
Rahmanca selam olsun Ali Aksoy kardeşim
Söylediklerine tamamen katılıyorum
Gerçekler ortada
Görmek istemeyenler öylece kalsınlar
11 Kasım 2008 - 12:21
Rahmanca selam olsun…
Memlekette yaşanan gelişmeler, gündelik hayatımda insanlarla girdiğim ilişkiler her geçen gün beni bu toplumdan (memleketimden, kültürümden, tarihimden, dilimden değil) hızla soğuttu, soğutuyor.
Makro düzeyde; bu ülkenin; dibine kadar pisliğe batmış, haberi değil dedikoduyu yüceltmiş mediasından, yazarı-aydını değil mankeni-şarkıcıyı-futbolcuyu el üstünde tutan sanat ortamından, demokrat olmayan sağ / liberal ve sol / sosyaldemokratların(!!!) kısır kavgalarının siyaset meydanından, 10 yılda bir kanlı-kansız-modern-postmodern-elektronik-mahkemelik yaşanan darbelerinden bıktım artık.
Mikro düzeyde; bu toplumun; bütün kurumlarını belirleyici rolde olan büyük kesimini oluşturan Lumpenlerinden, yaşam biçimlerinden, onlara yönelik üretilen her şeyden, ele geçirip içine ettikleri büyük şehirlerden bıktım artık.
Bu nedenlerden ötürü ASHABI KEHF GİBİ MAĞARAYA(!)ÇEKİLİP KENDİMİ DİNLEMEK İSTİYORUM.
BİRÇOK BAĞNAZ BU SÖZÜMDENDE NE ANLATMAK İSTEDİĞİMİ ANLAYAMAYACAKLARDIR.
SEVECENLİKLE
13 Kasım 2008 - 12:11
Sayin Ali Aksoy,
yazilarinizi takip eden ve zevkle okuyan bir kardesiniz olarak öncelikle böyle bir ortamin önderliginde bulundugunuz icin size tesekkür ederim.
Etkin bir dil ile “keske su da sorulsaydi” dedigim sorulari sordunuz bir cok yazida ve aklima gelmeyen köselere de isik tuttunuz.
Basarilar dilerim. Bütün Din kardeslerimize Selam ve Saygilar
13 Kasım 2008 - 16:33
Allah ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bu siteyi acıp değerli yazılarınızı bizimle paylaştığınız için de çok teşekkürler.
Allah a emanet olunuz.
23 Aralık 2008 - 18:35
Risaleler hakkındaki yazdıklarınızı okudum; doğrusu tespitler için epeyce uğraşmışsınız..
Sanırım bu tespitleriniz için cennet halkı sizi alkışlıyordur.Zaten sizinde dünyaya gelme gayeniz “İslamiyet ile kurtulmak değil İslamiyeti (aklınız sıra) kurtarmak” herhalde..
Çalış aman ha daha çok çalış…Gecenin bir yarısı kalkıp gözyaşları içinde, yüreğin kavrulurcasına Kur’an okumak gibi derdin olmasın…sen bunlarla uğraş tamam mı…
Senin gibi “Kitap Yüklü Eşekler” var ya…sizin gibiler yüzünden kıyamet kopacak…
31 Aralık 2008 - 14:03
Bu değerli siteyi bizlerin hizmetine sunan sayın hocama teşekkürü bir borc bilirim.
Hain israilin zulmü altında bulunan Filistinli kardeşlerimize dua ediyor ve Yüce Allah yardımcıları olsun diyorum.
Yüce mEvla nın laneti tüm israil halkının üzerine olsun.
29 Ocak 2009 - 01:12
selamun aleykum..siteniz gercekten cok guzel olmus..ismimçağrı..aydınlıyım..su an kıbrısta gazimagosada dogu akdeniz universitesi tarıh bolumunde okuyorum..gazi magosa ulku ocaklarından sevgılerle..sızı kıbrısa gazi magosaya konser vermenız ıcın davet etmek ıstıyoruz.
