Ali Aksoy

Kuran Devrimi… Uydurulmuş dinden, Kuran dinine…

 

Bu gün günlerden Pazar… Oturduğum binada iki üç kat yukarıda bir ölünün ardından mevlüt okunuyor. Bir hoparlör, hoparlöre rağmen bağıran bir imam, bu gün için kapanmış gözü yaşlı insanlar…

İnsanlar…

İnsanlar, dinde asla yeri olmayan bir ayin için bir “din adamı” önderliğinde toplanmışlar…

Rablerinden, dinde yeri olmayan bir usulle, dinde yeri olmayan bir şeyi talep ediyorlar…

Kuran, Mevlüt aralarına anlaşılmamak için Arapça olarak sıkıştırılmış… Hatta, dualarının dahi önemli bir kısmı Arapça… İnsanlar, Rablerinden telafuzunu dahi bilmedikleri bir şeyi talep ediyorlar… Devamını Okumak için »

Sınırlar ve ülkeler

Bir ülke, bir Türkiye düşünün, devlet olmanın gereklerinin tümünü yerine getirmiş. Açı doyurmuş, çıplağı giydirmiş. Vatandaşları, hiç bir zorlama ve baskı altında kalmadan, tamamen gönülden hissederek, Allah bu devlete zeval vermesin diyor.

Bu öyle bir devlet ki, halkının hem dünyevi hem uhrevi mutluluğu için çalışmış. Eğitmiş, eğitmek için araştırmış… Öğretmiş, denetlemiş. İyiliği emretmiş, kötülükten men etmiş.

İnsana ve aklına değer vermiş. Ehiller yetiştirmiş te iş ehline teslim etmiş. Kimsecikleri kayırmamış. İnsanın ırkına kökenine değil de yapıp ürettiklerine, pozitif hayata katkılarına önem vermiş. Türkçe veya Kürtçe, şu dilde bu dilde konuşmaya değil de, doğruyu ve güzeli söylemeye önem vermiş.

Adalet üzerinde tir tir titremiş. Demiş ki, Allah varlığını birliğini dahi adalet üzere açıklamış, kim adaletten yüz çevirirse asla iflah olmaz.

Dinde zorlamaya gitmemiş. Var olan bütün putları / tabuları yıkmış. Kendisi de yeni yeni putlar, tabular icad edip dayatmamış.

Bir problemle karşılaştığında önce kendisini sorguya çekmiş. Ve demiş ki, başımıza gelen her musibet kendi ellerimizin üretip kazandıkları yüzündendir. Biz, neyi yanlış yaptık ki, böyle bir iş başımıza geldi.

Kindar olmamış. Kin gütmemiş. Söyleyenin kimliğine, uyruğuna bakmamış. Ne söylediğine bakmış. Doğru mu söylüyor, yanlış mı ? Kendi aleyhinde olmuş, olmamış değer vermemiş. Demiş ki, Allah adalet yapanları sever. Yılmamış, hiç bir şeyden korkmamış. Demiş ki; eğer inanmış bir kavim isek çok üstünüzdür.

Dostluğu da, düşmanlığı da Allah için… Hiç bir kınayanın kınamasından çekinmemiş. Yahu bütün dünya ne der dememiş, Allah bize nasıl muamaele eder demiş.

Tüm dünya ülkeleri içerisinde, suçluları ihya etmek için çalışmak kaydıyla suçları en çok örtüp bağışlayan, ama azgınlara da göz açtırmayan o olmuş.

Allah neyi araştırın dediyse bunu devlet işi kabul etmiş. Kaynak ayırmış.

Dışarıda söylediği ile ülke içinde söylediği hiç şaşmamış. Özünde sözünde doğruluğu prensip edinmiş.

Ahitlerine sadakat göstermiş. Bölünmekten, yıkılmaktan değil, Allah’tan korkmuş. Demiş ki, Allah zalimler güruhuna asla hidayet etmez.

