<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Aksoy</title>
	<atom:link href="http://www.aliaksoy.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aliaksoy.net</link>
	<description>www.aliaksoy.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Dec 2009 03:12:50 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Top 10: Nesli Tükenecek Teknolojiler!</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/11/15/top-10-nesli-tukenecek-teknolojiler/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/11/15/top-10-nesli-tukenecek-teknolojiler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 22:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/?p=1989</guid>
		<description><![CDATA[Önümüzdeki Yıllarda Tedavülden Kalkacak Teknolojiler Belli Oldu: İşte Nesli Tükenen Dinazorlar&#8230;
Pıxmania Dünyanın Nesli Tükenme Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Teknolojilerini Listeledi. 2010&#8242;a Girerken Endüstri Uzmanlarının Katıldığı Bir Panelde 2500 Teknoloji Değerlendirildi. Bu Teknolojilerin Geçtiğimiz Yıllarda Ne Kadar Geliştiği ve Geleceğe Dönük Olarak Neler Sunabileceği Hesaplandı. İstikrar ve Kullanışlılık Göz Önüne Alındığında Geride Kalan ve Önümüzdeki Yıllarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-1990" style="margin: 1px 5px;" title="Top 10 Nesli Tükenecek Teknolojiler!" src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/Top-10-Nesli-Tükenecek-Teknolojiler.jpg" alt="Top 10 Nesli Tükenecek Teknolojiler!" width="300" height="300" />Önümüzdeki Yıllarda Tedavülden Kalkacak Teknolojiler Belli Oldu: İşte Nesli Tükenen Dinazorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Pıxmania Dünyanın Nesli Tükenme Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Teknolojilerini Listeledi. 2010&#8242;a Girerken Endüstri Uzmanlarının Katıldığı Bir Panelde 2500 Teknoloji Değerlendirildi. Bu Teknolojilerin Geçtiğimiz Yıllarda Ne Kadar Geliştiği ve Geleceğe Dönük Olarak Neler Sunabileceği Hesaplandı. İstikrar ve Kullanışlılık Göz Önüne Alındığında Geride Kalan ve Önümüzdeki Yıllarda Tedavülden Kalkma İhtimali Yüksek İlk 10 Teknoloji Şöyle Sıralandı:<span id="more-1989"></span></p>
<p style="text-align: justify;">1. Dvd Oynatıcılar<br />
2. Faks Makineleri<br />
3. Analog Tv<br />
4. Karasal Telefon Hatları, Sabit Telefon<br />
5. Cep Telefonu Şarj Cihazları<br />
6. Wii Kontrol Cihazı Olan Wii-mote<br />
7. Uydu Navigasyon Sistemleri<br />
8. Dongle&#8217;lar<br />
9. Bilgisayar Fareleri<br />
10. Çipli ve Pinli Kredi Kartları</p>
<p style="text-align: justify;">Chıp Online Yorumu:<br />
Faks Makinelerinin Olmadığı Bir Gelecek, Güzel Bir Gelecek Olacaktır. Bütün Donanımlar İçerisinde İnsana En Çok Acı Çektirenler Arasında Yer Alan Bu Cihazın Yerini Zaten E-posta Aldı, Artık Bitsin! (Kaynak: Chip.com.tr)</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/04/dunyanin-ilk-kol-telefonu-turkiye%e2%80%99de/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünyanın ilk kol telefonu Türkiye’de</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/04/08/inan-dostum/" rel="bookmark" class="crp_title">İnan Dostum</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/02/cepte-mobil-reklam-donemi/" rel="bookmark" class="crp_title">Cepte mobil reklam dönemi</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/08/ayetten-telefon-zili-olur-mu-olmaz-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ayetten &#8216;Telefon Zili&#8217; Olur mu Olmaz mı?</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/10/uzay-savaslari-gercek-oluyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Uzay savaşları gerçek oluyor!</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/11/15/top-10-nesli-tukenecek-teknolojiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser genleri kapatılacak</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/11/03/1962/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/11/03/1962/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 04:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/11/03/1962/</guid>
		<description><![CDATA[Genlerin elektrik düğmesi gibi çalışan RNA molekülüyle kanser olduğu yerde kalacak, metastaz yapamayacak. Yani oradan oraya zıplayan agresif kanser hücresi uysallaştırılıp hapsedilecek.
RNA interferansı yani RNA düzenleyici moleküller, onkolojide son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak görülüyor.

Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Demir bu gelişmeyi, &#8220;Önümüzdeki 3-5 yıl içinde RNA’ya yönelik tedavi ajanları geliştirilecek ve en önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><a href="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/11/kanser-genleri-kapatilacak.jpg" rel="shadowbox[post-1962];player=img;"><img src="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/11/kanser-genleri-kapatilacak.jpg" class="alignleft size-full wp-image-2362" style="margin: 1px 5px" title="Kanser genleri kapatılacak" alt="Kanser genleri kapatılacak" height="400" width="300" /></a>Genlerin elektrik düğmesi gibi çalışan RNA molekülüyle kanser olduğu yerde kalacak, metastaz yapamayacak. Yani oradan oraya zıplayan agresif kanser hücresi uysallaştırılıp hapsedilecek.<br />
RNA interferansı yani RNA düzenleyici moleküller, onkolojide son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak görülüyor.
</p>
<p style="text-align: justify">Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Demir bu gelişmeyi, &#8220;Önümüzdeki 3-5 yıl içinde RNA’ya yönelik tedavi ajanları geliştirilecek ve en önemli silahlarımızdan biri olacak&#8221; şeklinde özetliyor.<span id="more-1962"></span></p>
<p style="text-align: justify">BAZI GENLERİ KAPATIYOR, BAZILARINI AÇIYOR<br />
&#8220;Bugüne kadar, &#8216;Genetik materyal olarak DNA’dan üretilen moleküller hücrenin çalışmasını sağlar&#8217; diye düşünüyorduk. Halbuki hücrenin genetik materyalinin kullanımını sağlayan RNA ara molekül grubu var. Son yıllarda hücrenin içinde bulunan genlerin hangisinin çalışacağını, hangisinin duracağını, hangisinin aktif, hangisinin pasif olacağını belirleyen en önemli unsurun RNA molekülleri olduğunu gördük.
</p>
<p style="text-align: justify">Normalde hücre fizyolojik regülasyonunu yaparken bu RNA moleküllerini kullanıyor. Yani RNA molekülleri işin içine girerek, deyim yerindeyse genlerin elektrik düğmesi gibi açılıp kapanmasını sağlıyor. Bazı genleri açıyor, bazılarını kapatıyor ve hücre içinde bir armoni sağlıyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify">Bu bilgi, kanserle ilgili bir geni kapatarak kanserli hücreyi inaktif hale getirmenin mümkün olduğu anlamına geliyor.</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Gelişmeyle, RNA molekülleri hedeflendiğinde hücrede açık olmasını istemediğimiz genleri kapatabileceğimiz fikri ortaya çıktı. Artık RNA moleküllerini hedefleyerek huysuz, saldırgan ve çevreye metastaz yapan kanser genlerini kapatabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify">Yıllarca süren laboratuvar araştırmaları bunun mümkün olduğunu gösterdi. Yani RNA moleküllerini hedeflediğiniz ve doğru etkileyebildiğiniz zaman, kanserle ilgili bir geni kapatarak o hücreyi oraya hapsedebiliyorsunuz. Bunun adına RNA interferansı dendi, yani kanser genlerini kapatmak.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify">GENETİK GEÇİŞ ENGELLENECEK Mİ?<br />
Onkolojinin molekülleri geliştirmeye ve RNA üzerine yapılacak tedavileri inşa etmeye çalıştığını vurgulayan Prof. Demir, &#8216;Henüz klinik kullanımdan uzak bir laboratuvar verisi ama bugün kullandığımız bütün ilaçlar bir dönem laboratuvar çalışmasıydı. Bunlar çok güçlü silahlar olarak karşımıza çıkacak&#8221;diye konuştu.
</p>
<p style="text-align: justify">Prof. Demir, kanserlerin yüzde 5 ile 10’unun genetik olduğunu belirtiyor. Örneğin, genetik geçişli bir meme kanseri hastasının, anne veya kız kardeşlerinde kanser yapan genler hapsedilirse, bu kişilerde kanser olasılığı sıfırlanabilecek mi, yani genetik geçişin önü tamamen kesilebilecek mi?&#8221; sorusuna Prof. Demir&#8217;in cevabı:</p>
<p style="text-align: justify">KANSER BAŞKA ORGANA GEÇEMEYECEK<br />
&#8220;Teorik olarak mümkün ama pratik olarak henüz bu noktada değiliz. Yani RNA düzenleyici moleküller insanlarda kullanılacak ilaçlar haline getirildiğinde, bu söylediğiniz gerçekleşecek ve kanserin genetik geçişinin önü kesilebilecek.
</p>
<p style="text-align: justify">Aynı zamanda şu da olacak; kanserli hücrede bazı genler açık olduğunda metastaz yaptığını biliyoruz. Eğer kanser hastasına o genleri kapatacak RNA tedavisi verirsek, metastazın önüne geçebiliriz. Kanser hücresi bulunduğu organda kalır ama hiç bir zaman başka bir organa geçemez. Yani RNA tedavisi sayesinde kanseri ehlileştirebilir ve uysallaştırabiliriz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify">ORGAN ALINMASI TAM KORUMA SAĞLAMIYOR<br />
RNA molekülü kanserli hücrelerin kültür ortamlarında geliştirildi, hayvan<a href="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/11/prof-dr-gokhan-demir.jpg" rel="shadowbox[post-1962];player=img;"><img src="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/11/prof-dr-gokhan-demir.jpg" class="alignright size-full wp-image-2363" style="border: 2px solid black; margin: 1px 5px" title="Prof. Dr. Gökhan Demir" alt="Prof. Dr. Gökhan Demir" height="298" width="200" /></a> çalışmaları sürüyor. Klinik çalışmaların da yakında başlayacağını belirten Prof. Demir, &#8220;Anne veya kız kardeşinde meme kanseri olan kadınlar memelerini ve rahimlerini aldırıyor, bu sizce doğru bir yaklaşım mı?&#8221; sorusuna ise şöyle cevap veriyor:
</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Kanser riski taşıyan doku veya organın alınması yönünde bir yaklaşım var, Türkiye’de de bunu uygulayan aileler bulunuyor. BRCA1 ve BRCA 2 genlerinde mutasyon olduğu zaman ailevi meme kanseri oluyor ve bu hastaların ailelerinde yaşam boyu meme kanseri görülme riski yüzde 80’lere çıkıyor. Ama bu sadece meme değil, yumurtalık veya karın içi kanseri şeklinde de olabiliyor. O nedenle memelerin alınması tam bir koruyuculuk oluşturmuyor.</p>
<p style="text-align: justify">KANSERİN GENETİK OLUP OLMADIĞI BELİRLENİYOR<br />
Ayrıca korunmak amacıyla meme ve yumurtalıkların alınması çok büyük bir operasyon ve genellikle yaşam kalitesini bozacak getirileri oluyor. Mesela kadın 30 yaşında menopoza sokulduğunda kemik erimesi ve kalp hastalığı riski artar. Onun için bu yaklaşımı kural olarak ortaya koymamak, kişi ve aile bazında değerlendirmek lazım.&#8221;
</p>
<p style="text-align: justify">Hastanın kanından kanserin genetik olup olmadığına bakılıyor. Hastada genetik mutasyon yoksa aile üyelerinin test yaptırmasına gerek kalmıyor. Aksi taktirde aile üyeleri de mutasyon açısından taranıyor ve nasıl bir takip programı oluşturulacağı belirleniyor. Test, üniversite hastanelerinde yapılabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">NTV</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/14/curcumin-kanserin-ilaci/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8216;Curcumin&#8217; kanserin ilacı</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/10/01/japonlar-bunu-da-yapti/" rel="bookmark" class="crp_title">Japonlar bunu da yaptı !</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/04/08/inan-dostum/" rel="bookmark" class="crp_title">İnan Dostum</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/04/avrupalilar-aslinda-siyahmis-5500-yil-once/" rel="bookmark" class="crp_title">Avrupalılar aslında siyahmış&#8230; 5500 yıl önce!</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/06/01/kanserli-hucreler-5-gunde-yok-oldu/" rel="bookmark" class="crp_title">Kanserli hücreler 5 günde yok oldu!</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/11/03/1962/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda domuz gribi varsa&#8230;</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/cocugunuzda-domuz-gribi-varsa/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/cocugunuzda-domuz-gribi-varsa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 19:41:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/cocugunuzda-domuz-gribi-varsa/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar virüsü erişkinlere göre daha çabuk kapıyor ve daha çok yayıyor. Çocuğunuz domuz gribi olduysa ne yapacağınızı, hangi belirtilerde acilen sağlık kuruluşuna gitmeniz gerektiğini biliyor musunuz?
Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz, bu belirtileri şöyle sıralıyor:
Yakınmalarının artması
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-1986" style="margin: 1px 5px;" title="cocugunuzda-domuz-gribi-varsa" src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/cocugunuzda-domuz-gribi-varsa.jpg" alt="cocugunuzda-domuz-gribi-varsa" width="298" height="244" />Çocuklar virüsü erişkinlere göre daha çabuk kapıyor ve daha çok yayıyor. Çocuğunuz domuz gribi olduysa ne yapacağınızı, hangi belirtilerde acilen sağlık kuruluşuna gitmeniz gerektiğini biliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz, bu belirtileri şöyle sıralıyor:<span id="more-1961"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yakınmalarının artması<br />
Hızlı veya zor nefes alma<br />
Vücutta solgunluk ya da morarma<br />
Beslenememe<br />
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil<br />
Huzursuzluk<br />
Ateşle beraber döküntü görülmesi<br />
Bu durumlar ortaya çıktığında en yakın sağlık merkezi aciline başvurun.
</p>
<p style="text-align: justify;">Mümkün ise önceden hekiminiz ile temasa geçin ve bilgilendirin. Yolculuk sırasında çocuğunuzun ağzını ve burnunu maske ile kapatarak etrafa bulaşma riskini azaltın. (Şayet çocuğunuz maske takamayacak durumda ise etrafındaki kişilerin maske takması gerekmektedir.)</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Kocagöz, ailelere çocuklarının domuz gribi konusunda taşıyabileceği riskler ve alınacak önlemler hakkında ise şu bilgileri verdi:</p>
<p style="text-align: justify;">ÇOCUKTA H1N1 VARSA YAPILMASI GEREKENLER<br />
Tüm önlemlere rağmen çocuğunuz grip olduysa vakit kaybetmeden okul yönetimini bilgilendirin.
</p>
<p style="text-align: justify;">Hekiminize başvurun. Hekiminiz çocuğunuza gerekli testlerin ve tedavi planını oluşturacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şayet çocuğunuzun genel durumu iyi ise bulaştırma riskini aza indirmek için evde istirahat etmesini sağlayarak bol sıvı alıp, var olan yakınmalarına yönelik tedavi uygulayın.</p>
<p style="text-align: justify;">Boğaz ağrısı için pastil, yüksek ateş, baş ve genel vücut ağrısı için ateş düşürücü, ağrı kesici almasını sağlayın.</p>
<p style="text-align: justify;">ÇOCUĞUNUZ OKULUNDA DOMUZ GRİBİ ÇIKTIYSA<br />
Okul yönetiminin önerileri doğrultusunda hareket edin.
</p>
<p style="text-align: justify;">Hapşırırken ve öksürürken çocuğunuzun ağzını ve burnunu tek kullanımlık mendillerle kapatması ve kullanılmış mendilleri çöpe atması konusunda eğitin.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle hapşırdıktan veya öksürdükten sonra, ellerini iyice yıkamasını sağlayın.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıkayamayacağı durumlarda kullanması için çantasında alkol bazlı el temizleyici bulundurmasını ve kullanmasını sağlayın.</p>
<p style="text-align: justify;">EL SIKIŞMAYIN, ÖPÜŞMEYİN<br />
Oseltamivir ve zanamavir isimli antiviraller ilk 48 saat içinde alınması, belirtilerin azalması ve komplikasyonların önlenmesinde etkilidir. Hekiminiz gerekli gördüğü takdirde antiviral tedavi verecektir. Özellikle altta başka hastalığı olanlarda riskli hastalık gurubunda olanlara (yaşlı ve çocuklar ile hamileler, kalp, akciğer veya böbrek hastalığı olanlar ile kanser ve benzeri tedavi altında olanlar) enfeksiyonu ağır geçirenlere önerilir.
</p>
<p style="text-align: justify;">Ek olarak başka insanlara bulaştırmamak için, kalabalık ortamlara girmemek, özellikle riskli olan grup olan yaşlı ve çocuklardan uzak kalmak, öksürme ve hapşırma sırasında mendille ağız ve burunu kapamak ve sonrasında mendili atmak önerilmektedir. Grip ve diğer enfeksiyonlardan korunmanın en önemli yolu sıklıkla sabun ve su ile ellerin yıkanmasıdır. Öksürdükten veya hapşırdıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkayın</p>
<p style="text-align: justify;">GRİP NASIL BULAŞIYOR?<br />
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye masa gibi yüzeylere bulaşabilir.
</p>
