Allah'ın Kevni Ayetleri

FACEBOOK SAYFASI: HANİF TV

 

HANİF TV

FACEBOOK SAYFASI: EL-MUSAVVİR

FOTOĞRAF PAYLAŞIM SAYFASI

Küresel ısınma kuşları yerinden edebilir

Akdeniz Havzası’ndaki kuş türleri küresel ısınma nedeniyle daha soğuk iklimlere göç edebilirler.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerde yaşayan kuş türleri, havadaki 3 derecelik ısınma senaryosuna göre bulundukları yerden 550 kilometre Kuzeydoğu’ya göçebilir.

İngiltere’deki Bird Life International tarafından yapılan araştırmada, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerde yaşayan kuş türlerinin, havadaki 3 derecelik ısınma senaryosuna göre bulundukları yerden 550 kilometre uzaklaşabileceği bildirildi.

Doğa Derneği Proje Sorumlu Eray Çağlayan, yaptığı açıklamada, İngiltere’de doğa ve çevrenin korunmasına yönelik faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunun, “Avrupa’nın Üreyen Kuşları İklim Atlasının Bulguları” raporu hazırladığını söyledi. Devamını Okumak için »

BÜYÜK BULUŞMA – AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU

Akıl ve Kuran Sempozyumu

DEĞERLİ HANİF MÜSLÜMANLAR

ALLAH ODAKLI VE KURAN MERKEZLİ İMAN EDENLER…

RESULLERİN TAKİPÇİLERİ

Hanif Müslümanlığı yaşamımızın özü ve temeli haline getirme yolculuğumuzda, her daim birbirimiz ile güzellikleri paylaştık.

Birbirimizden ne kadar uzak olsak ta, fazlası ile yakınlaştık.

Aramızdaki kilometreler ve mesafeler, gönüllerimizin aynı SÖZ ile şahlanmasını engelleyemedi.

İnandığımız gerçeklerin üzerimize yüklediği sorumluluklardan hiçbir zaman kaçmadık. Her daim üzerine gittik. Yürüdük…

Bildik ki, varlığımız Rahmanın dilemesi ile vücud buldu. O’nun dilediği çizgiden yürümek, doğrudan şaşmamak adına vahye sarılmak tı davamız.

İşte bu gerçekliğin gölgesine, varlığımızı bütün kılmak adına BİR ARAYA geliyoruz…

Tüm Hanif Müslümanları, Kuran Erlerini, Kuran Davetçilerini bu Birlikteliğe bekliyoruz….

Kuran Eri olmak, Gerçeğin izinden asla korkmadan ve çekinmeden yürümektir.

Alemlerin Rabbi olan Allah, bu hayırlı birlikteliği daim etsin inşaAllah.

GELENEKSEL AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU ‘’BÜYÜK BULUŞMA’’

ORGANİZASYONUNA, TÜM KURAN ERLERİ DAVETLİDİR…

DETAYLI BİLGİ İÇİN :

www.hanifler.com

Hanif Müslümanlar

Satürn’ün uydusu Titan’da su olasılığı

Satürn’ün uydusu Titan’ı kaplayan kalın buz tabakasının altında gizli kalmış, derin bir okyanus olabilir.

Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, Cassini – Huygens uzay aracının gönderdiği radar kayıtları, bu tahminleri güçlendiriyor.

Cassini-Huygens uzay aracı, Amerikan, Avrupa ve İtalyan uzay Ajansları’nın ortak projesi olarak 1997 yılında uzaya yollandı.

2004 yılında Satürn ve çevresinde incelemelerine başlayan Cassini’den gelen veriler sonucu, o zamanlar, uydunun yüzeyinin bir hidrokarbon okyanusuyla kaplı olduğu düşünülmüştü.

Bir yıl sonra, Cassini’den Huygens gözlem aracının Titan’ın yüzeyini incelemeye gönderilmesiyle bambaşka bir tablo ortaya çıktı. Devamını Okumak için »

Dinazorun ayak izi bulundu!

Yaklaşık 150 milyon yıl öncesine ait bir dinazor sürüsünün ayak izleri bulundu. Görüntü gerçekten ürtütücü. İşte o ayakizleri…

Bilim adamları, Yemen’de, 11 dinozordan oluşan bir sürünün ayak izlerini buldu. Arap Yarımadası’nda bulunan bu ilk dinozor ayak izlerinin, dünya tarihinde karada yaşayan en büyük hayvanlar olan dört ayaklı dinozorlar olarak bilinen Sauropod’lara ait olduğu belirlendi.

Hollanda’nın Maastricht Üniversitesinden paleontolog Anne Schulp, ‘Nihayet dinozor haritasındaki karanlık bir noktayı birazcık aydınlattık’ dedi.

