Allah'ın Kevni Ayetleri

Göğün Geri Çevirdikleri

Ve O geri çeviren gök… 86 Tarık Suresi 11

Ayetin Arapça’sında geçen “rec” kelimesi geri çevirmek,döndürmek anlamlarını vermektedir.Dünya’mızdaki yaşamın oluşması için olmazsa olmaz şartlardan biri yağmurun yağmasıdır. Güneş’in ışınlarının yeryüzündeki sulara vurmasıyla buharlaşan su ne oluyor da Uzay’ın uçsuz bucaksız boşluğunda kaybolmuyor? Peygamberimiz döneminde de yağmurun sürekli yağdığını, yeryüzüne suyun sürekli döndüğünü söylemek mümkündü. Fakat suyun yeryüzüne dönüşünün sebebini gökyüzündeki çevirici özelliğe bağlayacak bilgi Peygamberimiz döneminde mevcut değildi. Atmosfer’deki ayrı tabakaların varlığı öğrenildikten sonra, bu tabakalardan biri olan Troposfer’in, su buharının uzaya kaçmasını, yeryüzündeki canlılığının yok olmasını önlediği ortaya çıktı.Bu tabaka geri döndürücü özelliğiyle su buharının yağış olarak geri dönmesine sebep olmaktadır. Devamını Okumak için »

Kuş beyinli değil GPS beyinli

(İnternetHaber) Bilimadamları son araştırmalarında çok şaşırtıcı bir gerçek ortaya koydular.

ABD’de yapılan bir araştırmada, göçmen kuşların beyinlerinde GPS’e (Global Positioning System – Küresel Yer Belirleme Sistemi) benzer bir sistem olduğu ve olağan güzergahlarından 4 bin kilometre kadar uçakla uzaklaştırılsalar bile yollarını bulabildiklerini ortaya koydu.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin yıllık dergisinde yayımlanan
makalede, araştırmacıların yazı geçirdikleri Alaska’dan başlayan ve kışı geçirmek için gittikleri ABD’nin güneybatısına ve Meksika’nın kuzeyine uzanan uzun göç yolculuklarına çıkan 30 kadar sarıasma kuşunu yakaladığı ve kafesler içinde bir uçakla olağan güzergahlarından 3 bin 700 kilometre uzağa götürüldükleri belirtildi. Devamını Okumak için »

Kainatta yeni keşifler

(Sonsayfa) 3 yeni gezegen keşfedildi

Wasp-3b, Wasp-4b ve Wasp-5b, ismi verilen üç gezegenin de ağırlığının yoğun olduğunu söyleyen profesör Andrew Cameron, bu gezegenlerin Jüpiter gibi gaz gezegenleri olduğunu ifade etti.

Bilim insanları yeni üç gezegenin çok sıcak olmasının nedenini ise yıldızlara yakın konumda bulunmalarına bağladı. Yıldızlara yakın konumda dönmeleri nedeniyle üç gezegende de bir yıl iki günden daha az sürüyor. Yaşamın bu gezegenlerde imkansız olduğu kaydedilirken üçünün de sıcaklığının iki bin derecenin üzerinde olduğu ifade edildi.

Dünyanın ikizi bulundu

(İnternetHaber) Bilim dünyası şokta! Dünya’ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.

Bilim dünyası şokta. Güneş sisteminin dışında, kendi güneşi etrafında dönen ve Dünya’ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.

Dahi fizikçi Stephen Hawking geçtiğimiz yıl, “İnsanlık neslini sürdürmek istiyorsa çok yakında yeni gezegenleri kolonileştirmeli” demişti. Amerikalı astronomlar dün bununla ilgili ilk adımı atmayı başardı ve güneş sistemi dışında ilk kez Dünya’ya ikizi kadar benzeyen bir gezegen keşfetti. 41 ışık yılı uzaklıkta bulunan 55 Cancri isimli yıldızın etrafında bulunan beş gezegenden dördü çok sıcak gazlardan oluşuyor. Ancak “55 Cancri F” ismi verilen beşincisi güneşe göre pozisyonu ve yüzey ısısı ile dünyanın neredeye aynısı. Ki gezegenlerden son keşfedilen, Dünya’ya ikizi kadar benziyor. Devamını Okumak için »

