Dua

Kuran Okumak…

Sorulan soru şu: İnsanların Kuran’ı Arapça okumasında ne mahsur var ? Yahut, anlayacağı şekilde Arapça öğrenmesinde…

Bir insan Kuran’ı daha iyi anlamak için Kuran Arapçasını (okumasını değil / dilini) öğrenme gayretinde olursa ona kim ne diyebilir ? Onu kim kötüleyebilir ? Bu elbette azmedilecek en zahmetli, güzel işlerden olur. Artık bu kişinin işi yabancı dil öğrenmek değil, bir nevi ibadet olur. Çünkü Kuran en büyük ibadetten de büyüktür. Onunla meşkul olanlara ne mutlu…

Ancak, Kuran Arapçası “dilini” öğrenme gayretinde olmayıp ta, Arap alfabesini öğrenen, Kuran’ı anlamadığı bir dilde, anlamadığı bir vaziyette okuyup ta, iş ve değer ürettiğini, Kuran okuduğunu zannedenlerin vay haline…

Aynı namazlarından gafil kimseler gibi onlar da Kuran’dan gafil kalanlardır.

Allah, “Andolsun ki bu Kuran en mühim bir haberdir” buyurdu. Şimdi Arapça bilmeyen biri Suud radyosundan haber dinlese ne anlarsa, Kuran’dan da onu anlamış olur.

Bu halde Kuran ne işe yarar ? Şu işe yarar: Orada duyduğu herhangi bir kelimeden çocuğuna bir isim verir ve soranlara “Kuran’da var” der. :)

Yahut gider ölüsüne okur. Halbuki okuduğu şeyin için de “… diri olanları uyarman için indirdiğimiz bu Kitap” tabiri yer alır. Yahut ondan bazı kelimeleri alır da nuska diye takar. Yahut, ondan bazı kesitler okur, tılsımlı sözlerin koruyuculuğuna sığınır. Bunu da Allah’a sığındığını zannederek yapar. Devamını Okumak için »

Kuran Devrimi… Uydurulmuş dinden, Kuran dinine…

 

Bu gün günlerden Pazar… Oturduğum binada iki üç kat yukarıda bir ölünün ardından mevlüt okunuyor. Bir hoparlör, hoparlöre rağmen bağıran bir imam, bu gün için kapanmış gözü yaşlı insanlar…

İnsanlar…

İnsanlar, dinde asla yeri olmayan bir ayin için bir “din adamı” önderliğinde toplanmışlar…

Rablerinden, dinde yeri olmayan bir usulle, dinde yeri olmayan bir şeyi talep ediyorlar…

Kuran, Mevlüt aralarına anlaşılmamak için Arapça olarak sıkıştırılmış… Hatta, dualarının dahi önemli bir kısmı Arapça… İnsanlar, Rablerinden telafuzunu dahi bilmedikleri bir şeyi talep ediyorlar… Devamını Okumak için »

Kadir Gecesi Okumaları – Mustafa İslamoğlu

Bir gece düşünün ki, bir ömre bedel olsun. Kadir gecesi, işte böyle tarif ediliyor Kadr suresinde. “Bin aydan hayırlı” demenin bir başka ifade şekli de “bir ömre bedel” demektir. Zira bin ay 83 yıl eder. Ama “bir ömre bedel” yerine “bin aydan hayırlı” denilmesi, 1000 rakamının tedai ettirdiği zengin çağrışım olsa gerek. Zira vahiy bin rakamını, hemen her yerde kinaye olarak kullanır. Bu bağlamda, “aklınıza gelebilecek en uzun süreli ömür” çağrışımı taşısa gerektir.

Bunu teyit eden bir ibare de, Duhan 3’te bu geceden “mübarek bir gece” olarak söz edilmesidir. Mübarek, yani “bereketli kılınmış”. Bu öyle bir ilahi bereket ki, onu ifade etmede dil bile yetersiz kalmakta, mecaz devreye girmektedir.

“Mübarek” kelimesi ism-i mef’uldür; özneye değil, nesneye tekabül eder. Bunun anlamı şudur: Kadir gecesinin kadr ü kıymeti, değer ve bereketi kendisinden değil, kendi dışından kaynaklanır. Onun özünde “bulunan” değil, ona “verilen/yüklenen” bir şeydir.

Peki, Kadir gecesini “değer yükleyen” unsur nedir? Devamını Okumak için »

Beraat Gecesi Hakkında – Mustafa İslamoğlu

Allah dualara nasıl icabet eder ?