Hiç bir beladan korkmamış. En buhranlı günlerinde, Allah ne güzel vekildir, O’nun yazdığından başkası başımıza gelecek değil. Biz ancak Allah’a dayanıp güvendik demiş…

Öyle bir ülke ki, topraklarında Allah en büyük adı ile anılmış. Demişler ki, bizler insanlık için en hayırlı bir topluluğuz.

Şimdi böyle bir Türkiye’nin, Türk – Kürt diye bir sorunu olur mu ?

Böyle bir ülkenin terör diye bir sorunu olur mu?

Böyle bir ülke kıyısında kurulmakta olan herhangi bir devletten çekinir mi ?

Böyle bir ülkenin “sınır” diye bir derdi olur mu?

Böyle bir ülkenin sınırları neresidir ?

Beni bu yazıyı yazmaya iten en temel ayet şudur:

“Ey iman edenler ! Siz ilkin kendinizi düzeltmeye bakın. Kendiniz doğru yolu buldunuz mu sapanlar size zarar veremez.”

Allah daha ne desin ?

Bundan daha önemli olan ise, bizlerin bunları birer tatlı hayal olarak görmemizdir.

Kim bunu hayal olarak görürse, Allah’ın rahmetinden kesin olarak ümit kesmiştir.

Allah’ın kendisine / müminlere yardım edeceği hususunda kesin olarak ümitsizlik içerisindedir.

Peki sizler ne düşünüyorsunuz ? Bunlar pembe hayaller midir ?

Böyle bir devlet kurma hedefi sadece peygamberlere özgü müdür ?

Eğer bu işi inanmış insanlar yapmayacak ise, gökten inecek melekler mi yapacak ?

Ali Aksoy, 13.11.2007

Doğu Türkistan Videoları

BAĞIMSIZLIK MARŞI

Tanrı dağı Türkistan,
Erler bağı türkistan,
Sen Türklerin canından,
Cansın Doğu Türkistan.

Yansın yürekler yansın,
Dağlar kana boyansın,
Türk’ün Tanrı dağında,
Gök bayrak dalgalansın.

Hem dağdan hem mahpustan,
Yazar olduk bir destan,
Ya kader de ölmek var,
Ya bağımsız Türkistan…

Kürşad yamtar dirilmiş,
Silahlara sarılmış.
Türkistan dağlarında,
Kırbin ordu kurulmuş. Devamını Okumak için »

Yeni Sayfa: Kuran Meali Dinle

Prof.Dr. Hamdi Döndüren

Okuyan: Ahmet Deniz

Kuran’ın Anlamı

01 FATİHA SURESİ

İndir

Oku / Dinle

02 BAKARA SURESİ

İndir

Oku / Dinle Devamını Okumak için »

Duyuru

Dostlarım;

Bu günden itibaren (26.07.2007) internet sitemde bestelerim ve şiirlerim ile kişisel bir kaç yazı müstesna olmak üzere bütün siyasi mülahazaları terkediyorum.

Ziyaretçilerimiz arasında her görüşten insanın bulunabileceği ve siyasi görüşlerdeki ayrılıkların bu sitede yazılı hususların ön yargılı yahut daha az okunmasına sebebiyet verebileceği ihtimali aşağıda belirtilen husus ve prensiple birlikte beni böyle bir karar almaya itmiştir.

Sosyal çalışmalarımda tatbik etme kararlılığında olduğum husus aşağıdaki ayeti kerimede özetlenmiştir.

“… benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la öğüt ver.” (Kaf,45)

Şiir ve beste çalışmalarım müstesna olmak üzere, bundan başka her yöntemi terkediyorum.

Bu nedenle, bundan böyle internet sitemde siyasi içerikli hiç bir yazı yazılmayacağı gibi, yorumlar da yayınlanmayacaktır.

Siyaset ve toplum adına konuşulabilecek hiç bir mesele bu sitede “Kuran” kategorisinde anlatılan meselelerden daha önemli olamaz.

Çünkü Allah; “… bu Kur’an en mühim bir haberdir” (Sad,67) buyurmuştur.

