Allah'ın Kevni Ayetleri
Mavi güneş olayı belgelendi
Nis 30th

(Bilim.org) Mavi güneş olayı, piramitleri izleyen kameralarla belgelendi. 15 dakika süren olayın nedeni hala çözülemedi.
Mısır’ın başkenti Kahire yakınlarında bulunan piramitlerin etrafındaki güvenlik kameraları, 14 Aralık 2006′da saat 16.47′ten başlayan garip bir olayı kaydetti. Güneşin rengi, yaklaşık 15 dakika boyunca maviye döndü. Görüntüler daha sonra bir grup fizikçi tarafından incelendi. “Mavi güneş olayı” ile ilgili hazırladıkları raporda şu ifadeler yer aldı: Devamını Okumak için »
Uzayda küçük kıyamet
Nis 30th
(Son Sayfa) Dünyadan 400 milyon ışık yılı uzaklıkta galaksiler çarpıştı. Çarpışmadan sonra iki galaksi birleşerek bir köprü oluşturdu.
Çarpışmadan sonra iki galaksinin ortasında toz yolları oluştu. UGC 8335 adlı yıldız dünyadan 400 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan ‘Büyük Ayı’ adlı galaksinin yörüngesinde bulunuyor. Çarpışma anını Hubble Uzay Teleskopu 24 Nisan’da görüntüledi. Devamını Okumak için »
Kaybolan bacaklar bulundu!
Nis 12th
(İnternetHaber) Milyonlarca yıl öncesine ait bir taştan çıkan fosil yıllardır tartışılan bir konuya son noktayı koydu.
Fransız bilim adamları, Lübnan’da kireçtaşı içinde bulunan 92 milyon yaşındaki bir hayvan fosili üzerinde yaptıkları incelemede, bunun iki bacaklı bir yılan olduğunu tespit ettiler.
Eski kertenkeleden modern kolsuz bacaksız yılana giden evrimleşme konusunda bundan önce ellerinde pek fazla tür bulunmayan bilim adamları, röntgen tekniğiyle yaptıkları incelemede, kireçtaşına hapsolmuş hayvanın biri açıkça görünen, diğeri taş katmanı altında katlanmış bacaklarını gördüler.
BACAKLAR VÜCUDUN GERİSİNDE
Araştırmaya katılan Paris’teki Ulusal Doğal Tarih Müzesi’nden Alexandra Houssaye, “Hayvanın iki bacağı olduğundan eminiz, birinde görmediğimiz karakteristik özellikleri diğerinde görmeyi umuyoruz” diyerek, fosil üzerindeki araştırmaların süreceğini söyledi.
92 MİLYON YAŞINDA
“Eupodophis descouensi” olarak bilinen 85 cm uzunluğundaki Geç Cretaceous dönemine ait hayvanın fosilinin 92 milyon yaşında olduğunu belirten Fransız araştırmacılar, bacakların, hayvanın vücudunun iyice gerisinde bulunduğunu kaydettiler.
Bu keşfe dek, yılanların 150 milyon yıl önce ortaya çıktıkları düşünülüyordu. Fosil, 2000 yılında Lübnan’ın el Namura köyünde bulunmuştu.
En küçük gezegen
Nis 12th
(İnternetHaber) Dünyaya 30 ışık yılı uzaklıkta, Güneş Sistemi’nin dışındaki en küçük gezegen keşfedildi.
İspanyol gök bilimciler tarafından keşfedilen, kayalıklarla dolu gezegenin yarıçapı, Dünya’nınkinden yüzde 50 daha büyük. Aslan takımyıldızından 30 ışık yılı uzaklıkta, küçük kırmızı bir yıldızın çevresinde dönüyor.
İspanya Bilimsel Araştırmalar Yüksek Konseyi, GJ 436c olarak anılan gezegenin, 100 yılı aşkın bir süre önce Neptün’ün keşfinde kullanılan bir teknik olan, GJ 436c yıldızı etrafında dönen daha büyük bir gezegenin yörüngesindeki çarpıklıkların incelenmesi sırasında keşfedildiğini açıkladı.
İspanyol gök bilimci Ignasi Ribas, GJ 436c’nin, Dünya’nın 5 katı büyüklüğünde bir kütleye sahip olduğu, bunun GJ 436c’yi, şimdiye kadar güneş sistemi dışında bulunan 300 civarındaki gezegenin en küçüğü kıldığını söyledi.
