Hani bir gün, elli yıl önce…
Ateşlemiştik aşkımızı bir akşamüstü,
Gözlerimizde kavrulup,
Ellerimizde tutuşmuştuk…
Ve bu gün, elli yıl sonra…
Gömdüler bizi bir sabah vakti,
O yangından kalan yanık kokusuyla kalbimizdeki…
Demek hiç sönmemişiz…
Yıllara,
Hırçın kavgaların büyüsüne inat…
Demek hiç üşümemişiz,
Ayrılığa karar verdiğimiz günlerde,
Kalplerimizin haberi bile olmamış…
Biz hiç üşümemişiz,
Sırılsıklam sarılmışız gözlerimize,
Bir çocuk gibi büyütmüşüz aşkımızı,
Mezuniyet törenlerinde alkışlar gibi alkışlamışız…
Ve nikâhlamışız yıllarla,
Düğün bayram etmişiz.
Hiç kıskanmamışız yıllardan,
Yılları da sevmişiz,
Ayrı ayrı da olsa yaşlanmayı…
Ve o çocuklaşan aşkımız hep taze kalmış gönlümüzde,
İlk doğduğu an gibi…
Demek, biz hiç üşümemişiz,
Toprak ta üşütemez…
“Irak ırak gülüşürüz,
Böyle böyle alışırız,
Bu dünyada olmadıysa,
Ahirette buluşuruz…”
Ali Aksoy