“Bana dua edince Ben , o dua edenin duasına icabet ederim . Öyleyse onlar da Benim davetime icâbet etsinler ve Bana iman etsinler ki , doğru yola ulaşmış olsunlar.” (Bakara 186)

Rabbimizden bizi dosdoğru yola iletmesini istiyoruz .

Rabbimiz de bize , Kitab gönderdiğini ve hayır / şer olarak iki yolu açıkladığını bildiriyor .

İnsanların duası:

“Bizi dosdoğru yola ilet.” (Fatiha 6)

Allah’ın cevabı:

“Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap’ tır.” (Bakara 2)

“Biz ona “ iki yol – iki amaç ” gösterdik.” (Beled 10) Devamını Okumak için »

Fatiha kimlere okunmalı ? Ölülere mi, dirilere mi ? – Mehmet Alagaş

İbretlik bir yazı…

Namazı Dosdoğru Kılmak – Mehmet ALAGAŞ

İnsanları emr-i bil maruf nehyi anil münkerden uzaklaştıran şeytan ve dostları, namaza da müdahale etmişler ve bu müdahaleye maruz kalan insanlar, namazın anlamından uzak bir konuma düşmüşlerdir.

Nitekim halkında müslüman olan ülkelerde yaşayan birçok insan namaz kılmakta, fakat ne var ki kıldıkları namazdan gafil bulunmaktadırlar.Kuran-ı Kerim ifadesiyle bu kimseler namazlarında yanılgıdadırlar, ne için nereye yöneldiklerinin, ne yaptıklarının bilincinde değildirler.

[ İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar. (107-Maun 4...6)]

Müslümanların en görkemli ve en anlamlı ibadeti olan namaz, günümüzde ne yazık ki önemini ve etkinliğini kaybeden bir eylem durumuna getirilmiştir.namaz kılmayı veya hacca gitmeyi ticari bir bonservis olarak kullananları bir kenara bıraksak bile, samimi müslümanlarda da namaza ilişkin yanılgılarla karşılaşabiliyoruz. Devamını Okumak için »

Kuran’da Dua Nasıl Anlatılıyor ?

 

En son ne zaman dua ettiğinizi düşündünüz mü?… Bu soruya farklı cevaplar verilebilir ama ortak nokta herkesin bir şekilde dua ettiği olacaktır. İnsanlar elbette her yerde, her ortamda, istedikleri herşey için Rabbimiz olan Allah’a dua edebilirler. Allah iman edenlerin her ortamda dua edebileceklerine, Kendini zikredebileceklerine aşağıdaki ayetlerle dikkat çekmiştir:

 

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu ‘hor ve aşağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195) Devamını Okumak için »

Ölmüşlerin arkasından Yasin suresi okumak sünnet midir?

Ölmüşlerin arkasından Yasin suresini okumak Kur’an’a ve Kur’an merkezli Sünnete kesinlikle zıt olan çirkin bidatlerden bir tanesidir. Bu bidat Asrı Saadette ve Hülefa-i Raşidin döneminde yoktu.Sonraki dönemlerde Emevi saltanatının Kur’an’a rağmenci davranışlarının sonucunda ortaya çıkan bidatlerdendir. Bu bidatler, atalarından gelen malumatları kesin nasslarmış gibi kabul eden ve asla eleştiremeyen mukallit hocalar ve o hocalara tabi olan cahil kalabalıklar sebebiyle sürüp gitmektedir.

Şimdi bu konuda delillerimizi sıralayalım.

Kur’an-ı Kerim’de çeşitli hitaplar vardır. Bu hitapların tamamı dirileredir. O’nda Mü’minlere,kafirlere, müşriklere, münafıklara…vb hitaplar bulunmaktadır. Ama hiçbir zaman ölülere hitap yoktur. Çünkü o bir hidayet rehberidir. Ölülerin o rehberden faydalanma imkanları ortadan kalkmıştır. Hatta bidatçilerin ölülere okudukları Yasin suresinin 70. ayetinde bile “dirilerin uyarılması için” Kur’anın vahyedildiğinden bahsedilmiştir. Ama bidatçiler ayeti görmezden gelip, atalarının izinden yürümek adına Kur’an’a rağmenci anlayışlarını ısrarla sürdürürler.