<p style="text-align: justify;">Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden sıklıkla ev, ofis ve okullarda kirliliğin çok olacağı yüzeylerde temizliklerinin sıklıkla yapılması gereklidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Temizliğin normalde kullanılan standart ortam temizlik ürünleri ile yapılması yeterlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ellerin sabun ve su ile yıkama ortamı bulunmadığı durumlarda alkol bazlı el temizlik ürünleri kullanılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">TEMİZLİKTE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR<br />
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri mutfak tezgahı, oyuncaklar vb.) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir.
</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, bu eşya yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">NTV</p>
<p style="text-align: justify;">
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/04/08/inan-dostum/" rel="bookmark" class="crp_title">İnan Dostum</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/04/04/imdat-cagrisi/" rel="bookmark" class="crp_title">İmdat Çağrısı !!!</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/10/04/utahda-yeni-bir-dinozor-turu/" rel="bookmark" class="crp_title">Utah&#8217;da yeni bir dinozor türü</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/08/ayetten-telefon-zili-olur-mu-olmaz-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ayetten &#8216;Telefon Zili&#8217; Olur mu Olmaz mı?</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/03/28/iste-mezhepciligin-sonu/" rel="bookmark" class="crp_title">İşte mezhepçiliğin sonu !</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/cocugunuzda-domuz-gribi-varsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet kullananlar akıllanıyor!</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/internet-kullananlar-akillaniyor/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/internet-kullananlar-akillaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 19:39:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/internet-kullananlar-akillaniyor/</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce internetle hiç haşır neşir olmamış kişilerin bazı beyin fonksiyonları sanal alemde gezindikleri 2 hafta sonunda gelişme gösterdi.
İnternetle haşır neşir olmanın beyinsel fonksiyonları geliştirdiği tespit edildi. Daha önce internette hiç gezinmemiş deneklerle yapılan araştırma sonunda, sanal alemde sörf yapmanın beyindeki karar alma ve bellek merkezlerini harekete geçirdiği belirlendi.
California Üniversitesi’nden bilimcilerin gerçekleştirdiği deneye yaşları 55 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><a href="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/10/internet-kullananlar-akillaniyor.jpg" rel="shadowbox[post-1960];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-791" style="border:1px solid black;margin:3px;" title="İnternet kullananlar akıllanıyor!" src="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/10/internet-kullananlar-akillaniyor.jpg" alt="İnternet kullananlar akıllanıyor!" width="260" height="278" /></a>Daha önce internetle hiç haşır neşir olmamış kişilerin bazı beyin fonksiyonları sanal alemde gezindikleri 2 hafta sonunda gelişme gösterdi.<br />
İnternetle haşır neşir olmanın beyinsel fonksiyonları geliştirdiği tespit edildi. Daha önce internette hiç gezinmemiş deneklerle yapılan araştırma sonunda, sanal alemde sörf yapmanın beyindeki karar alma ve bellek merkezlerini harekete geçirdiği belirlendi.</p>
<p>California Üniversitesi’nden bilimcilerin gerçekleştirdiği deneye yaşları 55 ile 78 arasında değişen 24 yetişkin katıldı. Deneklerin yarısı internet alemini iyi bilen, diğer yarısı ise internette neredeyse hiç vakit geçirmemiş kişilerden oluştu.</p>
<p>Daha önce interneti pek az kullanmış olan kişilerden 2 haftalık gözlem süresi boyunca günde 1 saat internete bağlanarak sörf yapmaları istendi. Bu kişilerin beyin aktivitelerini izleyen bilimciler, bu kadar kısa bir süre içinde bile kişilerin karar alma ve bellek gibi fonksiyonların kontrol edildiği beyin bölgelerinde yoğunluk artışı tespit etti.<span id="more-1960"></span></p>
<p>Sözkonusu deneklerin beyinsel faaliyetlerinin, süre sonunda, kontrol grubu olarak kullanılan internet meraklısı ikinci grubun beyinsel şemalarıyla benzeştiği görüldü.</p>
<p>Popular Science dergisine konuşan psikiyatri profesörü Gary Small, düzenli olarak internette gezinip birşeyler okumanın ‘beyin egzersizi’ işlevi gördüğünün böylece kanıtlandığını söyledi. Small’a göre sanal alemde dolaşmak kişinin karmaşık meseleleri çözme ve mantık yürütme becerilerini de geliştiriyor.</p>
<p>Deney ve sonuç raporu, ABD’de yapılan yıllık Nörobilim Derneği toplantısında açıklandı.</p>
<p style="text-align:justify;">NTV</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/09/internet-ihbar-hatti/" rel="bookmark" class="crp_title">İnternet ihbar hattı</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/08/facebook-sayfasi-antalya-gunlugu-www-antalyagunlugu-com/" rel="bookmark" class="crp_title">FACEBOOK SAYFASI: ANTALYA GÜNLÜĞÜ www.antalyagunlugu.com</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/02/cepte-mobil-reklam-donemi/" rel="bookmark" class="crp_title">Cepte mobil reklam dönemi</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/05/24/merkur%e2%80%99un-bilinmeyen-yuzu/" rel="bookmark" class="crp_title">Merkür’ün bilinmeyen yüzü</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/02/ucuk-virusu-alzheimer-ile-baglantili-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Uçuk virüsü Alzheimer ile bağlantılı mı?</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/internet-kullananlar-akillaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelecek hidrojen enerjisinde</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/gelecek-hidrojen-enerjisinde/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/gelecek-hidrojen-enerjisinde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 19:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/gelecek-hidrojen-enerjisinde/</guid>
		<description><![CDATA[Tükenmekte olan fosil yakıtların yerini gelecekte hidrojen yakıtların alması bekleniyor. Hidrojenle çalışan otomobiller 2013&#8242;ten itibaren ticarileşecek.
Bahçeşehir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Alnıak, ulaştırma sektöründe hidrojen enerjisine talebin arttığını belirterek, &#8221;Hidrojen enerjisiyle çalışan otomobillerin 2013&#8242;ten sonra ticarileşeceği ve 2020&#8242;den sonra da pazarın genişleyeceği bekleniyor&#8221; dedi.
Prof. Dr. Alnıak, dünyanın enerji ihtiyacının büyük bölümünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><a href="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/10/gelecek-hidrojen-enerjisinde2.jpg" rel="shadowbox[post-1959];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-818" style="border:2px solid black;margin:0 5px;" title="Gelecek hidrojen enerjisinde2" src="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/10/gelecek-hidrojen-enerjisinde2.jpg?w=300" alt="Gelecek hidrojen enerjisinde2" width="300" height="242" /></a>Tükenmekte olan fosil yakıtların yerini gelecekte hidrojen yakıtların alması bekleniyor. Hidrojenle çalışan otomobiller 2013&#8242;ten itibaren ticarileşecek.<br />
Bahçeşehir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Alnıak, ulaştırma sektöründe hidrojen enerjisine talebin arttığını belirterek, &#8221;Hidrojen enerjisiyle çalışan otomobillerin 2013&#8242;ten sonra ticarileşeceği ve 2020&#8242;den sonra da pazarın genişleyeceği bekleniyor&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Alnıak, dünyanın enerji ihtiyacının büyük bölümünün fosil kaynaklardan karşılandığını, fosil kaynakların sona erme olasılığı nedeniyle alternatif enerji kaynaklarının araştırılmasını gerektirdiğini söyledi.</p>
<p>Alternatif enerji kaynaklarının fosil kaynaklarla mukayesesinin enerji piyasası kurumları arasında rekabeti ön plana çıkardığını bildiren Prof. Dr. Alnıak, rekabetin şiddeti nedeniyle küresel güçlerin konuyla doğrudan ilgilendiğini ifade etti.<span id="more-1959"></span></p>
<p>Bu yüzyılda hidrojen enerjisi üzerinde çalışmaların yoğunlaştığını belirten Prof. Dr. Alnıak, şunları söyledi:<br />
&#8221;Dünyada hidrojen enerjisi araştırmalarına ABD, Japonya ve Avrupa öncülük ediyor. Hidrojen enerjisi talebi özellikle ulaştırma sektörü üzerinde yoğunlaşıyor. Hidrojen enerjisiyle çalışan otomobillerin 2013&#8242;ten sonra ticarileşeceği ve 2020&#8242;den sonra da pazarın genişleyeceği bekleniyor. Özellikle Avrupa Birliği&#8217;nin gelecek dönem vizyonu, 20-30 yıllık periyotta ulaştırmanın yüzde 5&#8242;inin hidrojen enerjisi ile sağlanması yönündedir. 2009 yılı itibariyle dünyada her yıl 50 milyon ton hidrojen üretilmekte, depolanmakta, taşınmakta ve kullanılmaktadır. En büyük kullanıcı kimya sanayi, özellikle de petrokimya sanayidir.&#8221;</p>
<p>GELECEĞİN EKONOMİSİ<br />
Hidrojen ekonomisinin, taşıtların ve elektrik dağıtım şebekesinin dengelenmesi için ihtiyaç duyulan enerjinin, hidrojen olarak depolandığı varsayılan bir &#8221;gelecek ekonomisi&#8221; olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oktay Alnıak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Hidrojen ekonomisi, fosil yakıtlar yerine temel enerji kaynakları ile biokütlelerden hidrojen yakıtı üretilmesini öngörüyor. Diğer bir deyişle hidrojen ekonomisi terimi başlıca enerji taşıyıcısının hidrojen olduğu bir ekonomiye geçişi ifade ediyor. Otoriteler geleceğin enerjisi olarak hidrojen enerjisini, geleceğin ekonomisi olarak da hidrojen ekonomisini kabul ediyor.&#8221;</p>
<p>Hidrojen ekonomisinin oluşturulmasında aşılması gereken sorunlar olduğunu bildiren Prof. Dr. Alnıak, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Hidrojen üretim maliyetinin düşürülmesi, ulaştırma sektöründe kritik öneme sahip daha başarılı hidrojen depolama yöntemlerini gerektiriyor. Hidrojenle çalışan araçların ticarileştirilmesi, böylece sanayicinin motivasyonunun artırılması önem taşıyor. Ticarileşmenin yanı sıra piyasa rekabetinin de sağlanması gerekir. Tekelleşmenin önüne geçilmeli ve piyasaların gelişimi desteklenmelidir. Fosil enerjiden yenilenebilir enerjiye geçişte ortaya çıkacak artı maliyetlerin devlet teşvikleriyle desteklenmesi gerekir. Hidrojen enerjisine dayalı ekonomiye geçişe ilişkin uygun yasal düzenlemelerin yapılması şarttır.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">NTV</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/10/29/kendi-elektrigini-kendin-uret/" rel="bookmark" class="crp_title">Kendi elektriğini kendin üret</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/02/yagmurdaki-olcu/" rel="bookmark" class="crp_title">Yağmurdaki Ölçü</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/04/savas-bitti-fosil-avciligi-basladi/" rel="bookmark" class="crp_title">Savaş bitti, fosil avcılığı başladı</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/05/19/hidrojenle-calisan-ucak-uretildi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hidrojenle Çalışan Uçak Üretildi</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/02/cepte-mobil-reklam-donemi/" rel="bookmark" class="crp_title">Cepte mobil reklam dönemi</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/27/gelecek-hidrojen-enerjisinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sana Neyi İnfak Edeceklerini Sorarlar &#8211; Recep İhsan Eliaçık</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/25/sana-neyi-infak-edeceklerini-sorarlar-recep-ihsan-eliacik/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/25/sana-neyi-infak-edeceklerini-sorarlar-recep-ihsan-eliacik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 19:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis ve Sünnet Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'ın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[Uyarıcı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/25/sana-neyi-infak-edeceklerini-sorarlar-recep-ihsan-eliacik/</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde hidayete eren birisi için “Bir görsen baştan aşağı değişmiş; sakal bırakmış, cübbe ve sarık giymiş, saçının telini göstermiyor, kadınların elini sıkmıyor, haremlik selamlık uyguluyor” vs. dendiğini çok duymuş ve görmüşsünüzdür.