Peki, “sadece Kuran’la öğüt vermek” yeterli midir ? Bunun da cevabı Allah tarafından verilmiştir:

“Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık.” (İsra,89)

Demekki, Kuran tebliğ konusu ve verilen misaller bakımından tamdır.

Siyasi kimliğimi bilerek bu siteye gelen dostlarıma bu anlamda hiç bir şey veremeyeceğim için şimdiden özür diliyorum.

Saygılarımla.

Ali Aksoy

Kuran Meali dağıtmak isteyenler için…

kuran_meali_elmalili.jpg

Kuran meali dağıtmak isteyen kardeşlerimiz için…

Fiyatlar halen daha geçerli imiş.

Cep boy, 1.00 YTL, orta boy 2.00 YTL. Elmalılı meali.

İzmir merkezli bir firma…

http://www.akitpazar.com/pinfo.asp?pid=1

meal_k.jpg

Benzer bir alternatif te, Şaban Piriş meali için var. Bu firma da Kayseri’den…

http://www.arz.com.tr/eserlist.htm

“Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la öğüt ver.” (Kaf,45)


Allah hayırlarınızı şimdiden kabul etsin.

Selam ve dua ile…

[audio http://aliaksoy.wordpress.com/files/2007/07/001fatiha.mp3]

Hanif Dostlar

HANİF DOSTLAR

Yıllarca hücrede kalmışım sanki,
Önüm karanlık, arkam karanlık,
Ruhum karanlık, aklım karanlık…
Şimşek gibi parladı ayetler…
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Oku da son bulsun karanlığa sultanlık.

Onlar bir garip insanlardı,
Bu nasıl cesaretti böyle,
Ashab-ı Kehf gibi diklene diklene,

Bin dört yüz sene uyumuşlar da,
Yenice uyanmışlar gibi,
Yoksa mehdi yerine bunlar mı geldi beklene beklene…

Yoksa bu bir tuzak mı?
Komplo mu kuruldu müminlerin üstüne,
Ya değilse bildiğime uydurma diyenlerin kastı ne ?

Bir başka okuyorlardı bildiğim / okuduğum şeyleri,
Silivermişler hocaları şeyhleri,

Korkulacak şeyler söylüyor bunlar,
“Tövbe tövbe” dedirtecek,
Kahretsin, bu bir çaresizlik !
Kuran’a dayanıp hep haklı çıkmalarıysa kafayı yedirtecek !

Seviniyor muyum ne bunlar haklı çıktıkça,
Üzerime yüklenmiş ciltler dolusu günahım azalıyor mu ne yoksa ?

Yoksa şeytan işi mi bu ?
Ya Rabbi ! Ayetlerin beni delirtecek !

Hem öyle sabırlılar ki,
Hem öyle güçsüzler, öyle azlar ki,
Sanki Kuran yenice inmiş,
Sahabe olmuş üç beş adam Kuran’a,
Haykıra haykıra ilan ediyorlar,
“La ilahe illallah”
“Allah’tan başka ilah yoktur”
“Onun sözü doğruluk ve adalet bakımından tam kemalindedir”
“O’ndan başka dost yoktur”
“Rabbinizden size bir Nur gelmiştir”

Müşrikler taşlıyor Kuran’ı,
Onlarsa siper olmuşlar Peygamber’in dini üzerine…

Allah’ım ne tarafta yer alsam ?
Yaş doldu gözlerime…

Ah, aklım ah ! Sen ne inatçısın !
Kim Allah’ı birliyorsa,
Kim tevhide yönelmişse ona yöneltiyorsun beni…
Yoksa azınlık psikolojisi mi bu yöneliş…
Ayet ayet bu söyleyiş.

Hücreme mi dönsem ne,
Dışarısı uçsuz bucaksız aydınlık,
Dışarısı Rahmet,

Bense kapı eşiğinde kaldım.
Burası muhasebe,
Burası muharebe !