29 Ocak 2009 - 10:35
selamlar Ali Bey uzun zamandır sizin sitenizi ve hanif dostlar sitesini düzenli olarak izliyor ve okuyorum.kendi adıma çok faydalandığımı ve aydınlandığımı itiraf edebilirim.hatta bir zamanlar namazın kazası olmaz bölümündede bir hayli görüş göndermiştim.fakat tartışma ve görüş bildirmenin yazılı olarak tabiki bana göre olmadığına kanaat getirerek o kulvardan çekildim.dönmeyi de düşünmüyorum.fakat yıllardır kuranı anlama çabası içerisinde olan birisi olarak bu sitelere karşı duyarsız olamıyor ve takip etmeye çalışıyorum. şimdi sizden kabul ederseniz bir ricam olacak.hanif dostlar sitesinde sayın Mustafa İslamoğlunun meaili ile ilgili bir sayfa açabilir misiniz.eminim sizde dahil bir çok kuran dostu o meali okumuştur.şahsen ben okumadım.fakat hep içimde bir yara olarak kaldı.inşallah en kısa zamanda okuyacağım.merakım kuran dostları meali nasıl buldular. klasik meallerden farklı yönleri nedir.meal çıktığından beri bekliyorum.fakat o konu hakkında sitede henüz sayfa açılmadı.siz neden açmıyorsunuz peki diyebilir siniz. haklısınız.fakat bir türlü üye olamıyorum.2 sene önce olmuştum.fakat tek bir yazı göndermeden şifreyi kaybettim.sonra siteden dönen olmadı.yeni kayıt yapmaya çalıştım.zaten kayıtlısınız falan dedi. neticede bende yazı göndermeyeceğim için fazla üstelemedim.bu konuda sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.ayrıca linkte konu açma hususunda bu durumun tekrarlanmayacağını yani sizi sık sık rahatsız etmeyeceğimi bunun tek ve özel istek olduğunu kendi adıma garanti ederim.Tekrar selamlar.
29 Ocak 2009 - 19:05
Selam Önder;
http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=5649&PN=1
Burada istediğin başlığı açtım. Ben henüz Mustafa İslamoğlu mealini okumadım. Okuma planım içerisinde o da var elbette.
Mustafa İslamoğlu’nun ümmetin yahudileşme temayülüne karşı duruşta önemli bir yer edindiğini düşünüyorum. Pek çok görüşlerinden istifade ettiğim ancak -bence- metodoloji itibariyle çelişkilerden arınamamış bir bilgindir.
Mesela o, hadisleri “Muhammedi bir okuyuş” olarak gördüğünü söyler ama senedi sahih rivayetleri “metin ve Kuran’a uygunluk” yönüyle tetkik etmekten de geri kalmaz.
Tabi o böyle yapınca insan şunu sorar: Senedini sahih gördüğünüz bir rivayeti, kendiniz Muhammed olmadığınız halde hangi akla hizmet Kuran ve akıl ölçeğine vurabilirsiniz ?
Tahmin edebileceğiniz gibi bu soruya verilebilecek cevaplar, din terminolojisini anyadan konyaya, konyadan anyaya getirebilir. Akı kara, karayı ak yapabilir.
Diğer açıdan, siz hadis tenkidinde “Kuran’a uygunluğu” ve dolayısı ile aklı referans aldığınız anda bu mesele “subjektif” bir görünüm arzeder ve her kişi kendi aklı ile meseleye yaklaşabilir. Hal böyle olunca kimse kimseye “benim gibi yani benim aklıma uygun düşünmelisin” diyemez. Ama mantık bunu gerektirmesine rağmen Mustafa İslamoğlu zaman zaman bunu dillendirerek kendisi gibi düşünmeyen ve düşünmek zorunda da olmayan kimseleri kınayabilmektedir.
Özellikle “baş örtüsü” konusunda Kuran’a boca etmeye çalıştığı anlam Kuran’a giremeyince kendini kaybediyor, başkalarına karşı hak etmedkleri, kırıcı bir üslubla yaklaşıyor. İşi, kendisi gibi düşünmeyenlerin imanını sorgulamaya kadar ilerletiyor. Aslında tarzı bu değildir ama nedense konu başörtüsü olunca kendisini kaybediyor.
Hele hele, başörtüsü konusunda farklı şeyler söyleyen insanları kınayıp küçümserken fetva makamı olarak sadece kendisi gibi düşünenlerin konuşması gerektiğini söylemesi tam bir ruhban sınıfı (yani yahudileşme temayülünün bir başka versiyonu) edebiyatıdır.
Mesela bir konuşmasında şöyle demişti: “Hz. Peygamber sünnet ve nafileleri ikişer rekat kılardı, ben sizin yanınızda dörder rekat kılsam da kendi kendimeyken ikişer rekat kılarım…” Tuhaf bir bakış açısı.
Bütün bu ve benzeri sayılabilecek -bence- çelişik metodolojiye rağmen, özellikle “Kuran dışı vahiy ve nesih inancını reddetmesi”, toplumun din anlayışının ihyasında ciddi kilometre taşlarındandır.
Çünkü “gelenek dini” bu iki inanış üzerine kurulmuştur.
Bir de, başörtüsü konusu müstesna İslam kültür mirasına, kendi katılmadığı görüş sahipleri de dahil olmak üzere “nezaketle” sahip çıkması olumlu bir yaklaşımdır.