Gezegenin, etrafında döndüğü yıldızla arasındaki mesafe nedeniyle yaşam için elverişli olmadığı, kendi ekseninde 4.2, yıldızı çevresinde de 5.2 dünya gününde döndüğü kaydedildi.
İngiliz gökbilimcilerin üç gün önce Güneş Sistemi’nin benzeri olan ve uzak bir yıldızın etrafında dönen gezegen sistemi keşfettiği açıklanmıştı.
Evrenin sırları burda çözülecek!
Nis 10th
(SonSayfa)Maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’nün (CERN) İsviçre’deki merkezine girdik. Büyük deneyin ön çalışmalarına tanık olduk
Bilim tarihinin en büyük deneyini bu temmuz ayında gerçekleştirecek olan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN), İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında bulunan, yeraltındaki gizemli tesisinin kapılarını Milliyet’e açtı. Bünyesinde üst düzey 2 bin 500 bilim adamının görev yaptığı, temmuzdan itibaren de maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan örgütün baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Hollandalı Jos Engelen.
Direktör Engelen, “Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz” diye konuştu. Engelen, “Türkiye’nin CERN’e üye olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını” da belirtti. Devamını Okumak için »
Yeryüzünün Tabakaları
Kas 20th

Allah yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yaratandır. Emir bunların arasında sürekli iner ki Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz. 65 Talak Suresi 12
Kuran’da yedi göğün olduğunu söyleyen ayetlerden biri olan Talak suresinin 12. ayetinde, yeryüzümüzde, gökler kadar yaratılışın olduğu geçmektedir. Daha önceki konuda yedi göğü tarif eden diğer ayetlerden bu yedi göğün birbiri ile uyumlu tabakalar şeklinde, her tabakanın ayrı bir görevi yerine getirecek şekilde yaratıldıklarını öğrendik. Talak suresinin 12. ayeti yedi gök ile yerküremiz arasında benzerlik kurunca; o zaman yerküremizde de tabakalar şeklinde uyumlu, her tabakanın kendi görevini yerine getirdiği bir yapı beklememiz mümkündür. Nitekim yerküremiz hakkında son asırlarda yapılan çalışmalar Kuran’ın bu ayetinin de mucizeviliğini onaylamaktadır. Devamını Okumak için »
Gökyüzünün Tabakaları
Kas 18th

Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun? 67 Mülk Suresi 3
“Gök” diye çevirdiğimiz Arapça’daki “sema” kelimesinin aynen Türkçe’deki “gök” kelimesi gibi tüm Dünya’nın üstünü tarif ettiğini daha önce söyledik. Nasıl Türkçe’de “gökteki bulutlar” tamlamasında göğü Dünya’nın yakın üstü olarak, “gökteki yıldızlar” tamlamasında ise göğü, Evren’in tümü olarak kullanıyorsak, aynı şey Arapça’daki “sema” kelimesi için de geçerlidir. Bu yüzden Kuran’ın göğün yedi kat olduğu açıklamasıyla, Evren’de yedi ayrı tabakanın, yedi ayrı boyutun veya yedi ayrı çekim alanının olduğu düşünülebilir. Fakat Dünya’nın Atmosfer’ini incelediğimiz zaman çıplak gözle sıradan bir yapıda olduğu zannedilebilecek olan Atmosfer’in, apayrı tabakalardan oluştuğunu farkediyoruz. Ayette “birbiriyle uyumlu bir şekilde” diye tercüme ettiğimiz tabaka kelimesi hem bu anlama, hem de “tabakalar halinde” anlamına gelmektedir. Nitekim bu kelime Türkçe’ye de geçmiştir ve “mutabık” kullanımıyla ilk anlamı, “tabaka” kullanımıyla ikinci anlamı ifade etmektedir. Ayetin ifadesiyle Atmosfer’imizin uyumlu, farklı tabakalardan oluştuğu gerçeği tamamen mütabıktır (uyumludur). Peygamberimiz dönemindeki bilim seviyesiyle ile bu gerçeğin bilinmesi imkansızdır. Atmosfer’in bu şekilde tarifinin rastgele bir şekilde söylenen bir ifadeyle uyum göstermesi de akla aykırıdır. Görüldüğü gibi Kuran’daki bu ayetin en azından bir işareti Atmosfer’deki tabakalardır. Ayrıca tüm Uzay’da da farklı tabakalar, farklı boyutlar olduğu da düşünülebilir. Devamını Okumak için »
Atmosferde Bir Yolculuk
Kas 15th
Prof.Dr. Osman Çakmak
En az hayret ettiğimiz ve dikkatimizi çekmeyen hâdiseler neler? Gündelik ve alışılmış olanlar değil mi? Meselâ, gündüzün geceyi takip etmesi, İlkbahardan sonra hep yazın gelmesi, kendimizi bildik bileli suyun akması, rüzgârın esmesi, yağmurun yağması basit faaliyetler mi? Asla! Fakat adına ülfet dediğimiz, gözümüzü kapayan bir perde var. Önümüzden o perdeyi kaldırıp, çevremizde olanları lâyıkıyla takdir edemiyoruz.