Nerde kaldı “Heykellere tapmıyorum” diye sevindiğim günler…
Hani şu, hükmüne ortaklar katıp,
Ciltler dolusu fetva ile avunduğum günler…

Burası hesap, burası kitap,
Ölüp ölüp dirilmek gibi,
Gidip gidip geliyorum şirk çukurunda…

Dualar etmiştim halbuki.
“Allah’ım Kuran’dan konuşan arkadaşlar ver” demiştim.
Meğerse “bana acı” diyecekmişim de bilememişim.

Onlarsa kılıçlarını çekmiş,
Yetmiş kişi bilinmeze ilerleyen,
“Allah ne güzel vekildir” diyenler gibi…

Bilseler ki ölecekler,
Azraile bile gülecekler…

Bir baktım ki, karşımda İbrahim,
Yıkılmış bütün putlarımız,
Baltalı bir put dikilmiş tepeme…
Artık cevap vaktidir…

Gidip gidip gelen bu kalp,
Çağlar ötesinin sesidir.

Hani atalarım nerdesiniz ?
Güçlü, kuvvetli, derin alimlerim…
Nerdesiniz ?

Gün cevap vaktidir…
Evet bekliyorum, soruyorum !
Hala cevap veremediniz…

Ne hücreme dönerim, ne eşikte beklerim,

Dışarısı Kuran,
Dışarısı aydınlık,
Dosdoğru beyan,
Gerisi tam çılgınlık…

Yıllarca hücrede kalmışım sanki,
Önüm karanlık, arkam karanlık,
Ruhum karanlık, aklım karanlık…

Şimşek gibi parladı ayetler…
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Oku da son bulsun karanlığa sultanlık.

Onlar bir garip insanlardı,
Bu nasıl cesaretti böyle,
Ashab-ı Kehf gibi diklene diklene,

Bin dört yüz sene uyumuşlar da,
Yenice uyanmışlar gibi,
Yoksa mehdi yerine bunlar mı geldi beklene beklene…

20.04.2007

Hidayetin tek sahibi, Alemlerin Rabbi’ne hamd olsun.

Yazı ve yorumları ile cahillikten ve gizli şirkten arınmama vesile oldukları için “Hanif Dostlar” sitesindeki tüm dostlarıma bu vesile ile tekrar teşekkür ederim. Bu şiiri, internet sitemde son zamanlarda artan tehditler üzerine yazdım. Mesleğim / avukatlık gereği çok zaman türlü türlü tehditler alırım ama dinim yüzünden hiç tehdit almamıştım şimdiye kadar…

Allah dosdoğru yolundan ayırmasın.
Selam ve dua ile…

Grup Orhun’dan slayt gösterisi

Başbuğ Alparslan Türkeş’in anısına…

Zaman – Çetin Özdemir

ZAMAN
Zaman şimdi bir haykarıştır,
Zaman şimdi bir yakarıştır.
Atıl bir şekilde dursa da
Koskoca bir güruh,
Seni harekete geçirmeğe yeter
O kutsal ruh!
Zaman ince bir frekanstır,
Bazen ağır ağır,
Bazen hızlı yürür;
Zaman, hesabını her zaman görür!
Düşün bakalım,
Sen nesin zamanın içinde?