Yine, daha önceki görüşünü onu ne kadar hararetle savunmuş olursa olsun sonradan “nefis” yapmadan değiştirip bunu duyurması da takdir edilecek işlerdendir.
Bir röportajından dinlediğim kadarıyla çalışma itibariyle çok prensipli ve gayretli bir insan. Zaten yazıp çizdiklerinden bu ciddiyet ve gayret anlaşılıyor. Bu yönüyle de örnek alınması gereken bir insan.
Esenlik dileklerimle…
30 Ocak 2009 - 02:48
selam Ali Bey size teşekkür ederim.isteğimi yerine getirdiniz.Allah sizden razı olsun.yukarıdaki görüşlerinize aynen katılıyorum.ayrıca içtenlikle şunu ifade edeyimki hanif dostlar sitesinde etkin konulara girip yazdığınız görüşleri okumak bana keyif veriyor.getirdiğiniz bakış açıları benim için önemli.örneğin musa peygamber yaşıyorken harun peygamberde başlarında iken yahudilerin saptırmalarını güncelimize harmanlamanız ve bize acaba dedirtmeniz.bu sadece bir örnek.ben bu olayı ve benzerlerini açılan konulara paralel olarak sohbet ortamlarında anlattığımda çok güzel tepkiler alıyorum.Aslında İslamoğlunu tercihimdede bu faktör roloynamaktaonun dine imana kurana dair akılcı yaklaşımları hep ilgimi çekiyor.açıklayıcı doyurucu bilgiler veriyor.en azından çabası azmi her takdirin üzerinde.elbette benimde anlamadığım ilginç fikirleride yok değil.örneğin kuranda hiç geçmemesin rağmen sakala farz demesi gibi…fakat günümüz alimleri içinde takip edilmesi ve dikkat edilmesi gereken bir isim diye düşünüyorum.teşekkür ediyorum.saygılar selamlar.
13 Şubat 2009 - 17:59
Ali ağabeyimize güzel çalışmalarından dolayı teşekkür ederim.Ülkücü Hareket e katkıları çok büyük…
17 Şubat 2009 - 17:19
Ali kardeş merhaba.Ben Serdar TUĞLUCA belki hatırlamakta zorlanabilirsin. Ortaokulda aynı sınıftaydık.Ailenden neler yaptığını birkaç kez öğrendim yakın zamanda pek takip edemedim.Yazılardan anladığım kadarıyla kişilere olan saygı ve sevginin hala sende olduğunu gördüm.İnşallah ömür boyu güzel insanlarla güzel dostluklar kurarsın.Sağlıklı,huzurlu bir ömür dilerim.Herşey güzel gönlünce olsun.Ben Bursa’da ikamet ediyorum ticaretle uğraşıyorum 7 yıldır burdayım.
17 Şubat 2009 - 19:09
Selam Serdar;
Yazın için çok teşekkür ederim. Bursa’da işlerinde başarı ve mutluluk dilerim.
Allah seni de güzel insanlarla birlikte kılsın.
Esenlikle…
19 Şubat 2009 - 03:25
Emekli fizik öğretmeniyim Siteni tesadüfen açtım.İlgi alanların birçok kişide olduğu gibi benimde ilgimi çekiyor.Yaşam felsefem hergün yeni bir şey öğrenmek.Pozitif bilimlerin ışığından yararlanmadan ne Türklük nede Müslümanlık
başka güçlerin egemenliğinden kurtulamıyacağını düşünüyorum.Zaman ayırabilme olanağınız olursa daha geniş görüşmelerde bulunmak isterim. Selamlar
25 Şubat 2009 - 21:31
merhabalar ali bey.
verem eyler türkünüz uzun yıllardan beri severek dinlediğim bir türkü.
elinizde türkünün kasetteki kaydının enstrümantal hali varsa paylaşmanızı rica ediyorum.
çalışmalarınızda başarılar dilerim.
17 Mart 2009 - 18:50
Merhaba Ali abi,
siten çok hoş olmuş, bayramdan bayrama karşılaşmalarımızda yapmak istediğim ve fakat vakit bulamadığımız muhabbetlerin kelamdan kaleme dökülmüş hali olmasından dolayı eline sağlık.. Safranbolu’ya mutlaka bekliyorum..
