Dua

DUA

Bu yazı Satırbaşı sitesinden alıntıdır

 

 

 

DUA

Ebu Mücahide

 

 

Dua kelimesi, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” manasındaki da’vet ve da’vâ kelimeleri gibi masdar olup, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya iletilen talep” anlamında isim olarak da kullanılır. İslâm literatüründe ise, kulun Allah’ın yüceliği karşısında aczini itiraf etmesini, sevgi ve ta’zim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesini ifade eder.

 

Duanın ana hedefi, insanın halini Allah’a arzetmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre, dua kul ile Allah arasında bir diyalog anlamını taşır. Bir başka söyleyişle dua; sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Duâ, insanın kendi kendine yetmediğinin ifadesidir. İstisnasız, mü’min olan ve olmayan her insan dua eder. Ama, dua edilmeye tek hak sahibi varlık Allah olmasına rağmen, insanlar farklı mercîlere dua edebilmişlerdir. Devamını Okumak için »

Duada evliyayı aracı koyma ve şirk

Bu yazı / kitap Süleymaniye Vakfı sitesinden alıntıdır. Kitabı buradan indirebilirsiniz.

DUADA EVLİYAYI ARACI KOYMA ve ŞİRK

Doç. Dr. Abdulaziz Bayındır

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

De ki, Rabbim sadece şunları haram etti: “İster açık, ister gizli yapılsın, her türlü fuhuş,

günahlar, haksız saldırı,

Allah’ın hakkında hiçbir belge indirmediği şeyi ona eş koşmanız,

Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz.” (Araf 7/33)

Şeytan tuzağını doğru yolun üstüne kurar. Çünkü o, Allah’a şöyle demişti:

“…. And olsun ki ben onlar için, senin doğru yolunun üstüne oturacağım.

Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağla­rından, sollarından sokulacağım. Onların çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.” (Arâf 7/16-17)

Doğru yolun üstündeki en büyük tuzak şirk tuzağıdır. O tuzağa düşenin işi temelden biter. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışla­maz, bunun dışında olanı dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 4/48)

Şirk, yalnız Allah’a ait bir kısım isim ve sıfatları başka varlıklarda da görmek, onları o konuda Allah ile ortak saymaktır. Bu varlıklar daha çok, din büyükleri olur. Onlar Allah’a yakın bilindiği için o isim ve sıfatları onlara vermek fazla rahatsız edici olmaz. Bu, onları Allah’a karşı arabulucu konumuna sokar. Allah ile olacak işlerde bunların aracılığına ihtiyaç duyulmaya başlanır. Artık onlara, Allah’a boyun eğer gibi boyun eğmek zor olmaz. Böylece o büyüklerin her biri bir tanrı yerine konmuş olur.

Tuzağın önüne hoş şeyler konur. Din büyükleri bu konuda bulunmaz bir malzemedir. Tuzağın iki büyük engeli akıl ve Kur’an’dır. Engelleri aşmak için duygusallık öne alınır. Dinin akıl değil, bir gönül işi olduğu söylenir. Bu, insanları, Kur’an’ı anlayamayacakları yalanına inandırmayı kolaylaştırır. Artık önlerine hangi ayet konsa görmezlik­ten gelirler. Kendi özgüvenleri kaybolur. Üstlerine pislikler yığılmaya başlar (Yunus 10/100). Şeytanlar başlarını sarar, onlarla yakın arka­daş olurlar. Doğru yolla ilişkileri kesilir ama kendilerini o yolun ortasında sanırlar (Zuhruf 43/36 37). Devamını Okumak için »

E-Kitap: Kuran’daki Din

Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Kitabı Pdf formatında indirmek için tıklayın.


Huşu ( Namazın Özü )

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Huşulu namaz:

Yukarıki bölümlerde açıklamıştık ki salat, fiilî duâ demektir. Duâ da “kulun, ihtiyacını, gönlünden gelen düşünce ve isteği Allah’a arzetmesidir.” Onun için duâ, kulluk görevlerinin en hasıdır, özüdür. En başta gelenidir. Hiç şüphesiz ki Allah, içimizden geçeni, dertleri, sıkıntıları, istekleri ve ihtiyaçları bilir. Onun için insan onu saygı ve edep çerçevesinde Allah’a arz edip ondan istekte bulunmalıdır. Bunu yaparken en fazla dikkat edeceği husus, Allah’a isteklerini iletirken göstereceği samimiyet ve saygıdır.

