Dua
Tevbe nedir ?
Haz 25th
Sözcük anlamı, dönmek, vazgeçmek, yönelmek demek olan tevbe; Kur’an’da, kulun yaptığı kötü işten, günahtan veya küfürden/şirkten vazgeçerek, pişmanlık duyarak Allah’a yönelmesi anlamında kullanılmıştır. Bu yönelme bağışlanma isteğini de içermektedir. Tevbe kelimesinin türemişi olan tevvab ise Allah için kullanılmaktadır. Allah’ın isimlerinden biri de; Allah’ın kulunun tevbesini kabul etmesi, onu bağışlaması ve tevbeleri çok çok kabul eden anlamına gelen Tevvab’tır.
Anlam içeriğiyle tevbeye, Allah’ın kuluna sağladığı “kurtulma imkanı” da diyebiliriz. Tevbe bu bakımdan çok büyük bir nimettir. Kul, şirk de dahil, işlediği günah ne olursa olsun bu imkandan yararlanarak kendini af ettirebilir. Bu imkanla, her türlü kötülükten kurtulabileceği gibi, ahiretini de kurtarmış olur. Tevbenin silemeyeceği hiçbir günah yok edemeyeceği hiçbir kötülük yoktur. En ağır günah/zulüm sayılan şirk bile iman etmekle bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. “Hiçbir günah Allah’ın bağışlayıcılığından daha büyük değildir.”
Tevbe, kulun, yaratıcının koruyucusu ve kurtarıcısı olduğunun bilinciyle, işlediği günaha teslim olmaktan kurtulabileceği, açık-gizli her türlü davranışını paylaşacağı, yanlışlarının ve günahlarının dayanılmaz ağırlığından kurtulabileceği ve kişisel sırlarını açabileceği bir sığınma halidir. Tevbe yalnızca günahların bağışlanması için başvurulan bir yol olmayıp, aynı zamanda sürekli bir birlikteliği paylaşma bilincidir. Devamını Okumak için »
Günah nedir?
Haz 20th
Günah, bir ideoloji ya da dinin yasakladığı fiilin adıdır. Her din veya ideolojide, ‘yasak’ sayılan alanlar doğal olarak varolduğu için, ‘günah’ kavramına sahip olmayan din/ideoloji yoktur. Bununla birlikte, dinlerin/ideolojilerin günahı yorumlayış biçimleri farklıdır ve bu farklılığa göre uygulanan ‘yaptırım’lar da farklı olagelmiştir. Bazı dinler/ideolojiler için günah, dünyanın (varlıkların) özünde vardır ve bu yüzden günah karşılığında yaptırım uygulamak anlamsızdır; bazıları içinse günah, insanın hevasına/arzularına tabi olmasının sonucudur ve (affedilmezse) cezası vardır. Buna göre insan, ya bilgisizliği ya da gurur, bencillik, kin, hırs, hased gibi nefsi (beşeri) özellikleri nedeniyle günah işler.
Günahlar genel olarak iki ana kategoride toplanmaktadır: 1) büyük, 2) küçük günahlar. Bu tasnif, bizzat Kur’an’da yer almaktadır (Necm:32). Fakat Kur’an bunları açıkça ve ismen saymamıştır. Bazılarınca, Allah’ın yasakladığı ve kasd unsuru içeren, kimilerince Allah’ın Cehennem azabıyla korkuttuğu, bazılarınca da dünyada had cezası gerektirenler, ‘büyük günahlar’dır. Bunlar, genel olarak, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, azabından emin olmak, yalancı şahitlik, zina iftirası, yalan yemin, büyü, içki içmek, yetim malı ve faiz yemek, hırsızlık, adam öldürme, zina, homoseksüellik, savaştan kaçmak, anne-babaya isyan etmek ve günahta ısrar olarak sıralanmaktadırlar. Ayrıca bazı koşullarda küçük günahın da büyük günaha dönüşebileceği ifade edilmiştir. Devamını Okumak için »
Allah Kimlere Yardım Eder?
Haz 20th
1-Savaşta Zor Durumda Kalanlara Müminlere
And olsun ki, siz düşkün bir durumda iken, Bedir’de, Allah size yardım etmişti; Allah’tan sakının ki şükredebilesiniz.3/Ali İmran-123
And olsun ki Allah size birçok yerlerde, ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti.9/Tevbe-25
2-Peygamberine
Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke’den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına «Üzülme, çünkü Allah bizimledir.» diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah’ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.9/Tevbe-40 Devamını Okumak için »
Neleri İstemeyelim?