Biraz özel olacak ama dayımların elinden öpüyorum, selamlar…
22 Mart 2009 - 05:48
Bu siteyi ziyaret ettiğimde ilk gördüğüm şey sahih islam geleneğine uygun verilerin olduğuydu.Ama sonraki süreçte ırkçılık ve milliyetçilikle ilgili bir önyargıyı görünce doğrusu şaşırmadım değil.Bu denli sahih islam algısı uğraşı veren yazıların yayınlandığı yerde islaminancının merdud ilan ettiği milliyetçiğe ve dahi ırkçılığa olan bağlılığın ifade edilmesi ürküntü verici.Yapmayın dostlar..Allah’tan başkasınının tabu edilmesinin kerahatini zikreden ve üstünlüğün sadece takvada olduğunu söyleyen/belirten bir öğretiye inanların durumu bu mu olmalıydı?
31 Mart 2009 - 11:55
Ya ben Ali hocamı ilk dinlediğimde, hakkında bilgiye de sahip değildim, Verem Eyler’i dinledim ilk kez; dedim bu adam iyi bi sanatçı ve ben tanımıyorum, heralde dedim çok eski hiç duymadım, şimdi de bırakmıştır diye düşündüm.. Taaaki hele bahar türküsünbü dinleyinceye kadar, bi de bi resmini gördüm o videoda, dedim araştırmak lazım ve buldum; hocam yüreğine sağlık, adam gerçekten kendini iyi hissediyor dinlerken eserlerinizi, selâmetle…
16 Nisan 2009 - 23:48
selamin aleykum sayin ali abim seni ben bir parcanla tanidim verem eyler adli parcayla sonra gorduk ogrendimki koskaca bir yurek adami dava adami ali aksoy var.abim varligin yeter.benim msn adresimi eklersen senle tanisip konusmak isterim…hollandadan mehmet solak
16 Nisan 2009 - 23:49
varligin yeter.benim msn adresimi eklersen senle tanisip konusmak isterim…hollandadan mehmet solak
20 Nisan 2009 - 10:57
selam ali abi.
ışıl ışıl bir bahar militan gözlerinde.
ağzına sağlık…
22 Nisan 2009 - 02:40
selam ile,
Ali Aksoy bey ve onu destekleyen diğer arkadaşların SAĞ yandaki şirklerden temizlenip kurtulduklarını ama maalesef SOL yanlarındakine eleştirdikleri gelenekçilerden daha sıkı sarıldıklarını görmek üzücü.
Hele ki olayı “laiklik olmazsa gelenekçiler bizi kesiverir” endişesi ile yapmaları daha üzücü.
Hanif olmak sadece ataların SAĞ yandan katıp karıştırdıklarından sıfırlanmak değil, her yöndekilerden zekatı gerçekleştirmektir ( atüz zekat ).
Buhari, Müslim, Gavs, Şafi, Hanbeli, v.b. isimleri terk ederken, Marks, Smith, M. Kemal, v.b. isimleri Allah ın hükmüne ortak etmek Hanif mertebesine ulaştırmaz. aksine biri yeşil müşrik olur diğeri kırmızı.
Ebu cehil gelenekçi müşrik idi, Ebu Lehep seküler.
Allah ın dini saf İslam’dan, kim bir hükümü değiştiriyor, ekliyor ve çıkarıyorsa o MÜŞRİK dir, bir de bunu gücü, askeri, polisi ile tehdit ile dayatıyorsa o zaman da TAĞUT olur. bu ister mezhep imamı olsun, ister aile reisi, ister devlet başkanı.
Allah’ın tüm insanlığa BÜYÜK GÜNAH, feleketlerin kökleri diye tanıttığı ve haram kıldıklarından, mesela ZİNA yı kurumsallaştırıp GENELEV açan adamları ve onların sistemini bir “Kuran müslümanı” savunuyorsa ona sadece acınır.
aynı şekilde KUMARI, İÇKİYİ, HER TÜRLÜ SOSYAL EŞİTSİZLİĞİ, MASUM KANI DÖKMEYİ meşrulaştıran ve kanunlaştıran adamlar ve onların düzenlerini savunanlar zekatını tek taraflı gerçekleştirmiş Hanif/2 ler ( yarım hanifler )olabilir.
Allah ın dini, imtihan olan kulları için bir araç bir imkandır. Bu hayatında tek açıklaması imtihandır. BAKARA 214 e ve benzerlerine yolu uğramadan seyahat edip varacaklarını düşünenler sürpriz bir destinationa gidebilirler.
Bu yazıda amacım asla hakaret ve aşağılama değil samimi birer hanif olmak isteğinde gördüğüm sizlere SAĞ yandaki ricslerden temizlenirken SOL yandakileri arttırmanız endişem ve şahitlikle uyarı yapmak niyetim.
Unutmayın şeytan sadece bir yönden değil, tüm yönlerden sokulur.
Selam ile.