Suyun Hayata Uygunluğu

 

su.jpg water.jpg

Su, karbon bazlı bir hayatın dünyada varolabilmesi için tam manasıyla uygundur. Her tür kimyasal ve fiziksel özelliği mikroskopik hayat kadar, memeliler gibi sıcak kanlı organizmaların ve dünyanın yüzeyindeki kimyasal ve fiziksel çevrenin dengesi için en üst düzeyde uygundur. Suyun bu özellikleri arasında onun ısısal özellikleri yüzey gerilimi, pek çok sayıda farklı madde içinde çözünülürlüğü ve küçük moleküllerin yayılma yoluyla hücrelere girip çıkmasını ve dolaşım sistemini mümkün kılan düşük akışkanlığı sayılabilir. Şayet suyun özellikleri aynen bu şekilde olmasaydı, karbon bazlı hayat mümkün olamazdı. Bunun akışkanlığı bile tam uygundur. Eğer bu daha farklı olsaydı, dünyamızdaki bütün su kütleleri çok büyük ve hareketsiz buz parçaları halinde kutuplarda kalırdı. Suyun ısısal özellikleri biraz daha farklı olsaydı, sıcak kanlı organizmaların sabit vücut ısısını koruyabilmeleri bile sorunlu hale gelirdi. Suyun özellikleri doğanın kanunlarının karbon bazlı bir hayat için özellikle düzenlendiğini gösterir. Suyun yaşam için önemi büyüktür. Birçok reaksiyonda çözücü olarak yer alır. Ayrıca besinleri taşımada da yardımcı olur. Su canlıların içeriğinin de önemli bir bölümünü oluşturur. Yaşam, kendini suyun özelliklerine göre düzenlemiştir. Başka hiçbir molekülün, yaşamda su kadar merkezi rolü yoktur. Suyun sağladığı bazı faydaları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: Devamını Okumak için »

Sağlıkta yine devrim

(Son Sayfa) Kopan organlar için çözüm umudu

Su semenderi ve kurbağagillerde kopan organların yeniden çıkmasında belirleyici rol oynadığı düşünülen protein keşfedildi.

Science dergisinin son sayısında yayınlanan makaleye göre, İngiliz araştırmacıların yaptığı keşif, insanlar ve diğer memelilerde kopan veya kesilmek zorunda kalan organların yerine gelmesini sağlayacak teknikler geliştirilmesinin yolunu açabilecek.

Araştırmacılar, kestikleri sinirin nAG adını verdikleri protein sayesinde yeniden canlandığını belirledi.

Biyologlar, su semenderi ve diğer kurbağagillerin kaybettikleri organlara yeniden sahip olabilme yeteneğine hayranlıkla bakıyor, ancak bu mekanizmanın nasıl işlediğine biyolojik açıklama getiremiyordu.

İngiliz uzmanların çalışması, nAG proteinini sinir ve deri hücrelerinin ürettiğini gösterdi.

Yağmurdaki Ölçü

O, gökten ölçüye bağlı olarak su indirmiştir. Onunla ölü bir bölgeyi canlandırdık. İşte siz de böyle çıkarılırsınız. 43 Zuhruf Suresi 11

Yağmur, Allah’ın insanlara en büyük hediyelerinden biridir. Allah yukarıdaki ayette yağmurun bir matematiği olduğunu, yağmurun rastgele değil, belli ölçülere bağlı olarak yağdığını anlatmaktadır. Yeryüzümüzde su; sıvı, gaz, katı halleri arasında mükemmel bir çevrim ile halden hale girmektedir. Bu çevrim sırasında su, çok harika bir şekilde enerji dengeleyici olarak iş gördüğü gibi tüm canlıların temel ihtiyacını da karşılamaktadır.