Namazın mahiyeti ve nasıl kılınacağı, huşu’ ve hudu’ yönünden bilinmediğinden namaz kılanların sayısı azalmıştır. Profesyonel namaz kılanlar ve imamlar türemiştir. Ruhsuz kılınan namaz anlamsız hareketlere dönüşmüştür. Kılanların da namazı niçin kıldıkları tartışılır ve merak edilir olmuştur.

Öyleyse nedir bu, bu kadar önemli olan “hudu’” ve “huşu’” ?

Hudu’: Eğilmek, bükülmek, küçülmek ve tam teslim olup itaat etmek, sözü yumuşatmak, kibar, tatlı söylemek anlamınadır.

Huşu’: Çoğunlukla vucut organlarının saygısı anlamına kullanılmakla birlikte “genel saygı” anlamını ifade eder. Devamını Okumak için »

Dua nedir, nasıl dua edilir ?

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Dua Sözcük anlamı:

Duâ”, da’vet ve da’vâ mastarları gibi mastar olup, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir.

Ayrıca isim olarak duâ, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya olan talep ve niyaz” demektir.

İslamî bir terim olarak duâ: “Allah’ın yüceliği karşısında kulun, aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi” demektir. Duânın ana hedefi insanın Allah’a halini arzetmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre, bu, Allah ile kendine inanan kul arasında bir diyalogu ve yakın ilgiyi ortaya koyar. İşte bundan dolayı duâya “münâcât” (Allah ile gizliden ve ruhsal konuşma) adı da verilmiştir. Ki insan, varlığını kabul ettiği o Yüce Güç karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymaktadır.

Duâ tüm dinlerde vardır. Muhteva, şekil ve anlatım biçimine göre bazı türlere ayrılır. Asıl ve en yaygın olanı, “yalvarıp yakarmaktır”. Duâlarda insan, kötülükten kurtulmayı veya iyiye kavuşmayı diler. Bunu yaparken de önce Allah’a hamd ve şükür eder. Allah’ı üstün vasıflarıyla yüceltir. Devamını Okumak için »

Dindarlık adına müşrikleşme eğilimleri

Aşağıdaki alıntı ile ilgili olarak Hanif Dostlar sitesinde yapılan tartışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bu yazı Prof. Abdülaziz BAYINDIR’ın Duada Evliyayı Aracı Koyma ve Şirk isimli kitabından alınmıştır.

 

Müslümanları en çok aldatan şey, Allah’ın varlığını ve birliğini kabul edenlerin müşrik olama­yacağıdır. Halbuki ortaklık için en az iki tanrı ge­rekir, bunun birincisi daima Allah’tır. Diğeri veya diğerleri ise Allah’tan daha güçsüz sayılan, insan ile Allah arasında aracılık yaptığına inanılan tanrı veya tanrılardır. Bu sebeple iki Allah iddiasında olan çıkmamıştır. Müşriklere göre de Allah vardır, birdir ve bütün güç onun elindedir. Diğerleri gücü ondan almışlardır.

Müşrik Allah’ı kabul eder

Müşrik, Allah’ın hem varlığını hem birliğini ka­bul eder. Allah’a ait bazı özellikleri, bir başka var­lıkta da görmesi, onu Allah’a yakın saymasından kaynaklanır. Ona boyun eğer ki, kendini Allah’a daha çok yaklaştırsın. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onun yakı­nından veliler edinenler şöyle derler. “Biz onlara, başka değil sa­dece bizi Allah’a daha çok yaklaş­tırsınlar diye kulluk ederiz.” (Zümer 39/3)

Müşrik gökleri ve yeri Allah’ın ya­rattığına inanır

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Onlara bir sorsan ki: “O gökleri ve bu yeri ya­ratan, Güneş’e ve Ay’a boyun eğdiren kimdir?” Kesinlikle “Allah’tır” diyeceklerdir. Öyleyse nasıl çevriliyorlar? (Ankebut 29/61)

b. Müşrik yağmuru yağdıranın ve bitkiyi bitirenin Allah olduğuna inanır Devamını Okumak için »

Allah’ın isimleri

Esma ül Hüsna

17 video

Devamını Okumak için »

Salavat nasıl getirilir ?