30 Nisan 2009 - 09:44
ben bişey soracağım ,acaba hz.Mehdi nin erkek olacağı kesin mi?
05 Mayıs 2009 - 13:21
selam nasilsiniz yolumuzun büyüklerine sorum vardi nebuyurursunuz
14 Mayıs 2009 - 12:45
Kardeş mehdi filan gelmeyecek bunlar hıristiyan aleminin batıl inançlarının bir uzantısıdır. zaten gelenksel olan dini de kuşa çevirdiler. içinde kuranın söylediğinden başka doğru olan pek az. onu da anlamak için çok ekmek yemek lazım kuranın ne söylediğini değil ne söylemek istediğini yakalamakla ancak doğru bir din anlaşılır. işte hanif fıtrat ibrahim din budur.
selam ve sevgiler.
23 Haziran 2009 - 16:59
Selamun Aleykum; Özellikle Doğu Turkistanı anlatan parçalarınızı ailece bıkmadan hergün dinliyoruz(Birde Esma’ul-Husna).İnşallah Bu çalışmalarınızı bir album olarak bekliyoruz,Hatta Klip Olarak bekliyoruz….Ulaş Ailesi (Musa,Fazilet,Reyhan,Muhammed,Ali,Yusuf,Zeyneb)Saygılar…
02 Temmuz 2009 - 23:50
Selamün aleyküm değerli fikir hocam. ben k.maraştan Adem AYDIN (Ahmet Murat).DEĞERLİ sanatçı abim ozanım senin tekrar dönmeni o kadar çok istedim ki tahmin bile edemezsin. Ama SEN DÖNDÜN ÇÜNKÜ GİTMEDİN. Sadece biraz fikri dinlenme yaptın.Eserlere gelince yoruma gerek yok zaten sözler yetersiz.Hele o eserlerin yok mu? beni alıp götürüyor orta asyaya, Canımhan Hacı reisn diyarı Doğu türkistana,kerküke, tanrı dağına ve tüm türklerin kalplerinin attığı yere.
en çok gitmeyi arzuladığım ve her namazın arkasından gitmek için dua ettiğim yerler;Doğu Türkistan, Tanrı dağları,orta asya ve kosova.Değerli abim senle tanışıp konuşmayı okadar arzu ediyorum ki.
04 Temmuz 2009 - 15:20
merhaba Ali bey.bilmiyorum bunu yazmanın yeri burası mı.sadece merak ediyorum.internette kurduğunuz ve şu an deneme yayını yapan hanif tv yi normal uydudan kanal alıp kurma durumunuz yok mu.bakıyorumda uyduda bir sürü kanal var.bir hanif kanalının olmasının önünde ne engel var.bilgilendirirsen sevinirim.
04 Temmuz 2009 - 22:48
Selam Önder;
Uydudan yayın için hem lisans almak zorunluluğu var hem de aylık 35-40.000 TL. gibi bir para ödemek gerekliliği var. Benim böyle bir imkanım yok.
Gaybı / geleceği Allah bilir. Allah hakkımızda hayırlısını versin.
Esenlikle…
07 Temmuz 2009 - 15:17
Sessiz Sadasız Yok Edilen Bir Halk:
Hiç aklınıza geliyor mu, tarihin neleri affedip neleri affetmeyeceği? Şöyle bir düşünüyorum da; bir yanda bir yanda halifenin cihat çağrısına karşı cihat ilan ederek Osmanlı’nın savaşmakta olduğu milletler ile işbirliği yapmış, hatta “Türklerin karnında altın çıkıyor” diye o toprakları savunmak için; Anadolu’nun en ücra köşelerinden kalkıp da oralara gitmiş gencecik fidanlarımızın, bir milletin geleceğinin karnını deşmiş insanların torunları için bir milyondan fazla insan Türkiye’de meydanlara dökülüyor ama ta binlerce kilometre uzaktan halifeye -hatta o makamın en zayıf günlerinde- bağlılık bildiren hem kanımızdan, canımızdan bir halk için kimsenin kılı kıpırdamıyor. Osmanlının düşmanları ile işbirliği yapmış olanlar için haber bültenleri bangır bangır bağırırken, Uygurlar için kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Konuşan haber spikerleri bile ürkek tavırlarla adeta yarım ağızla konuşuyor neden? Yetkililer kendi kendilerine bile ihanet içinde olanlar için neredeyse ulusal yas ilan edecekken, Uygur halkın üzerinde göbek atıp, şen şakrak alkış tutuyor, neden? Bütün dünyanın terörist diye (Aslında meşru seçimlerle işbaşına gelmiş olmasına karşın) tanımladığı birileri ile cesurca hatta tüm dünyayı karşınıza alma pahasına yan yana gelmekten çekinmiyorsunuz da, Rabiya Kadir hanımefendinin ülkeye girmesinden ödünüz kopuyor, neden?