Demek “hiyadet coşkusu” böyle yaşanıyor.
Vatandaş müzikle uğraşıyorsa muziği, sinemayla uğraşıyorsa sinemayı, tiyatroyla uğraşıyorsa tiyatroyu ve dahi her ne şeyle uğraşıyorsa onu bırakıyor. Bunların hepsini “cahiliye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><img src="http://salihler.files.wordpress.com/2009/10/aclik2.jpg?w=288&amp;h=216" align="left" border="1" height="216" hspace="3" vspace="3" width="288" />Günümüzde hidayete eren birisi için “Bir görsen baştan aşağı değişmiş; sakal bırakmış, cübbe ve sarık giymiş, saçının telini göstermiyor, kadınların elini sıkmıyor, haremlik selamlık uyguluyor” vs. dendiğini çok duymuş ve görmüşsünüzdür.</p>
<p>Demek “hiyadet coşkusu” böyle yaşanıyor.</p>
<p>Vatandaş müzikle uğraşıyorsa muziği, sinemayla uğraşıyorsa sinemayı, tiyatroyla uğraşıyorsa tiyatroyu ve dahi her ne şeyle uğraşıyorsa onu bırakıyor. Bunların hepsini “cahiliye dönemim” diyerek kestirip atıyor. İçki, zina, kumar vs.’yi anlarım da bunları niye bırakırlar hala anlayabilmiş değilim. Öteden beri bu işte bir terslik var diye düşünmüşümdür…<span id="more-1951"></span></p>
<p>Hatta okulunu bırakıp bir mollanın önünde emsile bina maksut, avamil (Arapça) öğrenmeyi hayatının gayesi haline getirenler bile oluyor. Onca eğitimini bir çırpıda sıfırlayıp, bir medrese mollasının önünde hayata yeniden başlayanlar oluyor. Tabi “Bizim oğlan bina okur döner döner bir daha okur” hesabı bunun da bir türlü sonu gelmiyor. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite yıllarında aldığı eğitimi aşağılamaya başlıyor. Halbuki bu yıllar çok önemli… Aksi halde örneğin “kompozisyon”, “anlatım sanatları”, “alıntı”, “parağraf” vs. nedir bilmeyen bir adamın, bırakın Kur’an’ı, okuduğu herhangi bir metni bile anlaması zordur. O mollaların çoğu bunları bilmez. Döner döner nasara yensuru okurlar. Bunu da bir şey zannederler…</p>
<p>İşin bu tarafına fazla girmeden asıl meseleden gidelim. Zaten bu dini dünyanın sorunları neresinden tutsanız elinizde kalır ya, neyse…</p>
<p>Acaba diyorum neden?</p>
<p>Hidayet coşkusunu neden onlarda buluyorlar?</p>
<p>Oysa açın “hayatu’s-sahabe” kitaplarını okuyun. Orada onlarca sahabenin hidayete eriş hikayesini okuyacaksanız. Oralarda genellikle manzara şudur: “Hidayete erdi malını dağıttı… Hidayete erdi artık bir daha asla yalnız yemek yemedi… Kapı kapı dolaşıp bütün borçlarını ödedi, helallik diledi… Ömrünün sonuna kadar elinden ve dilinden kimsenin zarar gördüğü görülmedi…”</p>
<p>Aradaki farkı fark ediyor musunuz?</p>
<p>Şahsen şu ana kadar onca hidayete eren zengin gördüm fakat hidayet coşkusunu “malını dağıtmada” gören bir tek “muhtedi zengin” görmedim.</p>
<p>Nasıl oluyor?</p>
<p>Bunlar sahabenin girdiği dine girmiyorlar mı?</p>
<p>Sahabenin okuduğu Kur’an’ı okumuyorlar mı?</p>
<p>Yoksa din aynı da din anlayışı mı farklı?</p>
<p>***</p>
<p>Besbelli ki din anlayışı farklı.</p>
<p>İslam, sahabenin ilk önce “eşyaya, varlığa, mala, mülke” bakışını değiştiriyordu. “Lehu’l-mülk” (Mülk Allah’ındır) anlayışına ulaşıyor, kendini mülk karşısında emanetçi olarak görüyor, “Bu benim” demekten haya etmeye başlıyordu. Üzerinde fazla mal ve mülk bulundurmayı “yük” hatta “ateş” olarak görmeye başlıyordu. Bundan bir an önce kurtulması gerektiğini düşünüyor ve ilk iş olarak malını mülkünü dağıtıyordu.</p>
<p>İslam, sahabenin ilk önce “insana” bakışını değiştiriyordu. Tüm insanları erkek olsun kadın olsun kendi hemcinsleri olarak görüyor, aradaki tüm statü farklılıkları gözünde küçülüyordu. “Üstünlük takva iledir” anlayışını benimsiyor ve mala ve mülke dayalı üstünlük kasıntılarından kurtuluyordu. Zihninde altın, gümüş, dinar ve dirhem “değer” olmaktan çıkıyordu. İnsana başka bir pencereden bakmaya başlıyordu.</p>
<p>İlk ve en önce eşyaya, varlığa ve insana yaklaşımı, perspektifi ve felsefesi değişiyordu. Bu farklı bakış derhal amellerine yansıyor ve başka bir insan ortaya çıkıyordu.</p>
<p>Oysa mevcut din anlayışı yüzünden, zamane hidayete ermelerinde, muhtedinin varlığa, insana ve eşyaya bakışında esastan bir değişiklik olmuyor. Şeklen kimlik ve ritüel değiştiriyor. Bir kamptan öbür kampa, bir mahalleden öbür mahalleye geçiyor. Varlığa ve insana özellikle de eşyaya; altına, gümüşe, toprağa, servete, mala, mülke, dinara, dirheme, dolara, euroya, paraya bakışı aynı…</p>
<p>Sahabenin nasıl olup ta öyle olduğunu anlamak istiyorsak, önce Kur’an’ın onları nereden alıp nereye getirdiğine bakmamız lazım.</p>
<p>Bakın, Kur’an 23 yıllık süreç içinde varlığa, eşyaya, mala ve mülke bakışı nasıl değiştirmiş. Nüzul sırasına göre izini sürelim…</p>
<p>***</p>
<p>İlk olarak Mekke’ye hükmeden tefeci bezirganlara zenginlik, mal ve mülk noktasında sarsıcı eleştiriler yöneltildiğini görüyoruz. İlk inen surelerin hepsinde de bu var…</p>
<p>Ebu Cehil’e (karakterine) : “Küstahça azgınlık ediyor. Kendisini dev aynasında görüyor. Zira Rabbinedir dönüş…Kulunu içtenlikle yönelirken engellemeye kalkıyor. Onu alnından tutup sürükleyeceğiz, o ar damarı çatlamış alnından… O zaman çağırsın meclisini, biz de çağıracağız zebanileri…” (Alak; 96/6-19).</p>
<p>Umeyye bin Halef’e (karakterine) : “Çokça yemin eden aşağılık adi, küçük gören, dedikoducu, iyiliği engelleyen, günahkar, zorba, kaba saba asalak…Zenginliğine zenginlik katmış da ne olmuş? (Kalem; 68/10-14).</p>
<p>Velid bin Muğire’ye (karakterine): “Bana bırak doğarken yapayalnız olan o adamı… Zenginliğine zenginlik kattığım, etrafında dolanıp duran oğullarıyla önüne alabildiğine geniş imkânlar serdiğim o adamı… Hala gözü doymuyor; verdiğimden daha fazlasını istiyor….” (Müddesir; 74/11-14).</p>
<p>Kabe Çetesi’ne (rolüne/misyonuna): “Nimet azgını o inkarcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver. Biz de onlar için hazırlanmış kelepçeler ve ateş var. Boğaza düğümlenecek bir yiyecek var.” (Müzzemmil; 73/11-13)</p>
<p>Ebu Leheb’e (rolüne/misyonuna): “Kahrolsun Ebu Lehep iktidarı; kahrolsun!</p>
<p>Zenginlik ve iktidar onu kurtaramayacak!</p>
<p>O kıpkızıl bir ateşe atılacak!</p>
<p>Çenesi düşük karısı da yanında olacak!</p>
<p>Gerdanında fitillisinden bir de ip olacak!” (Leheb; 111;1-5)</p>
<p>(Karakter/rol/misyon notu koymamın sebebi bunların benzerinin bugünde devam ettiğini, ayetlerin yönünün yaşayan karakter, rol ve misyonlara yönelik olduğunu ihsas ettirmek içindir.)</p>
<p>Alak, Kalem, Müddesir, Müzzemmil ve Leheb gibi ilk inen bu beş surede görüldüğü gibi, hareket, “Kâbe çetesine” ve Mekke’de kurdukları düzene (yedâ) karşı “öfke patlamasıyla” ve “kahrolsun, yıkılsın, kurusun” haykırışlarıyla başlıyor.</p>
<p>Çünkü bunlar Kabe’nin etrafında oligarşi (yeda) oluşturmuşlar, Allah, Kabe ve din istismarı yaparak şehri sömürüyorlardı. Kabe’ye gelen hediyeleri iç ediyorlar, onunla kervanlar kuruyorlar, zenginliklerine zenginlik katıyorlardı. Muhtaç Mekkelilere faizle borç veriyorlar, borçlarını ödeyemeyenlerin erkeklerini köleleştiriyorlar, kadınlarını da açtıkları lüks genelevlerinde çalıştırıyorlardı. Mekkeliler de büyüyünce bunların eline düşmesin diye daha doğar doğmaz kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyordu.</p>
<p>Kur’an işe işte buradan başladı. Peygamberimiz yalın kılıç meydana atılarak bu kokuşmuş, iğrenç düzene meydana okudu. Bu ses Mekke’de büyük yankı uyandırdı. Kabilesizler, korumasızlar, kimsesizler, köleler, kadınlar, zayıflar, düşmüşler, özellikle ezilenler bu sesin etrafında hızla toplanmaya başladı.</p>
<p>Bir taraftan da aynı sure içinde Peygamberimize şöyle dendiğini görüyoruz: “Pisliğe (ahlaksızlığa, hırsızlığa, yolsuzluğa, istismara, kokuşmuşluğa) bulaşma! Servet yığma hayallerine kapılma! Daima Rabbinle birlikte ol ve güçlüklere göğüs ger…” (Müddessir; 74/5-7).</p>
<p>Keza Kur’an’ın iniş sırasına göre ilk anlattığı kıssa ne biliyor musunuz? Bahçe sahipleri kıssası… Hani yoksula vermeyelim diye erkenden bahçelerine/bağlarına ürünü toplamak için giden ve fakat geldiklerinde bahçelerinin afetle yerle bir olduğunu gören iki kişinin kıssası (Kalem; 68/17-32)… Peki yine iniş sırasına göre ikinci kıssa ne biliyor musunuz? Salih’in devesi kıssası…Hani herkese (kamuya) ait olmayı ifade eden “Allah’ın devesine” (Nagatallah) dokunmamayı, bunları talan etmemeyi, bunlar üzerinden mal ve servet yığmamayı ifade eden Salih’in devesi kıssası (Şems; 91/11-15)…</p>
<p>Kıssa anlatımında bile ilk bu konuya öncelik verilmiş…</p>
<p>Neden?</p>
<p>Çünkü Kur’an ilk olarak muhataplarının eşyaya, mala, mülke bakışını değiştirmek istiyor!</p>
<p>Çünkü Kur’an Rablik, ilahlık, tanrılık meselesini bunlarla ilişkili görüyor. Bu açıdan Kur’an’ın “Allah” dediği şey sırf teolojik, zihni, soyut, felsefi bir fenomen değildir. Tamamen “praxis” yani pratik, eyleme, amele, hayata, sokağa dönük yüzü vardır. Mü’min insanda hayatın akışı içinde varoluş, oluş, arayış, tavır alış, duruş, cephe açış olarak ifadesini bulur. Bu nedenle içinde tarihin, insanın, hayatın ve tabiatın sesi gelmeyen Allah ve din söylemlerinin içi boş ve koftur.</p>
<p>Çünkü Kur’an Rabbin, tabiatın, yerin, göğün, suyun, toprağın, buralardan rızık çıkaranın, doyuranın, besleyenin, bütün mülkün sahibinin Allah olduğunu ısrarla hatırlatıyor. Kimi insanların kalkıp da bunlardan istif ederek öteki insanlar üzerinde rızık verici konuma gelmelerini, bundan kendilerine pay çıkararak adeta “Rezzâkcık” pozlarına bürünmelerini şiddetle reddediyor. Firavun ne diyordu? “En büyük Rabbiniz benim!” Yani rızık veren, maaş veren, topraklarımda, sulama kanallarımda, her yana yayılmış mülkümde (ülkemde) sizi çalıştıran, doyuran, besleyen benim… İlginçtir nüzul sırasına göre tarihten ilk örnek verilen kişi de yine Firavun (Müddessir; 74/15-16)… Bu noktada “Rabbimiz Allah” demenin ne demeye geldiğini düşünün artık …</p>
<p>***</p>
<p>Yine ilk inen surelerden dördü; Allah (Kabe) namına toplanan yardımları iç edip insanlara vermemek demek olan Maun, şehir demek olan Beled, zenginlik yarışı, biriktirme, çoğaltma demek olan Tekâsür, tanyeri demek olan Fecr sureleridir. Bu surelere “bu açıdan” baktığınızda da adeta çarpılır ve sarsılırsınız.</p>
<p>Maun suresinde “dinin afyon yüzü” deşifre edilir. Gerçek din ile sahte din, gerçek dindarlıkla sahte dindarlık arasındaki farkın ne olduğu açıklanır. Esas ölçünün yine mala mülke bakışta toplandığını görürüz. Buna göre dinin afyon yüzü, birkaç şekli ritüel ile insanları aldatır. Hacılara su vermek, Kabe’nin örtüsünü değiştirmek, namaz (salat) kılmak gibi gösterişlerle halkın malını ve mülkünü alır fakat yetimi, yoksulu gözetmez. Bunları yoksullar ve kimsesizler için değil; kendini zengin etmek için kullanır. İşte bu dinin afyon yüzü olup Ebu Cehil’in veya Yeda Ebu Leheb’in dinidir. Bunların yaptığı, dini yalanlamak yani din ile aldatmak, gösteriş, riya ve sahtekarlıktır. (Maun; 107/1-7) Oysa gerçek hayat dini olan İslam, işte böylesi halkı afyonlayan tapınak dinlerini deşifre etmek için gelmiştir. Onun için söylemi din formundadır. Gerçekte ise o dinlerden bir din hatta öteki dinlere dendiği anlamda bir din değildir…</p>
<p>Beled suresi, insanlara sarp yokuşa çıkmak gibi zor gelen şeylerin ne olduğunu açıklar. Bunların ne olduğuna baktığımızda yine mal ve mülkün ölçü olarak konduğunu görürüz:</p>
<p>“İnsan kendisine hiç kimse güç yetiremez mi sanıyor?</p>
<p>“Sadece harcadıklarım yedi sülâleme yeter” diye böbürleniyor.</p>
<p>Kimsenin kendini görmediğini mi sanıyor?</p>
<p>Biz insana iki göz vermedik mi?</p>
<p>Bir dili ve iki dudağı yok mu onun?</p>
<p>Ona yürüyeceği iki yol gösterdik.</p>
<p>Fakat o zor olana yanaşmadı.</p>
<p>Bilir misin, nedir zor olan?</p>
<p>Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak…</p>
<p>Zor zamanda vermek…</p>
<p>Öksüzün başını okşamak…</p>
<p>Düşmüşün elinden tutmak…</p>
<p>İman etmek, göçlüklere göğüs gerip acıları paylaşmak; sevgi ve merhamet yumağı olmak.” (Beled; 90/5-17)…</p>
<p>Tekâsür suresi ise zenginlik yarışı, biriktirme, mal ve mülk hırsının hayatı nasıl bir cehenneme çevireceğini hatırlatır ve çağları aşıp gelen evrensel mesajlar verir. Sanki bugünkü “küresel krizi” haber veriyor sanırsınız. Şifreciler biraz da bunlara kafa yorsalar çok iyi ederler. Dinleyin:</p>
<p>“Bir zenginlik yarışıdır oyalanıp duruyorsunuz.</p>
<p>Mezarlarınıza girinceye kadar süren bir oyun ve oynaş…</p>