Beş yüz yıl önce yağmurla ilgilenen bir bilim adamına, “yağmurda ölçü var mı, yağmurun sayılarla ifade edilecek bir yönü var mı?” diye sorsaydınız hiçbir cevap alamazdınız. O dönemin insanları, Dünya’nın her yanında oluşan meteorolojik olaylardan haberdar olmadıkları için yeryüzüne düşen yağmur miktarı hakkında bir şey söylemeleri mümkün değildi. Oysa Kuran, 1400 yıl önceden yağmurun ölçüye bağlandığını haber vermektedir. Son yüzyılda yapılan araştırmalarla yağmurun nasıl yağdığı, Dünya’daki suyun çevrim özellikleri iyice anlaşıldı. Keşfedilen gerçeklerden biri de Dünya’ya her sene aynı miktarda suyun yağmur olarak yağdığıdır. Bu değer saniyede 1617 milyon ton arasındadır. Böylelikle Dünya’da senede 500 milyar tonun üzerinde yağmur yağmakta ve bir o kadar su da göğe doğru buharlaşmaktadır. Bu değerler her yıl sabittir. Yeryüzündeki ekolojik dengenin sağlanmasında bu değerin sabitliğinin rolü büyüktür. Günümüzden bir kaç yüzyıl önceki bir bilim adamı bile kendi yaşadığı bölgeye düşen yağmur miktarı her yıl değiştiği için, yağmurun bir ölçüye bağlı olduğunu bilemezdi. Büyük bir olasılıkla herhangi bir sayıyla yağmurun yağışı arasında hiçbir bağlantı olamayacağını söylerdi. Devamını Okumak için »

Genetiği değişmiş süper fare

(İnternetHaber) Bilimadamları uğraştılar… Ve sonunda öyle bir fare yarattılar ki şaşılacak şey…

Amerikalı araştırmacılar, hiç durmadan 6 saat boyunca saatte 1.2 kilometre hızla koşabilen genetiği değiştirilmiş süper fareler yarattı.

ABD’deki Cleveland Case Western Reserve Üniversitesi biyokimya profesörlerinden Dr. Richard W. Hanson, Journal of Biological Chemistry’nin son sayısında yer alan yazısında, 6 saat durmadan 7 kilometreden fazla rekor bir hızla koşan bu süper farelerin metabolik olarak bisiklet şampiyonu Lance Armstrong’a benzediklerini söyledi.

Bu farelerin doğada yaşayan benzerlerine oranla yüzde 60 oranında daha fazla yemek yediklerini de belirten Hansen, bununla birlikte zayıf ve tam formda kaldıklarını ve daha uzun süre yaşadıklarını anlattı.

Bu farelerin dişilerinin erkeklere oranla daha uzun süre yaşadıklarını da belirten Hansen, bu süper farelerin diğerlerine göre daha agresif olduklarını bildirdi.

Kaynak: AA

Bu delik güneşin 24 katı

(İnternetHaber) ABD’li astronotlar yeni bir kara delik keşfetti. Büyüklüğü inanılmaz.

ABD’li astronotların keşfettiği karadelik Dünya’dan 1,8 milyon ışık yılı uzaklıkta ve Cassiopeia takımyıldızındaki karadelikten 24 kat daha büyük.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya’dan 1,8 milyon ışık yılı uzaktaki IC 10 adlı cüce galaksi yakınında, Cassiopeia takımyıldızında bulunan karadeliğin güneşin kütlesinden en az 24 kat büyük olduğunu duyurdu.

NASA’nın uzay teleskobu Chandra X-Ray yardımıyla yapılan keşfe imza atanlardan Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Andrea Prestwich, bu kadar büyük kütleli bir karadeliği beklemediklerini belirtti.

Prestwich, yıldızların çökmesiyle oluşan karadeliklerin düşünülenden çok daha büyük olabileceğini gördüklerini söyledi.

Bu dev karadelik, 17 Ekim’de M33 galaksisinde keşfedilen, güneşin kütlesinden 16 kat büyük karadeliğin rekorunu da elinden almış oldu.

Kaynak:AA

En yaşlı hayvan 400 yaşında

(HaberArşivi) İzlanda kıyılarından çıkarılan bir deniztarağının, şimdiye dek bulunan en yaşlı hayvan olduğu sanılıyor.