Neden, neden, neden?
Rabiya Kadir de kim? Öyle ya biz Leyla Halitleri biliriz, Türkiye’de içlerinde apocular da olmak üzere birçok örgütün elemanlarına eğitim veren Beka Komutanlarını, Rabiya Kadir de Bekada mıydı? Tanımadığımıza göre değildi. O zaman Türkiye’ye giremez. Peki kim bu Rabiya Kadir? Dogu Türkistan mücadelesinin önemli aydınların biri. Hikayesi mi;
1957 yılında, Doğu Türkistan’da, yani Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde, mütevazı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Hayatı, yüz binlerce Uygurlu kadınınkinden farklı değildi. Ama Rabiya Kadir’in yazgısı, onu çok farklı bir noktaya taşıdı… Varlıklı bir iş kadını oldu. Hatta öyle başarılara imza attı ki, Pekin yönetimi, onu örnek ‘Uygur kadını’ olarak gururla teşhir etmeye başladı. Bu nedenledir ki, 1995’te Pekin’de toplanan Birleşmiş Milletler Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nda, Çin’in resmi heyetinde yer aldı. Çin Komünist Partisi’nin, kitlesel örgütlerin temsilcilerinin ve öteki önemli şahsiyetlerin yer aldığı Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın resmi üyesi oldu. İki yıl sonra, etnik azınlıkların kadınlarına yönelik, haklarını iyileştirmeye ve onlara iş olanakları yaratmaya çalışan ’Bin Ana Hareketi’nin başına geçti. İşte tam bu noktada Çin Yönetimi’nin kendisine bakışı değişti. 1987’de girdiği Danışma Kurulundan 1997’de atıldı. 1999′da Çin’i ziyaret etmekte olan Amerika Birleşik Devletleri Kongre Araştırmaları heyetinin bir temsilcisi ile buluşmaya giderken gözaltına alındı. Mart 2000’de yapılan gizli bir celsede, Urümçi Ara Halk Mahkemesi tarafından, “yabancılara gizli bilgi aktarmak” suçundan, sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama sırasında ne Kadir’e, ne de avukatına savunma yapmak üzere konuşma izni verildi. “Gizli bilgi” denilen şey de, Kadir’in Amerika’da yaşayan kocasına gönderdiği gazetelerdi… Uygur Halkın acısını görmek onu Çin’e göre “Örnek Uygur Kadını” iken başarılı bir işkadını iken, büyük bir insan hakları savaşçısına dönüştürmüş.
Amerika’da yaşamakta olan ve Tüm Uygurlarının annesi diye tabir edilen bu önemli kişi tam üç kere başvuruyor ABD deki konsolosluğumuza, üçüncüde kendine verilen cevap “ÇİN İLE İLİŞKİLERİN BOZULMASINDAN ÇEKİNİYORUZ.”
İşte Uygur Halkı için “one minute” diyebilme cesaretini gösterebilen bu hanımefendinin ülkemize girmesi uykularımızı bile kaçırırken Çin ile iyi ilişkiler, Ticari ilişkiler kurmaya çalışıyoruz, Uygur Halkın kanı ile üretilen ürünleri ülkemize sokmanın yollarını arıyoruz. Bu gelecekte Türklüğümüzü koruyabilmemiz açısından beni ürkütüyor. Bu korku ile “iyi ki İsa Yusuflar erken dönemde gelmiş Türkiyeye. Yoksa bugünlerde olsa imiş yazık Türkiye’nin kokusunu bile alamyacakmış.
17 Temmuz 2009 - 00:42
Kardeş sen risale okumamışsın anlaşılan veya okuduğunu da anlamamışsın ben okudum ama senin söylediğin yorumları çıkaramadım kendini biraz zorlamışsın bu yarumları yapmak için cevap vermek nedir biliyormusun karşıdakinin sorununu çözmek demek değildir bazen bilmiyorumda bir ceveptır ama sen bu ince noktayı sezememişsin neyse sen risale-i nuru biraz daha dikkatli okursan istifade edersin inşallah selametle Allah a emenet ol
18 Temmuz 2009 - 08:56
08.04.2009 tarihli ‘İNSANIN ÜÇ TANRISI’ yazınızın devamını yazacaktınız.
Yazınızı bekliyoruz…
Saygılar
04 Ekim 2009 - 19:51
merhaba üstad.ben yenimahalleden uğur(ankara).saz dersi verirdin. hatırladın mı? polis memuru oldum. şimdi diyarbakırda görev yapıyorum.iyiki internet var.yoksa bulamazdım.
