Ali Aksoy
“ŞÜPHESİZ GERÇEK” Grup ORHUN
Ağu 1st
ŞÜPHESİZ GERÇEK -ilahi-
Akleden insanlara indirdi delilleri
Açık-seçik anlattı fethetti gönülleri
Mübarek kıldı vahyi anlar isen mübarek
İşte Rabbin sözleri, işte şüphesiz gerçek…
Gönlüme güneş doğsa, gözlerim selle dolsa
Şu fani geçen ömrüm, yoluna köle olsa
Sen Kur’ansın Furkan sen, gerçeği buyuransın
Hakk’a batıl karışmış kıblemi ayıransın
Batıllar yanaşamaz sözlerin güzeline
Bir Hüda ki iletir izlerin güzeline..
Gönlüme güneş doğsa, gözlerim selle dolsa
Şu fani geçen ömrüm, yoluna köle olsa
Söz : Ali AKSOY – Barış EKEN
Müzik : Barış EKEN
PUTLAR MI ZARARLIDIR YOKSA PUTLARIN ZARAR VEREBİLECEĞİNE İNANMAK MI?
Nis 24th

Putlar mı kötüdür, taşlar mı diye soracak olsak ezberci çoğunluk “Putlar kötüdür” deyiverir.
Ezberci yapımızın bizi sürüklediği çıkmaz sokaklar da böylece önümüzde belirir. Çünkü, “Putlar kötüdür, zararlıdır” diyen, putları kırmak yahut onlardan uzaklaşmakla kötülük ve zarardan kaçındığını düşünür. Hatta o kişi, putları kırmak ve/veya onları engellemek suretiyle kendisinden başka insanlar için de hayırlı bir iş yaptığına inanır. Kötülüğün merkezi olan şey artık yoktur. İnsanlar da onun şerrinden kurtulmuştur.
Putları kırmasıyla meşhur bir Peygamberimiz var… Önce O’nun kıssasını okuyalım.
İbrahim’in kavmine seslenişi ve putlar hakkındaki sözleri:
Şuara Surasi
69.
İbrahim’in haberini de oku onlara.
70.
Hani babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Siz neye ibadet ediyorsunuz?” Devamını Okumak için »
İNSANLIK NAMINA…
Nis 16th
Geçenlerde çocuğunu kaybetmiş bir ana babanın, çocuğun fotoğrafı eşliğinde yardım çağrısında vardı bu kelime…
Bir de, Amerikalı hayvanların işkence ve eziyetine maruz kalmış Müslümanlara yardım çağrısında…
Aslında hemen hemen her gün trafikte karşılaştığımız ambulansların sirenleri de bu dili, bu kelimeyi konuşur. İnsanlık namına çekilirsiniz bir kenara… İnsan için, insan yaşasın diye…
En iyi doktorlar bilir bunu… İnsanlık namına…
Ne din vardır burada, ne ırk, ne dil, ne başkaca bir ayrım… İnsandır ve insanlık namına hareket edilir.
İnsanlık namına her hareket, “İnsanlık kalmamış” diyenlere bir reddiyedir. Kar çiçeğidir, inadına açıverir.
Dini, dili, ırkı ne olursa olsun “insan” için, “insan faydasına” bir şey yapmanın Kuran’daki izdüşümlerine değineceğiz bu yazıda. Devamını Okumak için »
UZAYLI YAHUDİLER !
Nis 14th
- Yahudi misin ?
- Hayır, elhamdülillah müslümanım.
- Yahudileşmiş olabilir misin ?
- Haşa ! Yahudiler Hz. Musa’yı, ben Hz. Muhammed’i kabul ediyorum.
Eğer Müslümanların çoğunluğu, Kuran’ın “eskilerin masalları” olmadığını, Yahudi tarihine giriş kitabı olmadığını ve bir de Yahudilerin muhakeme zabıtnamesi yani yargılama tutanağı olmadığını idrak etseler ve kitabı böylece okusalardı ben “Uzaylı Yahudiler” diye bir başlık atamazdım herhalde…
Çünkü o zaman müslümanlar, Kuran’ın “Yahudilik” üzerinden yaptığı uyarıları ve eleştirileri üzerlerine alınır, “Acaba Allah bu kıssaları kim için ve ne sebeple anlatmıştır ?” diyerek ders çıkarma peşinde olurlardı.
Ne var ki, durum böyle değil. Müslümanların çoğunluğu olarak biz, Yahudiler ile ilgili ayetleri asla üstümüze alınmayız. Kuran, Yahudilere her fiske vurduğunda içimizden “oh” çeker, “Bu da size kapak olsun” deriz ama günün birinde Yahudiler gibi(!) bir Yahudi olabileceğimize hiç ihtimal vermeyiz. Yahudiliği bir “ırk meselesi” olarak görenler zaten “Yahudileşmek” diye bir tabiri kabullenemezler. Devamını Okumak için »
İNSAN…
Nis 9th
Bebektin,
Sabah gibiydin, gün oldun ufuklarda…
Sabah sisi kadar gizemli ve sakin,
Çiğ gibi duruydun.
Kuş cıvıltısı gibiydi ilk gülüşlerin.
Toprak bedenin gün yedikçe kabarıyordu…
Sessizdin,
Toroslarda çamlar kadar yeşil,
Akdeniz gibi maviydi sevgin…
Güneşin ufukta yükselişi gibi uzadı boyun…
Daha bir yükseklerden baktın arza ve hayata.
Daha güzel gördün geceden gizleneni…
Büyüdün gündüz oldun.
Ne civandın öyle,
Ne sıcaktı arzuların, ne hevesliydin… Devamını Okumak için »
İNSANIN ÜÇ TANRISI
Nis 8th
Hıristiyanların Tanrıyı üçlemesine haklı olarak şirk diyen “Müslüman”(!) çoğunluğun kaç tanrısı vardır ?
“La ilahe illallah” demekle tevhide yönelmiş olur muyuz ?
Bu yazıda, insanın üç gizli tanrısına değineceğiz.
“Tanrı” veya “İlah” deyince, gökyüzünde oturan, kızan, öfkelenen, sevinen, darılan, ara sıra insanlara vahyedip sonra istirahate çekilen “insanımsı” vasıflarla donanmış bir “şey”i tasavvur edenler için zor bir konu bu…
Çünkü, kendilerinin bilerek veya bilmeyerek “kulluk” ettikleri ve yukarıdaki tanıma hiç uymayan üç gizli tanrıdan bahsedeceğiz.
Sonra, şirk ve müşriklik denildiğinde “heykellerin” önünde tapınmayı anlayanlar için de zor bir konu. Çünkü, O yüce Yaratıcının var kıldığı hiçbir insan durduk yere bir taş parçasına tapacak kadar “salak” değildir. Müşrikler, başka bir gezegenin “zeka özürlü” varlıkları olmadıklarına göre, apaçık gerçeği görmezden gelmelerine sebep teşkil eden şey, heykellerin sanatsal yapılarından başka bir şey olmalıdır. Devamını Okumak için »


Ne Dediler