Bilimadamları, yenilebilir bir tür olan bu okyanus midyesinin yaşının 405 ile 410 arasında olduğunu ve uzun yaşamın sırrını içinde barındırıyor olabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Galler’deki Bangor Üniversitesi’nden araştırmacılar, deniztarağının yaşını kabuğundaki halkaları sayarak hesapladı.

Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, bilinen en yaşlı hayvan 1982′de 220 yaşında olan bir başka deniztarağı.

İzlanda’da bir müzede bulunan, ancak kayıtlara girmeyen bir başka deniztarağı da 374 yaşında. Devamını Okumak için »

Hücrenin Hayata Uygunluğu

 

human-cell.jpggenetik_res.jpgdna1.gifcell.jpg

İnsan vücudu trilyonlarca hücreden meydana gelmiştir. Büyük hayvanlar ve bitkiler de çok sayıda hücrenin bir araya gelmesiyle oluşur. Ancak organizmanın büyüklüğü azaldıkça hücre sayısı da azalmaktadır. Yapısının incelenmesi, hücrenin neden hayatın temel birimi olduğunu gösterir. Hücreyi belirleyen özellik, hücre zarı yani dış dünyayı hücrenin içinden ayıran kimyasal yapıdır. Zarın korunmasıyla bir hücre, dışarıda varolandan çok farklı şartları kendi içerisinde barındırabilir. Örnek olarak hücre, içinde besinleri konsantre ederek enerji üretimi için hazır hale getirebilir ve yeni üretilen materyallerin akıp gitmesini engelleyebilir. Zarın olmaması halinde, hayatın devamı için gerekli olan çok büyük sayıda metabolizma reaksiyonları gerçekleşemeyecekti. Hücreler karbon bazlı yaşamın ideal bir temel yapısıdır. Hücreler her türlü işlemi yerine getirmeye her şekle girmeye ve çok hücreli organizmalardaki çeşitliliği oluşturmaya ve en nihayet tüm yaşamı ortaya çıkarmaya müsaittir. Hücre zarı, hücrenin içeriğini çevrelemek, hareket etmek ve gerektiği yerde yapışmak görevine çok uygundur. Bu kritik özellikler aynı zamanda hücre boyutunun mevcut ölçüde olmasına dayalıdır. Hücre zarı, seçici geçirilirliği sayesinde sinirsel iletimin bazını oluştur. Hücrelerin güçlü işlemsel kabiliyete sahip olduğu ve akıllıca hareket edebilecekleri bile tartışılmaktadır. Devamını Okumak için »

Bilimin Rüyası Gerçekleşiyor

(İnternetHaber) Bilimin bir başarısı daha… Kablolar yerini ışığa bırakıyor !!

Mikroelektronik teknolojisinde önemli gelişmeler yaratması beklenen ve Türkiye’nin nanoteknoloji alanında yönettiği tek AB 6. Çerçeve projesi olan ”SEMİNANO” sonuçlandı.

Proje, kabloların sağladığı pek çok işlevi çok daha yüksek hız ve kapasitedeki ışığa bırakacak teknolojinin yolunu açtı.


ODTÜ’lü ve Bilkent’li araştırmacıların ortak projesi, günümüzün yetersiz teknolojisi nedeniyle ayrı ayrı üretilmek zorunda kalan mikroelektronik ve ışık üreten sistemleri nanoteknolojik yöntemlerle birleştirmede büyük adımlar atılmasını sağladı.

Uzmanlar, bu teknolojinin daha da geliştirilmesi ile optik anahtarlardan optik bilgisayarlara uzanan bir dizi yeni ve olağanüstü gelişmeye tanık olunacağını belirtiyorlar. Devamını Okumak için »

Utah’da yeni bir dinozor türü

(İnternetHaber) Utah’da bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

 

ABD’nin Utah eyaletinin güneyinde bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

 

Zoological Journal of The Linnean Society, ördek gagalı dinozorlar grubuna dahil olan ve bugüne kadar bilinmeyen dinozordan kalanlar ABD’nin Yellowstone Ulusal Parkı’ndan sonra en iyi korunan alanı Grand Staircase-Escalante National Monument’ta bulunduğunu duyurdu. Devamını Okumak için »