<p>Fakat hayır! Yakında bileceksiniz.</p>
<p>Fazla uzak değil; çok yakında bileceksiniz.</p>
<p>Evet, daha derinden bakabilseydiniz,</p>
<p>Ateşe yuvarlanmakta olduğunuzu görürdünüz.</p>
<p>Kendi gözlerinizle onu apaçık göreceksiniz.” (Tekâsür; 1-7)</p>
<p>Yani: 1- Uhrevî açıdan: “Bu aç gözlülüğün, zenginlik yarışının, mal mülk hırsının, sizi ateşe (cahîm) yuvarlamakta olduğunu bizzat içine girerek “ahirette” göreceksiniz…” 2- Dünyevî açıdan: “Bu aç gözlülüğün, zenginlik yarışının, mal mülk hırsının, hayatı çekilmez hale getiren bir ihtiras yarışına, çalma, çırpma, alıp satma dışında hiçbir insani değerin kalmadığı vahşi bir pazara dönüştürdüğünü, kendi ellerinizle yarattığınız bir kaosun, krizin ve ateş çemberinin (cahîm) içine yuvarlanmakta olduğunuzu bizzat yaşayarak “dünyada” göreceksiniz…”</p>
<p>Öyle ya seyirlik değeriniz yoksa, “piyasa” da fiyatınız yoksa, “para” dışında hiçbir geçer akçe kalmamışsa, insanlara zengin olup olmadıklarına göre bakılıyorsa, yegane ölçü bu olmuşsa, bilin ki, eski çağların verimlilik, başarı, altın ve gümüş (sahte) tanrısı “Mammon” geri gelmiş, dünyaya o hakim olmuş demektir. Kapitalizm dediğiniz bundan başka bir şey midir!</p>
<p>“Mammon’dan başta tanrı, paradan başka değer yoktur” diyorsanız kelime-i şehadet getirip bu dine girmişsiniz demektir. Artık her işe onun adıyla başlarsınız. Her şeye “Kaç lira, fiyatı ne?” diye sorarsınız. “Bunun fiyatı yok, bu para ile ölçülmez” derseniz Mammon’u inkar ediyorsunuz demektir. İşte Kur’an önce bunun yapılmasını istiyor. Çünkü satılık meta olmaktan ancak böyle kurtulursunuz. “İnsanlık erdemine” ancak böyle ulaşabilirsiniz. Zira insan diye “satılık olmayana” denir, öyle değil mi?</p>
<p>Fecr suresinde ise eşyaya, mala, mülke bakışı değiştirme yönünde şu uyarıları görürüz:</p>
<p>“İnsanoğlu Rabbi onu ne zaman imtihan edip de kendisine cömertçe verse “Rabbim bana cömertçe verdi ” der.</p>
<p>Fakat ne zaman da sınayıp rızkını daraltsa “Rabbim bana ihanet etti” der.</p>
<p>Hayır! Bilakis asıl siz öksüze vermiyorsunuz.</p>
<p>Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.</p>
<p>Her şeye açgözlülükle saldırıyorsunuz.</p>
<p>Mala mülke gözünüz doymuyor; yığdıkça da seviyorsunuz…” (Fecr; 89/15-20)</p>
<p>Yani: “Şu insanoğlu ne kadar garip? Nimet içinde yüzerken “Allah’ın eli geniş, veriyor işte..” diyerek Allah’ı emrine amade bir hazine sanır. Sıkıntıya girince de “Nerede bu Allah? Bu nasıl ilâhî adalet?” diye şikayetlenmeye başlar… iki durumun da zorluklardan geçerek kendini kanıtlama (imtihan) olduğunu anlamaz. İlk durumda şükredip bu nimeti başkalarıyla paylaşmak yerine, Rabbim beni tercih etti diyerek kendini ayrıcalıklı zanneder. Diğer durumda ise sıkıntıyı ve zorluğu ilahi adaletsizliğin kanıtı olarak görür…</p>
<p>Mekke dönemi ayetlerinin ruhunu yansıtan bu tür örnekler çoktur.</p>
<p>Görüldüğü gibi bu tür ayetlerle Mekke dönemi boyunca mal ve mülk konusunda esaslı bir bilinç aşılanıyor, bakış açısı veriliyor, perspektif oluşturuluyor. Hemen her Mekkî surede buna benzer eşyaya, mala ve mülke bakışı değiştirici, bilinç aşılayıcı ayetler var.Tek tek inceledim. Fazla uzamasın, bu örnekler sanırım yeter…</p>
<p>Öte yandan ilk Mekkî surelerden itibaren giderek artan bir vurguyla Mu’minlere vererek arınma (tezkiye/zekat) çağrıları yapılır. Bir taraftan mal ve mülk yığanlar eleştirilir, diğer yandan yeni kurulacak toplumun fertleri olacak olan Mu’minlere sürekli arınma çağrısı yapılır. Yani “Eleştirdiklerinize dönüşmeyin. Siz biriktirmeyeceksiniz, yığmayacaksınız, vererek arınacaksınız. Sizin farkınız budur…” denmek istenir.</p>
<p>Böylece Medine’ye gelinir…</p>
<p>Medine’ye gelince, Mekke’den beri süren “tezkiye/zekat” çağrıları ile birlikte “infak”, bazen “afv” ve ilerleyen yıllarda da “sadaka” kavramının kullanılmaya başlandığını görürüz. Çünkü Mü’minler Medine’de yeni bir şehir kurmuş, artık mala mülke kavuşmaya başlamıştır.</p>
<p>Bu dört kavram birbirinin yerine kullanılıyor gibi görünmekle birlikte, aralarında ne gibi bir fark olduğunu biraz deştiğimizde şunları söylememiz mümkündür.</p>
<p>Tezkiye/zekat Mekke ve Medine dönemlerinin tümüne yayılmış, genel anlamda vererek, elinden çıkararak “arınma çağrısı” olup daha çok ontolojik/metafizik vurgusu baskındır. Namaz (salat) ile beraber sık sık kullanılır. Mü’minler namaz kılarak genel anlamda kirlerinden arındıkları gibi, zekat ile de özellikle mülk konusundaki kirlerinden arınmalıdırlar. Vermek, paylaşmak, bölüşmek yeni kurulacak toplum fertlerinin olmazsa olmaz özelliklerindendir. Bu yüzden Mekke’den Medine’ye sürekli olarak ve dikkat çekici bir ısrarla tezkiye/zekat çağrıları yapılır…</p>
<p>***</p>
<p>Yoğunlukla Medine’de görülmek üzere, bu arınmanın, mal ve mülk kalemindeki vurgusu için “infak” geçmeye başlar: “Mallarından infak ederler, verdiğimiz rızıklardan infak edin…” vb. (Bakara; 2/3, 267).</p>
<p>“İnfak” kavramının “nifak” ile aynı kökten olması nedeniyle, Medine’ye gelindiğinde infak ile münafıkın birlikte kullanılmaya başlanması bu açıdan manidardır.</p>
<p>Sözlükte NFQ kökü mastar olarak “tükenmek, bitmek, kalmamak” demektir. Harcamak, sarf etmek, tüketmek (infâq), çok harcayan, çok tüketen (minfâq), tünel (enfâq), masraf, harcama, gider (nafaqa), Arap tavşanı (jerboa) veya tarlafaresinin yuvasına girip çıkması (münâfega), iki yüzlülük, bir öyle bir böyle görünen (münâfıq) kelimeleri bu köktendir…</p>
<p>Medine döneminin ilk yıllarında nazil olan Ankebut suresi, Kuran’da “münafık” teriminin iniş sırasına göre ilk geçtiği yerdir (10-11 ayet). Kuran bu terimle ele aldığı karakteri Arapların “jerboa” dedikleri tavşana veya tarlafaresine benzetiyor. Bu tarlafaresi kendine iki yuva yapar, birinde tehlikeli bir durum olursa hemen diğerine geçerdi. İşte tarlafaresinin bu davranışını iman konusunda da kimi insanlar yapınca onlara münafık dendi. Bunların da biri içte biri dışta iki yuvaları bulunur. Bakarlar durum hangisinde iyi ise ona girerler. İman yuvası tehlikeye maruz kalır, sıkıntılı olmaya başlarsa hemen orayı terk ederek küfür yuvasına geçiverirler. Duruma göre işlerine hangisi geliyorsa ona giriverirler. Sabit bir yuvada sebat göstermezler. Daima yedekte yuvaları bulunur…</p>
<p>Keza “tükenmek” anlamına gelen infâq ile nifâq aynı kökten olduğu için, biri iki diğeri tek yuvası olanların karakterini betimler. İki yuvası olanlar içten tükenmiş, bitmiş, kof veya zayıf inançlı oldukları için sıkıntıyla karşılaşınca hemen yuvayı terk ederler. Onların bu davranışına nifâq denir. Tek yuvası olanlar ise içten güçlü, kavi, sağlam inanca sahip oldukları için yuva değiştirmezler. Bulundukları yuvalarında sebat eder, güçlüklere göğüs gererler. Böylece güçlü imanları onların direnmelerini, yuvayı terk etmemelerini sağlar. İçten içe tükenmiş olmadıkları için buna gerek duymazlar. Bilakis ellerindekini başkası için harcayarak tüketirler. Buna da infaq denir. Bu harcama aslında maddî veya manevî olarak tükenmiş olanları güçlendireceği için görünüşte malın tükenmesi (infâq ) gibi görünen, gerçekte ise tükenmişliğin (nifâq) ortadan kaldırılmasına dönüşür…</p>
<p>***</p>
<p>Yoğun tezkiye/arınma ve infak çağrılarından sonra artık sahabeler sormaya başlar: “Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: İhtiyaç fazlasını…” (Bakara; 2/219).</p>
<p>Burada da karşımıza “afv” kavramı çıkar. “Fazlalığın silinmesi, ortadan kaybolması, kalmaması, zail olması, bağışlanması” demek olan afv, affetmek ile aynı köktendir. Artık iyice Türkçeleşmiş olan affetmek, muaf tutmak, muafiyet, afiyet, affedersiniz vb. kelimeler bu köktendir. Mesela affetmek; fazlalığı (günahı, hatayı) almak, silmek, afiyet olsun; fazlalığın (hastalığın) ortadan kalksın, muafiyet; fazlalığı (sorumluluğu) ortadan kaldırmak demektir.</p>
<p>Bu durumda “De ki; fazlalığı infak etsinler” demek, kişinin geçimini kolayca sağlayabileceği temel ihtiyaçlarından fazla olanı versinler demektir. Çünkü afv fazlalığı almak ve böylece işi kolaylaştırmak anlamına geldiği için, kolay kılmak, kolaylaştırmak, hafifletmek anlamında da kullanılmıştır (Razi). Bu ise bugün adına “asgari geçim standardı” dediğimiz şeydir.</p>
<p>Demek ki ayette neyi infak edeceğiz diye sorulunca “Zorunlu temel ihtiyaç maddeleri dışında kalanı, asgari geçim sınırını aşan fazlalığı…” denmiş oluyor. Yoksa bugün anlaşıldığı şekliyle “ıskarta”, “işe yaramayan”, “seri sonu” veya “defolu” malı değil…</p>
<p>Asgari Geçim Sınırı’nın (AGS) ne olduğu, Medine’de ve sahabeler döneminde “ihtiyaç fazlası”ndan ne anlaşıldığı ve günümüzde (içinde yaşadığımız toplumda, bizim Medine’mizde) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri baz alınarak nasıl belirleneceğini iyi bilmek ve araştırmak gerekmektedir.</p>
<p>Yaptığım araştırma ve karşılaştırmaya göre 2008 AĞUSTOS ayında 4 kişilik bir ailenin asgari şartlarda geçinebilmesi için harcaması gereken tutar 2.238,52 YTL olarak belirlenmiş. Asgari Geçim Haddi (Yoksulluk Sınırı) gıda, giyim, sağlık, barınma ve eğitim başta olmak üzere, vazgeçilmesi mümkün olmayan 14 zorunlu harcama kalemi esas alınarak tespit edilmiş.</p>
<p>Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin görüşüne göre, ihtiyaç fazlası (afv) ortalama asgari ihtiyaç olan yıllık 4 bin dirhemdir. Hesapladığımızda bugün için aşağı yukarı yıllık 55-60 bin YTL oluyor. Biz yıllık değil aylık hesapladığımıza göre bunu aya bölünce aylık 5 bin YTL civarında oluyor. Bunu yukarıdaki asgari geçim sınırı ile kıyasladığımızda demek ki aylık 5 bin YTL’den yukarısı fazlalık oluyor. Bu, normal şartlara, yaşadığınız ülkeye ve kendi halkınızın genel durumuna göredir. Ortalamalar esas alındığında üç aşağı beş yukarı durum budur. Burada amacımın başınıza hesap uzmanı ve ekonomist kesilip kılı kırk yaran hesaplar yapmak değil; Kur’an’da verilmek istenen eşya, mal ve mülke dair bakış açısını günümüze taşıyarak gözler önüne sermek olduğunu lütfen unutmayalım.</p>
<p>Şu halde günümüz şartlarında bir Müslümanın, kendi halkı aylık 2.238,52 YTL sınırına bile ulaşamadan yaşarken, komşusu bunu bile bulamadan sabahlarken ve bu milyonları bulmuşken aylık 5 bin YTL’den fazlasını üzerinde tutması, biriktirmesi fıkıh literatürüyle konuşmayı sevmem ama burada konuşacağım haramdır, vebaldir, yüktür, ateştir!</p>
<p>Eğer Mü’min imanına, içinde şerefimiz olduğu söylenen Kur’an’a inanıyorsak bu böyle olmalı değil midir? Aksi halde “Dışı Müslüman içi kapitalist de yaşarım, yıllık zekatımdan “donmuş” kırkta biri veririm, gördüğüm dilenciye de sadakamı atarım” diyorsanız, Peygamberimizin Abdurahman bin Avf’e dediği gibi “Cennete emekleyerek zor girersiniz…” Bakın bakalım Abdurrahman bin Avf bu sözü duyunca ne yapmış…</p>
<p>Anlı şanlı hocalar “kâr payı” adı altında ihlaslı bankacılık oyunlarına fetva vereceklerine bunlar üzerine kafa yormalıdır. Asgari ücret, asgari geçim haddi, yoksulluk sınırı, gayri safi milli hasıla üzerinden gitmeli, dinamik içtihatlar yapmalıdır. Kırkta bir, onda bir, öşür gibi tarım döneminden kalma oranlarda donup kalmış fıkhı bırakmalı, Akif’in tabiri ile 700 yıllık eserlerle avarelik etmeyi terk etmeli, “yaşayan fıkıh” üretmelidir. Örneğin KDV’ye benzer, anlık, üzerinden yıl geçme şartı olmayan, doğrudan alım satıma dayalı “yaşayan zekat” türleri üzerinde çalışmalıdır. Artık çalışma hayatı, geçim vasıtaları, alım satım ve üretim araçları değişmiştir. Başka bir dünyada yaşıyoruz. Eski fıkıh kitapları bu dünyayı hiç görmemiştir ve bilemezler. Bu nedenle de oranlar değişebilir.</p>
<p>Bunun için “yaşayan müçtehidlere” ihtiyaç vardır. Zaten bana göre ölmüş müçtehid taklit edilemez. Yaşayan müçtehide de taklit için değil; ihtiyaca cevap için soru sorulur. Ve bu soru her defasında bir başkasına yöneltilebilir. Ölmüşün içtihadı bizim için artık sadece bir zenginliktir. Çünkü içtihadı yaşayan yapar. Kur’an der ki “Hiç ölmüşle yaşayan bir olur mu?” (Fâtır; 35/22). Keza yaşayan müçtehid eski görüşlerden yararlanabilir, yararlanmayabilir de. Eski içtihatlar ancak yaşayanın zihninden geçerek yeniden hayata dönebilirler. Sadece müçtehitler yetmez; ekonomist, hukukçu, sosyolog, tarihçi vs. hepsi el ele vermelidir. Gerçi “devlet düzeyinde” yaşanmadan bunları konuşmak biraz boşlukta kalıyor ama yine de işin önemini göstermesi bakımından faydalı olabilir…</p>