Çetin Özdemir

09.04.2007 Eskişehir

Çetin Özdemir’in diğer şiirlerini okumak için…

Anlayana – Çetin Özdemir

ANLAYANA

“Türk’ü nasıl anlasın başka türkü çalanlar?”
Tanrı dağı içimde
Kocaman bir ülküdür;
Bu ülkü Türk dilinde
Söylenen bir türküdür.
Bir hicaz taksim gibi
Gelir dağlar içini,
Bu türküdür titreten,
Balkanları ve Çin’i!
Dökülür nağmeleri,
Şamanın kopuzundan;
Tas tas içesim gelir,
Ay kızın kımızından…
Tanrı dağlarından geçtim,
Anadolu’yu yurt seçtim;
Bu demek değildir ki
Ana yurttan vazgeçtim.
O özlem içimdedir,
Değişik biçimdedir.
Bazen çıkar karşıma
Bir Yörük kiliminde,
Bazen şiir yazdırır
Kalem olup elimde!
İlk göz ağrısı gibi
Yüreğimde saklıdır!
Heyhat,
O özlem Türk Yurdunda,
Türk’e yasaklıdır!
Kutsal bir sevda gibi
İşlemiş iliğime;
Yelesini dolamış
Her iki bileğime!
Gece rüyalarımda
Çin Seddi’ne yürürüm!
Her gece yanımda
Kürşadları görürüm!
Nedir bu başımda benim?
Bir kara sevda mıdır?
Her gece,
Her gece aynı rüya!
Bu bana reva mıdır?
Kulaklarım patlar benim at kişnemesiyle!
Birden fırlar,
Doğrulurum,
Başbuğumun sesiyle!
Alplerin, Tiginlerin, çerilerin arasında,
Kendimi görürüm Ötügen kapısında!
Genç kızlar ve gelinler
Uğurlarken orduyu;
Elindeki bakraçtan
Peşim sıra su döker!
Gök Tanrıya yalvarıp,
“Bu emanet yiğitler,
Zaferlerle dönsün” der.
Değdikçe bağrımıza
Asya’nın sert rüzgarı;
Ufukta yükselir
Çin Seddi’nin duvarı.
Çeriler bağrışırlar
Bir bozkurt edasıyla,
Ordumuz hücuma kalkar,
Başbuğ’un narasıyla!
Mete Han uzanarak,
Gelip alnımdan öper!
“Yiğidim,
Tiginim,
Bir Kürşad da sensin” der.

Çetin Özdemir

09.04.2007 Eskişehir

Çetin Özdemir’in diğer şiirlerini okumak için…

Tül perdede gözlerin…

Yorgun bir sesleniştir zaman şimdi…

Çaresiz ve saf hıçkırıklardır.

Bir tül perde gibi düşlerim, hayatla aramda,

Gözlerin bir pencere mutluluğa açılan…

 

Yorgun bir sesleniştir şiir şimdi…

Çaresiz ve saf mısralardır…

Tül perde gibidir kelimeler, harf harf işlenmiş,

Gözlerin bir bestedir, başka dünyalara uzanan…

 

Ali Aksoy, 15.12.2005

ELLİ YIL SONRA…

Hani bir gün, elli yıl önce…

Ateşlemiştik aşkımızı bir akşamüstü,

Gözlerimizde kavrulup,

Ellerimizde tutuşmuştuk…

 

Ve bu gün, elli yıl sonra…

Gömdüler bizi bir sabah vakti,

O yangından kalan yanık kokusuyla kalbimizdeki…

 

Demek hiç sönmemişiz…

Yıllara,

Hırçın kavgaların büyüsüne inat…

 

Demek hiç üşümemişiz,

Ayrılığa karar verdiğimiz günlerde,

Kalplerimizin haberi bile olmamış…

 

Biz hiç üşümemişiz,

Sırılsıklam sarılmışız gözlerimize,

Bir çocuk gibi büyütmüşüz aşkımızı,

Mezuniyet törenlerinde alkışlar gibi alkışlamışız…

 

Ve nikâhlamışız yıllarla,

Düğün bayram etmişiz.

 

Hiç kıskanmamışız yıllardan,

Yılları da sevmişiz,

Ayrı ayrı da olsa yaşlanmayı…

 

Ve o çocuklaşan aşkımız hep taze kalmış gönlümüzde,

İlk doğduğu an gibi…

 

Demek, biz hiç üşümemişiz,

Toprak ta üşütemez…

 

“Irak ırak gülüşürüz,

Böyle böyle alışırız,

Bu dünyada olmadıysa,

Ahirette buluşuruz…”

 

Ali Aksoy

Kar Tanesi albümü Turkcell’de…

Kar Tanesi albümündeki parçaları Turkcell hatlı cep telefonlarınıza yüklemek, sevdiklerinize armağan etmek için bu linki kullanabilirsiniz.