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Hakkı Yılmaz

Salavat getirmek/salavatı şerife

Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.

“Salavat getirme”, “salavatı şerife okuma” da yukarıda değindiğimiz maddelerden bir tanesidir. Ki bu konuya ahzab suresinin 56. ayeti yanlış mealler verilmek suretiyle ve de yanlış tebyinlerle (onlar maalesef tefsir diyorlar) tahrifat yapılmıştır. Öyle ki çeşit çeşit salavatı şerife modelleri (salaten tünciye, salat an nariye, salatı terficiye vs. gibi) oluşturulmuş ve bu model model salavatları okumak her ibadetin önüne geçirilmiştir. Dikkat ederseniz görürsünüz ki camilerde imam namaz sonrasında okuduğu duadan (yaptığı dua değil, zira o da şablon) sonra “lillahil fatiha” der. Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.) Şefaat buna bağlanmış ve salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuştur.İşte ayet. Herhangi birkaç mealden sunalım, sonra da olması gereken meali sunalım ve gerekli talileri yapalım. Devamını Okumak için »

Kuran abdestsiz olarak okunabilir

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Hakkı Yılmaz

Mutahherun kimdir?

Ayetlerin meali:

75-Hayır… Parça parça inmiş Kur’an ayetlerinin yerlerine kasem ederim ki (kanıt gösteririm ki),

76- -Ki hakikaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir kasemdir/kanıt gösterisidir.-

77-Muhakkak o, elbette çok şerefli bir Kur’an’dır;

78- İyice korunmuş bir kitapta,

79-Ona tertemiz temizlenmişlerden başkası dokunmaz,

80-Alemlerin Rabb’inden indirilmedir/hulul ettirilmedir.

Ayetlerin tahlili:

Bu beş ayet tek bir kasem cümlesidir. O nedenle hepsini tek bir cümle olarak ifade etmek ayetlerin sağlıklı anlaşılmasını sağlayacaktır. Şimdi tek bir cümle halinde sunuyoruz:

“Hayır… Parça parça inmiş Kur’an ayetlerinin yerlerine kasem ederim ki (kanıt gösteririm ki), -Ki hakikaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir kasemdir/kanıt gösterisidir- Muhakkak o, iyice korunmuş bir kitapta olan, tertemiz temizlenmişlerden başkasının dokunmadığı, alemlerin Rabb’inden indirilme/hulul ettirilme çok şerefli bir Kur’an’dır.”

Şimdi de ayetleri tek tek inceleyelim: Devamını Okumak için »

Kuran’dan dualar – Allah insana öğretiyor…

Dostlarım. Din tüccarlarının telkin ettiği gibi manasını anlamadığınız şeyleri dua diye söylemeyin. Dua, kalbin sesidir. Allah ise, sinelerin özünü bilendir. Onlar, insanlarımızı din bilgisinden olabildiğince uzak tutup, bilgisizlik sebebi ile korkan insanları koyun güder gibi güdebilmek için duaları bile arapça olarak öğretirler. Muhtemelen Allah’ın türkçe bilip bilmediği hususunda kafalarında / yüreklerinde yer eden, o azgın şüpheleri onları böyle işlere sürüklüyor.

Onlara göre din adına olan en küçük bir şey dahi arap dilinde olursa daha kıymetli olur. Rabbimize yönelttiğimiz dualarımıza kadar girdiler. Allah ise, insana şah damarından daha yakındır. Allahla aranıza veliler, şeyhler, rabıtalar, himmetler, tevbe kabul ediciler, hidayet vericiler, hacılar, hocalar sokmayın.

Allah; “Sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın.” buyurdu. Ne söylediğinizi bilmeden dua da edilmez. Devamını Okumak için »

Rahmet Şiiri

Müminler cennete çekilip gitti,
Ol gözler karardı, umutlar bitti.

Dedik ki:Rabbimiz toprak et bizi !
Denildi: Unuttuk, biz gayri sizi.

O saat nicedir, ümit tükendi.
Şu mahşer günü ki bu günden şendi.