17 Ekim 2009 - 08:38
zavallsınız anladım
sapla samanı hep karıştırmaktasınız anladım
yıllar önce babam anlatmıştı bu ülkücü yani turk islam sentezcilerini
neyi neyle sentez ettiklerini kendileri dahi bilmez zavallılar
BABAM İMAMHATİPTE OKUYAN AMCAOĞLUNA BEN KÜÇÜKKEN ŞÖYLE DEMİŞTİ
OKULUNA YARDIM DEDİN VERDİM
DERİLERİ KURBANDA İSTEDİN VERDİM
VERMEDİM BAŞKA YERE
ŞİMDİ DE OY İSTİYORSUN
VERMEM
NEDEN DERSEN
ÜLKÜCÜYÜZ TÜRK SİLAM SENTEZİ DERSİNİZ
AMA
SİZDE İÇKİ VAR KUMAR VAR BARA PAVYONA GİTMEK VAR
NAMAZ YOK YOK
VE
Sizin % de 20niz dahi davanızı yaşamıyorsunuz
açık söylüyorum
eğer % de 25__30 unuz davanızı yani
TÜRK İSLAM SENTEZİNİ yaşamış olsanız
şu ülkeyi yıllarca tek başına MHP yönetir
1978 de BABAM BÖYLE SÖYLEMİŞTİ
*************
YAŞIYORMUSUNUZ DAVANIZI
KOCA BİR HAYIR
******************VE
1980 öncesi dövülen solcular şimdi camide
döven ülkücüler
hala meyhanede
BUNU ÖĞRETMENEVİNİN ÜLKÜCÜ MÜDÜRÜ ANLATIP EVET CAMİDE ONLAR DER
****************************
ya onlar bile değişti
siz hala dava adamı değilsiniz
onun için bir şey isbatlamanız zor
tarihsel gerçeklerde gün gibi açık ve bu sonucu göstermekte
20 Ekim 2009 - 10:33
su belirtilerin tamamı bende var doktora gitmeye korkuyorum hele basım catlayacak derecede su an bile agrıyor napcam simdi ben?
22 Ekim 2009 - 11:08
Ali Aksoy görüyorumki siyasi kimliğinden birtürlü sıyrılamıyorsun ama burada haniflikten dem vuruyorsun sahi nasıl bu ikisini bir arada yaşayabiliyorsun?insanları bu şekildemi kucaklaşmayı düşünüyorsunuz?bu kitab size bu şekilde yaşamayımı emrediyor?geçmişte kuran yeter diyordun,hadisler uydurma diyordun
ve halende o tezini savunuyorsun ama bakıyorum halen o kitabı anlama yolunda daha çok yol katetmen gerekiyor.
23 Ekim 2009 - 22:44
Selam İbrahimce,
“Siz ilkin kendinizi düzeltmeye bakın. Siz kendiniz doğru yolu bulunca, sapanlar size zarar veremez.”
diyor bir diyen…
Esen kal kardeşim…
24 Ekim 2009 - 10:51
Selam Ali bey
”O bir diyen”elbette güzel demiştir lakin anlamakta zorluk çektiğim bir konu var oda tamda haniflik üzerinde ciddi gayretler gösteriyorken başbuğ tv yi buraya koymanızı geröekten anlayamadım.Daha önceleri bir yazınız dikkatimi çekmişti oda şuydu:
Kuran dini gözümü açtıktan sonra, benzer bakış açısını düne kadar yapıp ettiğimiz şeyler için de sürdürdüm.
Ve gördüm ki, zorla güzellik olmuyor. Yapıp ettikleri eylemlerle Allah’tan kendileri hakkında ısrarla “bela / musibet” dileyen / davet eden bir topluma acıyacak değilim. Onları savunacak da değilim.
Basiretsiz bir topluma nasihat fayda vermediğinde en iyi nasihat Allah’ın başlarına çalacağı bir musibettir.
Başına gelen işlerden ders çıkarıp, hal ve hareketlerine / tercihlerine çeki düzen vermeyenler, yeni ve daha büyük “ders”ler için hazır olmalılar.
Milletine eziyet eden bir devletin devletçisi olmayacağımı bu siteyi açmadan çok önce muhtelif yerlerde yayınlanan makalelerimde de söylemiştim.
Şimdi ise, aklını askıya almış, akıl tutulmasına uğramış bir topluluğu reddettiğimi, onların milliyetçisi olamayacağımı, onların bir parçası / unsuru / üyesi de olamayacağımı söylüyorum o kadar…
Siyasal örgütlenmenin muhtelif kademelerinde görev alan, canla başla çalışan insanların çoğu bir metrekare toprağı bile olmayan fakir insanlardır.