Haz 14th
1-Yeryüzünde Bozgunculuğu/Fesadı
Allah’ın sana bu vergisi içinde ahiret evini ara ve dünyadan nasibini de unutma; Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik et ve yeryüzünde bozgunculuk arama; çünkü Allah, bozguncuları sevmez!»28/Kasas-77
2-Allah’tan Başka Hiçbir İlahı/Otoriteyi
Sizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu halde, ben size O’ndan başka ilâh mı arayayım! dedi.7/Araf-40
3-Allah’ın Dininden Başka Bir Dini
Allah’ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na teslim olmuştur, O’na döneceklerdir.3/Ali İmran-83
4-Cahiliyye Hükmünü
Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?.5/Maide-50
5-Tuğyanı/Taşkınlığı
Ama (Allah) onları kurtarınca, onlar hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi nefisleriniz aleyhinedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra sizin dönüşünüz bizedir, biz de yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.10/Yunus-23
BÜYÜK BULUŞMA – AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU
Haz 10th
DEĞERLİ HANİF MÜSLÜMANLAR
ALLAH ODAKLI VE KURAN MERKEZLİ İMAN EDENLER…
RESULLERİN TAKİPÇİLERİ
Hanif Müslümanlığı yaşamımızın özü ve temeli haline getirme yolculuğumuzda, her daim birbirimiz ile güzellikleri paylaştık.
Birbirimizden ne kadar uzak olsak ta, fazlası ile yakınlaştık.
Aramızdaki kilometreler ve mesafeler, gönüllerimizin aynı SÖZ ile şahlanmasını engelleyemedi.
İnandığımız gerçeklerin üzerimize yüklediği sorumluluklardan hiçbir zaman kaçmadık. Her daim üzerine gittik. Yürüdük…
Bildik ki, varlığımız Rahmanın dilemesi ile vücud buldu. O’nun dilediği çizgiden yürümek, doğrudan şaşmamak adına vahye sarılmak tı davamız.
İşte bu gerçekliğin gölgesine, varlığımızı bütün kılmak adına BİR ARAYA geliyoruz…
Tüm Hanif Müslümanları, Kuran Erlerini, Kuran Davetçilerini bu Birlikteliğe bekliyoruz….
Kuran Eri olmak, Gerçeğin izinden asla korkmadan ve çekinmeden yürümektir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, bu hayırlı birlikteliği daim etsin inşaAllah.
GELENEKSEL AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU ‘’BÜYÜK BULUŞMA’’
ORGANİZASYONUNA, TÜM KURAN ERLERİ DAVETLİDİR…
Hanif Müslümanlar
Bizim için Hayırlı Olanlar Nelerdir?
Haz 8th
1-Allah’a İman Etmek
Doğrusu eğer onlar, iman edip sakınsalardı, sevab(ları) Allah katında gerçekten daha hayırlı olurdu; bir bilselerdi.2/Bakara-103
2-Tevbe Etmek
Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Şüphesiz siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için Yaradanınıza tevbe edin de nefislerinizi (kötü duygularınızı) öldürün. Öyle yapmanız Yaratıcınızın katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmiş olur. Çünkü acıyıp tevbeleri kabul eden ancak O’dur.2/Bakara-54
Allah’ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.9/Tevbe-3
3- Dünyada Hayırlı İşler Yapmak
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.2/Bakara-110
Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır.18/Kehf-46
4-Oruç Tutmak
Sayılı günler, içinizden hasta olan veya seferde bulunan ise diğer günlerden sayısınca, ona dayanıb kalacaklar üzerine de fidye: bir miskin doyumu, her kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır, bununla beraber oruc tutmanız sizin için daha hayırlıdır eğer bilirseniz.2/Bakara-184 Devamını Okumak için »
İlkelerin Tutum ve Davranışlara Yansıması
Haz 2nd
Hayat normal seyrinde akıp gidiyor iken, olaylar da normal seyrinde cereyan eder ve insanlararası ilişkilerde ortaya çıkan hasılalar da düzgün ve sevindirici sonuçlar verir. Her şey yolunda ve de düzgün gider iken, insanlar da iyi ve güzeldirler. Bu durumda davranışlar gayet medeni, ilişkiler düzenli, karşılıklı saygı ve sevgi seviyesi de en üst düzeydedir. Hal ve gidiş böyle iken problem yok, kötü adam da yoktur. Her şey hep böyle ve belli seviyede sürüp gitmez tabii ki. İşler biraz ters gitmeye görsün, bunun neticesi olarak da her şey çatallaşmaya başlar. Maskeler düşer, gerçek kişilikler beliriverir. Kriz anı da diyebileceğimiz, gerçekliklerin ancak belireceği, iyi ile kötünün ancak ortaya çıkacağı anlar bu anlardır. İnsanoğlunun zaaflarının, hırslarının, küçük menfaat karşılığı olarak güzelim ilişkilere nasıl yansıdığını, bir anda nasıl uçurumlar oluştuğunu fark eder, kırılan gönüllere, yıkılan umutlara tanıklık ederiz. Çoğumuzun sinir katsayısının yükseldiği, feveran ediverdiğimiz, bir türlü kabullenemediğimiz anlardır bu anlar. Gerçekte hayatın bir parçasıdır ve de sıklıkla gerçekleşen akıştır. Asıl olarak değerlendirilecek ve yargıda bulunulacak anlardır kriz anları. İnsanın gerçek değerini bu anlar ortaya koyar…Aslında biraz rahat değerlendirildiğinde çok ta anormal bir şeyin olmadığını ve iki tür insan davranışını ve yapısını görürüz.