Şu cennet suyundan bir damla var mı?
Oranın suyu da böyle kaynar mı?

Keşke biraz olsun, iman edeydik.
Yahut şu bilgiyle geri gideydik.

Dedik ki: Buradan bir çıkış var mı?
Denildi: Gezinin, cehennem dar mı?

Kapandı kapılar, duyan bulunmaz,
Bu nice duvar ki, çatlar, delinmez. Devamını Okumak için »

Dua 02.03.2007

Esirgeyen, bağışlayan Allah adıyla

 

Ey gökleri ve yeri yaratan Rabbim. Ey hayrı da şerri de kuşatan Rabbim. Zatına yöneldim, beni kabul et. En güzel işiten, en güzel gören sensin. Her şeyden haberdar olan sensin.

 

Ey zatından başka her şey helak olucu Rabbim. Seni tenzih ederim. Ululuk sana mahsustur. Sen Kibriya sahibisin. Hamd yalnız sanadır.

 

Bana, seni en güzel anışla anmamı nasip et. Hakikat, en güzel isimler senindir. Senin hakkında bilmediğim şeyi söylemekten, kendi hakkımda da bilmediğim şeyi senden istemekten sana sığınırım. Sen ise, her şeyi hakkıyla bilensin.

 

Ey kendisinden başka asla hiçbir ilah bulunmayan Rabbim ! Kalbimdeki her şirkten sana sığınırım. Senden başkasından istemekten, senden başkasından ummaktan sana sığınırım. Her şeyin sahibi sensin sen.

 

Ey zatına ölmek olmayan Rabbim.  Ölümün de dirimin de hayırlısını ver. Hakikat, her şey senin izninledir. Sen izin vermeden kimseye ölmek yoktur. Dünyada da ölümüm anında da kalbimi şaşırtma. Sen kimi şaşırtırsan, onu doğru yola eriştirecek yoktur. Kime de hidayet edersen artık onu şaşırtabilecek kimdir ? Ezelde de, ebette de hüküm senindir. Senden başka ilah yoktur.

 

Ey kulların kaderi kendi elinde olan Allah’ım. Zatına sığındım. Çünkü sen bakisin. Kim sana sığınırsa en büyük kurtuluşla kurtulmuştur. Beni kabul et. İmanımı zayi etme. İmanımı artır. Kötülüklerimi ört. Kötülüklerimi bağışla. Onların yerine güzellikler koy. Bendeki güzeli daha güzelle değiştir. Kimi dilersen yükselten, kimi dilersen alçaltan ancak sensin. Kimi dilerse bağışlayan, kimi de dilerse azaplandıran sensin sen.

 

Korkunç günün akıbetinden sana sığınırım. Gazabından, rahmetine sığınırım. Beni rahmetine kabul et. Duaları en çok kabul eden, nihayetsiz kerem sahibi sensin sen.

 

Sana sığınır, senden isterim.

 

Dönüşümüz ancak sanadır.   

 

      

ZİKİR (Allah`ı anmak….)

Bu yazı İşteKuran istesinden alıntıdır.

HAKKI YILMAZ

ZİKR/ ZİKRULLAH

“Din Adına Toplumdaki Yanlışlar” adlı kitabımızda da yer almış olan bu konu maalesef toplumda sürekli yanlış algılanıp, yanlış olarak uygulanmaktadır. Bu sebeple konuyu tekrar gündeme getirmekte yarar görmüş bulunuyoruz. Bu incelememiz de her zamanki gibi kişisel bir yoruma veya herhangi bir mezhep, meşrep, hizip, cemaat görüşüne değil, konunun Kur’an ile sağlamasının yapılması amacına yönelik olarak tamamen KUR’AN’A dayanan tahlillerden oluşmaktadır. Çünkü bize göre, dine ait bir sözcüğü veya kavramı en iyi ve en doğru şekilde öğrenmenin yolu Kur’an’dır. Zaten Yüce Allah, vermiş olduğu görevleri kullarının nasıl yapacağını sadece Kur’an’da açıklamıştır ve bunları anlamak ve uygulamak için de, ne kimsenin himmetine ne de izahına gerek vardır. Her inanan, dine ait konuları Kur’an’dan kendisi okur, anlar ve uygular, yöntem budur. Devamını Okumak için »