Yaklaşık 150 milyon yıl öncesine ait ayak izleri, Sauropord’ların bir ırmak boyunca aynı hızda yürüdüklerini gösteriyor.

Yemen’in başkenti Sana’nın 80 kilometre kuzeyinde bulunan çok iyi durumdaki ayak izlerinin büyüklüklerinin 70 santim ile 2,5 metre arasında değiştiği belirtildi.

Arap Yarımadası’nda şimdiye kadar sadece birkaç dinozor fosili bulunmuştu. Devamını Okumak için »

Mars yaşam için çok tuzlu

Mars’ta yıllardır araştırmalarını sürdüren ikiz robotlardan Opportunity, Kızıl Gezegenin yaşam koşulları için “çok tuzlu” bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu.

Mars’a 90 günlüğüne gönderilen ancak 1400 günü aşkın bir süredir görev başında bulunan ikiz robotlardan Opportunity’nin topladığı son kanıtlar, Kızıl Gezegen’in erken dönemlerinde sudaki yüksek mineral karışımının, en dayanıklı mikropların dahi oluşumu için uygun bir ortam sağlamadığını gösteriyor.

Mars robot programı üyesi ve Harvard Üniversitesi biyoloji kürsüsünden Dr Andrew Knoll, bir dönem suyla haşır neşir olmuş kayalarda saklı ip uçlarının, çevre koşullarının hem asitli, hem de çok tuzlu olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Dr Knoll, Boston’daki bir bilimsel toplantıda yaptığı açıklamada, bulguların Mars’taki yaşam olasılığı düğümünü iyice sıkılaştırdığını söyleyerek, Kızıl Gezegen’de son 4 milyar yıl önceki koşulların yaşam için pek de uygun olmadığını kaydetti. Devamını Okumak için »

Köpekbalıklarının soyu tükeniyor

Aşırı avlanma, köpekbalıklarının soyunun tükenmesi tehlikesini ortaya çıkardı
Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin (IUCN)’nin 21 köpekbalığı türü üzerindeki araştırmasına göre, köpekbalıkları, son derece değerli olan yüzgeçleri yüzünden yapılan düzensiz avlanmalardan zarar görüyor.

Uzmanlar, Asya hükümetlerinden, bu hayvanların avlanmalarına derhal bir sınırlama getirmeleri istendi. Sapan köpekbalığı ve dik burun köpekbalığı gibi türlerin hepsinin tehdit altında bulunduğu belirtildi.

IUCN, bu tehdit yüzünden bu yılki ‘kırmızı liste’ye 7 köpekbalığı türünün daha ekleneceğini kaydetti.

Köpekbalığı türlerinin yok olmasının, okyanuslardaki doğal dengeyi bozacağı için diğer türlerin de ölmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Canlı bilgisayar yapıldı

Bilim adamları bakterilerin genleriyle oynayarak ilk “yaşayan bilgisayarları” yapmayı başardılar.

Bilim adamları bakterilerin genleriyle oynayarak ilk “yaşayan bilgisayarları” yapmayı başardılar.

Amerika’dan bilim adamları, bakterilerin genlerini değiştirerek “yaşayan bilgisayar” yaptı. Araştırma, bu tür bilgisayarların kullanışlı olduğu kadar, veri saklama ve genetik mühendisliği için de uygulanabilir olduğunu gösterdi.

Kuzey Carolina ve Batı Missouri Devlet Üniversitesi’nden matematikçilerin ve biyologlar, E.koli bakterisine genler ekleyerek, “yanık krep” adı verilen matematik problemini çözmeyi başardılar.

Bu matematik problemi farklı boyutlarda ve yanık bir bölümü olan krepleri içeriyor. Soru ise, bu krepleri, yanık kısmı üst tarafa gelecek şekilde en büyük altta olacak şekilde “en az hamleyle” sıralamak. Devamını Okumak için »

Merkür’ün bilinmeyen yüzü

Yüzeyinin yüzde 55 kadarı daha önce hiç gözlemlenmemiş olan Merkür’ün Ay’a benzediği düşünülüyordu, ancak hiç de öyle olmadığı, çok dinamik bir gezegen olduğu belirlendi…

Amerikan uzay aracı “Messenger” (Ulak), gönderdiği yüzlerce fotoğrafla Güneş sisteminin en küçük gezegeni Merkür’ün (Utarit) bilinmeyen yüzünü gösterdi.

Bilim adamları, 14 Ocak’ta Merkür’ü sıyırarak geçerken gezegenin fotoğraflarını çeken uzay aracının gönderdiği verileri şaşırtıcı buldu.