Birinci türde, Rabbimizin insan fıtratına yüklediği ve onda var olan olumlu ve olumsuz özelliklerini, Kur’an’ın öğretisi ve Resullerin pratik örnekliği doğrultusunda sergileyen, hem kendi huzur bulan hem de etrafına huzur ve sükun dağıtan insan tipi. Bu Müslüman tipin yaşamasında, hem kendi çevresi ve giderek dünya aleminde var olan her şey, kendinden fayda bulacaktır. Kur’an’ın tavsiyelerine uygun hayat tarzını benimseyip Resullerin örnekliğinde günlük hayatını tanzim eden Müslüman fert, böylelikle Rabbani öğretiye uygun davranacak, kendi ve kendi dışında herkes ve her şey ile de ilişkilerini dengeli, seviyeli, sevecen olarak sürdürecektir. Olaylara ve insanlara bakarken, Rabbani öğütlerle baktığından, çoğu kez küçücük menfaatlere karşılık seviyesizleşen ve aşağılık hale düşenler gibi olmayacaktır. Devamını Okumak için »
“Namaz” kelimesi İslami kültüre nasıl girdi ?
Haz 2nd
Sasaniler dönemi (226-651) Farsçasında namaz; boyun eğenlerin, buyurganlar, kethüdalar ve tanrılar karşısında tazim, yakarış, hizmet ve boyun eğme işini yaptıkları anlamlarına geliyordu. (1)
İslamdan sonraki Farsça bazı edebi eserlerde de namaz, Sasaniler dönemindeki anlamında kullanılmıştır. (2) Mino-yi Hıred (Hikmetin Ruhu) kitabında görüldüğü gibi namaz, Tanrı karşısında üç vakit -sepâs- (sabah erken, günün ortasında ve güneş battığında) yapılan amelin adıdır. (3) Muhtemelen günümüzde dilimizde kullanımda olan sipâs (şükür, teşekkür) kelimesinin kökü, eski Farsçadaki sepâs (üç vakit) menasikidir. Nitekim biz İranlıların, beş vakit namazı pratikte üç vakit olarak kılmamız belki bu arkaplanla çok da bağlantısız değildir.
Anlaşılan salat (namaz) kelimesinin kök anlamı hakkında sözlüklerde bir tek görüş yoktur. Ama çoğu lugat sahibi bu kelimeyi s-l-v kökünden türetir. (4) S-l-v; yumuşak olmak, etkilenmek, yönelmek anlamlarına gelir. Eğer salat (namaz) kelimesini s-l-l kökünden alırsak belki Kuran metnindekine daha yakın bir mana elde edilir. S-l-l, şarabı saflaştırmak, rengini açmak anlamına gelir. Aynı zamanda su dökerek tepeyi topraktan ayırmak da demektir. Devamını Okumak için »
Nelerden Kaçınmalıyız?