<p>Her şeyden önce de mal mülk meselelerine makalenin birinci bölümünde özetini verdiğim Mekke dönemi ayetlerinin ruhunu ve bilincini kuşanarak başlamalıyız. Zira işin kökü orada…</p>
<p>Demek ki nüzul seyrinde vererek arınma (tezkiye) ve maldan mülkten verme (infak) çağrılarından sonra, işin, önce asgari geçim standardının (afv) belirlenip, sonra da bizzat vergi (sadaka) olarak tahakkukuna geldiğini görüyoruz.</p>
<p>***</p>
<p>Burada da karşımıza bugün adına “vergi” dediğimiz “sadaka” kavramı çıkıyor. Sanıldığının aksine ne Türkçe’de kullandığımız “zekat” ne de “sadaka” kavramı Kur’an’da kullanılana pek benzemez. Bugün zekat ve sadaka kavramları anlam kaymasına uğramış ve donmuş vaziyettedir.</p>
<p>Malum, zekat denince kırkta bir, sadaka denince de dilenciler akla gelir. Zekatın sadece zenginlere farz olduğu söylenir. Halbuki Kur’an “zor zamanda ekmeğini aşını bölüşmekten” (Beled;90/14) ve “darlıkta ve bollukta infak etmekten” (Al-i İmran; 3/134). bahsediyor. Kur’an’ın zekat, infak, afv, sadaka kavramlarıyla neyi anlatmaya çalıştığını çok iyi kavramalıyız. Bu kavramlar, yoksul için günü kurtarma, zengin için de ucundan vererek meşrulaştırma aracı değildir. Bu açıdan bakarsak sanıldığının aksine bu ayetlerin hiç birisi nesh olmamıştır. Kur’an’da nesh diye bir şey yoktur.</p>
<p>Dikkat ediniz! “Onda yoksa bendeki ateştir” diyerek komşusu açken yatağında uyuyamayan, kabuslar geçirerek sabahı bir türlü edemeyen, bambaşka bir “insan türü”nden bahsediyoruz.</p>
<p>Bu açıdan kırkta bir, onda bir gibi ölçülerin yıllık ekim ve hasat zamanı gözetilerek belirlenmiş, ağırlıklı olarak tarım toplumunu esas alan oranlar olduğunu ve tarihsel olduklarını bilmek lazımdır. Evrensel olan malı ve mülkü birkaç zengin arasında dolanıp duran bir “devlet” (güç, iktidar, otorite, tahakküm, sınıf) aracı olmaktan çıkarmak ve genele yaymaktır (Haşr; 59/7). Bunun için de arınmak, vermek, “kenz”i (biriktirme, yığma) ateş bilmektir. Aksi halde zekat, infak, sadaka vs. zenginler ve yoksullar arasında oynanan terapik (günü kurtarmaya, rahatlamaya yönelik) bir oyunun adı olmaktan öteye geçemez.</p>
<p>Pek tabi ki bu bir sistem meselesidir.</p>
<p>Böylesi bir sistem zihnimizde olsa bile 14 asır öncesi kurulduğu şekliyle donmuş vaziyette. Bunun için zekat ayrı vergi ayrıdır. Devlet 22 çeşit vergi alır, Müslüman zihin bundan ayrı zekat hesaplar. Toplumsal sistemin mihveri olan vergili yaşam almış başını gitmiş, zekat fıkhı ise 14 asır öncesinin kırkta birinde donmuş kalmıştır. O eski zekat muktesebât, bugün sararmış sayfalarda keneler tarafından yenmeyi beklemektedir.</p>
<p>Halbuki bunların o sararmış sayfalardan çıkarılıp hayatın içine taşınması gerekir. Seyyid Kutup’un tabiri ile bize artık “varakatu’l-fıkıh” yani sayfalarda kalmış, eski kitaplarda gömülü fıkıh değil; “hareketu’l-fıkıh” yani yaşayan, canlı, dinamik, hayatın içinde, hareket halinde olan fıkıh lazımdır.</p>
<p>Hareket halinde olma ise, gerçek anlamda devlet ve onun temel hukuk (maliye, vergi) düzeninde gerçekleşir. Gerçek bir Adalet Devleti’nde bunlar Medine’de Peygamberimizin yaptığı gibi devlet düzeyinde yaşanır ve yaşatılır.</p>
<p>Eski müçtehitlere bakın, içtihatlarının çoğu, bir zamanların devlet ve toplum hayatını şekillendiren temel hukuk mevzuatlarıdır. Sadece Abbasi hukuk düzeninde Ebu Hanife talebesi 800 kadı görev yapmıştır. O içtihatların ve görüşlerin hiçbiri boşlukta oluşmamıştır. Yaşanmış, canlı ve dinamik bir devlet ve toplum hayatının ürünüdür onlar. Fakat asırlar geçtikçe tarihin gerisinde kaldılar ve giderek hayattan çekilerek sararmış sayfalarda mollanın ezber yapıp durduğu “varakatu’l-fıkıha” dönüştüler. Halbuki “hareketu’l-fıkıh” sararmış sayfalarda değil; yaşayan toplum ve devlet hayatında olandır. Böyle bir devlet var mı şu an derseniz, kurumsal anlamda devlet evet var ama düzen bozuk. Düzenin değişmesi için ise eskinin külüne değil; ateşine talip olarak işe başlamalıyız. Bu ayrı bir konu yeri şimdi burası değil…</p>
<p>***</p>
<p>İşte “sadaka”, şimdiki anlamın tam tersi bu “devlet düzeyini” ifade ediyor. Sadaka kavramının Kur’an’da geçtiği 13 yere baktığımızda hepsinin de Medine’de inen ayetler olduğunu görürüz. Bunların çoğu Bakara ve Tövbe surelerindedir.</p>
<p>Bu şu demek oluyor: Artık Medine’de devlet kurulmuş, tekziye, infak ve afv doğrultusunda sürekli vererek arınma (tezkiye) ve maldan verme (infak) çağrıları yapılmış, üstelik verme standardı (afv) da belirlenmiş iş bizzat vermeye, vergilendirmeye gelmiştir. Bunun için sadaka ayetlerinin “otorite katından” konuştuğunu görürüz: “Mallarından sadaka al. Böylece bu kendilerini hem temizlesin, hem de arındırırsın.” (Tövbe; 9/103) “Sadakalar ancak yoksullar, düşkünler, toplayıcılar, kalpleri ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler ve yolu kesilmişler içindir. Allah böyle farz kıldı. Allah bilendir, bilgedir.” (Tövbe; 9/60).</p>
<p>Böylece alınan vergilerin (sadakaların) kamu otoritesince nerelere harcanacağı da beyan edilmiş oluyor. Peki bunlar devlet olmadan olmaz mı? Olur neden olmasın. Arınmanın, paylaşmanın, bölüşmenin, vermenin yeri, zamanı, mekanı olmaz, değil mi? Burada devlete adalet, güvenlik, dirlik ve düzen için gerek vardır. Aksi halde mallar kim vurduya gidebilir. Karşılıklı güven ve sadakat tesis edildikten sonra infak her ortamda tabîki yerini bulur…</p>
<p>***</p>
<p>Mekke’den Medine’ye doğru gelişen süreçte, kanımca Kur’an’ın eşya, mal ve mülk konusunda izlemiş olduğu seyir genel hatlarıyla buydu. Zaten burada niyetim bir model önermekten ziyade bu seyri ortaya koymaktı. Sanırım bu az çok anlaşılmış oldu. Buradan nasıl bir model çıkabileceği ise yine ayrı bir konudur.</p>
<p>Demek ki Kur’an işe mal mülk sahiplerini, biriktirenleri, yığanları eleştirerek başlıyor. Biriktirmeyen, dağıtan, paylaşan ve bölüşen bir toplum istiyor. Bunu “arınma, temizlenme” olarak görüyor.</p>
<p>Bugünkü tabirlerle söylersek Kur’an’ın istediği aslında “orta sınıflaşmış” bir toplum… Böyle bir toplum ekonomi-politik olarak sağlam durur. Krizlere dayanıklıdır. Boyuna kin ve nefret üreten sınıf çelişkilerinden ve derin uçurumlardan arınmıştır. Sermaye biriktirerek dev yatırımlara dönüştürme meselesi eşit hakka sahip emek-sermaye ortaklıkları ile sağlanır. Yani bir adam tek başına bütün köyün ağası veya bütün fabrikanın ebediyen patronu olamaz, olmamalıdır. Emeğin değeri sermayeye eşit olmalıdır. Kâr büsbütün tek bir kişiye akmamalı, hakça bölüşülmelidir. “Adalet Devleti” bunu denetlemeli ve koordine etmelidir. Burada asıl olan özel veya devlet mülkiyeti değil; toplumsal mülkiyettir…</p>
<p>Anlaşılmış olmalı ki şahıs veya devlet kapitalizmi öngörmeyen, çalışanların süreç içinde çalıştıkları yerin ortağı olacağı, malın mülkün zenginler arasında dolanıp duran bir devlet olmaktan çıkacağı bir düzenden bahsediyoruz. Yani olacaksa hepimizde olacak, olana kadar da paylaşılacak, bölüşülecek. Öyle tek başına yığmak, biriktirmek yok. Elinde bir tane ekmeğin olsa, olmayana yarısını bölüp vereceksin. Darlıkta ve bollukta infak bu değilse nedir? Olaya buradan bakamayan Yeşaya’nın tabiri ile “Rabbden zevk alamaz”… Müslümanlığa önce buradan giriş yapacağız. Bütün her şey bundan sonra ve bu “direğin” etrafında kurulacak. Peygamberimizin Medine’ye geldiğinde ilk diktiği direk buydu. Medine’yi bu direğin etrafında kurdu. Yani genel seferberlik ilan eder gibi kardeşlik ilan ettiği, yüzlerce aileyi birbirine kardeş yaparak yeni toplumsal yapıyı bu sosyoloji üzerine kuruduğu o efsane (imkansız/ hayal gibi görüneni bilfiil yaparak gösterme) yıllardan bahsediyorum. (bkz. “Kardeşlik devrimi” başlıklı makale).</p>
<p>Bakanız, Kapitalizm şöyle der: “Hepsi bende olsun…” Komünizm de şöyle: “Hepsi devlette olsun…” Bu bakış da ise bu şöyle olur: “Başkasında yoksa bende de olmasın, olacaksa hepimizde olsun…” Buna Peygamberlerde görülen “fakr” makamı denir ki en büyük insani erdemdir. Sistemi bu felsefe üzerine kurmak lazımdır.</p>
<p>Komunizm sırf ekonomi-politik mekanizma olarak işlediği ve bu alana hapsolup kaldığı için kapitalizme alternatif olamadı. Oysa bu alanın dışına çıkmak ve mal mülk konusunda metafizik gerilim ve ontolojik bilinç yaratmak lazımdır. Bunu sağlayacak olan da dindir. Fakat bu dinin de, içinde ekonomi-politik olmayan yani tarih, hayat, tabiat ve insan emeği bulunmayan tapınak dinleri olmaması gerekir…</p>
<p>Kanımca bu konular üzerinde kafa yorulmalı, esasa ilişkin tartışmalar yapılmalıdır…</p>
<p>***</p>
<p>Sonuç olarak Kur’an, Müslümanın paylaşmasını, bölüşmesini istiyor. “Mülk Allah’ın” (herkesin), zimmetinize yığma (tekâsür) yarışına girmeyin, kasıntıyı bırakın, verin” diyor. “Kul hakkı ile karşıma gelmediğiniz gibi, yığınla malı istif etmiş olarak da karşıma gelmeyin. Zaten bir parça kefenle gelme dışında şansınız da yok. Hele de din ve devlet (kamu) üzerinden yığanların vay haline! O halde o fazlalıklardan kurtulun, hafiflemiş olarak gelin” diyor.</p>
<p>Çünkü fazlalık (afv) ötekinden sana haksız yere geçen şeydir. Oysa insan için çalıştığından (sa’y; emek, alınteri) başkası yoktur (Necm; 53/39). Bu geçen şeyi iade etmedikçe arınmış olamazsınız. Nefis tezkiyesi (kişiliğin pislikten arındırılması) bu demektir. Başkasından sana haksızlıkla geçen şey pislik oluyor. Yoksa pislik “dünyaya bulaşmak” demek değildir. İşte o pislikten, başkasından sana geçmiş olanı dünyada vererek kurtulacaksın; dünyadan el etek çekerek değil… “Nefis tezkiyesi” kavramındaki “tezkiye” ile “zekat”ın neden aynı kökten olduğu anlaşılıyor olmalı…</p>
<p>İşte bunun için olmalı ki ilk sahabeler hidayete erince ilk olarak üzerindeki mal ve mülkten kurtulmak istemişler. Böylece nefislerini “tezkiye” etmişler. İlk hidayet coşkusunu burada bulmuşlar. Demek ki “Müslüman olunca ilk malını dağıttı…” sahneleri her şeyden önce arınma duygusunun, eşyaya yeni bakışın, derin bir bilincin, vicdani uyanışın ve bakış açısı değişiminin sonucu…</p>
<p>Yine bunun için olmalı ki bizim unuttuğumuz, Emevilerden beri nesh (!) olduğunu iddia edip durduğumuz “Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını…” (Bakara; 2/219) ayeti sahabeleri derinden sarsmış, ömürleri boyunca kulaklarında çınlayıp durmuş…</p>
<p>Önce bu sarsıntıyı ve çınlamayı yakalamalıyız.</p>
<p>Sonraki kimi sahabelerin tekrar eski anlayışa dönüp biriktirme yarışına girmelerini ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Benim bu konudaki öncülerim en başta tabi Peygamberimiz olmak üzere Ebubekir, Ömer, Ali, Ebuzer, Ammar gibi ilk çekirdek sahabelerdir. Örneğin Ebubekir ve Ömer’in İslam’a girdiklerinde zengin tüccarlar olmasına rağmen öldüklerinde hiçbir şeyleri kalmamıştı.Yani din ve devlet (kamu) üzerinden hiçbir şey biriktirmemiş, yığmamış; “tekâsür” yarışına girmemişlerdi. Keza başta Peygamberimiz ve damadı Ali olmak üzere diğerleri de “ceketi ile gelip ceketi ile giderek” tüm kamu (din ve devlet) davası güdenler için çağlar boyu yankılanacak ölümsüz mesajlar vermişlerdi.</p>
<p>Hepsine selam olsun!</p>
<p>Allah onların yolundan ayırmasın…</p>
<p>Kaynak: ihsaneliacik.wordpress.com
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/05/04/resmi-islamlik-degerlerin-derece-duzeni-ii/" rel="bookmark" class="crp_title">Resmî İslamlık / Değerlerin derece düzeni (II)</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/08/21/kul-hakkiyla-karsima-gelme/" rel="bookmark" class="crp_title">Kul Hakkıyla Karşıma Gelme !</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/11/29/bu-cennet-bu-cehennem-bizim/" rel="bookmark" class="crp_title">Bu Cennet Bu Cehennem Bizim !</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/05/02/degerlerin-derece-duzeni-i-kurban-edilen-kurban/" rel="bookmark" class="crp_title">Değerlerin derece düzeni (I) / Kurban edilen kurban</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/11/13/sinirlar-ve-ulkeler/" rel="bookmark" class="crp_title">Sınırlar ve ülkeler</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/25/sana-neyi-infak-edeceklerini-sorarlar-recep-ihsan-eliacik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir dakika sükunet !</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 23:18:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/</guid>
		<description><![CDATA[
Bir Dakika Sükunet from Akdeniz TV on Vimeo.