“Carnegie” enstitüsünden Sean Solomon, “Yüzey şekilleri, atmosfer ve manyetosferle ilgili bilgiler bizi şaşırttı, çünkü Merkür beklediğimiz gibi çıkmadı. Ay’a benzediğini düşünüyorduk, ama hiç de öyle olmadığını anladık” dedi.

Solomon, ilk bakışta Ay’ı andıran Utarit’in aslında “çok dinamik bir gezegen” olduğunun anlaşıldığını, gezegende volkan ve manyetosfer faaliyetlerinin çok fazla olduğunu belirtti. (Manyetosfer, güneşten gelen hızlı parçacıkların oluşturduğu plazma akımının, gezegenin manyetik alanının etkisiyle saptırılarak engellendiği bölge.) Devamını Okumak için »

Mars mikrobik yaşam için mükemmel

ANKARA – NASA’da görevli bilim adamları Amerikan Jeofizik Birliği’nin bir toplantısında yaptıkları açıklamada, Spirit’in inceleme yaptığı bir toprak parçasında, mikrobik yaşam için geçmişte mükemmel bir çevrenin kanıtlarının bulunduğunu düşündüklerini belirttiler. Mars robotunun bulduğu tortuların büyük olasılıkla, sıcak kaynak suyu veya buhar volkanik kaya ile temasa geçince oluştuğunu söyleyen Mars robot programında görevli bilim adamlarından Steve Squyres, Dünya’da bu tip yerlerin bakteriyle dolu olduğunu anımsatarak, “Bu bizi çok heyecanlandırıyor” diye konuştu.

NASA’nın robot programında görevli araştırmacılar, Mayıs ayında, Mars toprağında normalden daha parlak görünen bir toprak parçası üzerinde çalıştıklarını açıklamışlardı. İncelemeleri sonunda buranın, camın ana maddesi olan silisyum açısından zengin bir toprak olduğunu belirten araştırmacılar, Spirit ile bu toprak parçası üzerinde ve yakındaki kayalarda, fazladan kanıt için incelemelerini sürdüreceklerini bildirmişlerdi. Devamını Okumak için »

Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor

Avustralyalı ve ABD’li bilim adamları ilk kez soyu tükenmiş bir tür olan Tazmanya kaplanının (thylacine) DNA’sını, yaşayan bir organizma olan fare embriyosunda kullandı.

Melbourne Üniversitesi ve Texas Üniversitesinden bilim adamları, Tazmanya kaplanının DNA’sının canlı bir organizmada harekete geçmesi için yapılan çalışmada, bir müzede etanol içinde saklanan 100 yaşındaki Tazmanya kaplanından alınan Col2A1 geninin bir kıkırdağın içinde üretilen fare embriyosuna enjekte edildiğini belirtti.

Uluslararası bilim dergisi PLoS ONE’da yayımlanan araştırmaya katılan Melbourne Üniversitesinden Andrew Pask, Col2A1 geninin büyüyen kıkırdakta ve faredeki kemik gelişiminde benzer bir işlev gördüğünü belirterek, genin kıkırdak dokusunda ürediği, bunun, DNA parçasının Tazmanya kaplanının iskeletinin oluşmasında gerçekten önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Devamını Okumak için »

Dünyanın en güçlü lazeri Güneş gibi

Bilim insanlarının geleceğin enerji kaynağı olarak gördükleri lazer füzyonunun laboratuvar denemelerinde, lazer ışının üzerine düştüğü materyalin sıcaklığını 10 milyon santigrat dereceye ulaştırdı. Bu, Güneş’in sıcaklığının yaklaşık 10 katına eşdeğer.

İngiltere’nin Oxfordshire kentindeki Rutherford Appleton Laboratuvarı’nda geliştirilen dünyanın en güçlü lazerinin deneylerinde, Dünya’da üretilen tüm elektrik enerjisinin 100 katına eşdeğer güçteki lazer ışını, üzerine düştüğü materyali Güneş’ten daha sıcak hale getirdi.

Araştırmalarını New Journal of Physics dergisinde yayınlayan bilim insanları, bir saniyede parçalanma için gerekli koşulları yaratabildiklerini belirterek, deneylerin gelecekte nükleer füzyon reaktörü yapmayı sağlayacak konseptin ipuçlarını verdiğini kaydettiler.

İngiliz araştırmacılar, deniz suyunda bulunan hidrojenin iki ağır biçimi “deuterium ve tritiyum”u yakıt olarak kullandıkları nükleer füzyonu Dünya’nın giderek artan enerji ihtiyacına çare olarak görüyorlar. NTV