May 30th
1-Allah’a Karşı Gelmekten
Onlar inanıp, Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi!.2/Bakara-103
Eğer kentlerin halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik.7/Araf-96
Ey akıl sahibleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Artık, Allah’a karşı gelmekten sakınırsınız.2-Bakara-179
2-Tağut’ta-Allah’a Karşı İsyan Edenlere Kulluk Etmekten
And olsun ki, her ümmete: «Allah’a kulluk edin,Tağuttan -azdırıcılardan kaçının» diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunu görün.16/Nahl-36
3-Ricsden-Pislikten ve Yalan Sözden
Durum böyle. Her kim, Allah’ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır. (Haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helâl kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sözden sakının.22/Hacc-30
4-Zannın Çoğundan
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının-kaçının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.49/Hucurat-12 Devamını Okumak için »
Berat Kandili ve İnancımız
May 26th
Burada “neden mübarek gün ve geceler vardır?”, “gerçekten her düşünce dünyasında özel gün ve geceler olmalı mıdır?” veya “neden insanlar özel gün ve gecelere ihtiyaç duyar veya duyarlar mı?” vb. soruların cevaplarını irdelemeyeceğim. Yapacağım şey, bence, bu soruların cevaplarının verilmesinden sonra da, bu sorulara hiç cevap verilmese de vukua gelmesi kaçınılmaz olan son durumu ortaya koymaya, bir de pratikte gün ve gecelere nasıl bakıldığını tavsifen ifade etmeye çalışacağım.
Kur’ân’da, halk arasında bilinen “mübarek geceler” manasında, sadece “Kadir Gecesi” ve “İsrâ (Mirac) Gecesi”nden bahsedilmektedir. Kadir gecesi, Kur’ân’ın inmeye başladığı gecedir2 ve bu gece de Ramazan ayı içindedir3. İsrâ (Mirac) Gecesi ise, Hz. Peygamber (sav)’in tebliğinin 10. yılında vaki olan ve hakkında rivayet edilen olayların (Mirac olayı) bir kısmını (İsrâ olayını) Kur’ân’ın anlattığı mucizesinin(!) cereyan ettiğine inanılan gece, olarak zikredilmektedir ve ayet şu şekildedir: “Yüceliğinde sınır olmayan O (Allah) ki, kulunu geceleyin, kendisine bazı alametlerimizi göstermek için (Mekke’deki) Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mesdid-i Aksa’ya götürdü. Çünkü, gerçekten her şeyi işiten, her şeyi gören O’dur.”4
Hz. Allah, Kur’ân’da yine şöyle buyurmaktadır: “1. Hâ-mîm, 2. Düşün özünde açık olan ve her hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahî kelamı! 3. Biz onu kutlu bir gecede indirdik: zaten Biz, (insanı) her zaman uyarmaktayız. 4. O (gece)de, bütün (iyi ve kötü) şeyler arasındaki farklılık, hikmetle ortaya konmuştur, 5. Katımızdan bir emir gereği: çünkü Biz (doğru yola ileten mesajlarımızı) her zaman göndermekteyiz…”5 Devamını Okumak için »
Kaderci Ahlak – Ahmet Baydar
May 26th

Çağrı filminin yapımcısı merhum M. Akkad, yıllar önce İstanbul`a gelmiş ve bir gazeteci onunla konuşmuştu. Gazetecinin; “İslam dünyasının asıl sorunu sizce nedir?” sorusuna Akkad`ın verdiği cevap aynen şöyle olmuştu: “Ahlak. Doğunun asıl sorunu ahlaktır.”
Peki sizce niçin? Bu sorunun cevabının ip uçlarını, Endülüslü Seyyah İbn Cübeyr`in bir tespitinde buluyorum. O, Bağdat halkını, yeryüzünün en ikiyüzlü halkı gördüğünü söylüyor. Doğu neden iki yüzlü peki?
Çünkü Doğu; Tanrının dilemesi içinde kendi dilemesinin yerini tayin edemiyor. Bu nedenle; kimi zaman Tanrıdan yana, kimi zaman başkalarından yana yönelen iki yüzlü bir hayatı tercih ediyor.
Kur`ân`da şöyle denir:
“Allah, dileseydi elbet hepinizi bir tek ümmet yapardı fakat dilediğini saptırır, dilediğine hidayet eder ve her halde yaptıklarınızdan sorumlusunuz.” Nahl 16/93. Devamını Okumak için »
İnsanlar Neyi Bekliyor?
May 22nd

1-Allah’ın Azabının Gelmesini mi?
Onlar, bulut gölgeleri içinde, Allah’ın azabının ve meleklerin tepelerine inip işin bitmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah’a dönecektir.2/Bakara-210
2-Meleklerin Gelmesini mi?
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut
Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.6/Enam-158
3-Mucizelerin Gelmesini mi?
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.6/Enam-158
4-Kitabın Haber Verdiği Sonuçtan Başkasını-Şefaati mi?
Kitap’ın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, «Rabbimizin peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek» derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.7/Araf-53
5-Rabbin Buyruğunun Gelmesini mi? Devamını Okumak için »
1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !
May 21st

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..
Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.
Kampanyaya destek verecekler için;
SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)
Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923




Ne Dediler