Related Posts:

Uyghur Seghinish
Çılgın Kanal Dizi Müziği &#8211; Loituma &#8211; Leven Polka
Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;
Video Klipler
DEMO KAYITLAR
Powered by Contextual Related Posts


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7106518&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7106518&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/7106518">Bir Dakika Sükunet</a> from <a href="http://vimeo.com/akdeniztv" class="broken_link" >Akdeniz TV</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/" rel="bookmark" class="crp_title">Uyghur Seghinish</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/" rel="bookmark" class="crp_title">Çılgın Kanal Dizi Müziği &#8211; Loituma &#8211; Leven Polka</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/27/myspace-lastfm-sansur-kultur-ve-bir-avuc-insan/" rel="bookmark" class="crp_title">Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/video-klipler/" rel="bookmark" class="crp_title">Video Klipler</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/demo-kayitlar/" rel="bookmark" class="crp_title">DEMO KAYITLAR</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyghur Seghinish</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 23:13:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/</guid>
		<description><![CDATA[
Uyghur Seghinish from Akdeniz TV on Vimeo.

Related Posts:

Bir dakika sükunet !
Çılgın Kanal Dizi Müziği &#8211; Loituma &#8211; Leven Polka
Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;
Video Klipler
DEMO KAYITLAR
Powered by Contextual Related Posts