Şimdi bir de sürekli teneffüs ettiğimiz havaya bakalım. Gerçi içinde neler olup bitiyor gözümüzle göremeyeceğiz. Ama ilim ve tefekkür gözlüğünü takarak vicdan süzgecinden geçirirsek, görünmezler de görünür hale gelebilecektir.
Hava nedir? Belli nispetlerde gazlardan meydana gelmiş görünmez bir terkip değil mi? Yahut burnumuzla alıp ciğerlerimizde sindirdiğimiz gazdan yiyecek. Hava bütün insanların, hayvanların ve bitkilerin vazgeçemedikleri en hayatî gıdaların biri (suyu unutmayın!). Âdeta bu nimetin içinde yüzüyoruz da haberimiz yok. Uzağa gitmeye çalışıp çabalamaya, ücret ödemeye gerek yok. İhtiyaç hissedince hemen burnunuzun dibinde. Demek “hava almak” öyle küçümsenecek bir hâdise değil. Havanın ayrılığına kaç dakika dayanabiliriz? İki, bilemediniz üç dakika. Önce bayılırsınız, beş dakika sonra beyniniz ölür. Peki onu ne kadar takdir ediyoruz ve onu bizim için hazırlayanı ne kadar hatırlıyoruz. Devamını Okumak için »
Türk malı buzul ayısı
Kas 12th
(İnternetHaber) TÜBİTAK bilim dünyasında devrim niteliği taşıyan bir çalışmaya imza attı
Kutupta yaşayan bir balıktan alınan genlerin nakli yoluyla elde edilen fareye “Türk malı buzul ayısı” adı verildi. Yeni fare, artı 4 derecede yaşayabiliyor.
TÜRKİYE Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)bünyesinde yer alan Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü, dünyanın ilk donmaya dirençli fare türünü üretti. Doç. Dr. Haydar Bağış başkanlığındaki ekibin 7 yıllık çalışması sonucunda elde edilen ve ismine “Türk malı buzul ayısı” denilen yeni fare türü, bilim dünyasında büyük bir devrim olarak kabul ediliyor. Devamını Okumak için »
Dinozorlar penguenler gibi nefes alıyormuş
Kas 11th
(TeknolojiHaber) İngiltere’de yapılan bir araştırma, “velosiraptor” gibi etobur iki ayaklı dinozorların korkunç şöhretlerini nefes alma biçimlerine borçlu olduklarını ortaya koydu.
Manchester Üniversitesinde fosiller üzerinde yapılan incelemelerde, tüm hayvanlar içinde en etkin solunum sistemine sahip bu yırtıcıların, penguenler gibi modern dalgıç kuşlarla benzerlik gösterdikleri belirlendi
Bu iki ayaklı etoburların (terapod), avlarını yakalamak amacıyla “sprint” görevi için vücutlarını oksijenle doldurduklarını belirten araştırmacılar, bu hayvanların göğüs kafesini aşağı yukarı hareket ettiren ince kemiklerin havalandırdığı hava keselerine sahip olduklarını kaydettiler.
Araştırmanın başında yer alan Dr. Jonathan Codd, modern kuşlardaki bu özellikleri soyları tükenen atalarında bulmanın, bu koşucu dinozorların etkin bir solunum sistemleri bulunduğunu gösterdiğini belirterek, bunun da avlarını kovalarken göreli olarak hızlı koşabilen epey aktif hayvanlar olduğu teorisini güçlendirdiğini kaydetti. Devamını Okumak için »


Ne Dediler