Bu insanlar, “vatanın bir karış toprağını bile vermeyiz” ; “bir çakıl taşını dahi vermeyiz” vs. söylemlerin peşinde hazırda olan şeylerini de kaybettiler. Allah elbette her şeyi görüp bilir. Mükafat ta ancak O’ndandır.
Ancak;
Bu ülkenin topraklarına “mülk sahibi” sıfatı ile kurulup, ülkenin her nimetinden istifade eden “rant” elitinin bu çabaya hiç bir katkı sunmaması, hatta katkı sunmak bir tarafa, hırsızlara, bölücülere, din”ci” şeytanlara açık destek vermesi, yahut hiç bir şey yapmamak suretiyle bunların palazlanmalarına göz yumması karşısında artık bu çaba sergileyen kesim “enayi” statüsüne indirgenmiş olmaktadır.
Eşkıyaya çanak tutanlara alkış tutan bir kavmin akıbeti, eşkiyanın eline düşüp oyuncağı olmaktan başkası değildir.
Devleti ve milletiyle haksızlığa, adaletsizliğe, zulme ve beyinsizliğe / mantıksızlıklara prim veren bir kavme ne için acıyayım? Onun neyinin savunucusu olayım ?
Ben, kişileri değil, kişilerin eylemlerini eleştiriyorum. Övgüm de yergim de eylemleredir. Bunların hangi eylemler olduğunu misaller vererek saydım yukarıdaki yazılarımda…
Mevcut hali / eylemleri ile ben bu milleti ve bu milletin mevcut devletini sevmiyorum / sevemiyorum. “Milletin” beni sevip sevmediği ile de hiç mi hiç ilgilenmiyorum.
“Gerçeğe” direnmenin “boş” bir uğraş olduğunu gördüğüm için, milleti kendi gerçeği ile başbaşa bırakıyorum.
Eğer Allah bana bir imkan sunarsa; buraları terketmeyi de cidden düşünüyorum / diliyorum.
Herkes sevdiği ile birlikte olsun.
Ben “kimleri” sevdiğimi de yukarıda yazdım.
Esenlik dileklerimle…
Şimdi Ali bey bu ne perhiz ne lahana turşusu?
18 Kasım 2009 - 21:09
Öncelikle bu mesajı onayladığı için ADMİN’e teşekkür ediyorum…Merhaba, ben Ahmet BİBİ firmakolik.com sitesi sahibiyim…http://www.firmakolik.com sitesi hiç bir reklam sitesinin yapmaya cesaret bile edemeyeceği bir ilk e daha imzasını atıyor… Web sitesinin ana sayfa kayar panosunda ücretsiz reklam imkanı sunuyor… Detaylar için lütfen iletişime geçin info@firmakolik.com
17 Aralık 2009 - 17:22
Selam,
öncelikle basarilarinizi kutlarim, cok kisa süre önce kesf ettim türkülerinizi, takdir ediyorum. Harika sesiniz, ve harika eserleriniz var. Bu devirde Milliyeticiligini ortaya koyan cok az sanatci var, NE YAZIKKI…bu yüzden her sanatcimiza sahib cikmamiz lazim.
Konser veriyormusunuz hic ? Almanyada konser vermenizi cok cok isterdim.
Kalin saglicalikla, basarilarinizin devamini dilerim.
ALMANYA/ DUISBURG dan selamlar
24 Aralık 2009 - 00:46
Selam Allah’a ve Rasulüne Tabi Olana! Sayın Ali Aksoy,Sitenizin muhteviyatı beni bir saata yakın alıkoydu. İnfakla ilgili hoş açılımlar yanında ,kadının hicab (başörtüsü) ı, atatürk muabbeti ve din düşmanlığı ile maruf bir partinin propagandasını (Bu bir saatlik periyotta) yapan bir tv beni şaşırttı ve bir o kadar da üzdü. Üzüldüm zira “başörtüsü yasağı kuranda yoktur” propagandası sanki kadının cinselliğini teşhiri perdelemeye matuf gibi. O halde soruyorum, Kuran kadının cinselliğini sokakta,deniz kıyısında teşhir etmesini yasaklamıyormu? Başörtüsü yoktura ayırdığınız yer kadar, acaba Antalya da özellikle yaz döneminde godom ve somore manzaralarını özellikle de kadın cinselliği üzerinden yapılan istismara da değindiğiniz vakimidir? Baş örtüsü kuranda yoktur diyen ve bu yüzdende cinselliklerini sokaklarda hicap duymadan döktüren insanların tek eksiği keşke sadece başörtüsü takmamak olsa!