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7106423&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7106423&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/7106423">Uyghur Seghinish</a> from <a href="http://vimeo.com/akdeniztv" class="broken_link" >Akdeniz TV</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir dakika sükunet !</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/" rel="bookmark" class="crp_title">Çılgın Kanal Dizi Müziği &#8211; Loituma &#8211; Leven Polka</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/27/myspace-lastfm-sansur-kultur-ve-bir-avuc-insan/" rel="bookmark" class="crp_title">Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/video-klipler/" rel="bookmark" class="crp_title">Video Klipler</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/demo-kayitlar/" rel="bookmark" class="crp_title">DEMO KAYITLAR</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çılgın Kanal Dizi Müziği &#8211; Loituma &#8211; Leven Polka</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 23:52:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Ses Dosyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/</guid>
		<description><![CDATA[Loituma &#8211; Leven Polkaby NetteTek

Loituma &#8220;Levas Polka&#8221;Grandmaster Trash&#124;MySpace Videos
&#8211;
İlgili aramalar: müzik &#8211;  levan polkka &#8211; &#160;levan polkka  &#8211; &#160; klip  &#8211; &#160; müzik

&#8211;


Related Posts:

Uyghur Seghinish
Bir dakika sükunet !
DEMO KAYITLAR
Video Klipler
Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;
Powered by Contextual Related Posts


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><object width="420" height="339"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x6pk6j" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x6pk6j" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/swf/x6pk6j">Loituma &#8211; Leven Polka</a></b><br /><i>by <a href="http://www.dailymotion.com/NetteTek">NetteTek</a></i></div>
<p><span id="more-1947"></span><br />
<font face="Verdana" size="1" color="#999999"><br /><a style="font: Verdana" href="http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&#038;videoid=6849013">Loituma &#8220;Levas Polka&#8221;</a><br /><object width="425px" height="360px" ><param name="allowFullScreen" value="true"/><param name="wmode" value="transparent"/><param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=6849013,t=1,mt=video"/><embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=6849013,t=1,mt=video" width="425" height="360" allowFullScreen="true" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent"></embed></object><br /><a style="font: Verdana" href="http://www.myspace.com/sebastian_stoffels">Grandmaster Trash</a>|<a style="font: Verdana" href="http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.splash">MySpace Videos</a></font></p>
<p>&#8211;</p>
<div style="width:465px;"><embed src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=834046" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" scale="noScale" width="100%" height="355" type="application/x-shockwave-flash"></embed><div style="background:#000000; padding:7px 0px  7px 7px;"><span style="color:#CCCCCC; font-family:Tahoma; font-size:12px">İlgili aramalar: <a style="color:#FF9900; font-family:Tahoma; font-size:12px" href="http://www.izlesene.com/video/muzik-muzik----levan-polkka/834046" target="_blank" title="müzik -  levan polkka">müzik &#8211;  levan polkka</a> &#8211; &nbsp;<a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse=levan polkka " target="_blank" title="levan polkka ">levan polkka </a> &#8211; &nbsp;<a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse= klip " target="_blank" title=" klip "> klip </a> &#8211; &nbsp;<a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse= müzik" target="_blank" title=" müzik"> müzik</a></span></div>
</div>
<p>&#8211;</p>
<p><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5CDnMtmdk0Q&#038;hl=en&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/5CDnMtmdk0Q&#038;hl=en&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/uyghur-seghinish/" rel="bookmark" class="crp_title">Uyghur Seghinish</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/10/17/bir-dakika-sukunet/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir dakika sükunet !</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/demo-kayitlar/" rel="bookmark" class="crp_title">DEMO KAYITLAR</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2007/02/24/video-klipler/" rel="bookmark" class="crp_title">Video Klipler</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/27/myspace-lastfm-sansur-kultur-ve-bir-avuc-insan/" rel="bookmark" class="crp_title">Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve bir avuç insan&#8230;</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/10/cilgin-kanal-dizi-muzigi-loituma-leven-polka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FACEBOOK SAYFASI: ANTALYA GÜNLÜĞÜ www.antalyagunlugu.com</title>
		<link>http://www.aliaksoy.net/2009/10/08/facebook-sayfasi-antalya-gunlugu-www-antalyagunlugu-com/</link>
		<comments>http://www.aliaksoy.net/2009/10/08/facebook-sayfasi-antalya-gunlugu-www-antalyagunlugu-com/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 18:53:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aliaksoy.net/2009/10/08/facebook-sayfasi-antalya-gunlugu/</guid>
		<description><![CDATA[
Antalya Günlüğü sayfasına katılın !
http://www.antalyagunlugu.com
http://antalyagunlugu.wordpress.com

Related Posts:

Facebook Sayfası: ANTALYA TV
Alp Paşa Hotel
FACEBOOK SAYFASI: EL-MUSAVVİR
Aset Et ve Gıda Ürünleri A.Ş.
FACEBOOK SAYFASI: KURAN ÖĞRENİYORUM
Powered by Contextual Related Posts


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.facebook.com/pages/ANTALYA-GUNLUGU/147397969234" target="_blank"><img src="http://antalyagunlugu.wordpress.com/files/2009/10/facebook-antalya-gunlugu_1254952961406.png" class="alignnone size-full wp-image-58" title="Facebook - ANTALYA GÜNLÜĞÜ_1254952961406" alt="Facebook - ANTALYA GÜNLÜĞÜ_1254952961406" height="171" width="480" /></a></p>
<p><strong><a href="http://www.facebook.com/pages/ANTALYA-GUNLUGU/147397969234" target="_blank">Antalya Günlüğü sayfasına katılın !</a></strong></p>
<p><a href="http://www.antalyagunlugu.com" target="_blank">http://www.antalyagunlugu.com</a></p>
<p><a href="http://antalyagunlugu.wordpress.com" target="_blank">http://antalyagunlugu.wordpress.com</a>
<div id="crp_related">
<h3>Related Posts:</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2008/10/26/facebook-sayfasi-antalya-tv/" rel="bookmark" class="crp_title">Facebook Sayfası: ANTALYA TV</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/08/26/alp-pasa-hotel/" rel="bookmark" class="crp_title">Alp Paşa Hotel</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/03/facebook-sayfasi-el-musavvir/" rel="bookmark" class="crp_title">FACEBOOK SAYFASI: EL-MUSAVVİR</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/08/26/aset-et-ve-gida-urunleri-as/" rel="bookmark" class="crp_title">Aset Et ve Gıda Ürünleri A.Ş.</a></li>
<li><a href="http://www.aliaksoy.net/2009/09/03/facebook-sayfasi-kuran-ogreniyorum/" rel="bookmark" class="crp_title">FACEBOOK SAYFASI: KURAN ÖĞRENİYORUM</a></li>
<li>Powered by <a href="http://ajaydsouza.com/wordpress/plugins/contextual-related-posts/">Contextual Related Posts</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aliaksoy.net/2009/10/08/facebook-sayfasi-antalya-gunlugu-www-antalyagunlugu-com/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