Gelenekçiler, İslam fıkhının kaynaklarını sayarken formalite icabı Kur’an-ı Kerimi en üste yazarlar. Ama iş uygulamaya geldiğinde O’nu diğer delillerin ispatı için içerisinden malzeme aranan bir konuma düşürürler. Maalesef olaylara objektif olarak bakamadıkları için içinde bulundukları hali de pek idrak edemezler. Şimdi Allah’ın kitabında ölen kardeşlerimiz için ne yapabileceğimize bakalım. Haşr suresinin 10. ayetinde “…Rabbimiz!, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla…” buyrularak mü’minlere yapacakları açıklanmıştır. Yani ölmüş olanlara dua edeceğiz. Bidatçiler uydurulmuş hadisleri ve atalarından nakledilen fasit kıyasları temize çıkartabilmek için “dua okumak Kur’an okumakla aynı şeydir” diye te’vil etmişlerdir. Devamını Okumak için »

Kuran Dua Ayetleri

Kur’an’dan Dua Ayetleri

 

k-kerim.JPG

besmele5.jpg

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

De ki “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” Furkan Ayet 77

Kullarım, Beni sana soracak olurlarsa, gerçektende Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlarda bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler. Bakara Suresi Ayet 186

Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Bizi ateş azabından koru. Bakara Suresi Ayet 201

Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır ve inkarcılara karşı bize yardım et. Bakara Suresi Ayet 250

Allah, O’ndan başka tanrı yoktur. O, Canlıdır, Kudretin Kaynağıdır. O kendisinden geçmez ve O’nu uyku tutmaz. Göklerde ve yeryüzünde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında kim aracılık edebilir? O önlerindekini ve arkalarındakini bilir. İstediği kadarının dışında O’nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun yönetimi gökleri ve yeryüzünü kuşatmıştır. Onların korunması O’na zor gelmez. O pek Yücedir, pek Büyüktür. Bakara Suresi Ayet 255 Devamını Okumak için »

Yeni Sayfa: Kuran Meali Dinle

Prof.Dr. Hamdi Döndüren

Okuyan: Ahmet Deniz

Kuran’ın Anlamı

01 FATİHA SURESİ

İndir

Oku / Dinle

02 BAKARA SURESİ

İndir

Oku / Dinle Devamını Okumak için »

Hanif Müslümanlık , Hanif İslam inancı nedir ?

Hanif Müslümanlık, Hanif İslam inancı nedir ? Kuran Yolunda ve Hanif Dostlar siteleri tarafından hazırlanan aşağıdaki E-Kitap bu hususta özet bilgiler içeriyor.

Hanif Müslümanlık – indir

Şükür , Şükretmek…

 

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Şükür , Hakkı Yılmaz

Kur’an’da üzerinde çok durulmuş olan “şükür”, imanın gereği ve müminlerin temel görevidir. Nitekim birçok ayette inananlar, aynı zamanda “şükredenler” olarak nitelenmiştir. “Şükür” sözcüğü ile zıt anlamdaki “küfran” sözcüğü de, yine bir müminin asla yapmayacağı bir davranış olan “nankörlük” demektir.

“Şükür” sözcüğünün bu anlamı, zaman içerisinde farklı hâle getirilmiş ve bu çok önemli kavramın içi boşaltılmıştır. İşte bizim bu sözcük / kavram üzerinde tahlil yapma ve öğrendiklerimizi tüm kardeşlerimizle paylaşma ihtiyacımız bu sebepten kaynaklanmaktadır.

“Şükür”ün Arapçası ve Kur’an’cası

“Şükür”; “hayvanın yediği besini, verdiği süt ve semizliği ile belli etmesi” demektir. (Lisan ül Arab; c:5, s:163–165 ve Tac ül Arus; c:7, s:48–51)

Sözcüğün yukarıdaki lügat anlamı biraz daha açılacak olursa “şükür”; “beslenen hayvanın, yediklerinin karşılığını maddeten vermesi” olarak, yani “bir tavuğun yumurta vermesi, bir ineğin süt vermesi, bir koyunun yün vermesi ve her üçünün de et verecek şekilde semirmesi” olarak tanımlanabilir. Bu tanımın ifade ettiği karşıt anlamdan ise, beslenen bu hayvanların sahiplerine sesle veya beden dili ile gösterdikleri yaranma, yaltaklanma hareketlerinin “şükür” kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ama sesi için beslenen papağan, bülbül, kanarya gibi hayvanların ötüşlerini de bir “şükür” olarak değerlendirmek gerekeceği açıktır. Devamını Okumak için »